TARIMDA ÜRETİM ÇIKMAZINA SEÇENEK VAR MI?

TARIMDA ÜRETİM ÇIKMAZINA SEÇENEK VAR MI?
5 Nisan 2026 01:55
3
A+
A-

Mustafa Kaymakçı

 Önce bir tespit yapalım. Türkiye’de tarımda üretim çıkmazını tetikleyen iki ana etmen var.Bunlardan birincisi, iç etmenler.ikincisisi de dış etmenler.

 Bu yazımızda ağırlıklı olarak iç etmenler özetlenecek.Ancak uluslararası tarım ve gıda emperyalizminin payını,bir başka deyişle dış etmenlerin de dikkate alınması gerekiyor. Üstelik İran-ABD Savaşı nedeniyle 2026 yılı ve yakın gelecekte dış etmenlerin payı da yükselecek gibi gözüküyor.

Örneğin İran-ABD Savaşı’nda Hürmüz Boğazı kriziyle,petrol,gübre ve lojistikteki aksama ve fiyat artışları  küresel tarımı tehdit ettiği gibi Türkiye’yi de etkileyecek.Gübrede de dışa bağımlı bir ülke olan yurdumuzda buğday,pirinç ve mısır gibi  temel ürünlerde,üretimin  olumsuz olarak düşüşü söz konusu olacak .FAO’ya göre kriz devam ederse,2026’nın ilk yarısında küresel gübre fiyatları ortalama yüzde 15-20  daha yüksek olacak.

 İç Etmenler Açısından Tarımsal Üretimde Gerilemenin Kök Nedeni Ne?

Türkiye Tarımının kök sorunu,uygulanan  tarım politikalarının tarımsal işletmelerin büyük bir çoğunluğunu oluşturan aile işgüçü temelli küçük ve orta ölçekli işletmelerden yana olmaması.

Politikalar, tarımın şirketleşmesi üzerine inşa edilmiştir.

Tarım politikalarının tarımsal işletmelerini büyük bir çoğunluğunu oluşturan aile işgüçü temelli küçük ve orta ölçekli işletmeler için düzenlenmediği taktirde çıkış yolu yoktur.

Tarımda Üretim Çıkmazının Manzarası

  • Tarım Yasası’na göre 2026 yılında çiftçiye milli gelirin yüzde 1’i  olan 772 milyar destek verilmesi gerekiyormuş, Oysa hazineden  bu yıl için ayrılan para  168 milyar para imiş .
  • Tarımda  çalışan kişi sayısı 2024 yılında 4 milyon 948 binden iken 2025 yılında 4 milyon 560 kişiye düşmüş, bir başka deyişle 388 bin çiftçi tarımsal üretimden kopmuş.Üstelik çiftçilerin yaş ortalaması, gençleşmek yerine yaşlanmış ve 59 yaş olmuş.
  • Çiftçinin borcu 2000’li yılların başına göre 187 kat artmış.
  • Tarımsal üretim, 2025 yılında bir yıl öncesine değin yüzde 8.8 küçülmüş.Sonuçta çiftçi para kazanamadığı için tarımdan çekilmiş,
  • Tarımsal üretim düştüğü için Türkiye tarım ürünleri ithalatçısı olmuş. Tarım  ürünleri ithalatı    2024’de  344.2 milyar dolar, ihracatı ise  261.9 milyar dolar .Üstelik tüketici de tarım ürünlerine artan fiyatlar nedeniyle erişemez  bir duruma gelmiş.

 Tarımda Üretim Çıkmazına Seçenek Var Mı?

  • Yapılması gereken ilk iş, piyasa fiyatıyla üreticinin maliyetleri  arasındaki fark kadar destek verilmesidir. Ancak  çözümü salt desteğe bağlamak çözüm değil.Destek ne kadar artarsa,pazarlama kanalında yer alan  pazarlamacılar  ve  sanayici de o oranda fiyat düşürüyor.

Fiyat belirlenirken bu destekler düşüldüğü için üreticiye pek yansımıyor.  Üstelik Tarım yasasına göre çiftçiye verilen destek, yukarıda değinildiği üzere tahahhüt edilen miktar olan yüzde 1’in   ancak üçte bir kadar bile olmamıştır. Devlet çiftçiye borçludur.

Tarım sektöründe,tarımsal  çıktıların (süt,et,sebze vb) değerlendirilmesinde az sayıda örgütlenmiş  ya da büyük alıcının çok sayıda küçük üreticiyle karşı karşıya geldiği bir piyasa  egemendir.

Oligopson piyasası olarak adlandırılan bu yapıda, alıcılar pazar gücüne sahiptir, fiyatları doğrudan etkiler.

Bu genellikle tarım ürünleri  ya da hammadde gibi sektörlerde görülür. Alıcılar arasında yoğun bir rekabet yerine işbirliği  ya da stratejik davranışlar  vardır. Kısaca  üreticilerin ürünlerini pazarlamakta zorlandığı,ürünlerini ucuza satmak zorunda kaldığı, alıcıların ise piyasaya  egemen olduğu bir düzen  söz konusu.

  • Oligopson piyasa düzenine karşı temelde çözüm,üreticilerin kooperatifleşerek sanayileşmesi.

Bir başka deyişle,küçük çiftçilerin sanayi kurumlarını kurarak  ürünlerini piyasaya kendilerinin sunması.

Ancak tarımsal amaçlı kooperatifler güçlenilceye kadar TARIMSAL KİTLER yeniden kurulmalı. Bu konu ,Türkiye kamuoyunda hemen hemen hiç gündeme getirilmiyor.Var  olan politikaları eleştirenler bile kamucu politikalara değinmiyor. Sanki herkes serbest piyasacı.

  • Aile işgüçü temelli küçük ve orta ölçekli işletmelerin kuracakları  Tarımsal amaçlı kooperatiflere gelir için Çiftçi Kayıt Belgesi verme hakkı verilmeli, pazarladığı ürünlerde KDV yüzde 1’e düşürülmeli ve en az 10 yıl süreyle Üst birlikleri olan birim kooperatiflere kurumlar vergisi muafiyeti sağlanmalı.
  • Tarımsal Kooperatif örgütlenme ile ilgili tek bir bakanlık sorumlu olmalıdır ve ürüne dayalı  tarımsal kooperatifleşme  olmamalı.
  • Kooperatiflere finans sağlayacak bir Kooperatifçilik Bankası Kurulmalı.
  • Tarımsal amaçlı kooperatifler ilçe ya da büyük belde/köy temelinde örgütlenmeli.
  • Aile çiftçiliği temelinde üreticilerin yine kooperatifler  aracılığıyla  sanayici  ve pazarlamacı  olmalı . Yaratılan artı değerin  büyük bir kısmı ancak bu model ile çiftçide kalabilir ve  tüketici de daha ucuza tarım ürünlerine ulaşabilir.
  • Yapılan bir araştırmaya göre lojistik hizmetlerin gıda üzerindeki payı,kimi durumlarda yüzde 18 kadar kadar yükselmektedir. Örneğin,İstanbul ya da İzmir’de kurulmuş büyük fabrikalar sütlerini binlerce uzaklıktaki kentlerden  almaktadırlar .Bu durum,meyve ve sebze  için de  geçerlidir. Lojistik hizmetlerin düşürülmesi için çözüm, büyük tüketim merkezlerini çeperlerinde tarım bölgelerinin oluşturulması gerekiyor.
  • Stok üretim yapmadan, toplum gereksinmesinin önceliği,toprak ve  iklim koşulları  dikkate alınarak  kaynakların iyi değerlendirilmesi ve israfın önlenmesi için tarımsal üretim planlanması yapılmalı.

Şimdi,bu yazıyı okuyanların sorması gereken bir soru var.

Bütün bu önermeler yaşama geçirilebilir mi?

El cevap. Çözüm,bu önermelerin tabandan gelmesiyle  oluşturulacak bir siyasi irade ve  bu siyasi iradenin iktidarıyla olası.Tek bir yasama döneminde bile böylesine bir dönüşümün gerçekleştirilebilir.  Ancak iç etmenlerin yanı sıra yukarıda değindiğim üzere uluslararası tarım ve gıda emperyalizmine karşı siyasi koşulların oluşturulabilmesi, temel konularımızdan biri.

Dünya milletlerinin düşmanı Henry Kissinger’a atfedilen “Petrolü denetlerseniz ülkeleri, gıdayı  denetlerseniz insanlığı yönetirsiniz” ifadesini unutmamak gerekiyor.

Bu ifade, tarım ve gıdanın 20. yüzyıldan itibaren emperyal  stratejinin   jeopolitik bir silah ve  denetim aracı olarak kullanıldığını göstermiyor mu?(*)

(*) Bakınız: Kaymakçı,Mustafa (Ed.,) Açlık ve Emperyalizm. İlkim Ozan Yayınları, Antalya

Azim ve Karar, 04.04.2026