KARDEŞİM İLHAM
Suay Karaman
Bugün ülkemizin gündeminde çok önemli bir yer tutan fon vurgununu gözden düşürmek için, Mekke anlaşmasını unutturmak için, çerçeve yasanın ülkemize getireceklerini saklamak için, yaşanan hukuksuzlukları gölgelemek için her yol denenmektedir. Gerçi ne yapılırsa yapılsın, er ya da geç yapılan tüm bu olumsuzlukların ve pisliklerinin ortaya saçılacağı ve hesap sorulacağı günler de gelecektir.
Azerbaycan Eğitim Bakanlığı tarafından 2010-2011 eğitim-öğretim yılında okullarda tek tip kıyafet zorunluluğu getirilerek, ilk ve ortaöğretim kurumlarında türban yasağı uygulandı. 2026 Temmuz ayında ‘Genel Eğitim Hakkında Kanun’da yapılan düzenlemelerle okullarda ulusal kılık-kıyafet esasları yeniden netleştirildi ve kamu okullarındaki kısıtlamanın uygulamasına devam edildi. Aynı şekilde benzer yasaklar Tacikistan, Kazakistan ve Kırgızistan’da da vardır. Bu ülkelerde ‘Okul Üniforması Standardı’ ile okullarda dini sembol olan türban, tesettür ve peçe kullanımı yasaklanmıştır. Bu üç devlette aynı yasak uygulanırken, neden sadece Azerbaycan’ın üstüne gidiliyor olmasının üzerinde durmak gerekir.
Azerbaycan Eğitim Bakanlığı’nın türban yasağı için AKP milletvekilleri ve Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral, eleştirel açıklamalarda bulundu. Oktay Saral’ın sosyal medyadaki paylaşımı şöyleydi: “Azerbaycan’da başörtülü öğrencilerin eğitim hakkının engellenmesi kabul edilemez! İnancı gereği başını örten bir öğrenciyi okul kapısında bırakmak, hangi vicdana, hangi adalete sığar? Başörtüsü engel değil, inancın gereğidir! Eğitim hakkı hiçbir ideolojik dayatmaya kurban edilemez! Azerbaycan’ın bu yanlıştan bir an önce dönmesini bekliyoruz.” Bunun üzerine Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in partisi olan Yeni Azerbaycan Partisi bir açıklama yayınladı:
“Türkiye Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral ve AKP milletvekillerinin yaptıkları popülist ve sorumsuz açıklamalar, son derece üzücüdür. Eğitim alanında uygulanan kurallar, eşitlik, laiklik, hukukun üstünlüğü ve tüm vatandaşlar için eşit fırsatlar sağlama ilkelerine dayanmaktadır. Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası’na göre, Azerbaycan laik bir devlettir. Bu ilke, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda da yer almaktadır. Bu tür konuların Azerbaycan’a karşı siyasi baskı aracı olarak kullanılması, egemenliğimize ve içişlerimize müdahale edilmesi kabul edilemez. AKP hükümetini bu zararlı politikadan vazgeçmeye çağırıyoruz.”
Öncelikle okullar bilim yuvasıdır, dini sembollerin sergilendiği veya dini kuralların dayatıldığı yerler değildir. İnancın arkasına sığınılarak kız çocukların, erkekler tahrik olmasın diye başlarının kapatılmasına izin verilmesi doğru değildir. Bu sapıkça bir düşünce olduğu gibi, aynı zamanda da kadın düşmanlığıdır. Bu çağda bunların dayatılması gelecek için kaygı vericidir.
Son İslam halifesi Abdülmecit Efendinin (1868-1944) kızı Dürrüşehvar Sultan’ın (1914-2006) hiçbir zaman türban takmaması nasıl değerlendirilmelidir? Eğer örtünme dini inanç gereği olsaydı Dürrüşehvar Sultan’ın açık başıyla fotoğraflarını kimse görmezdi. Dini inanç diyerek, örtünmeyi dayatmak nedir? Bugün türban takanların dini inançları, halifenin kızı ve ailesinden daha mı çoktur? Türban takanlar daha mı Müslüman sayılmaktadır? Türban ile örtülmek istenen nedir? Afganistan’da kız çocukları hiç okula gidemiyor ama ülkemizde bunu protesto eden hiç dini inançlı birine rastlamıyoruz. Bu kişiler okullarda kızlara türbanı yasaklayan Azerbaycan gibi ülkelere ayar vermeye çalışıyorlar.
28 Mayıs 1918 tarihinde kurulan Azerbaycan Halk Cumhuriyeti, Müslüman dünyasının ilk laik ve demokratik parlamenter cumhuriyetiydi. 21 Temmuz 1919 tarihinde kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanınması, Müslüman dünyasında bir ilkti ve birçok Avrupa ülkesinden bile önce gerçekleşmişti.
1960 yılında Bakü’nün merkezine dikilen ‘Özgür (Azad) Kadın’ heykeli, toplumsal baskılardan kurtulan Azerbaycanlı kadınların çarşafı üzerinden atmaları ile eğitim ve toplumsal hayata eşit katılımını sembolize etmektedir. ‘Özgür (Azad) Kadın’ heykeli bugün de Bakü’nün merkezindedir ve Azerbaycan halkının değerlerini yansıtmayı sürdürmektedir.
Azerbaycan’da din, hiçbir zaman güçlü bir toplumsal etkiye sahip olmadı. Azerbaycan devletinin attığı adımlar kendi ulusal çıkarlarını, ulusal değerlerini, yüz yılı aşkın laiklik geleneğini ve ülkelerinin istikrarını korumaya yöneliktir. Egemen bir devlet olan Azerbaycan’ın aldığı kararlar kendisini ilgilendirir. Siyasi iktidarın, şimdi Azerbaycan üzerinden gündem değiştirmeye çalıştığı bellidir. 18 Ekim 1991 tarihinde Azerbaycan Cumhuriyeti bağımsızlığını yeniden kazandı ve bugün ‘Kardeşim İlham’dan nerelere geldiğimizin farkında mıyız?
Azim ve Karar, 19 Ekim 2026