Muammer Aksoy : Lâikliğin ve Madenlerin Savunucusu

Otuz altı yıl olmuş Ankara karına kanı düşeli. Dün gibi anımsıyorum haberlerden o acıklı görüntüyü. Son yıllarında odaklandığı laikliğin önemini yaşamını yitirerek doğruladı.
Atatürk’ün yurtdışına kıvılcım olarak gönderip ateş topu olarak dönenlerdendi.
Yaşamı boyunca ateş topu gibiydi.
Hukuka tutkusu, ADD’nin kurucu genel başkanı olması ve başka olumlu özellikleri sıkça dile getirilmiştir.
Bağımsız Türkiye ilkesini özümsemiş birisi olarak “Milli petrol ve maden” diyenlerdendi.
1978’deki madenlerin devletleştirilmesi yasasının öncüsü ve yazanıydı.
Madenler hiç kuşkusuz Türkiye’nin değerli varlıklarıdır.
Akılcılığın ve kamu yararının göz ardı edildiği hemen her durumda olduğu gibi madenler gönencinizin değil yıkımınızın aracı oluverir.
Türkiye, bugün tam da bunu yaşıyor.
Bir küresel haydudun ülkemiz Cumhurbaşkanı’na “seyrek elementlerinizi istiyorum” diyebilmesi güncel örnektir.
Türkiye’de son 20 yılda verilen maden ruhsatı sayısı 400 bine yaklaşmış. İl başına 5000!
Türkiye son derece oylumlu bir maden ocağına dönüşmüş durumda denebilir.
Birçok maden için söz konusudur ama…
Özellikle, altın madenciliği Türkiye’nin doğasını kirleten, çevresini yıkıma uğratan bir aygıttır artık günümüzde.
Yakın geçmişe dek yargı, kamu yararının gözeticisiyken günümüzde yağmacının, talancının açıktan ve etkin yardımcısı gibi davranır olmuştur.
ÇED, akılcı, bilimsel yöntemlerle ve kamu yararı gözetilerek düzenlenmesi gereken belge olmaktan çıkmış sıradan formalite öğesine dönüştürülmüştür.
Dağını, taşını, kuşunu, böceğini korumak için kendilerini doğaya siper eden yaşamlarının onuncu on yılını sürmekte olan büyüklerimizin kolluk güçlerinin fiziksel yaklaşımlarına hedef olmaları ayrıca yürek burkucudur.
Özetle, devletin tüm öğeleri ve düzenekleri madencilik adı altında yağmacılık yapanların önde gelen kaldıraç koluna dönüştürülmüştür.
Değerli madenlerin devletin kayıtlarından kaçırıldığı, çıkartılan niceliğin çıkartanların insafına bırakıldığı söylentisi bile başlı başına başıboşluk belirtisi olup tek sözcükle tanımlamak gerekirse ürperticidir.
Etibank’ın özelleştirilmesi madencilikteki devlet egemenliğini sonlandırmakla kalmamış, ülkeyi azgın şirketler karşısında savunmasız bırakmıştır.
22 Eylül 1978’de yasalaşan madenlerin devletleştirilmesi kanununa zamanın sağ ve sığ partileri AP, MSP ve MHP karşı oy vermişti.
Atatürk’ü sarı saçları, mavi gözleri üzerinden güzellemek dokunaklılık ve duygusallık doğurur. Bunu ilkelere bağlılıkla tamamlamazsanız görevinizi eksik bırakmış olursunuz.
Muammer Aksoy bu bağlamda eksiksiz ve kusursuzdu!
Öyle olduğu için yaşamdan kopartıldı.
Onun yokluğunda yaşadıklarımız Aksoy’un uğruna yaşamını feda ettiği ilkeleri görmezden geldiğimizi gösterdi.
Muammer Aksoy’u saygıyla anarken anlamayı diliyoruz.