İSTENMEYEN KİŞİ-PERSONA NON GRATA
Suay Karaman
4 Temmuz 1776 tarihinde kurulan Amerika Birleşik Devletleri’nin 250. yılı kutlandı. 4 Temmuz tarihinde her ülkedeki ABD büyükelçileri bağımsızlık günü resepsiyonu verir. Ancak ABD Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, bağımsızlık resepsiyonunu bu yıl 9 Eylül tarihinde verdi.
Açıklamaları ve yorumlarıyla tepki çeken ABD Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın 4 Temmuz olan ABD’nin kuruluş gününü 9 Eylül tarihinde kutlaması dikkat çekti; bunun üzerinde düşünmek gerekir. 9 Eylül, İzmir’in düşman işgalinden kurtuluş günüdür ve aynı zamanda CHP’nin kuruluş tarihidir. Söylemleriyle herkesin sevimsiz olarak nitelendirdiği ABD Büyükelçisi Tom Barrack’ın, yeni bir oyun peşinde olduğu anlaşılmaktadır.
9 Eylül günü birçok kez istenmeyen kişi (persona non grata) olmayı hak eden Tom Barrack gibi birinin huzuruna gitmek, elini sıkmak, onun yanlışlarına ortak olmaktır, destek olmaktır. Çünkü 9 Eylül tarihi, ABD Büyükelçisi’ne nezaket gösterme günü değildir; emperyalizme diz çöktüren eşsiz liderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün ve bağımsızlık iradesinin anımsanma günüdür. Bu nedenle 9 Eylül günü ABD Büyükelçisinin verdiği resepsiyona katılmayan İYİ Parti, anlamlı bir boykota öncülük etmiştir.
Tom Barrack, 18 Nisan 2026 tarihinde Antalya Diplomasi Forumu’nda yaptığı konuşmada Ortadoğu’da yalnızca aydınlanmış monarşiler ya da bir tür monarşik cumhuriyetlerin yani kısaca güçlü liderlik rejimlerinin başarılı olduğunu ve diğerlerinin Arap baharından sonra ortadan kalktığını söylemişti. Bu sözleri o zaman CHP genel başkanı olan Özgür Özel; “Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu ülkede gelip de demokrasiyi eleştirip monarşiyi övmek tam bir hadsizliktir. Bu vakitten sonra Türkiye demokrasisi açısından Tom Barrack istenmeyen insandır, persona non gratadır. Bu vakitten sonra Tom Barrack’ı Türkiye Cumhuriyeti’nde istenmeyen insan ilan ediyoruz” diyerek doğru ve haklı bir noktada eleştirmişti.
Bu eleştiriyi yaptıktan sonra ve hele 9 Eylül gibi bizler için çok anlamlı bir günde ABD Büyükelçisinin verdiği resepsiyona Özgür Özel’in Yeni Partisinden bazı yöneticilerin katılması da tam anlamıyla tutarsızlıktır, hatta kendi deyimiyle hadsizliktir.
CHP’nin, Anayasa ve TBMM İçtüzüğünde tanımlanmayan Milli Birlik ve Dayanışma Komisyonu’na katılmasına itiraz edenlere “aklı evvel” diyen Özgür Özel, kendisine muhalefet edenlere de “korkaklarla, özgüvensizlerle işimiz yok” sözleriyle çıkışmıştı. Bunun yanında tüm maddelerinin anayasaya aykırı olmasına karşın Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun’a evet oyu vermesi de ‘aklı evvel’lik yaparak, ulus devletin bitirilmesine aracılık etmek anlamına gelmektedir.
Emperyal projelere dahil olmak için dış basına yazılar gönderen Özgür Özel, “ABD’nin gözüne girmeden iktidar olunamaz” diyenlere de el yükselterek, Kürtçülerle kayıtsız şartsız iş birliğine yönelmiştir. O yüzden Kürt sorunu, eşit yurttaşlık, anadilde eğitim, yerel yönetimlere özerklik şartı gibi söylemleri dilinden düşürmemektedir. Emperyalizmin kucağına oturup, Kürtçü siyasete göz kırpacaksınız ve iktidara geleceğiz diye toplumu kandırıp, Atatürk’ün yolundayız diyeceksiniz. Emperyal planlara alet olanlar mutlaka Türk Milletinden tokat yiyecektir.
Bu koşullarda yeni anayasa dedikleri federasyon anayasasına hayır diyemeyecekleri bellidir. Zaten çerçeve yasaya evet dedikleri gün laik cumhuriyetten yana ve Atatürkçü çizgide duran insanların gözündeki umut olma niteliği yitirilmişti. Cumhuriyet’in kurucu değerlerinin, vatanın birliğinin, bütünlüğünün siyasi pazarlık konusu yapıldığı günümüzde sadece Tom Barrack değil, bu ülkede istenmeyen kişi o kadar çok var ki…
Azim ve Karar, 28 Eylül 2026