CUMHURİYETİN BAROSU

CUMHURİYETİN BAROSU
2 Kasım 2026 00:03
39
A+
A-

Suay Karaman

18 Ekim 2026 tarihinde yapılan İzmir Barosu seçimlerini Cumhuriyetçi grup kazandı. Böylece sekiz yıllık aradan sonra İzmir Barosu cumhuriyetçilerin, ulusalcıların eline geçti. Bu güzel haberden sonra 25 Ekim 2026 tarihinde yapılan İstanbul Barosu seçimlerini de Cumhuriyetçi Güç Birliği ekibi kazandı.

ARA REKLAM ALANI

Ülkemizin en büyük barosu olan İstanbul Barosu yönetimini, 2024 yılında oyların bölünmesi sonucunda cumhuriyet ile sorunlu bir ekip almıştı. Ekibin başında Av. Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu vardı. Av. İbrahim Kaboğlu 2003 yılında Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulu Başkanlığına getirilmişti. Bu kurul tarafından 22 Ekim 2004 tarihinde sunulan ‘Azınlık Hakları ve Kültürel Haklar Raporu’nda vatandaşlık tanımında ‘Türklük’ yerine ‘Türkiyelilik’ kavramının kullanılması önerildi. Bu şekilde ülke gündemine sokulan Türkiyeli kavramı, bölücüler, etnik ırkçılar gibi kendini ve gerçekleri bilmez gruplar tarafında ağızlarına sakız yapıldı. Hazırlanan bu raporda Lozan reddediliyor ve Sevr geri getirilmek isteniyordu; azınlık ve etnik siyasi kimliklerin anayasada temsil edilmeleri ve anayasal haklar verilmesi savunulmaktaydı.

Yeni CHP’den 2018 genel seçiminde milletvekili olan Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, Ağustos 2008 tarihinde “Ergenekon davası karartılmasın, derinleştirilsin, sonuna kadar gidilsin” diyerek imza verenler arasındaydı. Ergenekon davası derinleştirilsin diye imza veren Av. İbrahim Kaboğlu, o derinliğin içinden FETÖ kumpası çıkınca sessiz kaldı. Attığı o imza için yanıldığını düşünüyor mu, yanıldığı için utanıyor mu? Profesör ünvanlı birinin, imzasını hatıra fotoğrafı imzalar gibi düşünmeden atmayacağını bilmesi gerekir.

Av. İbrahim Kaboğlu Mart 2016 tarihinde sözde Ermeni soykırımı için özür dileyen imzacılar arasındaydı; gerçekleri öğrenmeden emperyalist yalanların peşine takılmıştı. Barış için akademisyenler grubu içinde olarak ‘Bu Suça Ortak Olmayacağız’ bildirisini imzaladığı gerekçesiyle 7 Şubat 2017 tarihinde, Marmara Üniversitesi’ndeki görevine son verildi. Hakkında açılan ‘terör örgütü propagandası yapmak’ suçlamasından 27 Kasım 2019 tarihinde milletvekiliyken beraat etti. 2024 yılında İstanbul Barosu’na başkan seçildiği gün Av. İbrahim Kaboğlu, Anayasanın değiştirilemez ilk dört maddesi konusunda “değişmez maddelere olumlu anlamda dokunulabilir” ifadesini kullanarak, kimlere hizmet ettiğini belirtmiş oldu.

25 Ekim 2026 tarihinde yapılan İstanbul Barosu seçimlerinde dokuz aday yarıştı. Av. Prof. Dr. Ümit Kocasakal’ın başını çektiği Cumhuriyetçi Güç Birliği ekibi, on bini aşkın oyla, ezici bir çoğunlukla seçimi kazandı. Av. İbrahim Kaboğlu’nun ekibine yaklaşık 3.200 oy fark attı.

İstanbul Barosu seçimlerini açılımcılar yitirdi, Cumhuriyetçiler kazandı. Türkiyeli avukatlar değil, Türk avukatlar kazandı. Çünkü Av. Ümit Kocasakal’ın ulusalcı söylemleri, seçime damgasını vurdu. İlk dört maddeye dokunanın eli yanar, üniter yapı değişmez, Cumhuriyetin taşıyıcı kolonları yıkılmaz, laiklik sarsılmaz söylemleri ile İstanbul Barosu güvenli ellere teslim edildi. Böylece Ümit Kocasakal ve Mustafa Kemal’in askerleri, İbrahim Kaboğlu ve küresel ekibini İstanbul Barosu’ndan uzaklaştırdı. İstanbul Barosu yeniden Cumhuriyetin Barosu oldu.

Av. Ümit Kocasakal’ın baro seçimini kazanması üzerine başta i-kinci cumhuriyetçiler olmak üzere, PKK terör örgütü sevicileri, FETÖ’cüler, sahte milliyetçiler, CİA ve MOSSAD için çalışıp nemalananlar hemen Kocasakal için ‘faşist’ yakıştırmasında bulundu. Bu takım, ulusalcılık faşistlikmiş ve kötü bir şeymiş gibi bir algı yaratma çalışmasına başladılar ama kendilerinden başka kimseyi inandıramazlar.

Ümit Kocasakal ve ekibinin bu başarısından rahatsızlık duyanlar da vardı. Türk Milleti diyemeyenlerin, çerçeve yasaya evet diyenlerin, etnik kimlikçilerin ve PKK terör örgütünün bebek katili başına statü verip, af getirmeye çalışanların, İstanbul Barosu’nun Cumhuriyet Barosu olması işlerine gelmedi. Bu nedenle AKP, MHP, Yeni Parti ve CHP’nin, Türk Milletini temsil etmediği de görülmüş oldu.

Türk Milleti’nin, i-kinci cumhuriyetçilerden, açılım sevicilerden, anayasanın ilk dört maddesine dokunmak isteyenlerden, dinci, bölücü ve mezhepçi siyasetten ve kişilerden son derece rahatsız olduğu bellidir. Türk Milleti, laik ve demokratik, sosyal hukuk devleti olan Atatürk Cumhuriyetini özlemektedir. İşte bu yüzden İstanbul Barosu seçimlerinde Av. Ümit Kocasakal ve ekibine büyük destek vermiştir. Bu ruhun ülkemizi yeniden bir Kuvayı Milliye hareketine dönüştürerek, aydınlığa doğru götürmesi dileğiyle…

Azim ve Karar, 2 Kasım 2026