ATATÜRK GÜNÜMÜZ TARIMINA DA IŞIK TUTMAYA DEVAM EDİYOR

ATATÜRK GÜNÜMÜZ TARIMINA DA IŞIK TUTMAYA DEVAM EDİYOR
3 Kasım 2026 21:28
11
A+
A-

Mustafa Kaymakçı

Milletimizi kulluktan eşit yurttaşlara dönüşümünü gerçekleştirmenin öncülüğünü yapan Mustafa Kemal Atatürk’ü,sonsuzluğa uğurladığımız bir 10 Kasım’da sevgi,saygı ve özlem duygularımla  anıyorum.

ARA REKLAM ALANI

                                                                                     **

Önderlerin  büyüklüğü salt yaşadıkları dönemde gerçekleştirdikleri başarılar ve dönüşümlerle ölçülemez.

Onların büyüklüğü aynı zamanda geleceği planlama ve ışık tutmasıyla ölçülür. Mustafa Kemal Atatürk’ün günümüzde ve gelecekte de var olması,bu özelliklere  sahip olmasından kaynaklanır.

Bu kapsamda;üzerinde durduğu en önemli konulardan biri, “Millî Ekonominin Temeli Tarımdır” sözüyle aç ulusu doyurmak,giydirmek ve sanayiye kaynak aktarmak için nüfusun büyük bir çoğunluğunu oluşturan köylülere, bir başka deyişle küçük ve orta ölçekli işletmelerle   çiftçilik yapanlara  yönelik tarımdaki uygulamaları ve yönlendirmeleridir.

Yazımda Atatürk Önderliğinde Cumhuriyetin  Tarım Politikası’nın İlkeleri’nden”Çiftçiyi toprak sahibi yapmak için  Toprak Devrimi” ve  “Çiftçinin örgütlenmesine ve kooperatifleşmesine yol göstermek”konularını kısaca özetlemeye çalışacağım. Atatürk’ün bu iki konuya öncelik vermesi,Türk Milletinin o yıllarda belkemiğini oluşturan ve  savaş cephelerinde birlikte olduğu köylüleri   iyi tahlil etmesinin bir sonucuydu.

Ancak önce  “Cumhuriyet’in İlk Yıllarında Türkiye,Köylülük ve Tarımın Görünümü”ne bir göz atmakta yarar var .

Cumhuriyet’in İlk Yıllarında Türkiye ,Köylülük ve Tarımın Görünümü

  • Toplam Nüfus: 13.6 milyon, Kırsal Kesim Nüfusu: 10.3 milyon
  •  Nüfusumuzun yarısı hasta, üç milyon insan trahomlu
  •  Toprak dağılımı adaletsiz: Ailelerin % 5’i toprakların % 65’ine sahip
  •  Tarım teknikleri son derece geri, teknik eleman sayısı çok az
  •  Gübre kullanımı ve zararlılarla mücadele neredeyse yok
  •  Nadas egemen, ekim elle yapıyor
  •  Tarımsal üretim, halkı besleyemez durumda
  •  Sanayi ürünleri dışarıdan alınıyor, Ülke Avrupa’nın açık pazarı olmuş Halkın(erkek) ancak % 7’si okur-yazar
  •  Köylü eğitimsiz, üniversite sayısı bir
  •  Kadın- erkek eşitliği söz konusu bile değil

Atatürk Önderliğinde Cumhuriyetin  Tarım Politikası’nın İlkeleri

  • Çiftçiyi toprak sahibi yapmak için  Toprak Devrimi
  •  Çiftçinin örgütlenmesine ve kooperatifleşmesine yol göstermek
  •  Çiftçiyi eğitmek, örnek ziraat işletmeleri kurmak, Araştırma istasyonları ve enstitüleri açarak tohumluk ve damızlık üretmek,  Tarımda devlet desteğinin yasalarla güvence altına almak
  •  Tarıma yeni teknolojileri götürmek, bol, kaliteli ve düşük maliyetli üretim yapmak.

Atatürk,Toprak Devrimine Işık Tutuyor. 

Atatürk, köylülerin yaşamlarını iyileştirmek için, onların toprak sahibi olmalarının gerektiğini biliyordu. Bu amaçla yaptığı söylevlerin kimilerini şöyle sıralamak olası:

  • “Şark vilayetlerimizin bir kısmında ihdas edilen umumi müfettişlik isabetli ve faydalı olmuştur. Cumhuriyet kanunlarının emniyetle sığınılacak yegane yer olduğunun anlaşılması bu havalide huzur ve inkişaf için esaslı bir mebdeydir. Yeni faaliyet devremizde gerek bu havalide, gerek memleketin diğer kısımlarında toprağı olmayan çiftçilere toprak tedarik etmek meselesiyle ehemmiyetli olarak iştigal buyuracaksınız” (1 Kasım 1928, TBMM Açış Konuşması).
  • “Çiftçiye arazi vermek de, hükümetin mütemadiyen takip etmesi lazım gelen bir keyfiyettir. Çalışan Türk köylüsüne işleyebileceği kadar toprak temin etmek, memleketin istihsalatını zenginleştirecek başlıca çarelerdendir” (1 Kasım 1929, TBMM Açış Konuşması).
  • “Toprak Kanunu’nun bir neticeye varmasını Kamutay’ın yüksek hizmetlerinden beklerim. Her Türk çiftçisi ailesinin, geçinebileceği ve çalışacağı toprağa malik olması, behemehal lazımdır. Vatanın sağlam temeli ve iman bu esastadır “ (1Kasım 1936, TBMM Açış Konuşması).
  • “Bir defa memlekette topraksız çiftçi bırakılmamalıdır. Bundan daha önemli olanı ise, bir çiftçi ailesini geçindirebilecek toprağın, hiçbir sebep ve suretle bölünemez bir maliyet alması, büyük çiftçi ve çiftlik sahiplerinin işletebilecekleri arazi genişliği, arazinin bulunduğu memleket bölgesinin nüfus kesafetine ve toprak verim derecesine göre sınıflamak lazımdır (1 Kasım 1937, TBMM Açış Konuşması).

Atatürk’ün yönlendirmesiyle, kuruluş yıllarında köylüleri toprak sahibi yapmaya yönelik kimi kanunlar kabul edildi. Bu bağlamda da topraksız ve az topraklı köylülerin bir kesimine toprak dağıtıldığı biliniyor 1925 Bütçe Yasası’yla yetki alan hükümet, daha önce çıkarılan 716 sayılı yasaya dayanarak göçmenlere ve topraksız köylülerin kimilerine toprak dağıttı. Bu bağlamda Ziraat Bankası da kullanıldı. Köylüleri toprak sahibi yapmak için ayrıca 1924 Anayasası’nın 74. maddesine 1937’de çıkarılan bu yasa ile bir fıkra eklendi. Fıkra’da “Çiftçiyi toprak sahibi yapmak ve Osmanlı Devleti tarafından idare etmek için istimlak olunacak arazi ve ormanların istimlak bedelleri ve bu bedellerin tediyesi sureti mahsus kanunlarla tayin olunur” yazıldı. 

Atatürk’ün ölümünden sonra, 2.Paylaşım(Dünya) Savaşı’nın da getirdikleri olumsuzluklar eklenince çiftçiyi topraklandırma konusu, neredeyse 1945 yılına kadar askıda kaldı. 1945 tarihinde, Atatürk’ün söylevleri doğrultusunda 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu kabul edildi. Yasa, büyük toprak sahiplerinin topraklarının kamu mülkiyetine geçirilmesini, bunların bir kesimini topraksız ve az topraklı köylülere dağıtılmasını ve kırsal bölgelerde köklü değişiklikleri içeriyordu.

Daha sonra da Toprak Devrimi konusunda atımlar atılmadı değil. Bülent Ecevit döneminde kimi girişimler oldu. Toprak Reformu  adıyla örgütlenmeler gerçekleştirildi.

Bununla birlikte, anılan  girişimler hayata geçirilemedi. Siyasete ve ekonomiye egemen olan büyük toprak sahipleri, toprak ağaları, aşiret reisleri ve şeyhler kanunun uygulanmasını engellediler.

Atatürk,tarımsal kooperatifçilik düşüncesine  de  de ışık tutuyor.

Atatürk, 1920’den ölümüne kadar geçen süreç  içinde Türk kooperatifçilik hareketine de önderlik yapmıştır. Özellikle çiftçilerin kooperatifleşmesi konularında konuşmalar yaptığı, yasaların çıkarılmasında egemen rol oynadığı bilinmektedir.

Atatürk’ün kooperatifleşme konusunda yapmış olduğu söylevlerin kimileri şunlar:

•             “Ben de çiftçi olduğumdan biliyorum, makinesiz ziraat yapılmaz, el emeği güçtür, Birleşiniz. Böylece makine alınız” (24 Ağustos, 1925 Kastamonu).

•             “Bu sene zirai kooperatif teşkilatına başlanmış olması, bilhassa memnuniyetimize mucip oluyor. Bu kooperatifleri memleketin her tarafına teşmil etmeyi ziyadesiyle iltizam ediyoruz” (1 Kasım 1929, TBMM açış konuşması).

•             “Mesela; Kooperatifler. Şurada burada halk ya da münevverlerin teşebbüsü ile fiili sahasına geçen kıymetli hasılalar görülmektedir. Hükümetimizin de bu gibi teşebbüsleri takviye etmesi lazımdır. Hükümeti Cumhuriyet bu lüzumu tabii idrak etmektedir” (27 Ocak 1931, İzmir Halk Fırkası Kongresi).

•             “Kanaatim odur ki, muhakkak suretle birleşmede kuvvet vardır.  Kooperatif yapmak, maddi ve manevi kuvvetleri, zeka ve maharetleri birleştirmek demektir. … Müstahsillerin birleşmesinden şahsi menfaatlerini haleldar olacağını düşünenler tabii şikayet edeceklerdir. (1 Şubat 1931, İzmir Ticaret Odası).

•             “Kooperatif teşkilatı, her yerde sevilmiştir. Kredi ve satış için olduğu gibi istihsal vasıtalarını öğretip kullandırmak için de kooperatiflerde istifayı mümkün görüyoruz.” (1 Kasım 1936, TBMM Açış Konuşması).

•             “ Köyde ve yakın köylerde müşterek harman makinalarını kullandırma köylülerin ayrılamayacağı bir adet haline getirilmelidir. ….Ziraai sanayi bilhassa üzerinde meşgul olacağımız mevzu olacaktır. Bu arada sütçülüğe, süt sanayine önem vermekteyiz. Sırasıyla; şehir ve kasabalarımızın temiz ve ucuz süt mamulatı ihtiyacını temin edecek fabrikalar tesisinse ve bununla ahenkli bir surette köylerdeki sütleri kıymetlendirecek ve satışı kolaylaştıracak kooperatifler teşkiline çalışılacaktır” (1 Kasım 1937, TBMM Açış Konuşması).

Günümüzde Tarımsal Görünümüz Ne?

Özetle şu söylenebilir:

  • Türkiye’de tarım işletmelerinin büyük bir çoğunluğunu oluşturan küçük ve orta ölçekli çiftçilik,  ürünlerini mal oluş fiyatının altında ucuz olarak elinden çıkarmaya zorunlu kılındığı için eriyor.Bunun sonucu olarak kırsal kesimden kentlere göç etmek zorunda olanlar sanayi ve hizmet sektöründe iş bulmadıkları için yoksulluk, hatta açlık sorunlarıyla karşı karşıyalar.
  • Tüketiciler ise kaliteli tarım ürünlerine gelirlerinin çok üstünde oldukları için yeterli miktarda ulaşamıyorlar.
  • Bu durum aslında , dışa bağımlı ara malı ve hammadde ithalatına dayalı ekonomi politikalarının tarımdaki yansıması.Bir başka deyişle,  Türkiye’de merkez ülkelerin izin ve uygun gördüğü ölçüde  tarım politikasının uygulanması

Bütün bu olumsuzluklara, Atatürk’ün özlemini çektiği, günümüzde de Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu’da ağırlıklı olarak egemen olan ağalık (feodalite) düzenini sona erdirecek olan  toprak devriminin engellenmesi    ve de tarımsal kooperatifçilik konularında arpa boyu yol almamız eklenmeli .

Bu bağlamda,Atatürk’ün  Toprak Devrimi ve Kooperatifleşme düşünceleri hala güncel değil mi? Geleceğimizi şekillendirmede onların payı olmayacak mı?

Azim ve Karar, 3 Kasım 2026