<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>sevr &#8211; Azim ve Karar</title>
	<atom:link href="https://www.azimvekarar.net/tag/sevr/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.azimvekarar.net</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 24 Jul 2025 20:35:26 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>LOZAN’DAN SEVR’E</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/lozandan-sevre/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Jul 2025 21:34:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ceyhun BALCI]]></category>
		<category><![CDATA[Lozan]]></category>
		<category><![CDATA[sevr]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.azimvekarar.net/?p=7278</guid>

					<description><![CDATA[Ceyhun Balcı Sevr’den Lozan’a bin bir emekle, kanla, canla gelmiştik. Yoksul ve yoksun ama başı dik, onurlu Türk milleti böylelikle çağdaş bir devlet kurmanın sağlam temelini atmıştı. Yüz yıl sonra Lozan’dan Sevr’e giden yola çıkılacağını kestirsek de dillendirmek içimizden gelmezdi. Artık, bundan da kaçınamıyoruz! Önce terörist başını TBMM’ye çağıran ses işitildi. Düne dek asalım, keselim, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Ceyhun Balcı</strong></p>



<p>Sevr’den Lozan’a bin bir emekle, kanla, canla gelmiştik. Yoksul ve yoksun ama başı dik, onurlu Türk milleti böylelikle çağdaş bir devlet kurmanın sağlam temelini atmıştı.</p>



<p>Yüz yıl sonra Lozan’dan Sevr’e giden yola çıkılacağını kestirsek de dillendirmek içimizden gelmezdi.</p>



<p>Artık, bundan da kaçınamıyoruz!</p>



<p>Önce terörist başını TBMM’ye çağıran ses işitildi. Düne dek asalım, keselim, kapatalım diyenlerin bu isteğinin kendi istençlerinden çok dış kaynaklı olduğunu anlamak güç değildi.</p>



<p>Anahtar sözcük : Misakı iktisadinin çökmesine eklenen iktidarda kalma zorunluluğu.</p>



<p>Dış kaynak olarak ABD’nin Ankara elçisi öne çıktı son günlerde.</p>



<p>İşe Osmanlı millet sistemi güzellemesiyle başladı. Osmanlıcılık düşleriyle yanıp tutuşan iktidarın arayıp da bulamadığı fırsat ayağına gelmişti. Elçi görünümlü sömürge valisini <strong>“istenmeyen adam”</strong> sayacakları yerde ümmet güzellemeleriyle olumlu yanıt vermeyi yeğlediler ona. Başka deyişle dış Sevrcilere, içten destek gelmiş oldu.</p>



<p>Aldığı olumlu geri bildirimden hoşnut kalan elçi bu kez <strong>“ulus devletler çıkarımıza değil”</strong> diyerek el yükseltti.</p>



<p>Ümmetleşmenin hız kazandığı yerde ulus devletin yerinde yeller esmesi olağan bir durumdu.</p>



<p>İktidarından başka kaygısı olmayan, iktidarını korumanın ötesine geçerek sonsuzlaştırmaya çalışan iktidarın varlığı emperyal güçlerin arayıp da bulamadığı olanaktı.</p>



<p>İktidar sonsuzlaşırken, 100 yıldır pusuda bekleyen emperyalizm özlediği hedefe ulaşma düşlerini gerçekleştirmeye doğru yol almaya başladı.</p>



<p>Yugoslavyalaştırma bu topraklarda kabul görmeyeceği için biçem değiştiren iktidar-emperyal işbirliği Lübnanlaştırma kartını oynamayı daha sonuç alıcı bulmuş olmalı ki iktidarın sözcüsü konumundaki MHP’den <strong>“bir Alevi bir de Kürt cumhurbaşkanı yardımcısı” </strong>sesi duyuldu.</p>



<p>Hedefe giderken her yol geçerlidir diyen bir iktidar varken yönetenlerin bu tutumu şaşırtıcı değildi.</p>



<p>Kurucu partinin de içinde olduğu siyaset kurumlarının, sömürgeciliği diriltme çabalarına kararlılıkla karşı çıkmamaları üzerinde durulmaya değerdir.</p>



<p>Siyasetin işbirlikçiliğine ve sessizliğine Türk milletinin edilgenliğinin eşlik ediyor oluşu ürkütücüdür.</p>



<p>Siyasetçilerin aymazlık içinde oldukları açıktır.</p>



<p>Türk milleti Lozan’dan Sevr’e dönüşle neler yitireceğinin 100 yıl önce kanla, canla edindiklerini o gün yendiği düşmana bugün altın tepside sunacağının farkında değil midir?</p>



<p><strong>Azim ve Karar, 24.07.2025</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KUMDAKİ ÇİZGİLER</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/kumdaki-cizgiler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Jul 2025 17:35:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ceyhun BALCI]]></category>
		<category><![CDATA[çölde sınır çizmek]]></category>
		<category><![CDATA[sevr]]></category>
		<category><![CDATA[sykes-picot]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.azimvekarar.net/?p=7206</guid>

					<description><![CDATA[Ceyhun Balcı “ABD’nin düşmanı olmak tehlikelidir, dostu olmaksa ölümcül.” Henry Kissinger Romantizm insanın hava, su ve besin kadar gereksinimi. Ama, yerinde ve zamanında olmak koşuluyla. “Trump bizi seviyor!” Sözde basının son günlerde sakız gibi çiğnediği sayısız sözden birisi. Kissinger’ın sözünü bilmeyen çok belli ki. Şaka bir yana! Bu sözün işitilmemiş, okunmamış olması olasılık dışıdır kanımca. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Ceyhun Balcı</strong></p>



<p><strong>“ABD’nin düşmanı olmak tehlikelidir, dostu olmaksa ölümcül.”</strong></p>



<p><strong>Henry Kissinger</strong></p>



<p>Romantizm insanın hava, su ve besin kadar gereksinimi. Ama, yerinde ve zamanında olmak koşuluyla.</p>



<p><strong>“Trump bizi seviyor!”</strong> Sözde basının son günlerde sakız gibi çiğnediği sayısız sözden birisi.</p>



<p>Kissinger’ın sözünü bilmeyen çok belli ki.</p>



<p>Şaka bir yana!</p>



<p>Bu sözün işitilmemiş, okunmamış olması olasılık dışıdır kanımca.</p>



<p>Sorun köksüzlüktedir.</p>



<p>Sorun ilkesizliktedir.</p>



<p>Sorun geçmiş bilinçsizliğindedir.</p>



<p>ABD başkanının bizi seviyor oluşundan övünç duymak olsa olsa sömürgelerde rastlanacak türden bir durumdur.</p>



<p>Varlığını bağımsızlık savaşıyla sağlamış bir ülke içinse ancak utanç kaynağı olabilir.</p>



<p>Bizi çok seven Trump yeni Ankara büyükelçisini atadığında romantizm bir kez daha şaha kalktı.</p>



<p>Atalarının Osmanlı topraklarında doğmuş olmasından tutun da çok iyi Türkçe bilmesine varıncaya dek bir dizi hüneri sözde basınımızın ve onlara katılmakta gecikmeyen kimi ileri gelenlerimizin abartılı övgülerine konu oldu.</p>



<p>Özellikle son yıllarda göreve çevirmenle giden dışişleri görevlilerimizin sayıca artmış olmasına bakınca Türkçe bilen ABD elçisi bizdeki şakşakçı takımını doğal olarak etkilemiştir.</p>



<p>Oysa, devlet geleneği olanlar özellikle Türkiye gibi ülkelere hemen her zaman Türkçe bilen, buraları iyi tanıyan diplomatlar göndermiştir. Bunda şaşılacak çok da fazla bir durum yoktur.</p>



<p>Göklere çıkartılan yeni elçi Barrack ağzındaki baklayı çıkartmak için çok da bekleme gereği duymadı.</p>



<p>Sykes-Picot Antlaşması!</p>



<p>Yine de incelik göstermiş Sevr demeyerek.</p>



<p>Yüz yıl önce çöl kumlarının üzerine hem de masa başında çizilen sınırları Türkiye’ye de dayatma zamanının gelmiş olduğunu aklından geçirdiği açıktır. Her ne kadar bu sözler elçininse de ABD’nin isteği olarak algılanmalıdır.</p>



<p>Çok daha kötüsü!</p>



<p>Bu sözlerin karşılıksız kalmış olmasıdır!</p>



<p><strong>“Ankara’da birileri var mı”</strong> diye haykırasım geliyor.</p>



<p>Öte yandan da düşünüyorum!</p>



<p>Bu sözlere emperyal maşayı TBMM’ye çağırarak iktidarlarını sonsuzlaştırma histerisine yakalananlar mı karşılık verecek?</p>



<p>Açılıma hevesli olan ama Sevr meydan okumasına gelince uyur gibi yapan kurucu partinin bugünkü kadroları mı tepki gösterecek?</p>



<p>Sınırları kanla, canla çizilmiş bir ülkenin siyaset kurumundan <strong>“burası Sykes-Picot dayatmasıyla sınırı çizilen yer olmadı, olmayacak”</strong> diyen birilerinin çıkmaması ne acı.</p>



<p><strong>Azim ve Karar, 04.07.2025</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YÜZ İKİ YIL SONRA</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/yuz-iki-yil-sonra/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 May 2025 06:03:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ceyhun BALCI]]></category>
		<category><![CDATA[Lozan]]></category>
		<category><![CDATA[sevr]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyenin varlık belgesi]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Sevr]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://azimvekarar.net/?p=7063</guid>

					<description><![CDATA[Görsel kişisel belgeliğimden. Ne zaman oradan geçsem kendimi alamayıp fotoğraflarım bu ikiliyi. İzmir Kültürpark Lozan kapısı girişini süslemektedir bu yapıt. Terörsüz Türkiye bu ikiliye ve onlar üzerinden Türkiye Cumhuriyeti'nin varlığına son verme girişimidir.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Ceyhun Balcı</strong></p>



<p>Hep söylendi.</p>



<p>Sevr bilinmeden Lozan anlaşılamaz ve değeri de bilinemez diye.</p>



<p>Lozan’da istediklerini bir türlü alamayan İngiliz temsilci öfkesine yenilir ve İsmet Paşa’ya çıkışır :</p>



<p><strong>“Tüm üstelemelerimize karşın karşılamadığınız isteklerimi şu kâğıda yazıp cebime koyuyorum. Günün birinde bunları önünüze koyacağız!”</strong></p>



<p>Lozan 100. yaşına geri sayarken Türkiye Cumhuriyeti’nin varlık belgesi olan bu antlaşmanın 100 yıllık olduğu, gizli maddeleri gereğince geçerliliğini yitireceği öne sürülmüştü.</p>



<p>Çoğunlukla iktidar kaynaklı olan bu söylemlere o sıralarda gülüp geçmiştik. Hatta, Lozan 100. Yaşını doldurduktan sonra varlığını sürdürünce alaycı bir gülümseme belirmişti çehremizde.</p>



<p>PKK açıklamasının daha başında boy hedefi yapılan Lozan o günkü gülümsememizin erken olduğunu ortaya koymuş oldu.</p>



<p>Lozan dışta, 1924 anayasası içte Türkiye Cumhuriyeti’nin varlık belgeleriydi.</p>



<p>O varlık belgeleri iktidarın denetimi ve onayıyla oluşturulan PKK açıklamasında yerle bir edilecekler arasına kondu.</p>



<p>Burada bir ortak yapım olduğu açıktır.</p>



<p>Türkiye Cumhuriyeti var olduğundan bu yana hem dinciliğin hem etnikçiliğin hedefinde oldu.</p>



<p>Böyle olduğu 12 Mayıs 2025’te bir kez daha kanıtlandı.</p>



<p>Yüz iki yıl önce İngiliz temsilcinin not ettikleri onların işbirlikçilerince Türkiye Cumhuriyeti’nin önüne kondu.</p>



<p>Olay budur.</p>



<p>İktidarlarını sonsuzlaştırma peşindekilerle bunu kendi isteklerini yaşama geçirme fırsatı olarak gören etnikçiler sevindi.</p>



<p>Kurucu partinin TR 705 namlı etnikçisi Diyarbakır’da halay çekerek sevincini gizleyemeyenler öbeğine katıldı.</p>



<p>Türkiye Cumhuriyeti ikinci yüzyılının başında önemli bir kırılma noktasına sürüklendi.</p>



<p>Bu sürüklenişte her kesimden Cumhuriyet düşmanlarının işbirliği bu denli açık ve ortadayken kurucu partinin bu gelişmeye katkıda bulunma hevesi anlaşılır gibi değildir.</p>



<p>Kurucu parti CHP ilk ve ikinci genel başkanlarının kalıtına ihanet etmeyi göze alması bugünün önde gelen sorunudur.</p>



<p>12 Mayıs 2025 tarihe Sevr’e dönüş yolunun açılma günü olarak geçecek tarihe.</p>



<p>Başka deyişle, utanç günü…</p>



<p><strong>Azim ve Karar, 13.05.2025</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DÜNDEN BUGÜNE İHANET</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/dunden-bugune-ihanet/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Mar 2025 06:15:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ceyhun BALCI]]></category>
		<category><![CDATA[emperyalizm]]></category>
		<category><![CDATA[ihanet]]></category>
		<category><![CDATA[mandacılık]]></category>
		<category><![CDATA[sevr]]></category>
		<category><![CDATA[wilson prensipleri cemiyeti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://azimvekarar.net/?p=6876</guid>

					<description><![CDATA[Yüz yıl önceden ne fark mı var?

O zaman derneklerin üstlendiği göreve seçimde milletin oyunu başka şeyler söyleyerek alan partiler gönüllü oluyor.

Ülkenin kurtarıcısı ve kurucusu olan TBMM yıkımda baş rol üstlenmiş olmuyor mu?]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Ceyhun Balcı</strong></p>



<p><strong>“Tarih bilgisi, geçmişi öğrenmenin yanı sıra, bugünü anlama, geleceği de kurgulama olanağı verir.”</strong></p>



<p>Türkiye Cumhuriyeti, ikinci yüzyıla adım atmışken bir başka mandacılık-sömürgecilik saldırısıyla karşı karşıya. Bu ve benzerleri cumhuriyetin başından bu yana her fırsatta kendisini gösterdi.</p>



<p>Yıl 1918!</p>



<p>Birinci Dünya Savaşı ağır yenilgiyle sonuçlanmış. Osmanlı çökmekle kalmamış, kurbanlık koyun gibi paylaşılmayı beklemektedir.</p>



<p>Henüz Sevr yoksa da Mondros olacakların işaret fişeğidir.</p>



<p>Osmanlı aydını nicelikli olmadığı gibi niteliksizdir de.</p>



<p>Karanlığın ve umutsuzluğun egemen olduğu ortamda aydın sayılanlar çıkış yolunu mandacılıkta görürler.</p>



<p>Mondros’tan hemen sonra Aralık 1918’de Wilson Prensipleri Cemiyeti kurulur. Halide Edip, Refik Halit, Ali Kemal gibi adlara Yunus Nadi, Celâl Nuri, Necmettin Sadık ve Ahmet Emin gibi gazeteciler de eklenirler.</p>



<p>Düşmanı Türk topraklarından kovma umudu taşımadıkları gibi onurlu bir seçenek için çaba göstermeyi de akıl edemezler. İlerleyen dönemde ABD’ye sığınarak kalkınmayı ve günyüzü görmeyi ummaktadırlar.</p>



<p>Her ne kadar, bu dernek kuruluşundan 2 ay sonra kapanmış olsa da zamanın aydınlarının ruh durumunu göstermesi bakımından tarihte bıraktığı iz önemlidir.</p>



<p>Bu dernekle neredeyse eş zamanlı kurulmuş olan Kürt Teali Cemiyeti’ni unutmamak gerekir. İngiltere ve Osmanlı döneminin gerici partisi Hürriyet ve İtilaf’la da yakın ilişkisi bulunan derneğin yabancı destekli bir Kürt devleti kurma çabalarına destek olmayı amaçladığı kuşkusuzdur. Dernek 1921’de TBMM kararıyla kapatılmıştır.</p>



<p>Amerikan mandacısı olur da dönemin güçlü emperyal devleti İngiliz mandacısı olmaz mı?</p>



<p>Mayıs 1919’da Mustafa Kemal Samsun’a çıktıktan bir gün sonra İngiliz Muhipleri Cemiyeti kurulur. Hürriyet ve İtilaf Fırkası’yla yakın ilişkisi bilinen dernek doğrudan İngiliz desteklidir. İstanbul’da yoksullara et dağıtarak da toplumun ilgisini ve sevgisini kazanmayı göz ardı etmez.</p>



<p>Günümüze gelirsek!</p>



<p>Ekim ayında MHP önderi Bahçeli tarafından gündeme sokulan <strong>“Terörsüz Türkiye”</strong> etiketli, bebek katili Öcalan’a başrol veren sözde <strong>“bilgelik”</strong> hareketini tarihte yaşananların ışığında irdelemekte yarar var.</p>



<p>Bahçeli, siyasi yaşamı boyunca kitleleri şaşırtan kararlarına bir yenisini ekledi böylelikle. Ortadan ikiye bölünmüş Türk milletinin bu konuya yaklaşımı da <strong>“bölünmüşlük”</strong> ortak paydasında gelişti. Bunda siyaset kurumunun etkisizliği ve tepkisizliği önemli rol oynadı.</p>



<p>TBMM’de grubu bulunan partilerden yalnızca birisi sınırlı sandalye sayısıyla bu emperyal projeye karşı dururken, bir başkasının genel başkanı uydurma gerekçelerle tutuklanmış durumda.</p>



<p>Kuryelik görevi üstlenen etnikçi-bölücü partinin temsilcileri İmralı’yla Ankara ve Irak kuzeyi arasında mekik dokudular. İktidar bu süreci sahiplenmez görünmeye çalışsa da on binlerce insanın ölümünden sorumlu bir hükümlüyle bağ kurulmasına yol vererek kurgunun içinde olduğunu ortaya koymuş oldu.</p>



<p>Olan bitenin adını koymak gerekirse!</p>



<p>Yaklaşık 100 yıl önce dernekler aracılığıyla yaşama geçirilmeye çalışılanın bire bir aynısıdır.</p>



<p>Utanç kaynağı olması gereken bu durum kamuoyu yönlendiriciliğiyle karartılmaktadır.</p>



<p>Emperyalizmin Lozan’da not edip cebine koyduğu istekler bir kez daha önümüze konmuştur. Bu hıyanet kurgusuna açık ve anlaşılır şekilde karşı durması gereken kurucu partiyse <strong>“saydamlık”</strong> ve <strong>“TBMM”</strong> sayıklamalarıyla dolaylı da olsa ortak olmakta sakınca görmemektedir.</p>



<p>Şu ya da bu şekilde kurguya engel olabilecek güçler devinime geçirilemezse Sevr’le 100 yıl aradan sonra bir kez daha tanışmamız kaçınılmaz olacak.</p>



<p>Yüz yıl önceden ne fark mı var?</p>



<p>O zaman derneklerin üstlendiği göreve seçimde milletin oyunu başka şeyler söyleyerek alan partiler gönüllü oluyor.</p>



<p>Ülkenin kurtarıcısı ve kurucusu olan TBMM yıkımda baş rol üstlenmiş olmuyor mu?</p>



<p><strong>Azim ve Karar, 06.03.2025</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yüzüncü Yılında Sevr</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/yuzuncu-yilinda-sevr/</link>
					<comments>https://www.azimvekarar.net/yuzuncu-yilinda-sevr/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Aug 2020 07:50:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ceyhun BALCI]]></category>
		<category><![CDATA[sevr]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://azimvekarar.net/?p=1053</guid>

					<description><![CDATA[Ceyhun Balcı Sevr (Sevres) Paris’in güneybatısında kendi halinde 20 bin nüfuslu bir banliyö. Bizim için önemi nitelikli porselenlerinin de ötesinde kuşkusuz. Birinci Dünya Savaşı’nın sonunda imzalanan Mondros Silah Bırakışması’nı izleyerek yaşananların son noktasıdır Sevr’deki porselen fabrikasında imzalanan antlaşma. 161 sayfa ve 433 maddedir. Sevr imzalandığında başta İstanbul ve İzmir olmak üzere Anadolu’ya çoktan el konmuştu. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Ceyhun Balcı</p>



<p>Sevr (Sevres) Paris’in güneybatısında kendi halinde 20 bin nüfuslu bir banliyö. Bizim için önemi nitelikli porselenlerinin de ötesinde kuşkusuz. Birinci Dünya Savaşı’nın sonunda imzalanan Mondros Silah Bırakışması’nı izleyerek yaşananların son noktasıdır Sevr’deki porselen fabrikasında imzalanan antlaşma. 161 sayfa ve 433 maddedir.</p>



<p>Sevr imzalandığında başta İstanbul ve İzmir olmak üzere Anadolu’ya çoktan el konmuştu. Osmanlı Mebusan Meclisi dağıtılmıştı. Bütün bu gelişmelere bakıldığında Sevr’in, imzalandığı 10 Ağustos 1920’ye dek oluşan eylemli durumu yazılı antlaşmaya dönüştürdüğü söylenebilir. Oluşan haritayla Anadolu’daki Türk varlığı 1000 yıl öncesinden de geriye düşmüştür. Denize kıyısı Karadeniz’le sınırlı ve Anadolu bozkırına sıkıştırılmış bir beylik boyutunda sözde devletçiktir yenik Türklere yaraştırılan. Bu karanlık tablodaki tek kazanç(!) padişahın varlığını ve saltanatını korumuş olmasıdır. Son Osmanlı padişahı vatanın başına gelene aldırış etmeksizin kendi kalımını güvence altına alan bu antlaşmaya imza atmaktan kaçınmamıştır. Günümüzde hız kazanan Osmanlıcılık ve padişahçılık anlayışını benimseyenlere özellikle anımsatılmalıdır bu önemli ayrıntı.</p>



<p>Sevr Antlaşması aradan geçen 100 yıla karşın iyi anlaşılmadığı, özümsenmediği ve de anlatılmadığı için Lozan’ın değeri yeterince bilinememiştir demek durumundayız. Son Ayasofya kararını izleyerek ilk namazın takvimde başka gün kalmamış gibi 24 Temmuz’da Lozan gününde kılınacak olması bile Sevr’in belleklerde yeterince yer bulamamış olmasına bağlanmalıdır.</p>



<p>Oysa her fırsatta doğruların yinelenmesinden kaçınılmamış olsa Sevr-Lozan ilişkisi belleklerden bu denli silinmezdi. Lozan’da hiçbir şey elde edilmemiş olsa bile Sevr’in yırtılarak tarihin çöp sepetinde hak ettiği yer bulması başlı başına görkemli bir başarıdır.</p>



<p>Sevr hemen hepimizin bildiği gibi bir siyasi haritaya temel olmuş antlaşmadır. Bu kadarla da kalmaz elbette Sevr’in anlamı! 161 sayfa 433 maddelik bir antlaşmanın biz Türklerce yeterince bilinmiyor oluşu, duyarsızlığa ve aymazlığa neden olmuştur.</p>



<p>Sevr açık ve aşağılayıcı bir paylaşım belgesidir. Sevr’e kadar paylaşım tamamlanmıştır. Sevr’de yapılan, tamamlanmış olan bu paylaşımın yazılı duruma getirilmesidir. Sevr haritasına bakıldığında İstanbul’un topraklarımız dışında kaldığı görülür.</p>



<p>Sevr’le İstanbul’un adı Konstantinopol olarak değiştirilmiştir. Padişah, İstanbul’daki sultan konumunu korur görünmekle birlikte gerçekte hilafet üzerinden Müslümanları denetim altında tutmayı amaçlayan bir kuklaya indirgenmiştir.</p>



<p>Sevr’de haritası çizilen yeni devletçiğin Cemiyeti Akvam’a alınması söz konusu değildir. Dolayısı ile bu yeni oluşum dünyanın bir parçası olarak görülmemiştir. Bağımsız da değildir sultanın (daha doğrusu yayılmacıların) yeni devletçiği.</p>



<p>Boğazlar, İzmir ve Edirne kurulacak komisyonlar eliyle yönetilecektir.</p>



<p>Yeni çizilen sınırlar dışında kalan Türkler bulundukları yerdeki egemen gücün uyruğuna girecekler ve böylece Türk nüfusu zamanla eritilip, yok edilecektir.</p>



<p>Adli kapitülasyonlar aracılığıyla Türklerin hukuksal düzlemdeki hakları geriletilirken azınlıklar için olumlu ayrımcılık güden yeni adalet düzeneği oluşturulacaktır.</p>



<p>Padişahın korunması amaçlı 700 kişilik simgesel bir silahlı güce izin verilirken; yeni devletçiğin toplam askeri gücü, sayısı gereğinde en fazla 50 bine çıkartılabilecek olan 35 bin kişilik jandarma gücünden öteye geçemeyecektir.</p>



<p>Sevr simgesel bir deniz kuvvetine izin verirken hava kuvvetinin adını anmaya gerek bile görmemiştir.</p>



<p>Askersel ve siyasi maddelere odaklananların dikkatlerinden kaçan en önemli noktalardan bir diğeri parasal düzenlemelerdir. Bu yolla ticaret, vergiler, iletişim, deniz ve hava ulaşımı yayılmacılar yararına düzenlenerek kısıtlamalar getirilmesi tasarlanmaktadır. Böylelikle, yeni devletçiğin sonsuza dek zincire vurulması sağlanmış olacaktır.</p>



<p>Günümüzde Cumhuriyet ve Atatürk düşmanlarının boy hedefine dönüşen Lozan’ı anlatmanın ve kurtarmanın yolu da Sevr’i kavramaktan geçiyor. Sevr’le ilgili bir başka hatamız da Sevr özlemciliğinin sona erdiği yanılsamasıdır.</p>



<p>Bundan 50 yıl önce Sevr yanlısı konferans toplayanlar şimdilerde yöntem değişikliğine gitmiş görünmektedirler. ASALA terörüyle başlayan süreç günümüzde ayrılıkçı teröre evrilmiştir. Diğer yandan, ABD ve AB kaynaklı siyasi dayatmalar da her fırsatta önümüze konmaktadır.</p>



<p>Yüzüncü yılında Sevr’e odaklanmalıdır! Sevr tarihsel akış içinde 100 yıl geride kalmış olsa da farklı kılıklara bürünerek yakınımızda olmayı sürdürmektedir.</p>



<p>Monarşiyi ve hilafeti koruyup kollayan Sevr’e karşı padişahın duyarsız ve aymaz tutumu öne çıkartılmalıdır. Bu onur ve gurur kırıcı tarihsel gerçeklerin sıkça yinelenmesi yeni Osmanlıcılık ve padişahçılıkla baş etmede işe yarayacak en iyi ve kusursuz aygıt olmaya adaydır.</p>



<p>Azim ve Karar, 10.08.2020</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.azimvekarar.net/yuzuncu-yilinda-sevr/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
