YENİLDİĞİMİ GÖRMEKTENSE ÖLÜRÜM DİYEN
Mahiye Morgül
Dünyayı kendine köle etme hayaliyle büyük savaş hazırlıkları yapan ABD haydut devleti ile karşı karşıyayız. Üçüncü dünya savaşı başka nedir?
Milat denilen sıfırlama da buydu. Roma senatosunda Sezar Anadolu’yu sıfırlama (MÖ.64), yani tarihten ve hafızalardan silme kararı vermişti.
Kurduğu Anadolu Birleşik Oğuz Orduları ile 22 Oğuz boyunu birleştiren Başoğuzlu (Kolk-his) imparatorumuz 48 yıl Roma saldırılarına direnmiş, Romalı bankerlere olan borçları kaldırmış, Efes’te bir gecede bütün Yahudi bankerleri kölelerine öldürtmüş (MÖ.88 Efes), köle isyanları İtalya’ya sıçramış, köle tacirliğini bitirmiş, köleci Roma imparatorluğunu köklerinden sarsmıştı.
Bu Rizeli Sinop doğumlu kralımız Mohti Oğuz (MHTI OXUS –Antep Zeugma Müzesi) ileri yaşlarında Kırım’a çekilmiş, orada ordusunu toparlarken hain oğlu düşmana teslim olmuş ve hazineleri Atina müttefiki Hazar Yahudisi (Mavi kan) bankerlere vermişti.
Kralımız Mohti Oğuz (Eupatore VI.Mitridate) “Yenildiğimi görmektense ölürüm” diyerek, zehir içti, ölmedi, çünkü her gün panzehir alıyordu, komutanlarına başını kesmeleri için emir verdi ve o şekilde ölebildi.
Ölümüyle dünya tarihine bir kere daha adını yazdıran büyük kralımızdan bize kalan en büyük miras bugün İstiklal Harbimizin de şiarı olan “Ya İstiklal Ya Ölüm” veciz sözümüzdür. Büyük kralların yanlarında zehir taşımalarının nedeni odur; düşmana teslim olmaktansa kendini ölüme teslim etmek.
ABD haydutları Maduro’yu nasıl sokakta teşhir ediyorlar, görüyorsunuz. Tarihte Roma’nın vandalları da böyle yapardı. Yenik düşen Pers Oğuz krallarımızın ailesinden esir aldıkları kadınları demir kafesin içine koyar Roma caddelerinde teşhir ederlerdi. Bu onursuzluğu yaşamamak için Oğuz töresinde yenik düşen kralın ailesindeki kadınlar, kızları ve kızkardeşleri onur intiharı yaparlardı. Şifacı prenses Sarı Gelin onlardan biridir.
Dönelim bugüne. Dünya yeniden sıfırlanıyor, Roma hortladı, tefeci şirket kralları hepsi benim diyor. Sinsice Kartal yuvalarına guguk yumurtası bıraktılar, kurdular tezgâhlarını, sınırsız pervasızlaştılar.
Artık bağımsız devletlerin başındakiler yanlarında zehir taşısın diyorum. Eğer bu bilinçteyseler tabii.
27 Aralık’ta Anıtkabir’de buluşan o güzel insanlarda o ruhu gördüm. Mikrofona konuşan eski subaylardan biri şöyle diyordu:
“Mücadeleye devam. Kazanır mıyız bilmiyorum. Ama yenildiğimi görmeyeceğim!”
İşte bu.
Eski ders kitaplarını neden korumaya aldığımı şimdi daha iyi anladınız. Şimdi de, evdeki ata lira altınlarınıza nasıl sahip çıkacağınızı konuşun.
Zor günler için ya da kefen parası diyerek yastık altına koyduğunuz üç beş Cumhuriyet altınına göz dikti küresel efendiler. Yeni altın kanunu geliyor, Nisan’a ertelendi, bandrol alacaksınız, vergisini vereceksiniz. Dünya Bankası Türkiye’de yastık altı ve banka kasalarındaki altın miktarını bilecek ki ona çökebilsin.
Yani düşmanın ülkenize çökmesi için ille de yer altında petrolünüz olmak zorunda değil, bizde yer altında ve yastık altında çokça altın var!
Anadolu’da eskiler neden küplerle toprağa gömerek saklamışlar altınlarını anladınız mı? Düşman gelmeden gömdüğünüz altınlarınız sizin isminizi ve resminizi geleceğe taşıyacaktı. Cumhuriyet altınıdır gömeceğiniz, değil mi? Bakın Urfa’da antik Yeni Ulu Şehir’deki bilgeler (Peygamberler) ata izlerini taşlara kazımışlar ve üzerini toprakla örtmüşler. Bugün, kazdıkça altından müzelerimiz çıkıyor! Taş Tepeler diye uyduruk bir ad koydular, bunları daha sonra konuşacağız. Yabancı arkeolog değil, yerli tarihçiler lazım bize.
Amerika kıtasını tek başına kendine ayıran sömürgeci ABD yönetimiyle geldik aynı noktaya, altına hücum… Hatta döndük ortaçağ köleci Roma devrine. Haydi şimdi dağların başına kaçalım desek artık oraya da gökten geliyorlar.
MÖ.1.yüzyılda, Halk-ya denilen Akdeniz sahilinde, Kaş’da, Kınık tepelerinde MÖ. 1.yy ait Kayı Oğuzların Santos “canlar ateşi” kaya yazısı vardı ya, onun gibi olacağız. (Bkz.Santos Kaya Yazısı) Düşmana teslim olup da Roma’da köle satılmamak için, eşyalarını meydana yığıp ateşe verirler ve ailece el ele kendilerini ateşe atarlar. Onları köle almaya gelen Brutus’a seslenirler:
“Ey Roma’nın haydutları, Sezar’a söyleyin, Kınık’tan bir tek esir alamayacaksınız. Ya İstiklal Ya Ölüm!”
İşte, Mustafa Kemal’in tarihten aldığı ders bu kaya yazısındaydı.
“İstiklal Harbimizin Mayası Santos’un Ateşinden Gelir. Ya İstiklal Ya Ölüm!”
Ve düşmanı yendik. Varlığımızı tarihten sildirmedik. Ve and içtik:
Varlığım Türk Varlığına Armağan Olsun!
Azim ve Karar 10.01.2026