TARİHİ ÇARPITMAK

TARİHİ ÇARPITMAK
19 Temmuz 2026 17:22
34
A+
A-

Ceyhun Balcı

Tarih yazmak, yapmak kadar önemlidir. Tarihi yazan, yapana sadık kalmazsa değişmeyen gerçek insanlığı şaşırtacak bir içeriğe kavuşur.

Mustafa Kemal Atatürk

Tarihi çarpıtmak hem kolay hem zordur.

Kimse fark etmezse sorun yok.

Fark eden olursa başınızın ağrıması kaçınılmazdır.

TRT’nin tarihe ilgisi ve buna bağlı olarak tarihsel diziler üretmekte oluşu bilinmeyen durum değil. Görsel sanatlar, yazılmış olan tarihi yansıtması bakımından tarih yazımına katkıda bulunur.

Hele bir de dizinin başına “Bu hikaye ve karakterler, tarihten esinlenilerek kurgulanmıştır” diye yazarsanız en küçük hatanızın başınıza büyük bir dert olarak dönmesi kaçınılmazlaşır.

Yarkent Hanlığı (1514-1680)

Fatih Sultan Mehmet (1432-1481)

“Fetihler Sultanı Mehmet” dizisi 1481’de sonsuzluğa göçen Fatih Sultan Mehmet’i XVI. Yüzyılda kurulmuş Yarkent hanlığıyla buluşturunca olanlar olmuştur. İşin içine Ali Şir Nevai’yi katmak da cabası.

Bizim kaba milliyetçi tayfasından kime Çin deseniz “Uygur kardeşlerimize baskı yapıyorlar” geri bildirimini alırsınız.

Bu sayıklama iç kamuoyuna yöneliktir. Ne yapalım diye sorsanız yanıt alamazsınız.

Dünya küçüldü sözüne kimse karşı çıkamaz günümüzde.

Tarihi çarpıtmak ve gereğinde yeniden yazmak Türkiye sınırları içinde olanaksız sayılmaz.

Örneğin, “Vahdettin bir haindi”demek savcı karşısına çıkmanız anlamına gelebilir yargı devleti koşullarında. O kaynak, bu kitap, şu kanıt demeniz anlam taşımaz. Karşınızdaki hukukçu görünümlünün görevi birisini hoşnut kılmak olduğu sürece demir parmaklıkların ardına düşmek de içinde olmak üzere bir dizi yaptırımla karşılaşmanız hiç de şaşırtıcı olmayacaktır.

Az önce adını andığımız dizide Ali Şir Nevai’ye “Çin, kudretiyle erkeklerimizi köle kızlarımızı cariye etmeye karar almıştır” da dedirtmeye vardırabilirsiniz işi.

Bu çarpıtma Türkiye sınırları içinde kaldığı sürece sorun yok.

Ne yapalım ki, dünyanın en azından ulaşım ve iletişim bağlamında küçüldüğü bir çağdayız.

Sincan’da bir Uygur diziyi izleyebilir. Bununla yetinmez de bu tarihsel çarpıtmayı Çin yönetimine bildirirse  başınıza dert almış olursunuz.

Atatürk’ü, Cumhuriyeti ve başka yakın tarih değerlerini aşağılamaya, yok saymaya alışılmış olabilir. Bu bakımdan önemli bir engelle karşılaşılmadığı da ortadadır.

Çarpıtılmış tarih üzerinden dış dünyadan tepki almaksa kaçınılmazdır.

İktidarımızın her fırsatta başvurduğu “dış gücler” metaforu bu kez sizi vuran silaha dönüşmüştür.

Tükürdüğünü yalamama konusunda hünerli olan hoyrat iktidarımız bu kez baltayı taşa vurmuş gibi görünüyor.

Tasalanmalarına gerek yok.

Böylesi küçük (!) bir hata iktidar koltuğunun altlarından kayıp gitmesine neden olmaz.

Alt tarafı mahcubiyet!

Belki de o bile değil.

Azim ve Karar, 19.07.2026