CUMA NAMAZI

CUMA NAMAZI
26 Ocak 2026 00:12
4
A+
A-

Suay Karaman

31 Mart 1975 tarihinde Süleyman Demirel’in başbakanlığında Adalet Partisi, Milli Selamet Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhuriyetçi Güven Partisi ortaklığı ile kurulan hükümete Birinci Milliyetçi Cephe adı verilmişti. Bu hükümet döneminde 8 Ağustos 1975 tarihinde Karayolları Genel Müdürlüğü, cuma günleri için çalışma saatlerini namaz vaktine göre düzenleyen bir genelge yayımlamıştı. Bu genelge için Türk-İş’in açtığı iptal davasında Danıştay, 1961 Anayasası’nın laiklik ve inanç özgürlüğüne ilişkin maddeleri uyarınca iptal kararı vermişti.

1997 yılında ise Necmettin Erbakan’ın başbakanlığında Refah Partisi ve Doğru Yol Partisi ortaklığında Bakanlar Kurulu kararı ile çalışma saatleri, iftar saatlerine göre ayarlandı. Danıştay, yine anayasaya aykırılık nedeni ile iptal kararı verdi. Üstelik bu genelge, Anayasa Mahkemesi’nin Refah Partisi’ni kapatma nedenleri arasında yer aldı.

Ahmet Davutoğlu’nun başbakanlığındaki AKP hükümeti 8 Ocak 2016 tarihinde cuma namazı için mesai düzenlemesi yapan başbakanlık genelgesini yürürlüğe koydu. Genelgede cuma namazı saatinin çalışma saatlerine denk gelmesi durumunda, isteyenler için çalışma yitimine neden olmaksızın izin verileceği belirtiliyordu. Bu genelgenin iptali için Eğitim İş Sendikası, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ve Avukat Ömer Faruk Eminağaoğlu Danıştay’a başvurdu ama iptal kararı çıkmadı. CHP ve barolardan ses çıkmaması ise düşündürücüdür.

Yükseköğretim Kurulu, 12 Ocak 2026 tarihinde tüm üniversitelere gönderdiği bir yazıyla, üniversitelerde cuma namazı vakitleri ile çakışabilecek nitelikteki mesai, ders, sınav ve uygulamalara ilişkin düzenlemelerin, din ve vicdan hürriyetinin fiili kullanımını ve eğitim-öğretim faaliyetlerinin sürekliliğini birlikte gözeten bir yaklaşımla yeniden değerlendirilmesi; söz konusu faaliyetlerin, cuma namazı saatlerinde yerine getirilecek ibadetleri aksatmayacak şekilde planlanması ve gerekli idari tedbirlerin alınması gerektiğini hatırlattı. Yazıda, 8 Ocak 2016 tarihli Başbakanlık Genelgesi anımsatılarak, kamu kurumlarında isteyen personele mesai yitimine neden olmaksızın cuma namazı için izin verileceğinin düzenlendiği vurgulanarak, akademik ve idari personel ile öğrenciler için gerekli kolaylıkların sağlanması istendi.

Cuma namazı saatlerine ders ve sınav koyulmaması uygulaması ancak din devletlerinde söz konusu olabilir. Üstelik bu daha da ileri götürülerek, tüm namaz saatlerini kapsayacaktır hatta iftar saatlerini de içine alacaktır. Bu genelge, anayasanın özüne ve pek çok maddesine aykırıdır. Yükseköğretim Kurulu’nun bu genelgesini, saat düzenlemesi olarak değil, demokratik ve laik hukuk devletinin ortadan kaldırılması olarak algılamak gerekir.

Bilim üreten ve eğitim veren üniversitenin mantığı akılcılıktır ve aynı zamanda bir değerler bütünüdür. Bu değerler öğrencilerin ve öğretim elemanlarının ürettikleri patent, araştırma, makale, kitap gibi eserlerle ölçülür. Ülkemizde artık akademik değerler önemini yitirmiştir çünkü bilim üretmesi gereken üniversiteler dini değerlere göre yönetilmeye başlanmıştır. Üniversite diplomalarının değerinin kalmadığı bir ortamda akademik unvan ile diploma sahteciliği ortaya saçılmıştır. Liyakat sahibi olmayanların yönetici olduğu günlerden geçmekteyiz.

Yükseköğretim Kurulu ve Diyanet İşleri Başkanlığı iş birliğiyle İstanbul Üniversitesi, öğrencilere yönelik olarak ‘Hafızlık ve Kuranı Kerim’i Güzel Okuma Yarışmaları’nı 2026 yılında üçüncü kez düzenleyecektir. 17 Aralık 2025 tarihinde Yükseköğretim Kurulu ‘Üniversite Öğrencileri Arasında Umre Ödüllü Gençlik Bilgi Yarışması’ ile ilgili tüm üniversitelere yazı göndermişti.

AKP, 2002 yılında iktidara geldiği zaman imam hatip okullarında okuyan öğrenci sayısı yaklaşık 70.000 idi. Bugün ise yaklaşık 1.370.000 öğrenci imam hatip okullarında okumaktadır. 2002 yılında 20 İlahiyat Fakültesinde 500 öğrenci varken, bugün 112 İlahiyat Fakültesinde 12.000 öğrenci vardır. Bunun yanında 30 İslami İlimler Fakültesi de açılmıştır. Ülkemizde yıllardır ve sistemli bir şekilde laik ve bilimsel eğitim terk edilmektedir. Ülkemizin şiddetle bilime, teknolojiye ve üretime ihtiyacı varken, teknik meslek liseleri kapatılarak yerine imam hatip okulları açılmaktadır.

Demokratik ve laik cumhuriyetimizi dinsel kurallarla yönetmeyi hedefleyen siyasi iktidar, düşünmeyen, sorgulamayan dindar ve kindar nesil yetiştirme projesi ile bilimsellik yerine inanç temelinde eğitime yön vermektedir. Bu gidişin sonu karanlıktır. Halbuki eşsiz liderimiz Atatürk’ün kurduğu cumhuriyetimizin yönü aydınlığa doğrudur. Zaman yitirmeden gereğinin yapılması için örgütlenmekten ve Bursa Nutkunu okumaktan başka seçeneğimiz yoktur.

Azim ve Karar, 26 Ocak 2026