TARIMDA ve KOOPERATİF ÜRÜNLERİNİ PAZARLAMADA  ÇIKIŞ YOLU ŞİRKETLEŞME Mİ?

TARIMDA ve KOOPERATİF ÜRÜNLERİNİ PAZARLAMADA  ÇIKIŞ YOLU ŞİRKETLEŞME Mİ?
23 Şubat 2026 16:09
4
A+
A-

Mustafa Kaymakçı

Son  yıllarda tarımda ve tarımsal amaçlı kooperatiflerin ürünlerini pazarlamada  yaşanan kimi zorluklardan çıkış yolu için şirketleşmenin çözüm yolu olacağı gündeme getirilmişti. Bu  konu günümüzde de devam ediyor.

Bu  konuya ışık tutacak bir yazıdan alıntılar yapmadan   önce kooperatifler  ile şirketler arasındaki farklara kısaca göz atmakta  yarar var.

Kooperatifler İle Şirketler Arasındaki Farklılıklar Nelerdir?

Şirketlerin amacı, yatırılan sermayeden en yüksek düzeyde kar sağlamaktır. Bunun için ham madde üreticilerine ve işçilere olabildiğince az ödemeye, tüketicilere de daha fazla ödetmeye çalışırlar.

Koop’larda mülkiyet ve işletme görevi, ortaklar tarafından yüklenilmiştir.

 Şirketlerde kar, ortakların sermaye katılım payına;koop’larda ise kar, ortakların yapmış oldukları işlem esasına göre dağıtılır.

Şirketlerde ortaklar birbirlerini tanımayabilir, hisse senetleri serbest piyasada alınıp satılabilir.Koop’larda ise, ortaklık senetleri kooperatifin onayı ile devredilebilir.

 Şirketlerde, birey ya da aile, şirket sermayesinin  yüzde 50’sinden fazlasına sahip olduğu taktirde, şirkete egemen olur.Koop’larda ise bir bireyin sahip olabileceği ortaklık sınırı, yasa ile sınırlandırılmıştır (Bakınız:Tarımda Kooperatifçilik Neden Önemli?-m-turkmenoglukoopvakfı.org.tr)

Tarımda şirketleşmenin neoliberal sistemin dayattığı bir model olduğu biliniyor. Ancak tarımsal amaçlı kooperatiflerin ürünlerini pazarlamada  şirketleşmenin çözüm yolu olmayacağı konusunda  yazılar çok yetersiz. Bu  konuyu irdeleyen bir yazıyı,  geçtiğimiz yıllarda İzmir’in tarımsal kooperatifçilik konusunda  en yetkin kişilerinden biri olan Çağatay Özcan Kokulu  kaleme almıştı. Kokulu’nun yazısı güncelliğini koruduğu için yinelemede yarar görüyorum.

Çağatay Özcan Kokulu,Bize Yol Gösteriyor.

Kokulu,”Köy-Koop İzmir Birliğinin Tarihi Çizgisi “adlı makalesinde;  “İzmir Tarımsal Amaçlı Köy Kalkınma Kooperatifleri Birliği’nin  1971’de kurulduğunu,  birliğin 28 zeytinyağı fabrikası,Altı orta ölçekli süt işleyen mandıra, 10 süt toplama ve tarımsal girdi sağlama tesisi, İki salamura zeytin tesisi,Bir çam fıstığı işleme tesisi, Bir hayvan kesim- mezbahası,  İki orman ürünleri işleme (kutu, kasa) fabrikası ,25 dekar örtü altı (sera) sebze, çiçek üretimi ve Bir meyve fidanı üretim tesisi  gibi tarıma dayalı sanayi ve büyük tarımsal tesisleri  sahip olduğunu ve 1980’li yıllarda 58 çalışanı istihdam ettiğini”   yazıyordu.

Kokulu, bu başarının nedenini  ise “Köy-Koop İzmir Birliğinin gelişmesinde en önemli etmenlerden birinin, yatırımları doğru yönlendirme ve inandırıcılığı kadar, demokratik yapısıdır. Herkesin kendini bulduğu, “söz söyleme” olanağı bulduğu bir yapı oluşturulmasıdır”şeklinde açıklıyordu.

Kokulu şunları da  yazıyordu: “Birlikle birim kooperatifler arasındaki iş bütünlüğünü sağlayan sürekli bir bağ kurulmuştur. O bağ, tüm kooperatiflerin muhasebe kayıtlarının, gelir –gider belgelerinin Birlik merkezinde tutulmasıdır. Bu işlemler, birimlerin denetimini, yanlışlarının önüne geçilmesini, otorite ve disiplini sağlarken, birlikle birim ilişkisi sürekli diri ve canlı kalmıştır.”

Kokulu,ancak 1980 sonrasına denk gelen dönemde Köy-Koop İzmir Birliği yönetiminin Ata Ünver ekibinin   eline geçtiğini ve  bu ekibin şirketleşme ile daha hızlı karar alınacağı, uygulamanın daha hızlı olacağı, tasarruf sağlanacağı  gibi gerekçeler ileri sürerek  birim kooperatifleri inandırıldığını ve TASTAŞ adlı bir şirketin kurulduğunu belirtiyordu.

 Kokulu yazısının sonunda; “şirketleşme ile 105 dekar arazi satılarak çarçur edildiği,53, 55, 29 nolu Yaş-Sebze Meyve Hâlindeki stantlar satılarak elden çıkarıldığını, İzmir’deki ve Ankara’daki mağazalar kapatıldığını, 105 dekarlık arazi üzerinde kurulacak entegre tesise verilecek kredi güvensizlik nedeniyle geri çekildiğini, TASTAŞ’ın üç kooperatifin batmasına neden olduğu, Üreticilerin borçları ile SSK ve vergi  prim borçları ödenmediğini ve Köy-Koop’un geleneksel yapısının  kaybolduğunu ve kısaca Köy-Koop İzmir’in her şeyini kaybettiğini” anlatıyordu.

Kokulu’nun yazısından yola çıkarak “Tarımda ve Kooperatif Ürünlerini Pazarlamada  Çıkış Yolu Şirketleşme Mi?” yazımı şöyle sonlandırmak isterim.

Birincisi şu: Kokulu,bize deneyimiyle aile işgücü temelli küçük ve orta ölçekli  tarımsal işletmelerin  kurdukları kooperatiflerin  ürünlerini pazarlamada çıkış yolunun  şirketleşme olmadığı  göstermiştir. Bir duayen kooperatifçi olarak esen rüzgara boyun eğmemiştir. Kokulu’nun yazısına toplumcu anlayışım gereği imzamı atıyorum.  

İkincisi şu: Türkiye’de dışa bağımlı neoliberal ekonominin ve onun bir aracı olan  şirketlerin  getirdiği  nokta; sömürü ve gelir dağılımın bozulması olmuştur. Özellikle tarımda  çiftçiler fakirleşmiş, kırlar boşalmaya yüz tutmuş, birim tarımsal ürün artışı gerilemiş ve bunun sonucu  tarımsal ürün ithalatında patlama yaşanmış ve yaşanmaktadır. Üstelik tüketiciler de  tarım ürünlerine ulaşamaz olmuşlardır. Bu nedenle   kimilerinin neoliberal ekonomiye karşı tavır göstermesi görüntüsüyle ,yine neoliberal ekonominin bir aracı olan şirketlerle çözüm yolları önermesi   tarımdaki çöküşü engelleyemez.

Geçmişte yaşananlar bizim geleceğimizi de aydınlatır. Geçmişten ders alınmaz ise ne işe yarar?

Azim ve Karar, 23.02.2026