<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Tom Barrack &#8211; Azim ve Karar</title>
	<atom:link href="https://www.azimvekarar.net/tag/tom-barrack/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.azimvekarar.net</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sun, 14 Dec 2025 21:03:07 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>
	<item>
		<title>SÖMÜRGE VALİLERİ</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/somurge-valileri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 14 Dec 2025 21:03:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Suay KARAMAN]]></category>
		<category><![CDATA[ABD Büyükelçileri]]></category>
		<category><![CDATA[Eric Edelman]]></category>
		<category><![CDATA[Ross Wilson]]></category>
		<category><![CDATA[Tom Barrack]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.azimvekarar.net/?p=7702</guid>

					<description><![CDATA[Suay Karaman 29 Ağustos 2003 ile 17 Haziran 2005 tarihleri arasında ABD’nin Türkiye Büyükelçisi olarak görev yapan Eric Steven Edelman, 14 Mart 2005 tarihinde, haddini aşarak Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer&#8217;in Suriye’ye yapacağı ziyareti eleştirmiş ve “umarım Türkiye de Suriye&#8217;nin Lübnan&#8217;dan çabuk biçimde çekilmesini destekleyen uluslararası uzlaşmaya katılacaktır” diye görüş bildirmişti. Uluslararası gelenekte bir diplomatın, görev [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Suay Karaman</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">29 Ağustos 2003 ile 17 Haziran 2005 tarihleri arasında ABD’nin Türkiye Büyükelçisi olarak görev yapan Eric Steven Edelman, 14 Mart 2005 tarihinde, haddini aşarak Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer&#8217;in Suriye’ye yapacağı ziyareti eleştirmiş ve “<em>umarım Türkiye de Suriye&#8217;nin Lübnan&#8217;dan çabuk biçimde çekilmesini destekleyen uluslararası uzlaşmaya katılacaktır</em>” diye görüş bildirmişti. Uluslararası gelenekte bir diplomatın, görev yaptığı ülkenin iç ve dış politikası hakkında halk önünde açıklama yapmasına ‘diplomatik karışma’ denir. Ne yazık ki ABD’li diplomatlar hiçbir kural tanımamaktadırlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">9 Aralık 2005 ile 17 Kasım 2008 tarihleri arasında ABD’nin Türkiye Büyükelçisi olarak görev yapan Ross Wilson, 3 Ekim 2006 tarihinde Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Genelkurmay Başkanı ile Kuvvet Komutanlarının irtica ile ilgili sözlerine “<em>kakofoni ve kuru gürültü</em>” demişti ve bu açıklaması büyük tepki çekmişti. Büyükelçi Ross Wilson, 27 Kasım 2007 tarihinde bir grup Güneydoğu kökenli eski ve yeni milletvekillerini elçiliğe sabah kahvaltısına çağırmıştı. Kahvaltıda başta Diyarbakır olmak üzere Güneydoğu’da incelemelerde bulunacaklarını, ölen PKK terör örgütü üyeleri ile şehitlerin aileleriyle görüşmek istediklerini ve bunun için davetlilerden kendilerine isim vermelerini istemişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">5 Mayıs 2025 tarihinde göreve başlayan ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, 29 Haziran 2025 tarihindeki İzmir gezisinde Anadolu Ajansı’nın muhabirine yaptığı açıklamada, ‘Osmanlı’nın millet sistemine’ övgüler yağdırdı. Madem bu sistemi çok beğeniyor, o zaman bunu kendi ülkesi için önermesi yerinde olur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Büyükelçi Tom Barrack, ABD 2025 Concordia Zirvesi kapsamında 24 Eylül 2025 tarihinde düzenlenen paneldeki konuşmasında ABD Başkanı ile yaptığı görüşmeyi aktarmış ve ABD Başkanının, “<em>Erdoğan’a ihtiyacı olan şeyi verelim: Meşruiyet</em>” dediğini söylemişti. Türkiye Cumhuriyeti meşru bir ülkedir ve bu meşruiyetini Ulusal Kurtuluş Savaşı ile elde etmiştir. Türkiye Cumhuriyeti&#8217;ni yönetenler meşruiyetini ABD Başkanından değil Türk milletinden alırlar, bunun böyle bilinmesi gerekir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Büyükelçi Tom Barrack, 3 Aralık 2025 tarihinde Yunanistan’ın Kathimerini Gazetesi’ne yaptığı açıklamada; <em>“İpek Yolu, Doğu’yu Batı’ya üç veya dört farklı güzergâhtan bağlıyordu. Tekrar olabilir, ancak 1919’dan beri ulus devletler tarafından engellendiklerini”</em> söyledi. 1919 vurgusuyla açıkça Türkiye Cumhuriyeti’ni hedef almaktadır çünkü Mustafa Kemal Paşa önderliğinde başarılan Ulusal Kurtuluş Savaşımızdan beri ulus devletler, ABD ve benzer emperyalist devletleri engellemektedir. İşte bu nedenle ulus devletleri yıkmaya çalışıyorlar. Bunun yanında hedeflerinin 2026 yılının Eylül ayında Heybeliada Ruhban Okulu’nu açmak olduğunu da Yunan gazetesine söylemeyi görev edinmiş.</p>



<p class="wp-block-paragraph">7 Aralık 2025 tarihinde Katar&#8217;ın başkenti Doha&#8217;da düzenlenen 23. Doha Forumunda “<em>bu bölgede gerçekte en iyi işleyen şey ister beğenin ister beğenmeyin &#8216;hayırsever bir monarşi&#8217; olmuştur. İşleyen model budur” </em>açıklamasında bulundu.<a href="https://x.com/SMEYDAN/status/1998075264614429022/photo/1"></a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’nin Gazze Şeridi’nde kurulacak olan uluslararası barış gücünün bir parçası olmasını istediğini ve Türkiye’nin S-400 sistemlerini bırakacağını söyleyen Büyükelçi Tom Barrack’ın Lozan Barış Antlaşması’nı sorgulaması, ulus devletini tehlikeli bulması ve Türkiye için Osmanlı millet modeli ile hayırsever bir monarşi önermesinin gündeme getirilmesi eş zamanlıdır ve ilginçtir. Büyükelçinin söylemleri ile ‘terörsüz Türkiye’ masalcılarının 1923 devrimini ortadan kaldırmak için yaptıkları hazırlık, emperyalizmin geleneksel böl-parçala-yönet sistemine uygun olarak tümüyle örtüşmektedir ve BOP ile Sevr özlemcilerini umutlandırmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu tip davranışta bulunan yabancı diplomatların, derhal istenmeyen kişi (persona non grata) ilan edilerek, sınır dışı edilmeleri gerekmektedir. Yabancı diplomatların uluslararası hukuku ve diplomasi kurallarını çiğneyen bu etkinliklerine karşı kararlı bir tavır almak ulusal bir görevdir. İtibarlı ülkeler, böyle davranan diplomatın bir an önce ülke dışına çıkmasını isteyebilir. Ülkemizde ‘sömürge valisi’ gibi davranan ABD Büyükelçisinin istenmeyen kişi ilan edilerek, Türkiye’den gönderilmesi gerekir. Emperyalizmi ilk kez yenerek kurulan bağımsız bir ülkenin yapması gereken de budur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD’nin Büyükelçileri, kendilerini ‘Türkiye Genel Valisi’ ya da ‘Sömürge Valisi’ olarak görmektedirler. ABD Büyükelçileri, ülkemizin bölünmesine yönelik etkinliklerini açık açık ve küstahlığın da ötesinde bir tavırla yürütmektedir. Yapılanlar ülkemiz açısından bütünlük sorunudur, ulusal onur sorunudur. Ancak bu ulusal onuru anlayacak ve koruyacak bir siyasi iktidar görmek mümkün değildir. Bu olaylar ülkemizi yönetenler adına utanılacak bir durumdur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bütün diplomatik kuralları ihlal ederek, içişlerimize müdahalede bulunulurken, devletimizin egemenliğine, laik cumhuriyetimize ve ulus devlet yapımıza açıkça saldırılırken, ülkemizi yönetenler sessizliklerini korumaktadır. 300 yıldır dünyayı sömüren emperyalizme karşı ilk kez zafer kazanan ülkemizin ulusal onuru çiğnenmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ülkemizde 140 devletin büyükelçisi bulunmaktadır, hiçbiri ortaya çıkıp bu konuşmaları yapamaz ama ABD Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack yapıyor. Emperyalist ABD Türkiye’deki yönetime sözde ‘meşruiyet’ verdi ya karşılığında, büyükelçisi vatanımızda istediği gibi at koşturuyor. Yaklaşık yedi aydır Türkiye’de görev yapan Büyükelçi Tom Barrack susmak bilmiyor, sürekli konuşuyor, bize ayar vermeye çalışıyor, ülkemizin geleceği ile ilgili dünya kamuoyuna bilgi aktarıyor. Çünkü Türkiye’yi yeniden dizayn etme talimatı almış, gelmiş ülkemize ve bölünmemiz için görevini yapıyor. Ama er ya da geç mutlaka bunun da sonu gelecektir ve Türk Milleti tarafından hesabı sorulacaktır…</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Azim ve Karar, 15 Aralık 2025</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YANGINLARDAN</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/yanginlardan/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 06 Jul 2025 21:03:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Suay KARAMAN]]></category>
		<category><![CDATA[ABD Ankara Büyükelçisi]]></category>
		<category><![CDATA[Azim ve Karar]]></category>
		<category><![CDATA[CHP Mal Varlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Tom Barrack]]></category>
		<category><![CDATA[Yangınlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.azimvekarar.net/?p=7225</guid>

					<description><![CDATA[Suay Karaman Güzel ülkemizde her uyandığımız gün, yeni bir olayla karşılaşıyoruz. Neredeyse artık bu duruma alıştırıldı toplumumuz. Her yaz ormanlarımız gece gündüz, alevler içinde cayır cayır yanmaktadır. Yangın söndürme uçakları ve gerekli ekipmanların yetersizliği, yangınların kısa sürede söndürülmesine engel olmaktadır. Bazı bölgelerimizdeki meteorolojik koşullar da yangının hızla yayılmasına neden olmaktadır. Çıkan ya da çıkarılan bu [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Suay Karaman</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Güzel ülkemizde her uyandığımız gün, yeni bir olayla karşılaşıyoruz. Neredeyse artık bu duruma alıştırıldı toplumumuz. Her yaz ormanlarımız gece gündüz, alevler içinde cayır cayır yanmaktadır. Yangın söndürme uçakları ve gerekli ekipmanların yetersizliği, yangınların kısa sürede söndürülmesine engel olmaktadır. Bazı bölgelerimizdeki meteorolojik koşullar da yangının hızla yayılmasına neden olmaktadır. Çıkan ya da çıkarılan bu yangınlarda en çok zarar gören alanlar ormanlık bölgeler olurken, zeytinlikler, bağlar ve arıcılık faaliyeti yürütülen kırsal alanlar ciddi oranda etkilenmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tarım ve Orman Bakanı bir haftada 642 orman yangını çıktığını açıklamıştır. Bu açıklamasında “<em>Cumhuriyet tarihinin en iyi hava ve kara filosu ve personeliyle müdahalelerimizle bu zorlu süreçte çok iyi sonuçlar aldık</em>” demesi ise, kara mizah örneği bile değildir. NASA verilerine göre bir haftada ülkemizde yaklaşık 80 bin hektar yanmıştır; bu ise yaklaşık 115 bin futbol sahasına eşdeğer bir büyüklüktür. Yetkililerin yaptığı açıklamalara göre yangınlarda şu ana kadar yaklaşık 19 kişi hayatını yitirmiş, yaklaşık 45 bin kişi yangınlardan etkilenmiştir. Özellikle kırsal yerleşimlerdeki evler, ahırlar ve tarım yapıları büyük zarar görmüştür. Ormanlardaki canlılar doğrudan ya da dolaylı olarak yok olmuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Daha önceki yıllarda da görüldüğü gibi yanan orman alanlarının büyük bir bölümü yeniden ağaçlandırılmamaktadır. Bu alanlara yasaya aykırı olarak, konutlar ve oteller yapılmaktadır, maden ruhsatları verilmektedir. Toplumda yangınların, özellikle terör örgütü kundaklaması olduğu hakkında yaygın bir kanı vardır. Ancak açılım uğruna siyasiler, sessizliklerini korumaktadır. Yetkililerin elektrik tellerinden kaynaklandığını söylediği bu yangınlar, akıllara başka bir soruyu getirmektedir. Elektrik dağıtım işi özel sektöre verildiği için, gerekli bakım-onarım çalışmalarının yapılmadığı bilinmektedir. Özel sektör sadece kâr amacı düşündüğü için, bazı yükümlülüklerini yerine getirmemektedir. Asıl sorun yıllardır kamu hizmetlerinin özel şirketlere devredilmesinden kaynaklanmaktadır. Bunun çaresi en kısa sürede kamulaştırmadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ülkemize çok yazık oluyor; ormanlarımız dahil, tüm bitki örtümüzü, toprağımızı, suyumuzu, havamızı korumak zorundayız. TBMM’de kabul edilen ve kamuoyuna ‘yeşil dönüşüm’ adıyla sunulan İklim Yasası, sermaye için hazırlanmış yeni bir yağma düzeninin yasal çerçevesidir. Geçen hafta rafa kaldırılan iklim yasası, yangınlarla boğuşulan bir zamanda ve muhalefetin TBMM’ye katılmaması keyfiyetiyle yasalaşmıştır. Türk milletinin bağımsızlığını ve yaşam biçimini elinden alacak olan iklim yasası, iklim krizine karşı mücadeleyi değil, karbon ticareti ve piyasa mekanizmalarıyla doğanın metalaştırılmasını öngörmektedir. Bu iklim yasası, fosil yakıtlardan çıkış için bir tarih belirlememiş, adil geçiş için gerçekçi bir plan da ortaya koymamıştır; yasada hukuk, bilim, doğa için hiçbir içerik yoktur. Emperyalizmin yeni bir oyunu ile sömürme devam edecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türk milletinin bağımsızlığını ve binlerce yıldır sürdürdüğü yaşam biçimini elinden alacak olan iklim yasası, dört yanımız alevlerle çevrilirken ve yere batasıca muhalefet butlan zırvalığı ile oynaşırken apar topar meclisten geçiriliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Diyanet İşleri Başkanlığının, başta Ege olmak üzere ülkemizin çeşitli bölgelerinde çıkan orman yangınlarının bir an önce sona ermesi için 5 Temmuz Cumartesi günü ülke genelindeki camilerde yatsı namazının ardından ‘dua’ edileceğini söylemesi, bilimden ne kadar uzaklaşıldığını göstermektedir. Geçen hafta LeMan dergisindeki karikatüre tepki olarak TBMM Genel Kurulu&#8217;nda salavat getiren AKP İstanbul Milletvekilinin, yangınlar için sesi çıkmamıştır. Dua ile bu işlerin çözüleceğini düşünenler ile ülkemizin aydınlığa çıkması olanaksızdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Siyasal bağlamda da ülkemizde çok sıkıntılı günler yaşanmaktadır. Hemen hemen her gün CHP’nin eski ve yeni belediye başkanları ile bürokratlarına karşı yapılan göz altılar, tutuklamalar yaşadığımız süreçteki sivil darbeyi iyice belleklere yerleştirmektedir. Şüphesiz, yolsuzluk, hukuksuzluk varsa ortaya çıkarılmalıdır. Ancak yıllardır AKP dönemindeki belediye başkanları ve bürokratları hakkında birçok dosya olduğu halde hepsi göz ardı edilmektedir. Yolsuzluğun partisi olmaz, yolsuzluğa sahip çıkılmaz. AKP döneminde hukuk dışı tutum ve eylemler alıp başını gitmişken, CHP’li belediyelere karşı yapılanların büyük çoğunluğunun siyasi olduğu düşünülmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Adından başka hiçbir şeyi demokrat olmayan Demokrat Parti iktidarı tarafından TBMM’de kabul edilen yasayla 8 Ağustos 1951 tarihinde CHP, malvarlığının önemli bir bölümünü yitirmişti. CHP’nin mallarının geri kalanına da 14 Aralık 1953 tarihinde kabul edilen yasayla el konulmuştu. Bugün ise CHP’nin herşeyine el konulmaya çalışılıyor. Bunun adına ‘ileri demokrasi’ diyenler sayesinde ders alınamadığı için tarih yinelenmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, İzmir’deki gezisinde Anadolu Ajansı’nın muhabirine yaptığı açıklamada, ‘Osmanlı’nın millet sistemine’ övgüler yağdırdı. Bu büyükelçinin millet sisteminin Osmanlı Devleti’ni bölünmeye götürdüğünü bilmemesi olanaksız. Eğer bu sistemi çok beğeniyorsa neden kendi ülkesi için önermiyor? PKK terör örgütünün açılımı sonucunda istenen yeni anayasa ile anadilde eğitimi savunan böyle kişiler, ABD nüfusunun yaklaşık %30 kadarı İspanyol iken, neden kendi ülkelerinde anadilde eğitim istemezler? Bunun yanında büyükelçinin sözlerinden Türkiye’nin, ABD gözetiminde, İsrail ile birlikte yeni adımlar atılacağının işareti de ortaya çıkmaktadır. Ülkemizde ‘sömürge valisi’ gibi davranan ABD Büyükelçisinin istenmeyen kişi (persona non grata) ilan edilerek, Türkiye’den gönderilmesi gerekir. Emperyalizmi ilk kez yenerek kurulan bağımsız bir ülkenin yapması gereken budur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ülkemizi aklımıza gelen her konuda yangınlar sarmıştır; başımızda Atatürk gibi bir lider yoktur ve artık hiç olmayacaktır da. Ancak cumhuriyeti gençlere emanet eden Atatürk’ten aldığımız fikirlerle ve ilkelerle bir araya gelmek zorundayız. Unutmayalım ki “milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Azim ve Karar, 7 Temmuz 2025</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
