AZERBAYCAN’DA TÜRBAN SORUNU NEREDEN ÇIKTI?

AZERBAYCAN’DA TÜRBAN SORUNU NEREDEN ÇIKTI?
30 Ekim 2026 12:39
3
A+
A-

Süleyman Çelik

Sovyetler Birliği döneminde Azerbaycan’da, doğal olarak türban sorunu diye bir sorun yoktu. 

Sovyetler dağıldıktan sonra da 40 yıla yakın bir süredir, böyle bir sorun yaşanmadı…

Şimdi bu sorun, birden bire nereden çıktı?

Kızılderililer der ki “eğer bir derede iki balık kavga ediyorsa, kesinlikle biraz önce o dereden uzun bacaklı bir İngiliz geçmiştir!..”

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra İngilizin yerini Amerikalı aldı…

Sorun Ortadoğu’da ise Amerika’nın yanında kesinlikle İsrail de vardır…

***

Sovyetler Birliği döneminde, tüm sovyet cumhuriyetleri Rusya’nın güdümü altındaydı. Sovyetler dağıldıktan sonra Rusya, ağabeylik rolü oynayarak bunu sürdürmek istedi. Ancak görüldüğü kadarıyla, Beyaz Rusya dışında bunu isteyen devlet pek yoktu… 

Bunu hiç istemeyenlerin başında, bağımsızlığını kazandıktan sonra, yapılan özgür seçimlerle devlet başkanlığına seçilmiş Ebulfez Elçibey liderliğindeki Azerbaycan geliyordu. 1993’te Türkiye’ye geldiğinde ziyaret ettiği Anıtkabir özel defterine, “Ey büyük Türk’ün büyük komutanı! Seni ziyaret etmekle özüm ve milletim adına şeref duydum. Senin Esgerin” diye yazacak kadar Kemalist olan Elçibey’i diğer Haçlılar gibi, genlerinde Türk düşmanlığı olan Rusya da hiç istemiyordu. Tarih boyunca sürekli kullandığı Ermenileri, gene kullanarak Azerbaycan’a saldırdı. Ermenilerin Dağlık Karabağ’ı ele geçirmesine ve Birinci Dünya Savaşı’nda Erzurum, Van, Bitlis, Muş’ta yaptıkları gibi Hocalı’da soykırım nitelikli katliamlar yapmalarına yardımcı oldu…

Amerika ve AB ülkeleri de Ermeni yanlısı ve Türk düşmanı oldukları için kıllarını kıpırdatmadan soykırımı izlediler. Sonuçta Elçibey düşürüldü. Yerine Sovyet Komünist Partisi Politbüro üyeliğine kadar yükselmiş olan kurt politikacı Haydar Aliyev getirildi. Bu şekilde Azerbaycan, yeniden Rusya’nın güdümüne girdi…

Öte yandan, dünyanın tek süper gücü olmak isteyen Amerika, eski Sovyet cumhuriyetlerini, Soros’un renkli devrimleri yoluyla Rusya’nın etki alanından çıkarıp kendi etki alanına alırken, Ermenistan’a dokunmadı. Çünkü Ermenistan’ın kendisinden güçlü olan düşmanı Azerbaycan’a karşı Rusya’nın yakın korumasına gereksinimi vardı. 

Fakat Rusya, Ukrayna’ya savaş açıp batağa saplanınca Paşinyan’ı iktidara getirerek Ermenistan’a da el attı. Rusya buna tepki olarak, Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ’ı geri almak üzere Ermenistan’a saldırması için yeşil ışık yaktı. Azerbaycan da bunu iyi değerlendirdi ve arkasında Rusya olmadığı için Ermenistan’ı kolayca yenerek 30 yıl kadar önce kaybettiği topraklarını geri aldı.

***

Bu arada İsrail’e düşmanlık güden üç Arap ülkesi, Irak, Libya ve Suriye’nin işi bitirildikten sonra  BOP’da sıra İran’a gelmişti.

Bu amaçla, İran’ı kuzeyden de kuşatmak isteyen Amerika, Azerbaycan’ı da yanına almak istedi.

Ermenistan’ı destekledikleri için Arap ülkeleri ve İran’la arası iyi olmayan Azerbaycan’ın, İsrail ile zaten iyi ilişkileri vardı. Ayrıca diğer İslam ülkeleri liderleri gibi Aliyev de, ülkesini yağmalayarak elde edip yurtdışına çıkardığı paraları Batı bankalarında tutuyor, Batı ülkelerinde taşınmazlar alıyordu. Yani cüzdanıyla zaten Batı’ya bağlıydı! Cüzdanının da sesine uyarak uzatılan eli tuttu!..

Trump, yeni ağabey rolü oynayarak  Paşinyan ile Aliyev’i bir araya getirdi. İkinci Karabağ Savaşı sonrası yapılmamış olan, barış antlaşmasını imzalattı.  Fırsattan istifade, ateşkes anlaşmasıyla oluşturulmasına karar verilmiş olan, Nahçıvan’ı (dolayısıyla Türkiye’yi) Azerbaycan’a bağlayacak Zengezur Koridoru’nun işletmesini 99 yıllığına Amerika’ya verilmesini sağlayıp, adını da “Trump Koridoru” yaptırarak, komisyonunu da almış oldu.

Böylece Uzun Bacaklılar (Amerika ve İsrail) Azerbaycan’a adım atmış oldular.

***

“Kış kışlığını, puşt musluğunu yapar” diye bir argo atasözümüz var. Bunun gereği olarak Uzun Bacaklılar da hemen “böl, çatıştır, yönet” olan, işlerini yapmaya giriştiler!..

Müslüman ülkelerde bunun en kolay yolu, Türkiye’de de uyguladıkları gibi kadınları kullanarak türban sorunu yaratmaktır. CIA ve MOSSAD ajanı hocalar, şeyhler, mürşitler, tarikat/cemaat liderleri vb.bu işi çok kolay yapmaktalar. “Bazen kendimi o kadar kaptırıyordum ki evde kimse yokken sabahın köründe kalkıp namaz kılıyordum” diyen Lawrence gibi ajanlar yetiştirmekte de üzerlerine yoktur!..

İşte Azerbaycan’da ortaya çıkan ve Türkiye ile ilişkileri etkileyecek boyuta kadar giden türban sorununun nedeni de kökeni de budur.

Üstelik suçu İran’ın üzerine atarak bir taşla iki kuş vurmak istiyorlar! 

Yok, Azerbaycan’da 500 bin kadar Fars kökenli varmış. Bunlar İran’la birleşmek istiyormuş falan!

ABD ve İsrail’in saldırısı altında, can derdine düşmüş İran’ın böyle işlere bakacak hali mi var? Hem kendi ülkesinin yarısı Türk. Böyle bir iş yaparsa, bunun ters tepeceğini bilmez mi?

Bunlar hedef saptırmaktır!..

Türkiye’de de Muammer Aksoy, Bahriye Üçok, Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı gibi Kemalistleri şehit ederlerken İran’ı gösteriyor ve biz de “Türkiye laiktir, laik kalacaktır” diyerek İran karşıtı gösteriler yapmıyor muyduk?

Oysa İslam ülkelerinde laikliği de demokrasiyi de istemeyen Amerika’dır. Türkiye için bunu yıllar önce Graham Fuller ve Samuel Huntington gibi Amerikan derin devletinin görevlileri, kitaplarında açıkça yazdılar. Hatta Başkan Clinton, “Amerika’ya bağlı bir halife istediklerini” ağzından kaçırdı!.. 

Günümüzde, densiz konuşmalar yapan elçileri Tom Barrack açık açık, Türkiye için “Osmanlı Millet Sistemi” veya “merhametli monarşi” önermiyor mu?

Azim ve Karar, 30.10.2026