<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>feodalizm &#8211; Azim ve Karar</title>
	<atom:link href="https://www.azimvekarar.net/tag/feodalizm/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.azimvekarar.net</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sat, 22 Nov 2025 08:37:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>İLK DÜĞME YANLIŞ İLİKLENİNCE</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/ilk-dugme-yanlis-iliklenince/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Nov 2025 14:22:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ceyhun BALCI]]></category>
		<category><![CDATA[feodalizm]]></category>
		<category><![CDATA[İhanet]]></category>
		<category><![CDATA[İmralı'daki]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.azimvekarar.net/?p=7625</guid>

					<description><![CDATA[Ceyhun Balcı Girişinde “Egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir” yazılı TBMM’den bir heyet İmralı’ya gitmeye hevesli görünüyor. Sorunlu ve sorumsuz oldukları anlaşılan bu vekiller ülkeye karşı borçlarını ve görevlerini unutmuş görünüyorlar. İçtikleri ant mı? Sözü bile edilmez. Kuşaklar sonrasına alınlarında kara bir leke taşıyacaklarından habersiz oluşları dehşet verici. Daha birkaç yıl önce İmralı’daki için idam ipi atanların [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Ceyhun Balcı</strong></p>



<p>Girişinde <strong>“Egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir”</strong> yazılı TBMM’den bir heyet İmralı’ya gitmeye hevesli görünüyor. Sorunlu ve sorumsuz oldukları anlaşılan bu vekiller ülkeye karşı borçlarını ve görevlerini unutmuş görünüyorlar.</p>



<p>İçtikleri ant mı? Sözü bile edilmez.</p>



<p>Kuşaklar sonrasına alınlarında kara bir leke taşıyacaklarından habersiz oluşları dehşet verici.</p>



<p>Daha birkaç yıl önce İmralı’daki için idam ipi atanların bugün onun için çırpınır durumda oluşları ve partidaşlarının da bu çırpınmaya çoğunlukla katılıyor oluşları bir gerçeği kim bilir kaçıncı kez doğruladı.</p>



<p><strong>“Şeyh uçmaz, mürit uçurur!”</strong></p>



<p>İmralı heveslilerini ele veren tılsımlı söz : <strong>“Yüz yıllık sorunu çözmek için….”</strong> diye başlayan tümceler.</p>



<p>Yüz yıllık sorun varsa o da Cumhuriyet’le derdi olanlardır.</p>



<p>Cumhuriyet’in feodaliteye açtığı savaştır onların hoşnutsuzluk kaynağı.</p>



<p>Cumhuriyet, böylelikle bireylerin önündeki engelleri temizlerken ağalığa son vermeye karar vermiştir. Hem ağalık, hem fırsat eşitliği elbette söz konusu bile olamazdı.</p>



<p>Bugüne uzanan ikinci açılımın başında işaret fişeğini ateşleyen Bahçeli’nin <a href="https://cumhuriyetciyorum.com/2024/12/03/agaliga-ovgu/">ağalığa övgü</a> bağlamındaki sözleri unutulmamalı. O gün için günü kurtardığını düşünen Bahçeli bu sözleriyle açılımın yumuşak karnını ortaya koymuş oldu. Ne yazık ki, hak ettiği ilgiyi gördüğü söylenemez içinde bulunduğumuz çağla örtüşmeyen sözlerinin.</p>



<p>Yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, kültürel haklar tanınması, dil konusunda ulus devletin doğasına aykırı bitmez tükenmez isteklerin sıralanması…</p>



<p>Ülkenin ve dünyanın başka birçok ülkesinin birincil sorunu olan feodaliteye değinene rastlayabilene aşk olsun.</p>



<p>Sıradan bir unutkanlık mı?</p>



<p>Elbette değil!</p>



<p>Feodalite sorunu çözülürse Türkiye kazanır. Türkiye gücüne güç katar.</p>



<p>Emperyal projenin böylesi bir sonuca izin vermeyeceği açık.</p>



<p>Silah bırakma tiyatrosuna eklenen <strong>“umut hakkı”</strong> (siz onu İmralı’dakine özgürlük olarak okuyun) zarfın üzerinde yazandır. Zarfın içindeki başka deyişle mazruf ise bambaşkadır.</p>



<p>Emperyal 100 yıldır kolladığı fırsatı yakalamış gibidir.</p>



<p>Ne pahasına olursa olsun iktidarda kalmak isteyen, hatta buna zorunlu olan bir iktidarın bugün içine düştüğü ekonomik açmaz emperyal projelere kapıları aralamak şöyle dursun ardına dek açmıştır.</p>



<p>İmralı yolculuğu açılımın duyarlı aşamasıdır.</p>



<p>Bir yandan olmazsa olmazdır.</p>



<p>Diğer yandan, milletten açılım kaçıranlar için önemli bir sınavdır.</p>



<p>Bu aşamanın sorunsuz geride bırakılması iktidarın ve emperyal işbirlikçilerinin isteğini ve hevesini kamçılayacaktır hiç kuşkusuz.</p>



<p>Partilerin, meslek kuruluşlarının, sendikaların, derneklerin, demokratik kitle örgütlerinin feodalitenin pençesinde olduğu bir Türkiye görüntüsü var karşımızda.</p>



<p>Bahçeli’yi avuçları patlarcasına alkışlayanlar, sağda solda ağlarken Cumhurbaşkanı ile aynı ortamda olunca ona övgü sıralamakta kusur etmeyen sarı sendika başkanı, iktidarları onyılları aşan ve ancak ölümle sona eren her türden başkan feodalizmin iliklerimize işlediğinin sağlam kanıtlarıdır.</p>



<p>Özetle, ülkeye ihanet peşindekilerin açılım tiyatrosu Türkiye’de ayağı yere basanları yanıltmamalı.</p>



<p>Dünyada emperyalizmi, ülkede feodalizmi göz önüne almayan hiçbir söylemin anlam taşımadığının altını çizerek!</p>



<p>İhanet başarıya ulaşırsa elveda Cumhuriyet, elveda çağdaşlık, elveda her türlü olumlu değer…</p>



<p>Geri dönüşü olmayan duruma düşmemek için sorumlu ve bilinçli her birey ve kurum açılım yolunda yürüyenlerin ayağına takılan taş olmalı.</p>



<p><strong>Azim ve Karar, 20.11.2025</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>NARİN’İN GÖR DEDİĞİ</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/narinin-gor-dedigi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 Aug 2025 06:44:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ceyhun BALCI]]></category>
		<category><![CDATA[feodalizm]]></category>
		<category><![CDATA[narin güran]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.azimvekarar.net/?p=7377</guid>

					<description><![CDATA[Ceyhun Balcı Zaman su gibi aktı. Narin aramızdan alınalı 1 yıl olmuş. Anımsanacaktır. Olayı izleyen günlerde güvenlik güçlerinin katili bulduk, buluyoruz türünden açıklamaları olmuştu. Sonrasında her ne olduysa katilin bulunmasından vazgeçildi. O günlerden birkaç olayı anımsamakta yarar var. Oralı bir milletvekili bölgenin yapısına vurgu yapan sözler söylemişti. Bu işin üzerine çok da gidilmemesi gereğine değinerek. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Ceyhun Balcı</strong></p>



<p>Zaman su gibi aktı. Narin aramızdan alınalı 1 yıl olmuş.</p>



<p>Anımsanacaktır.</p>



<p>Olayı izleyen günlerde güvenlik güçlerinin katili bulduk, buluyoruz türünden açıklamaları olmuştu.</p>



<p>Sonrasında her ne olduysa katilin bulunmasından vazgeçildi.</p>



<p>O günlerden birkaç olayı anımsamakta yarar var.</p>



<p>Oralı bir milletvekili bölgenin yapısına vurgu yapan sözler söylemişti. Bu işin üzerine çok da gidilmemesi gereğine değinerek.</p>



<p>Kamuya açık ortamda aileden bir kadın ağzını açacak olmuştu. Ortalık yerde suratında patlayan tokatla susturulmuştu.</p>



<p>Katil olmadığı düşünülen ama Narin’in cansız bedeninin saklanmasında rol alan bir başkası içinse köydeki güçlerle iyi geçinmezse orada yaşayamaz yorumları yapılmıştı.</p>



<p>Birkaçını paylaştığım bu gelişmeler herkesin gözleri önünde yaşandı.</p>



<p>Ne kolluk güçleri ne de yargı bu can alıcı olayları önemsemeye değer bulmadı.</p>



<p>Sonuçta suçun anonimleştirilerek birden fazla kişiye ceza verilmesiyle yargı süreci tamamlandı. Yargımız da Amerikan yargısına özenmişti besbelli. Suçluya değil suça ceza yöntemine başvurarak.</p>



<p>O günlerde Narin’in aile içinde tanık olduğu bir olay nedeniyle öldürüldüğüne yer verilmişti basında. Bu noktada değerli basınımıza da sitemi eksik etmeyelim. Olayı üçüncü sayfaya indirgeyerek ilgi çekme alışkanlığı bilinç altımıza işlemiş belli ki. Ormana bakarken ağaçları görememek bu değilse nedir?</p>



<p>Narin’in gördüğüyle değil de gör dediğiyle ilgilenelim.</p>



<p>Birkaç haftadır yaz sıcağına eklenen komisyon tiyatrosu eziyetiyle baş başa kaldık.</p>



<p>Gizli oturumdan sonra şehit ve gazilerin temsilcileri, cumartesi anneleri, Diyarbakır anneleri ve onları izleyecek başkaları.</p>



<p>Narin aramızda olmasa da onu bizden ayıran önemli bölgesel ve ulusal soruna dikkatimizi çekiyor.</p>



<p>Feodalizm!</p>



<p>Bir yavrumuzu öldürenin ortaya çıkartıl(a)mamasında önemli ve önde gelen etkendir feodalizm ve bir tür omerta sayabileceğimiz feodal suskunluk.</p>



<p>Komisyon tiyatrosunda her şey var!</p>



<p>Hatta, iktidarla hiçbir konuda anlaşamayan muhalefetin el yükseltmesi bile!</p>



<p>Olmayan mı?</p>



<p>Bölgenin ve ülkenin başat sorunu!</p>



<p>Feodalizm!</p>



<p>XXI. yüzyılda kula kulluğun adı olarak da okunabilir.</p>



<p>Katile yardımcı olan, dolayısı ile katili bilen kişi konuşamıyorsa, bildiğini anlatamıyorsa bu feodal suskunluk nedeniyledir.</p>



<p>Ne yazık ki cumhuriyetin güvenlik güçleri ve yargısı da bu suskunluk korosuna eklenerek feodalizme güç verenlere katılmıştır.</p>



<p>Ortaçağda kalmış olması gereken ağa-maraba ilişkisi olanca şiddetiyle varlığını sürdürmektedir.</p>



<p>Komisyondan önce sahnelenen kurye tiyatrosunda başrolde olanlardan birisi de bölgenin ve ülkenin tanınmış ağası Ahmet Türk’tü.</p>



<p>Komisyonda ağalığın, feodalizmin konuşul(a)mıyor oluşu bu rol dağılımına baktığımızda şaşırtıcı olmasa gerektir.</p>



<p>Feodal yapının korunduğu ortamda ne bölgenin ne de ülkenin sorununa çözüm bulunacağını beklemek safdillik olur.</p>



<p>Komisyon katılımcılarının Seyit Rıza ve Şeyh Sait tutkunu olduklarını unutmadan eklemiş olalım.</p>



<p>Narin’in gördüğüne değil de gör dediğine odaklanılmadıkça tersi ileri sürülse de komisyondan Türkiye yararına sonuç çıkmayacaktır.</p>



<p>İki eli yakamızdadır Narin’in.</p>



<p>Gör dediğini görmezsek ona olan borcumuzu ödeyemeyiz…</p>



<p>Ruhu şad olsun!</p>



<p><strong>Azim ve Karar, 21.08.2025</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>AÇILIMDA KONUŞULMAYAN</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/acilimda-konusulmayan/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Aug 2025 10:31:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ceyhun BALCI]]></category>
		<category><![CDATA[Açılım]]></category>
		<category><![CDATA[feodalizm]]></category>
		<category><![CDATA[kimlik siyaseti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.azimvekarar.net/?p=7323</guid>

					<description><![CDATA[Ceyhun Balcı Cumhurbaşkanlığı için tek adayı bile halk oyuna sunan kurucu parti ne yapacağı belirsiz komisyon için böyle bir şeyi yapmayı aklından bile geçirmeden soluğu komisyonda aldı. Komisyonun neleri konuşacağı, ne doğrultuda kararlar alacağı milletten sır gibi saklandığına göre “kimlik siyaseti eksenli” çalışacağı ortadadır. Her fırsatta aşağılanan, yok sayılmaya çalışılan kurucu partinin komisyonda yer alması [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Ceyhun Balcı</p>



<p>Cumhurbaşkanlığı için tek adayı bile halk oyuna sunan kurucu parti ne yapacağı belirsiz komisyon için böyle bir şeyi yapmayı aklından bile geçirmeden soluğu komisyonda aldı.</p>



<p>Komisyonun neleri konuşacağı, ne doğrultuda kararlar alacağı milletten sır gibi saklandığına göre <strong>“kimlik siyaseti eksenli”</strong> çalışacağı ortadadır.</p>



<p>Her fırsatta aşağılanan, yok sayılmaya çalışılan kurucu partinin komisyonda yer alması konusundaki <strong>“olmazsa olmazcılık” </strong>milletin hoşlanmayacağı gelişmelerin yaşanacağının habercisi sayılmalı.</p>



<p>Bir dönem Türkiye’nin belirli bölgelerine sınırlı olduğu varsayılan feodalizm son çeyrek yüzyılda ülkenin geneline egemen oldu.</p>



<p>Durum böyleyken terörün bitirilmesinde kimlik siyaseti öğelerinin öne çıkartılmakta oluşu iktidar blokuna ve ona destek verenlere yakışabilir.</p>



<p>Bu sürecin başlatıcısı MHP’nin Ahmet Türk üzerinden ağalığa övgüsü unutulmamalı.</p>



<figure class="wp-block-embed is-type-wp-embed is-provider-cumhuriyetciyorum wp-block-embed-cumhuriyetciyorum"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="lb4uh4C5Fm"><a href="https://cumhuriyetciyorum.com/2024/12/03/agaliga-ovgu/">AĞALIĞA ÖVGÜ</a></blockquote><iframe class="wp-embedded-content" sandbox="allow-scripts" security="restricted"  title="&#8220;AĞALIĞA ÖVGÜ&#8221; &#8212; cumhuriyetciyorum" src="https://cumhuriyetciyorum.com/2024/12/03/agaliga-ovgu/embed/#?secret=a2k0yDC98S#?secret=lb4uh4C5Fm" data-secret="lb4uh4C5Fm" width="600" height="338" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"></iframe>
</div></figure>



<p>Ama, genel merkezinde eski genel başkanı Bülent Ecevit’in heykeli bulunan kurucu partinin bir değil çok kez düşünmesi gerekenler olduğu kesindir.</p>



<p>12 Eylül öncesindeki açık hava toplantılarında zaman zaman <strong>“halklara özgürlük”</strong> sloganları atılırdı. Her seferinde bu sloganla ilgili uyarıda bulunan Ecevit’in halklar yok halk var dediğini ben bile anımsıyorsam kurucu parti ileri gelenlerinin bilmemesi olası mı?</p>



<p>Ecevit sıkça <strong>“Toprak işleyenin, su kullananın”</strong> diyerek bir yandan topraksız köylüye göndermede bulunurken diğer yandan da feodalizme dikkat çekerdi.</p>



<p>Kurucu parti geçmişiyle barışık olmak zorundadır.</p>



<p>Barışık olması yetmez!</p>



<p>Geçmişten bugüne gelen ilkeleri benimsemek zorundadır. Bunu yapması geçmişe saygının ötesinde bugünün sorunlarına içtenlikle çözüm arayışının da kaçınılmaz gereğidir.</p>



<p>Bunu yapmayan bir kurucu partinin kurucu ilkelerden uzaklaşmış olduğunu saptamak zorunda kalırız.</p>



<p>Bunu yaparken de Türkiye’nin seçeneksiz bırakılması karşısında üzülüyoruz.</p>



<p>Bugünkü iktidarın iktidarını sürdürmesi yolunda açılımı vazgeçilmez bulmasını bile anlayamayıp tuzağa düşenlerin iktidar şanslarını azaltmalarının yanı sıra Türkiye’yi el yükseltme kumarına kurban etmeleri karşısında susamayız.</p>



<p>Azim ve Karar, 04.08.2025</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BİR KÖY ENSTİTÜSÜ ÖYKÜSÜ</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/bir-koy-enstitusu-oykusu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Apr 2025 21:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ceyhun BALCI]]></category>
		<category><![CDATA[feodalizm]]></category>
		<category><![CDATA[iş için iş içinde iş ile eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Köy Enstitüleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://azimvekarar.net/?p=6959</guid>

					<description><![CDATA[Bir yandan “İş için, iş içinde, iş ile eğitim” üçlemesi yaşama geçirilirken diğer yandan orada bir araya gelenleri biri birine bağlamada önemli etken olan imece devinime geçirilmiş olmaktadır.

Yüzde 90’ı kırsalda yaşayan Türkiye’nin karanlıkta kalmış insan yığınlarını aydınlıkla tanıştırmak önemli öncelikti.

Bu da kırsalda bir iktidar değişikliğini kaçınılmaz kılmaktaydı.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Ceyhun Balcı</strong></p>



<p>Kapatılışının üzerinden geçen üç çeyrek yüzyıla karşın köy enstitüleri üzerine söylenenlerin, yazılanların bitmek bilmemesi bu kurumların değerini ve önemini anlatmaya yeter.</p>



<p>Enstitüleri var edenleri, Hasan Âli Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç başta olmak üzere saygıyla anmayı unutmamalı!</p>



<p>Kastamonu Gölköy’de köy enstitüsü yapılacağını haber alan yöredeki tuğla üreticileri ellerini ovuşturmaya başlamıştır.</p>



<p>O günün ulaşım olanaksızlıkları göz önüne alındığında yapılar için gereken tuğlalar yakın çevreden sağlanacaktır. Başka deyişle, tuğla üreticileri istedikleri ederden tuğla satabileceklerdir.</p>



<p>Gölköy’e enstitü yapılaşması olacaktır kuşkusuz. Tuğlacıların hesaba katmadığı yapıların orada verilecek eğitime, öğretime uygun şekilde yapılacağı ilkesidir.</p>



<p>Çoğu enstitü gibi Gölköy de <strong>“kendi okulunu, kendin yap”</strong> ilkesini benimseyecektir. Böylelikle enstitülerde eğitim, öğretim etkinlikleri yapılaşma döneminde başlayacaktır.</p>



<p>Enstitülerin öncelikli amacı üreten bireyler üzerinden üretken toplum yaratmaktı.</p>



<p>Bir yandan <strong>“İş için, iş içinde, iş ile eğitim”</strong> üçlemesi yaşama geçirilirken diğer yandan orada bir araya gelenleri biri birine bağlamada önemli etken olan imece devinime geçirilmiş olmaktadır.</p>



<p>Yüzde 90’ı kırsalda yaşayan Türkiye’nin karanlıkta kalmış insan yığınlarını aydınlıkla tanıştırmak önemli öncelikti.</p>



<p>Bu da kırsalda bir iktidar değişikliğini kaçınılmaz kılmaktaydı.</p>



<p>Yüzyıllar süren imam egemenliği yerini aklın ve bilginin egemenliğine bırakacaktı.</p>



<p>Bu egemenliğin doğal önderi öğretmendi.</p>



<p>Bunun başarılabilmesiyse donanımlı, bilgili ve böylelikle köylünün güvenini kazanan bireyler yetiştirmekten geçiyordu.</p>



<p>Hayat bilgisi dersi verecek olan öğretmen, bilginin yanı sıra temel yaşam gereksinimleriyle ilgili olarak da donanımlı olmak zorundaydı. Tarım, hayvancılık, demircilik, marangozluk ve yapı işlerinde yetkin öğretmenler köydeki egemenlik değişimini kolaylaştıracaktı. Böyle bir dönüşüm feodalizmin yıkılması demekti.</p>



<p>Her etki gibi bu da tepkisini doğuracaktı.</p>



<p>Tepki gösterenlerin yardımına devrimler kökleştirilmeden geçilen çok partili demokrasi denemesi yetişti.</p>



<p>Böylelikle feodalizm aradığı can suyunu bulmuş oldu.</p>



<p>Köy devrimi yarıda kalmış oldu enstitülerin kapatılmasıyla.</p>



<p>Dönüm noktası sayılabilecek bu andan başlayarak Türkiye karşıdevrim sürecine girdi.</p>



<p>Bugünlere uzanan ve hız kesmek bilmeyen karanlığa yolculuğun başlangıcını enstitülerin kapatılmasına tarihlemek yerinde olur. Cumhuriyetin temellerinin dinamitlenmeye başlandığı zamandır.</p>



<p>Türkiye’de devrimci dönüşümü kolaylaştıracak olan bu kurumların kapatılmasıyla birlikte bugünkü geri kalmışlık ve yerinde sayma durumunu açıklamak kolaylaşır.</p>



<p>Tarihte eşi benzeri olmayan enstitüleri kurma düşüncesini akıllarına getirenleri, onları imeceyle yükseltenleri ve aydınlık bireyler yetişmesine katkı sunanları saygıyla anarak…</p>



<p><strong>Azim ve Karar, 17.04.2025</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
