TRİONDA’NIN PEŞİNDE
Seven de sevmeyen de önümüzdeki bir ay boyunca futbolla yatıp kalkacak.
Kanada-ABD-Meksika üçlüsünün ev sahipliğinde yapılacak 2026 Dünya Kupası başlamak üzere.
Anımsayabildiğim ilk dünya kupası Meksika 70’tir. Toplam 16 takımın katılımıyla gerçekleşen bu kupanın maçları Türkiye’de televizyondan yayımlanmamıştı.
Radyodan dinlediğimi de anımsamıyorum.
Cumhuriyet gazetesinin spor sayfasında yayımlanan maçların sonuçlarını da yazabildiğiniz bir basit fikstür geldi gözümün önüne.
O yıllarda kupadan bir süre sonra sinema filmlerinin gösterime girdiğini biliyorum.
Almanya 74’ten başlayarak televizyondan izleyebilmiştik bu önemli spor olayını.
Teknolojik top
Teknolojik gelişmelerden topun payına düşen az olmadı.
2010’dan başlayarak teknoloji topun tasarımına girmekle kalmadı her bir kupa topu adlarla anıldı.
Questra, Telstar, El Rıhla, Brazuca ve Jabulani!
2026 topunun adı Trionda.

Topun dış yapısı, olukları, panelleri topun aerodinamik davranışlarını değiştirecek özellikte.
Topun içindeki yonga VAR ve yarı otomatik ofsayt düzeneğine veri sağlayarak hatasızlığa katkıda bulunma yeteneğinde.

Görsel HBT’nin 5 Haziran 2026 tarihli 523. sayısından alıntıdır.
Her kupada değişkenlik gösteren top tasarımları kâğıt üzerinde favori gösterilen takımları düş kırıklığına uğratabilir mi?
Bu sorunun yanıtını 1 ay sonra alacağız.
Futbol politik
Yerleşik nitelemedir.
Futbol yalnızca futbol değildir.
Kupa öncesinde İsrail-ABD saldırganlığı İran’ı hedef aldı.
Tam da bu sırada savaş suçlusu saldırgan ABD’nin evsahipliği tartışılacak yerde mazlûm İran’ın kupaya katılabilmek için vize alıp alamayacağı gündeme getirildi.
Böylelikle futbolun vicdansızlığı açığa çıktı.
Geçtiğimiz yıllarda hem FIFA’nın hem UEFA’nın Sepp Blatter ve Lennart Johanson üzerinden yolsuzlukla anıldığını unutmuş değiliz.
İşin bu yanı biraz olsun düzeldi mi bilemiyoruz.
Ancak, her iki futbol kuruluşunun ülkeleri aşan güce sahip olduğu gerçeği yerli yerinde duruyor.
Gazze soykırımı ve İran’a emperyalist saldırı karşısında vicdanlı durabilen devletlerin bile futbolun başındaki ikiliye (FIFA-UEFA) karşı durmayı akıllarından bile geçiremedikleri ortada.
Spor ve dolayısı ile futbol dostluğun, kardeşliğin ve barışın aracıysa eğer, işin bu yanıyla ilgilenmek, bu alandaki sorunları çözmek insanlığın önündeki görevdir.
Bir ay sürecek bu en büyük futbol olayı sırasında sevmeyene sabır, sevene keyifli ama futboldaki yanlışlara kafa yoran keyifli izlemeler dileğiyle…