BU VATAN KİMİN?
Reha Ören
“Bu vatan toprağın kara bağrında sıra dağlar gibi duranlarındır” demiş Orhan Şaik Gökyay.
Bu şiiri ilk ve ortaokul yıllarında resmi bayramlarda bana okuturlardı.
O zamanlar bu şiiri göğsüm kabararak onurla, kıvançla okurdum.
Şimdilerde ise Şair Gökyay’ı değil, kendimi sorgulayarak okuyorum.
*
“Tarih Tanrının gizemli atelyesidir” demiş Goethe.
“Tarihi yazanlar, yapanlar kadar sadık olmalıdırlar” dedi Kumandan Gazi Mustafa Kemal Atatürk.
*
Birileri ne yaptılar?
Devir İsmet Paşa Devri, Atatürk’ün bastırdığı Türk Tarihi kitaplarını yaktılar.
CIA’nın dayattığı Orta Asya Göçleri tezine dayalı tarih kitaplarını bize okuttular. Orta Asya’dan dıgıdık dıgıdık, çaba çaba geldik. 1041 Dandanakan, 1071 Malazgirt olduk Anadolulu.
Bu tarih tezi sinsi bir planın ön uygulamasıydı. Türkler Anadolulu değildiler. Asya’dan geldiler ve bu toprakları işgal ettiler. Batı’nın şimdilerde uyguladığı BOP ve GOP planının temelini işte bu uyduruk tarihle beyinlerimize kazıdılar
*
Enver Paşa gibi 1940’lı yıllardan beri Alman dürtüsüyle Türkçülük yapanlar da buna uydular.
Orta Asya ve Turan peşinde koştular. Oralarda heder oldular. Dahası Anadolu’yu unuttular!
Hala daha Asya Türklüğünü ön plana çıkarıp Ata yurdu Anadolu’yu hiçe sayanlar var. Buna Atatürkçü geçinenler de çanak tutmaktadırlar.
Orta Asya’dan geldik masalının bu günkü siyasi uygulamasının devamı ‘Bin yıllık kardeşlik’ sloganıdır. Ne yazıktır ki adında ‘Milliyetçi’ kelimesi bulunan bir siyasi parti bu işin hamiliğini ve avukatlığını yapmaktadır.
Bu masalı tersinden okursanız ‘Ey Kürtler siz zaten bu vatanın asıl sahibiydiniz. Biz geldik, Bizans’ı yendik sizinle kardeş olduk” safsatasıyla karşı karşıya kalırsınız.
Daha da ilerisinde onlar da size derler ki “Biz olmasaydık ne Dandanakan’ı ne de Malazgirt’i kazanamazdınız. Size yardım ettik. Sayemizde buralara yerleştiniz.” Zaten amaç budur. Bu teze zemin hazırlamaktır.
Bizim medyatik anlı ve şanlı tarihçilerimiz sormazlar: “Yahu o zamanlar siz kimdiniz, neydiniz, neyin nesiydiniz? Hangi devletin hakimiydiniz de bize yardım ettiniz. Krallık, vazgeçtik, prenslik, hadi ondan da vazgeçtik, Beylik?
Adı lütfen.”
Bunlar lütfen, mütfen bilmezler.
Bizim tarihçi geçinenlerimiz de Malazgirt’te Bizans ordusunda paralı asker olan Hristiyan Kumanların, Kıpçakların, Peçlerin, Peçeneklerin Alparslan safına geçtiklerini, zaferde en büyük payın bu saf değiştirmek olduğunu söylemezler. Ya bilmezler ya söylemek işlerine gelmez. Çünkü onlar da Müslüman olmadıkları için onları Türk saymayanların saflarında istiflenip nasiplenmişlerdir.
Tarihçilerin arlı namuslu olanlarını ayırt etmek gerekir. İsim isim saymasak da toptan tenzih görevimizdir.
*
Öncesinde Dandanakan ve Malazgirt sonrasında sıra Çanakkale’ye gelir.
Masal masal matitas!
Bu masallar önce beyinlere yerleştirilir, sonra ardından toprağın asıl sahibi vatanına sahip çıkıyor masalı gelir ve bebek katili kurucu başkan diye payelendirilir. Zaten Türk Devleti yıkım aşamasına getirilmiştir.
Anadolu’daki ABD’nin Anadolu Birleşik Devletleri’nin kuruluşu için iktidar ortakları zaten pek gayretkeştirler…
Tespitlere göre profildeki birinci harita Salih TAŞDELEN ve Salih SUNGUROĞLU tarafından 13.11.2018 tarihinde hazırlanmış. Elde ettiğimiz bilgilere göre ise Salih Taşdelen ve Salih Sunguroğlu haritanın doğruluğunu Türk Tarih Kurumu eski başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu’na sormuşlar. “Evet doğrudur” demiş ve asıl kaynağını da belirtmiş. ATASE ve Milli Savunma Bakanlığı.
*
Çanakkale’de devri-i Özal da boş arazilerin üzerine Maho, Şıho, Zıho Murto gibi mezar taşları yerleştirilir. Üzerine Kürt olduklarını belirtecek ibareler ve ifadeler yerleştirilir. Emperyalizme karşı beraber omuz omuza savaştık senaryolarının tohumlarının yeşerme dönemidir.
Ardından Özal’ın beyanatı gelir. “Benim Anam da Kürt artık bu coğrafyada Federasyondan bahsetmenin zamanı gelmiştir.”
Anadolu’daki ABD’nin ana yollarının hazırlığı tamamlanmak üzeredir. 1071 ile başlar, Çanakkale’de devam eder.
Birileri çıkar da “İşgalden Cumhuriyet dönemine kadar irili ufaklı 60 küsur isyanı kim çıkardı?” Diye sorarsa katl-i vaciptir. Hem devlet erkine hem resmi tarihe ters düşmüştür!
Kafalarının sol yanının aydın olduğunu belirten bazı karanlık kişilikler de cici demokrasi, halklara özgürlük, halkların kardeşliği safsatalarıyla bu tezleri destekleyince hem tarihsel hem de sosyal gerçeklik amuda kalkar.
Zaten bu da maksatlıdır. İstenilen tam da budur!
*
Özgürlük istiyorlarmış!
Eziliyorlarmış, horlanıyorlarmış, hakları gasp ediliyormuş.
Mış, mış, muş muş…
Şimdi. Bebek katili yazdığı kitaplarda öğüt veriyor.
Adana, Mersin, Antalya, İzmir, İstanbul Kürtleşti. Federasyona gerek yok. Ülkeyi yönetebiliriz. Bu tezini güçlendirmek için de Kürtlerin doğum oranlarını gösteriyor. Ticaret ve sanayiyi ellerine geçirdiklerini belirterek bütçemiz 16-17 ülkenin bütçesinden fazla diyor. Türkiye’yi Kürtlerin yöneteceğini vurguluyor.
Sıra fiilen var olan bölünmüş ülke uygulamasının kâğıt üzerine aktarılmasına geldi.
Lozan’ı kabullenmeyen ABD’nin ‘Anadolu Birleşik Devletleri’ne geçiş sürecinde son aşamaya geldiler. Bebek katiline Kurucu önder payesini de verdiler.
Ne demişti Öcalan’ı iplemeyen bir başka PKK’lı lider: “Barış isteği savaşı kaybeden taraftan gelir. TC savaşı kaybetmiştir. Bizim şartlarımıza uyak zorundadır.
Acı ama gerçek. Şimdi profildeki ikinci haritaya bakalım. Türkiye’yi yönetenler nerelidirler? Açık açık yazıyor isimleri. Burada son 20 yılda ülkenin kaderiyle oynayanların nereli oldukları belirtilmiş.
Sen bu ülkede iş adamı olacaksın, Genel Kurmay Başkanı olacaksın, Başbakan ve hatta cumhurbaşkanı olacaksın ve hakların gasp edilmiş olacak öyle mi?
Din adı altında neredeyse bütün tarikatların Şıh’ı, şeyhi sen olacaksın ben de dinimi senden öğrenerek sana biat edeceğim!
Ne hakkı, kim kimin hakkını gasp ediyor?
Bu ülkede maalesef Türklerin değil, maskeli dönmelerin, Pakrodinlerin hükmü geçiyor.
Asıl hakları gasp edilenler susuyor, gasp edenler uluyor.
Bunları gündeme getiren de milleti devlet aleyhine kışkırtmış oluyor.
Necip Fazıl’ın iki mısrası dilime pelesenk oluyor.
“Öz yurdunda garipsin
Öz yurdunda parya”
*
BU VATAN KİMİN
Bu vatan toprağın kara bağrında
Sıradağlar gibi duranlarındır,
Bir tarih boyunca onun uğrunda
Kendini tarihe verenlerindir.
Tutuşup kül olan ocaklarından, (Burada bir parantez açalım. Tutuşup kül olan kimlerin ocakları? Onların, bunların ve birilerinin çocukları çürük raporu alıp askere gitmezler. Vatanperver geçinenlerin ekserisi paralı askerlik yaparlar.
Ölen kim? Gariban çocukları. Yoksul aileler. Tıpkı Osmanlı’nın son dönemlerindeki gibi Anadolu’daki yoksul ailelerin önünde iki seçenek bıraktılar. Ya Softa olacaksın ya da paralı asker. Dikkat edin şehit ateşi tüten ocakların çocuklarının künyesinde ‘Sözleşmeli Asker’ yazar.
Ne demektir sözleşmeli asker?
Anadolu insanı aç, evladını devlet kapısına atarsa en azından onun kurtulacağının farkında. O yüzden öleceğini bile bile evladını paralı asker yapıyor. Bu tehlikenin bir yanı, öbür yanı ise Türk ulusunun bünyesini teşkil eden çekirdek ‘Ordu Millet’ olmasıdır. Bu yok edildi. Paralı askerlik dediler. Parası olan ya çürük raporu aldı ya para vererek vatan ve millet görevinden kaçtı.
Ordu millet tarihin tozlu raflarında kaldı. Parantezi kapatalım. Okumaya devam.)
Şahlanıp köpüren ırmaklarından,
Hudutta gaza bayraklarından
Alnına ışıklar vuranlarındır.
Ardına bakmadan yollara düşen,
Şimşek gibi çakan, sel gibi coşan,
Huduttan hududa yol bulup koşan,
Cepheden cepheyi soranlarındır.
İleri atılıp sellercesine
Göğsünden vurulup tam ercesine,
Bir gül bahçesine girercesine
Şu kara toprağa girenlerindir.
Tarihin dilinden düşmez bu destan,
Nehirler gazidir, dağlar kahraman,
Her taşı yakut olan bu vatan
Can verme sırrına erenlerindir.
Gökyay’ım ne yazsan ziyade değil
Sevgi bir kuru ifade değil,
Sencileyin hasmı rüyada değil
Topun namlusunda görenlerindir.
Orhan Şaik Gökyay
*
Şimdi düşünün bakalım.
Sahi bu vatan kimin?
Düşünün, cevabını bulun ve kendinizi sorgulayın.
Bu vatanda vatansız kalmamak için siz ne yaptınız?
Azim ve Karar, 04.12.2025