<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Şeriat &#8211; Azim ve Karar</title>
	<atom:link href="https://www.azimvekarar.net/tag/seriat/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.azimvekarar.net</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sun, 25 Feb 2024 17:49:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.3</generator>
	<item>
		<title>LAİKLİK NEREYE?</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/laiklik-nereye/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Feb 2024 17:49:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Suay KARAMAN]]></category>
		<category><![CDATA[Hilafet]]></category>
		<category><![CDATA[İlber Ortaylı]]></category>
		<category><![CDATA[Laiklik]]></category>
		<category><![CDATA[Şeriat]]></category>
		<category><![CDATA[Şevki Yılmaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://azimvekarar.net/?p=5966</guid>

					<description><![CDATA[Suay Karaman Tayyip Erdoğan’ın 1996 yılında yaptığı bir konuşma, 21 Ağustos 2001 tarihindeki gazetelerde yayımlanmıştı. O konuşmadan alıntılar yapalım: “Tutturmuşlar laiklik elden gidiyor, diye!.. Yahu bu millet istedikten sonra laiklik tabii elden gidecek!.. Sonra nedir bu laiklik Allah aşkına?.. Bu ne menem şey?.. Çıkıyor İçişleri Bakanı, &#8216;Devlet dine karışır&#8217; diyor. Eeee.. gerisini niye söylemiyorsun?.. Din [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Suay Karaman</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Tayyip Erdoğan’ın 1996 yılında yaptığı bir konuşma, 21 Ağustos 2001 tarihindeki gazetelerde yayımlanmıştı. O konuşmadan alıntılar yapalım:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Tutturmuşlar laiklik elden gidiyor, diye!.. Yahu bu millet istedikten sonra laiklik tabii elden gidecek!.. Sonra nedir bu laiklik Allah aşkına?.. Bu ne menem şey?.. Çıkıyor İçişleri Bakanı, &#8216;Devlet dine karışır&#8217; diyor. Eeee.. gerisini niye söylemiyorsun?.. Din devlete karışır demiyorsun!..”</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Hem laik ve Müslüman olunmaz. Ya Müslüman olacaksın ya laik. İkisi bir arada olunca ters mıknatıslanma yapar.&nbsp; Mümkün değil, ikisi bir arada olamaz.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Ben Müslümanım, diyenin tekrar yanıma gelip bir de aynı zamanda laikim, demesi mümkün değil. Niye? Çünkü Müslümanın yaratıcısı Allah kesin hâkimiyet sahibidir. &#8216;Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir&#8217; lafı koskoca bir yalan!..&nbsp; Egemenlik kayıtsız şartsız Allah&#8217;ındır.” …</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hepimizin bildiği gibi uzunca bir süredir laiklik yok edilmeye çalışılırken, şeriat söylemleri de sıklıkla gündeme gelmeye başladı. Siyasi iktidarın şeriata doğru gidişinde, sessiz ve pısırık kalan, tepki vermekten çekinen muhalefetin büyük payı vardır, özellikle de ana muhalefetin.</p>



<p class="wp-block-paragraph">16 Mart 2022 tarihinde hiç red oyu verilmeden 277 kabul ve 10 çekimser oyla yasalaşan Diyanet Akademisi, laik cumhuriyetimizin eğitim birliği ilkesiyle hesaplaşma zihniyetiyle hazırlanmıştır ve anayasanın eşitlik ilkesine aykırıdır. Çünkü burada eğitim gören erkek öğrenciler askerlik hizmetinden muaf tutulmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tayyip Erdoğan’ın 1 Şubat Perşembe günü Diyanet Akademisi Başkanlığı 1. Dönem Aday Din Görevlileri Mezuniyet Töreninde yaptığı konuşma, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası&#8217;nın 66. maddesindeki vatandaşlık tanımına ve laiklik ilkesine aykırıdır. Konuşmada şu cümleleri doğru yorumlamak gerekir: “Yaklaşık bin yıldır Türkler İslam&#8217;ı, İslam da Türkleri muhafaza etmiş, Türkler İslam&#8217;ın, İslam da Türklerin kılıcı olmuştur. Tarih kitaplarına şöyle bir göz attığınızda karşınıza çıkacak hakikat şudur, Türk demek, aynı zamanda Müslüman demektir. İslam&#8217;ın hayata dair kurallarının bütününü temsil eden şeriata düşmanlık, esasında dininin bizatihi kendisine husumettir.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türk demek, Müslüman demek değildir; tarihte Müslümanlık yokken de Türk vardı. &nbsp;Bu söylem vatandaşlar arasında ayrışmaya yol açar. Üstelik başka dinlere inanan vatandaşlar olduğu gibi, inancı olmayanlar da vardır. Laiklik kavramından rahatsızlık duyanlar toplumu ayrıştırmaktadır, bölmektedir. Laik düzende kimse kimsenin inancına karışamayacağı gibi herhangi bir inanç doğrultusunda da zorlayamaz. Hangi din ve kökenden olursa olsun bütün yurttaşlar inanç ve ibadet bakımından özgürdür. Herkes istediği gibi inanır ya da inanmaz, ibadet eder ya da etmez; buna kimsenin karışmaya hakkı yoktur. Herhangi bir dinin lehinde ya da aleyhinde propaganda yapamaz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şeriat ise laikliğin karşıtıdır. Kaynağını ve ruhunu dinden alan kanunlar ve kurallar bütünü olan şeriata karşı olmak, İslam’a hakaret değildir. Çünkü şeriat politik bir rejimdir. Şeriat çıkmaz sokaktır; şeriatı övmek ve dokunulmaz kılmak “halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme” suçudur. Yaşasın şeriat demek, cumhuriyet yok olsun demektir. TBMM’de 8 Nisan 1924 tarihinde 469 sayılı yasayla şeriat mahkemeleri kapatılmıştır. Bu yasaya göre şeriatı savunmak açıkça suçtur. Ancak siyasallaşan yargı bunları görmek istememektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesi 13 Şubat 2003 tarihinde “şeriatı getirmeyi amaçlayan partinin kapatılmasının meşru olduğu” gerekçesiyle Refah Partisi’nin kapatılmasına onay vermişti. Laikliği, demokrasiyi ve eşitliği hedef alan bir dini düşünceye halkın bir kesimi inandığı için mevcut hukuk düzeninde hukuki koruma sağlanamaz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Anayasamızın 2. maddesi, şeriatı doğrudan dışlar. “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir.” Bu nedenle laik devletler, şeriatı korunacak kutsal bir değer olarak tanıyamaz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">17 Şubat Cumartesi günü İstanbul’da evlenen II. Abdülhamid&#8217;in torunu Berna Osmanoğlu’nun nikâh tanıklığını yapan Şevki Yılmaz, yaptığı konuşmada “Osmanlı ile iftihar ediyorum. Osmanlı’yı süren soysuzları da lanetliyorum” diyerek, cumhuriyetin kurucularına hakaret etti. Atatürk’e “Selanik’ten gelen dönme” dedikten sonra beddua ettiği duyuldu. Nikâhın diğer tanıklarından aydın insan taklitlerinin hayran olduğu, Fethullah Gülen’in yakın dostu, kalıptan kalıba giren Prof. Dr. İlber Ortaylı ise, bu hakaret karşısında sessiz kalmıştır. Daha sonra gelen tepkiler üzerine her zamanki gibi kendisine benzeyen yuvarlak açıklamalar yaptı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sosyal medya hesabından Farsça bir şiir yayınlayan Avukat Feyza Altun’a; “Feyza hanıma şeriat atak gelmiş” diye yorum yapan birine, Feyza Altun yanıt olarak “Şeriata sokayım” ifadesiyle karşılık vermişti. Bunun üzerine 19 Şubat Pazartesi günü Av. Feyza Altun gözaltına alındı ve Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme” suçundan soruşturma açılarak, tutuklanması istendi. Avukat Feyza Altun’un yanıtının terbiye sınırlarını aşmış olduğu düşünülse bile, gözaltına alınıp, tutuklanması istemi hukuk dışı bir olaydır. Bu durum Feyza Altun’un mesajı kullanılarak, siyasal İslam&#8217;ın hukuka ve devlet yönetimine hakim kılınmasıyla güçlenen tarikat ve cemaatlerin talebidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Eşsiz liderimiz Atatürk’e, ulusal değerlerimize, laik ve demokratik cumhuriyetimize, ülkemizin bölünmez bütünlüğüne saldıranlar ve hakaret edenler hakkında işlem yapacak savcı bulunmamaktadır. Günümüzde adliye koridorlarında şeriat sloganları atanlara sessiz kalan savcıların, şeriat karşıtı beyanları nedeniyle bir avukatı gözaltına alması, hukukun siyasallaştığının, yargı bağımsızlığının sona erdiğinin göstergesidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türk demek, kesinlikle Müslüman demek değildir. Türk demek, büyük Atatürk’ün liderliğinde emperyalizme karşı mücadele etmenin, ekonomik ve siyasi tam bağımsızlığı kazanmanın adıdır. Atatürk ve cumhuriyet düşmanlığı yapanlar, hangi ad ve unvan takarlarsa taksınlar emperyalizmin işbirlikçileridir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye Cumhuriyeti&#8217;ne karşı dini kullanıp isyan başlatan Şeyh Sait, Seyit Rıza gibi hainleri kahraman ilan edenlere, hilafet çığlıkları atanlara, şeriat istemini dile getirenlere, Atatürk’ümüze “soysuz, dönme” diyenlere tepki vermesi gerekenler sessiz kalıyor. Dincilerin hedefleri laik Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkmaktır. Bütün bunlar yaşanırken uyumaya devam edenlere sormak gerekir: Laik ve demokratik Türkiye Cumhuriyeti nereye gidiyor?</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Azim ve Karar, 26 Şubat 2024</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>UYANMA ZAMANI</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/uyanma-zamani/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 07 Jan 2024 15:20:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Suay KARAMAN]]></category>
		<category><![CDATA[anayasa Mahkemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Filistin]]></category>
		<category><![CDATA[Hilafet]]></category>
		<category><![CDATA[Laiklik]]></category>
		<category><![CDATA[Şeriat]]></category>
		<category><![CDATA[Yargıtay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://azimvekarar.net/?p=5812</guid>

					<description><![CDATA[Suay Karaman 2024 yılına, 2023 yılından aldığımız büyük sorunlarla başladık. Yılın ilk günü, AKP Genel Başkanı’nın oğlu Bilal Erdoğan’ın yöneticisi olduğu Türkiye Gençlik Vakfı’nın (TÜGVA) öncülüğünde, Milli İrade Platformu üyesi kuruluşlar “Şehitlerimize Rahmet, Filistin’e Destek, İsrail’e Lanet” yürüyüşü düzenlendi. Hilafet övgülerinin yer aldığı yürüyüşte hilafet bayrağı taşıyan göstericiye, bir üniversite öğrencisinin attığı yumruk gündeme damga [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Suay Karaman</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">2024 yılına, 2023 yılından aldığımız büyük sorunlarla başladık. Yılın ilk günü, AKP Genel Başkanı’nın oğlu Bilal Erdoğan’ın yöneticisi olduğu Türkiye Gençlik Vakfı’nın (TÜGVA) öncülüğünde, Milli İrade Platformu üyesi kuruluşlar “Şehitlerimize Rahmet, Filistin’e Destek, İsrail’e Lanet” yürüyüşü düzenlendi. Hilafet övgülerinin yer aldığı yürüyüşte hilafet bayrağı taşıyan göstericiye, bir üniversite öğrencisinin attığı yumruk gündeme damga vurdu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yumruk atan gencin anında tutuklanması, yargının hızlı gelişmesi, gündemin seyrini değiştirdi. İsrail ile ekonomik ilişkiler devam ederken, bu ülkeye lanet okuyan mitingdeki hilafet çağrıları görmezden gelindi. Yeni yıl kutlamasının ertesi günü bu mitingi yapmak, tıpkı cumhuriyetimizin 100. yılını kutladığımız 29 Ekim’den önceki gün yapılan Büyük Filistin Mitingi gibi hedef saptırma, özel günlerin kutlanmasını engellemektir. İki ay arayla Filistin mitingi düzenleyerek, İsrail’i lanetlemek şovdan öteye geçmemektedir. Büyük Ortadoğu Projesi’nin eş başkanlığını yürüteceksiniz, İsrail’in en büyük destekçisi ABD’nin çıkarları için NATO’nun genişlemesine onay vereceksiniz sonra İsrail’i lanetleyeceksiniz. Bu senaryonun fason olduğunu herkes anladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1 Ocak’ta hilafet sloganlarının atıldığı, cihatçı terör örgütlerinin simgesi olan hilafet bayraklarının açıldığı mitingden sonra Naciye Selin Şenocak adlı akademisyenin, 2015 yılında<strong> “</strong>Müslüman Ülkeler Birliği ve haklarının savunması” adlı çalıştayda yaptığı bir konuşma gündeme taşındı. Bu konuşmada Türkiye için ‘Seküler Hilafet’ adı altında, Birleşmiş Milletler benzeri bir kurum önerildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Naciye Selin Şenocak’ın hilafet konusunu yeniden gündeme taşıması ve Türkiye’nin liderliğinde bunun yapılması gerektiği üzerindeki konuşmalar, üniversitelerin ne durumda olduğunu göstermesi bakımından ilginçtir. ‘Seküler Hilafet’ konusunda söyledikleri siyaset bilimine, laik cumhuriyet rejimine ve güncel siyasetin gerçeklerine aykırıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">30 Temmuz 2008 tarihinde laikliğe karşı eylemlerin odağı olduğu Anayasa Mahkemesi’nin kararıyla kesinleşen AKP iktidarı, 21 yıldır eşsiz liderimiz Atatürk’ten, demokratik ve laik cumhuriyetimizden intikam almaktadır. Son dönemde açık açık hilafet ve şeriat çağrıları yapılmakta, anayasanın sürekli askıya alındığı, TBMM’nin işlevsiz duruma getirildiği, eğitimin dinselleştirildiği tek adam rejiminin en önemli hedefinin laiklik ve cumhuriyetimiz olduğu açıktır. Milli Eğitim Bakanı, cemaat ve tarikatlarla yapılan protokolleri savunurken, bakanlığın imzaladığı bu protokolleri kamuoyundan saklamaktadır. Milli Eğitim Bakanı, laik Türkiye Cumhuriyeti’ne, laik eğitime karşı açıkça savaş açmıştır. Siyaset ve eğitimdeki laiklik karşıtlığı, sokağa da yansıtıldı ve dinci oluşumlar yıl boyunca cihat eylemleri düzenledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Siyasi iktidarın desteğinde iyice azgınlaşan kuruluşların, 3 Mart 2024 tarihinde hilafetin kaldırılmasının 100. yıldönümünde, ‘hilafeti istiyoruz, geri gelsin’ söylemleriyle eylemde bulunabilecekleri düşünülmelidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ankara Barosu, yürüyüşte hilafet bayrağı açanlar ve bayrağın açılmasına engel olmayan İstanbul Valisi ile diğer kamu görevlileri hakkında suç duyurusunda bulundu. Ne yazık ki diğer barolardan, Türkiye Barolar Birliğinden, hukuk fakültelerinden ses çıkmadı. CHP genel başkanı Özgür Özel, “O mitingde hilafet çağrısı yapılması, Filistin’e hiçbir faydası olmadığı gibi anayasal düzene baş kaldırmaktır” dedi. Hilafet çağrısı tek bir cümleyle geçiştirilemez.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kemal Kılıçdaroğlu zamanından kalma dincilere şirin gözükme, tepki vermeme durumunun ülkemizi nerelere getirdiği görülmektedir. CHP’nin 14 Ocak’ta “Adalete, demokrasiye, bu ülkenin geleceğine sahip çıkıyoruz” sloganıyla yapacağı mitingin temeli, laiklik olmalıdır. Laikliğin olmadığı yerde demokrasinin de, hukukun da olmayacağı bilinmelidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">TİP Hatay Milletvekili Can Atalay hakkında Yargıtay’ın Anayasa Mahkemesi’ne direnmesi, Anayasa Mahkemesi’nin başını yemek için kurulmuş bir tuzaktır. Yoksa kurulduğundan beri Yargıtay dahil hiçbir yüksek mahkemenin yetkilerini tartışmadığı Anayasa Mahkemesi’ne bunca yıldan sonra karşı gelmenin başka bir açıklaması olamaz. Zaten Devlet Bahçeli’nin, aylardır&nbsp;“Anayasa Mahkemesi kapatılmalıdır”&nbsp;sözü, bu tuzağı açıklamaktadır. Amaç, yeni anayasa yapımı ile tek adam rejimini hilafetle yoğurmaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Anayasa sürekli çiğnenerek bugünlere gelindi. Muhalefetin de bu olaylarda büyük sorumluluğu bulunmaktadır. Yaşanan bu sıkıntılı günlerde halen uyuyanlar vardır. Artık uyanmayanları, zorla da olsa uyandırma zamanıdır. Laik ve demokratik cumhuriyetimizde birlik, beraberlik zamanıdır. Atatürk’ün gençleri bunu başarmak zorundadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Azim ve Karar, 8 Ocak 2024.</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
