BOZGUNDAN ZAFER ÇIKARTMAK

BOZGUNDAN ZAFER ÇIKARTMAK
13 Ağustos 2026 14:01
1
A+
A-

Sevr’i yırtıp Lozan’a giden yolu açan TBMM’de bir kez daha Sevr’e giden yolun taşları döşendi. Aylardır bunun için çabalayanların EVET demesi kimseleri şaşırtmadı.

HAYIR demesi gerekip de EVET diyenler birçok kişiyi düş kırıklığına uğrattı.

Bu yaşananın ardından “biz dememiş miydikçiler” sahne almakta gecikmediler. Yeni Parti’ye umut bağlayanlara nezaket sınırlarını zorlama pahasına dokundurmayı unutmadılar.

Daha iyi bir seçenek var mıydı ya da gösterdinizde mi Yeni Parti’ye tutuldu bunca insan diye sormuş olalım.

Diğer yandan, Yeni Parti’nin yaşadığı bozgundan zafer çıkartan akıl daneleri çıktı ortaya.

Yeni Parti’nin EVET oylarını iktidarın kucağına bırakılan bomba olarak nitelenmeye vardıracak denli çapsızlaştılar.

Akla zarar yorumlar!

Şimdi soralım!

24 Temmuz’da parti kurup, Lozan’a göndermede bulunanlar sizler değil miydiniz?

Lozan’a göndermede bulunanların 10 Ağustos’ta Sevr’e giden yolun taşlarını döşeyenlere yardım etmesini nasıl olur da zaferle ilişkilendirirsiniz?

Yeni Parti, kuruluşunun 18. gününde açıklanması olanaksız bir hatanın altına imza attı.

Diyelim ki, çerçeve yasa oylamasında EVET demek iktidarın kucağına bomba koymaya eşdeğer bir eylemdir. HAYIR diyenlerin bu eşsiz eylemden kaçınması karşısında bir açıklama yapma borcunuz yok mu?

Özgür Özel’in milletvekillerini “duruma bakın, seçim çevrenizdeki eğilimlere göre oyunuzun rengini belirleyin” türünden bir açıklamayla (sözde) serbest bırakması özgürlükçülükle değil ilkesizlikle açıklanabilir.

Lozan’dan yola çıkıp Sevr’e giden yola girilen günde grubun serbest bırakılması akıl alacak bir yaklaşım olamazdı.

Ancak, anlaşıldığı kadarı ile Özgür Özel oylamaya az kala milletvekillerinin eğilimini sezmiş. Onları firesiz EVET’e ikna edemeyince saygınlığını korumak için “ben kimseyi EVET’e zorlamadım” diyerek içine düştüğü çukurdan çıkmayı amaçlamıştır. Akıl danelerine de bu durumu allayıp, pullayıp toplumun önüne koymak kalmış. İşlerinin zor olduğunu söylemiş olalım.

Bu noktada, bozgundan zafer çıkartma heveslilerine bir soru daha soralım.

Lozan’a göndermede bulunarak yola çıkan Yeni Part’nin Sevr’e giden yolun kapısını aralamaya yardımcı olmasını nasıl açıklayacaksınız?

“Biz EVET demesek de iktidar bloku bu yasayı TBMM’den geçirecekti” demeyin sakın!

Bu yaklaşım şu davranışla özdeştir.

Cumhuriyeti nasıl olsa yıkacaklardı. Biz de bu yıkıma katıldık. Birilerinden üç beş oy gelir düşüncesiyle.

Türkiye Cumhuriyeti’nin “olmak ya da olmamak” noktasına sürüklendiği şu günlerde kurucuyla ilişkilendirilmek isterseniz eğer sorumluğunuz büyük, göreviniz ise açık ve nettir.

Mustafa Kemal’in çevresindeki hemen herkesin umutsuzluğu karşısında söylediği şu sözleri anımsamalıydınız.

“İşittim ki bazı arkadaşlar yoksulluğumuzu bahane ederek memleketlerine dönmek istiyorlarmış. Ben kimseyi zorla Milli Meclise davet etmedim. Herkes kararında hürdür, bunlara başkaları da katılabilirler. Ben bu kutsal davaya inanmış bir insan sıfatıyla buradan bir yere gitmemeye karar verdim. Hatta hepiniz gidebilirsiniz. Asker Mustafa Kemal mavzerini eline alır, fişeklerini göğsüne dizer, bir eline de bayrağı alır, bu şekilde Elmadağı’na çıkar, orada tek kurşunum kalana kadar vatanı müdafaa ederim. Kurşunlarım bitince bu aciz vücudumu bayrağıma sarar, düşman kurşunlarıyla yaralanır, temiz kanımı, kutsal bayrağıma içire içire tek başıma can veririm. Ben buna and içtim.”

Her koşulda Cumhuriyet’i ve kurucunun ilkelerini savunmak hem kolay hem zordur.

İlkeli ve kararlı olursanız kolaydır.

Ama, tersi olduğunda yapmanız gerekenler size öyle zor görünür ki, yılarsınız, ürkersiniz. Ortadan gitmeye çalışarak iyice batarsınız.

Özgür Özel’in, milletvekillerinin ağırlıkla HAYIR oyu kullanacağını sezmiş olmasına karşın, EVET demiş olması parti tabanına meydan okumadır.

Demokratik bir ortamda Özgür Özel’in liderliği tartışmaya açılırdı.

O ve çevresine kümelenenler tasalanmasınlar!

Türkiye’de demokratik bir ortam olmadığı için çiçeği burnunda genel başkanın liderliği tartışılmayacaktır.

Bu arada, EVET-HAYIR diyen Yeni Parti vekilleri hiç gecikmeden genel başkanın çevresinde kenetlendiler. Böylelikle, yaşamsal önemdeki EVET-HAYIR tercihinin önemsiz olduğunu haykırmış oldular. 

Olan partiye bel bağlayanlara ve daha da kötüsü Cumhuriyet’e olacaktır.