NEYİN STATÜSÜ?

NEYİN STATÜSÜ?
11 Mayıs 2026 00:18
70
A+
A-

Suay Karaman

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 5 Mayıs Salı günü partisinin grup toplantısında yeni bir hamle yaparak yaklaşık 50 bin kişinin ölümünden sorumlu ve bebek katili Abdullah Öcalan teröristi için ‘statü’ çağrısında bulundu. Bu statünün, ‘Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü’ olmasını önerdi. Buradaki siyasallaşmanın anlamı ile terör örgütü elebaşı, bebek katilini meşru ve yasal siyaset zeminine dahil etmek hedeflenmektedir. İnsanları öldüren terörist başı, barış süreci koordinatörü yapılacak.

PKK terör örgütünün siyasi uzantısı DEM Parti grup toplantısında konuşan eş Genel Başkan Tuncer Bakırhan şöyle dedi; “Sayın Bahçeli’nin ‘Öcalan’ın statüsü ne olacaktır?’ sorusu tarihidir. Bu soru orta yerde hâlâ duruyor ve hâlâ cevabını beklemektedir sayın iktidar. Bugün sayın Bahçeli’nin grup toplantısında statü ve yasal adımlar atması konusunda ortaya koyduğu çerçevenin altına imza atıyoruz… Siyaset yol açsın, ülke rahatlasın, yasal adımlar atılsın. Sayın Öcalan’ın sürece katkı sağlayabileceği özgür çalışma ve özgür iletişim koşulları oluşturulsun. PKK gereğini yapmazsa o zaman toplum çıksın desin ki bu taraf görevini yapmadı.” dedi.

Bu sözlere çocuklar bile kanmaz ama toplumu uyutarak emperyalist projeyi adım adım işletiyorlar. MHP genel başkanının sözlerine Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ ve İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu gerekli sert tepkiyi verdiler. Ama diğer partilerden özellikle CHP’den ses çıkmadı. Zaten CHP yönetimi MHP genel başkanının son çağrısına karşı çıkmamaktadır. CHP yönetimi bu suskun ve gizli destek tavrını sürdürürse aldığı cumhuriyetçi ve laik oyların düşeceğinin farkında değildir.

Siyasetteki açılım, spora da yansıtıldı. Diyarbakır’da 1972 yılında Melikahmet Turanspor olarak kurulan futbol takımı, 1990 yılında ismini Diyarbakır Belediye Spor olarak değiştirdi. 1993-94 futbol sezonunda 3. Lige yükseldi. 2014 yılında ismini Amed Sportif Faaliyetler olarak değiştirdi. 2024-25 sezonunda 1. Lige yükseldi ve bir yıl sonra  2025-26 sezonunda da son 5 maçında 11 puan yitirmesine karşın süper lige çıkarıldı. Zaten sezon başında bu takımın süper lige çıkarılacağı belliydi; artık futbolda saha içinde değil, saha dışında yapılan eylemlerle sonuca gidiliyor. Bu durumu açılım saçmalığının ürünü olarak kabul etmek gerekir. Amedspor olarak bilinen bu futbol takımının maçlarında bölücü sloganlar atılmakta ve terör örgütü elebaşısının posterleri asılmaktadır. Şampiyonluk kutlamalarında bile olayların yaşandığı, bölücü sloganların atıldığı bir ortamda önümüzdeki sezon süper ligde de benzer olayların çıkması kaçınılmaz olacaktır. Amed isminin Kürtçe ile ilgisi yoktur, Bizans döneminde bu isim kullanılmıştır. Buna karşın PKK terör örgütü ve DEM Parti, Diyarbakır için Amed ismini kullanmaktadır. Amedspor’un eski yöneticisinin “Amedspor Kürdistan milli takımıdır” söylemi üzerinde de düşünmek gerekir.

13 Mayıs 1990 tarihinde Yugoslavya Zagreb’de oynanan Dinamo Zagreb-Kızılyıldız maçındaki küfürleşmeler güvenlik güçlerinin sert müdahalesiyle önlenmeye çalışılmıştı. Ardından Hırvat futbolcu Zvonimir Boban’ın polise attığı tekme ile başlayan olaylarda 59 polis, 79 taraftar yaralanmıştı. Etnik milliyetçilik ve futbol fanatizmi büyüyerek önce Hırvat – Sırp savaşını başlatmış ve sonra Yugoslavya’da iç savaşı ateşleyerek, bölünme sürecine yol açmıştı.

ODTÜ’de her yıl yapılan bahar şenliğine bu kez bölücü terör örgütü elemanlarının çıkardığı olaylar damgasını vurdu. 6 Mayıs Çarşamba günü terör örgütü sempatizanı olan bir sanatçı, konser sırasında dağdakilere selam gönderdi. Bunun üzerine ulusalcı gençler tarafından protesto edildi. Ulusalcı gençlere, bölücü terör yanlısı grup tarafından fiziksel şiddet uygulandı. Türk Bayrağı açan ve “Mustafa Kemal’in Askerleriyiz” sloganı atan ulusalcı gruba karşı yapılan çirkin saldırı bilinçli ve kışkırtma amaçlıdır. Olaylarda yaralananların olması ayrı bir üzüntü kaynağıdır. Türk Bayrağı’na yapılan her saldırının, Türk milletinin birliğine, vatanın bölünmez bütünlüğüne ve milli onurumuza yapıldığı bilinmelidir. Bu saldırıyı yapanların arkasında devletin temel değerlerini aşındıran, vatan toprağını pazarlık konusu yapan, bebek katili terörist başına özgürlük söylemleriyle ayrışmayı körükleyen siyasi anlayış vardır.

Emperyalist güçler, örgütlü olarak cumhuriyetimizin temellerine saldırmaktadır. Terör örgütü ile birlikte sürdürülen sürecin yansımaları her alanda görülmektedir. Terör örgütüyle yürütülen bu sahte barış süreci ile ülkemizde daha kötü olayların olacağı bilinmelidir. Siyasetçiler, emperyalizmin maşası olmadan bu yola karşı durmalı ve laik, demokratik cumhuriyetimize sahip çıkmalıdır. Zaman, emperyalizmin bilinen oyunlarını boşa çıkarma zamanıdır. Bunun için emperyalizmin her türlü oyununa karşı uyanık olmalı ve ülkemizin bağımsızlığını korumalıyız.

Bugün ülkemiz işgal altındadır; tüm kurumlar ele geçirilmiş, bölücü ve dinci örgütler her yere sızmıştır. Atatürk’ün bize emanet ettiği laik cumhuriyetimize de, güzel ülkemize de sahip çıkmak zorundayız ve ‘Gençliğe Hitabe’yi okuyarak, gereğini yapmalıyız.

Azim ve Karar, 11 Mayıs 2026