DANİMARKA’NIN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ


İçinde bulunduğumuz çılgın döneme uyan bir başlık oldu. Kırk yıl düşünsek aklımıza getiremezdik böyle bir yazıyı kaleme almayı.
Toprak bütünlüğü, sınırları cetvelle çizilmiş ve yanımızda, yöremizde bolca bulunan ülkelerin sorunuydu ne de olsa.
Sömürgecilerin yarattığı ülkelerin sorunu olagelen bu durum Danimarka’nın kapısını çaldı.
Öteden beri uzaklarındaki toprak bütünlüğü sorunu davullarını hoş sada gibi algılamış olan Danimarka’nın ve başka komşularının bu sorunla burun buruna gelmiş olmaları içimi serinletmedi diyemem.
Ama, yine de haydutluğa, zorbalığa ve sınır tanımazlığa karşı olmanın doğal gereğidir Grönland’ın el değiştirmemesi demeyi görev sayıyorum.
Danimarka’nın yüzölçümü kendisinden 50 kat büyük deniz aşırı kolonisi Grönland nüfus bakımından Danimarka gibi ıssız sayılabilecek bir ülkeden de ıssız. Grönland’da yaşayan insan sayısı Danimarka’dakilerin 100’de birine denk düşüyor.
Altmış bin dolayındaki yaşayanıyla Grönland’ın İskandinav kökleri görmezden gelinemez elbette.
Buna karşılık, adada yaşayanların % 88’i İnuit, % 12’si Avrupa kökenli.
Şimdilerde kıymete binmesinin gerekçeleri şöyle sıralanabilir.
İlk olarak, küresel ısınmaya ikincil olarak buzların erimeye başlaması Grönland’ın öngörülebilir gelecekte yaşanabilir yere dönüşmesi sonucunu doğurabilir.
Diğer yandan, hem Grönland topraklarının hem de kıta sahanlığının altında bulunması olası seyrek elementler ve gaz, petrol gibi varlıklar doğallıkla birilerinin iştahını açıyordur.
Buzların erimesiyle birlikte çoğumuzun kara parçası olarak gördüğü kuzey kutbu okyanusa (Arktik Okyanusu ya da Kuzey Buz Denizi) dönüşecek.
Arktik’in burada yaşamını sürdüren ve Yunanca ayı demek olan “arktos”tan türetilmiş bir ad olduğunu eklemiş olalım. Ayıeli gibi bir şey.
Güneydeki Antarktika ise Arktik olmayan anlamında bir anakara adı.
Kutbun yerini alacak olan yeni su yolu kullanımda olanları kısaltacak olması bakımından önem taşıyor. Diğer su yollarının uzun olmalarının yanı sıra güvenlik sorunları barındırmaları da bir başka önemli ayrıntı.
Bu yeni rota yılın önemli bölümünde buzkıran desteği bile gerektirmeyecek denli yolculuğa açık durumda.
Çok kutuplu dünyada bu yeni suyolunun baş egemeniyse uzun kıyıdaşlığı nedeniyle Rusya. Rusya’yla Çin’in günümüzdeki bağlaşıklığı göz önüne alındığında ABD emperyalizminin Gröndland tutkusunu anlamak kolaylaşacaktır.
Her ne kadar, Maduro operasyonuyla parlak bir başarı(!) sağlamış olsa da ABD her geçen gün güçten düşmektedir. Başemperyal gücünü korumanın yolu olarak yeni yerler edinmeyi ve bu yolla küresel doğuya ve güneye karşı koyabilmeyi hesaplamaktadır.
Yeryüzündeki birçok noktada zorbalık ve haydutluk ortak paydasında buluşan ABD ve Avrupa’nın arasına Grönland bir kara kedi gibi girmiş durumda.
Başkalarının toprak bütünlüğü konusunda çeşitli kılıflarla duyarsız davranmayı adet edinmiş Avrupa’nın ne yapacağını bilmez şekilde ama biz de NATO’dayız çığlıklarıyla “din kardeşiyiz” tadında ses çıkartır olması güncel ironi olsa gerektir.
Bir an için yiyin biri birinize demek geçse de içimden antiemperyalist duruşum bu kolaycılığın önündeki önemli engeldir.
Vasalleşen Avrupa için önemli bir fırsattır Grönland sorununda takınacağı durum.
Sarı öküzü verirse Avrupa’nın bundan sonra savunacağı kırmızı çizgi kalmayacaktır.