<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Esra Işık &#8211; Azim ve Karar</title>
	<atom:link href="https://www.azimvekarar.net/tag/esra-isik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.azimvekarar.net</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sun, 03 May 2026 21:02:26 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>
	<item>
		<title>KELEPÇE</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/kelepce/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 03 May 2026 21:02:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Suay KARAMAN]]></category>
		<category><![CDATA[Akbelen]]></category>
		<category><![CDATA[Esra Işık]]></category>
		<category><![CDATA[Nejla Işık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.azimvekarar.net/?p=8076</guid>

					<description><![CDATA[Suay Karaman Bir kişinin bileklerini birbirine yakın tutmak ve hareket kabiliyetini engellemek amacıyla kullanılan alete kelepçe adı verilir. Kelepçe genellikle güvenlik görevlilerince şüphelilerin kaçmasını önlemek amacıyla kullanılır. Şüphelilerin kaçma durumu yoksa, kelepçe takmanın da bir anlamı yoktur. Muğla, Milas Akbelen Ormanı çevresindeki zeytinliklerin ve tarım arazilerinin acele kamulaştırılmasına karşı çıkan köylüler, 30 Mart tarihinde yapılan [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Suay Karaman</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir kişinin bileklerini birbirine yakın tutmak ve hareket kabiliyetini engellemek amacıyla kullanılan alete kelepçe adı verilir. Kelepçe genellikle güvenlik görevlilerince şüphelilerin kaçmasını önlemek amacıyla kullanılır. Şüphelilerin kaçma durumu yoksa, kelepçe takmanın da bir anlamı yoktur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Muğla, Milas Akbelen Ormanı çevresindeki zeytinliklerin ve tarım arazilerinin acele kamulaştırılmasına karşı çıkan köylüler, 30 Mart tarihinde yapılan bilirkişi keşfi için demokratik haklarını kullanarak eylem yaptılar. İkizköy Muhtarı Nejla Işık’ın kızı, İkizköy Çevre Komitesi üyesi, psikoloji eğitimi almış 26 yaşındaki Esra Işık da bu duruma tepki gösterdi ve protesto hakkını kullandı. Bu protesto, keşif heyetinde rahatsızlık yarattı ve şikayetçi oldular.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Esra Işık, 30 Mart gece yarısında İkizköy’deki evinden göz altına alındı ve 31 Mart tarihinde çıkarıldığı mahkemede keşif heyetine ‘görevini yaptırmama’ ve ‘hakaret’ suçlamasıyla haksız ve hukuksuz bir şekilde tutuklandı. Bu kokuşmuş talan düzenine karşı 7 yıldır direnen Esra Işık’ın suçu; enerji ve maden şirketlerini koruyan yasaya karşı toprağını, köyünü, geleceğini savunmasıydı. Bu haksızlığa, bu adaletsizliğe ses çıkardığı için hukuksuz olarak özgürlüğü elinden alındı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İzmir Aliağa Şakran cezaevine gönderilen Esra Işık, 27 Nisan Pazartesi günü ilk duruşma için Milas 3. Asliye Ceza Mahkemesi’ne elleri kelepçeli olarak ve genel kurala aykırı bir şekilde ön kapıdan getirildi. Yaklaşık 8 saat süren duruşmada Esra Işık ve avukatlarının yaptığı savunmalar dikkate alınmayarak, tutukluluğuna devam kararı verildi; ikinci duruşmanın 1 Haziran Pazartesi günü yapılacağı bildirildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Vatan toprağı satılamaz; Esra Işık vatan toprağını ve orada yaşayan tüm canlıları savunmuştur. Esra, vatanına, toprağına, geleceğine sahip çıktığı için tutuklandı ve mahkemede tutukluluğuna devam kararı verildi. Duruşma sonrasında Adliye Sarayı önünde açıklama yapan Esra’nın annesi, İkizköy Muhtarı Nejla Işık gözyaşları içerisinde karara tepki göstererek şunları söyledi: “Yıkılmamızı istiyorlar, pes etmemizi istiyorlar, bu yüzden bu kadar baskı. Yıkılmamızı görmek için, gözyaşlarımızı görmek için. Ama göremeyecekler, yıkıldığımızı göremeyecekler, göstermeyeceğiz. Kızım dimdik duruyorsa, biz de dimdik durmaya devam edeceğiz. Er ya da geç adalet tecelli edecek. Biz vazgeçmedik, vazgeçmeyeceğiz. Ne evladımızdan vazgeçeceğiz ne topraklarımızdan vazgeçeceğiz ne mücadelemizden vazgeçeceğiz. Doğasını korumak, toprağını korumak suç değil, suç olmamalı. Nasıl evladım dimdik duruyorsa, biz de burada köylülerimizle dimdik ayaktayız. Ama bir ay sonra, ama iki ay sonra. Alnında, göğsünde o vatan sevgisini söndüremeyecekler.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yaşanan bu olay tüm Türkiye&#8217;nin sorunudur, ülkemizin çığlığıdır. Çünkü yurdumuzun her tarafı talan edilmektedir, yağmalanmaktadır, bazı özel şirketlere peşkeş çekilmektedir. Ülkemizde kalkınma adına eşsiz doğamız yok edilmektedir; yaylalarımız, ovalarımız, ormanlarımız, bereketli köylerimiz maden çalışmaları yüzünden büyük bir tehdit altında bulunmaktadır. Mersin Arslanköy yaylasında ve çevresindeki yerleşim yerlerinde boksit işletmeciliği yapılmaktadır. Şimdi başka şirketlerin de boksit çıkarmasına izin verilmektedir. Böylece bir milyon ton boksit cevherinin ihraç edilmesi planlanmaktadır. Haftada en az üç gün tonlarca dinamit kullanılarak üretim sahalarındaki patlatmalarla; çevredeki yerleşimlerin hem su gözeleri kaybolacak hem de sularına arsenik ve radyoaktif maddeler karışabilecektir. Tüm içme suları ve deniz, kimyasal olarak zehirlenecek, deniz ve karada tüm canlılar olumsuz şekilde etkilenecektir. Aynı şekilde Çanakkale, Artvin, Giresun, Ordu, Rize, Eskişehir, Bursa, Kütahya, Antalya, Manisa başta olmak üzere birçok yörelerde de doğa ve köyler katledilmek istenmektedir. Madencilik ekonomiye katkı sağlasa da siyanür, açık ocak gibi sürdürülebilir olmayan uygulamalar çevrenin kasıtlı ya da sorumsuz biçimde yok edilmesi riskini yaratmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bütün bunlar yaşanırken Tunceli&#8217;de 5 Ocak 2020 tarihinde kaybolan ve kendisinden bir daha haber alınamayan Gülistan Doku, intihar etti gerekçesiyle soruşturma kapatılmak istendi. Haziran 2024 tarihinde Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı&#8217;na atanan Ebru Cansu, dosyayı yeniden ele aldı ve olayda yaşananlar bir bir gün yüzüne çıkmaya başladı, Gülistan Doku’nun öldürüldüğü ortaya çıkartıldı. Gelişmeler üzerine Gülistan Doku’nun zamanın Tunceli Valisi Tuncel Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel tarafından öldürüldüğü iddiası üzerine birçok görevli tutuklandı. 17 Nisan 2026 tarihinde Mülkiye Başmüfettişliği görevinden açığa alınan Tunceli eski Valisi Tuncay Sonel göz altına alındı. 21 Nisan tarihinde de ‘suç delillerini yok etme’, ‘bilişim sistemindeki verileri bozma’, ‘kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme’, ‘özel hayatın gizliliğini ihlal’ ve ‘resmi belgeyi gizleme’ suçlamalarıyla tutuklandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Toprağına sahip çıkan, vatanını savunan ve kaçma şüphesi olmayan Esra Işık’a kelepçe takılırken, hakkında büyük suçlamalar bulunan eski valiye kelepçe takılmaması, hukukun da adaletin de keyfi uygulandığının ve hatta yerlerde süründüğünün kanıtıdır. Ne yazık ki bu durumlarda baroların ve hukuk fakültelerinin sesleri çıkmamaktadır. Örgütlü olup, demokratik yollardan haklarımızı aramanın zamanıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Azim ve Karar, 4 Mayıs 2026</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>AKBELEN TALANI</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/akbelen-talani/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 05 Apr 2026 21:01:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Suay KARAMAN]]></category>
		<category><![CDATA[Akbelen Ormanı]]></category>
		<category><![CDATA[Esra Işık]]></category>
		<category><![CDATA[İkizköy Muhtarı]]></category>
		<category><![CDATA[Nejla Işık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.azimvekarar.net/?p=8004</guid>

					<description><![CDATA[Suay Karaman Akbelen Ormanı, Muğla&#8217;nın Milas ilçesine bağlı İkizköy Mahallesi&#8217;nde bulunan bir ormanlık alandır. Yaklaşık 750 hektarlık bir alanı kapsayan bu orman çam, çınar, kestane, kızılağaç, meşe gibi çeşitli ağaç türlerine ev sahipliği yapmaktadır. 2023 yılının Temmuz ayında Yeniköy Termik Santraline yakıt sağlayan İkizköy linyit madeninin genişletilmesi için Akbelen Ormanı’nın büyük bir bölümü, %50 İÇTAŞ [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Suay Karaman</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Akbelen Ormanı, Muğla&#8217;nın Milas ilçesine bağlı İkizköy Mahallesi&#8217;nde bulunan bir ormanlık alandır. Yaklaşık 750 hektarlık bir alanı kapsayan bu orman çam, çınar, kestane, kızılağaç, meşe gibi çeşitli ağaç türlerine ev sahipliği yapmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">2023 yılının Temmuz ayında Yeniköy Termik Santraline yakıt sağlayan İkizköy linyit madeninin genişletilmesi için Akbelen Ormanı’nın büyük bir bölümü, %50 İÇTAŞ Enerji ve %50 LİMAK Enerji’nin ortaklığındaki Yeniköy-Kemerköy Elektrik Üretim ve Ticaret A.Ş. tarafından kesildi. Bunun üzerine protestolar başladı ve güvenlik güçleri müdahalede bulundu. Yapılan protestolar ulusal medyanın ilgisiyle karşılandı ve ses getirdi. Ancak aynı yıl Ağustos ayı sonunda ormanın yüzde altmışı yok edildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">19 Temmuz 2025 tarihinde TBMM’de kabul edilen 7554 sayılı maden yasası ile büyük bir talan başladı. Bu yasa ile madencilik etkinliklerinin her koşulda yapılmasına olanak sağlayacak düzenlemeler getirilerek, ülke genelindeki zeytinlikler, tarım alanları, ormanlar ve koruma altındaki alanların madencilik işletmelerine açılması sağlanmıştır. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’na (EPDK) acele kamulaştırma yetkisi tanınarak, toplumsal rıza ve mülkiyet hakkı göz ardı edilmiştir. Bu yasa ile maden ve enerji yatırımlarında çevresel denetimler devre dışı bırakılarak, halkın katılımı yok sayılmış ve talan süreçleri kolaylaştırılmıştır. Bunun yanında mera, yaylak ve kışlak alanları yenilenebilir enerji projelerine açılarak, kırsal alanların yok edilmesine ve gıda güvenliğinin zedelenmesine yol açılacaktır. Bu yasanın anayasaya, ilgili koruma yasalarına ve uluslararası çevre anlaşmalarına aykırı olduğu bilinmektedir. Ancak hukukun olmadığı yerde, her türlü keyfi ve talan yasaları çıkarılabilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu yasa TBMM’de görüşülürken, Türkiye’nin 30 ilinden gelen köylülerin oluşturduğu ‘Toprağımızı Vermiyoruz Platformu’ üyeleri, yasa teklifinin geri çekilmesi için TBMM önünde eylem yaptılar, açlık grevine başladılar. Ancak siyasi iktidar ve yandaşları bu protesto gösterileriyle hiç ilgilenmeyip, bu talan yasasına oy verdiler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">10 Ocak 2026 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı ile, Milas sınırları içinde yer alan, IV. grup maden (linyit) sahasında üretimin sürdürülebilmesi gerekçesiyle 7 köyde toplam 679 parselin, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına hükmedildi. Acele kamulaştırma kararı, bölgedeki köylüler için yalnızca bir mülkiyet sorunu değil; barınma, geçim ve yaşam hakkı sorunu anlamına gelmektedir. Zeytinlikler, tarım alanları ve yerleşim yerlerini kapsayan parsellerin kamulaştırılmasıyla birlikte, çok sayıda yurttaş, evini terk edecektir. Akbelen’de daha önce yaşanan ağaç kıyımı ve maden genişletme girişimlerinin ardından gelen bu karar, yöre halkı tarafından güçlü şekilde protesto edilmeye başlandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yeniköy-Kemerköy Enerji’nin termik santraline kömür sağlamak için, Akbelen Ormanı çevresindeki zeytinliklerin ve tarım arazilerinin ‘acele kamulaştırılmasına’ karşı köylüler dava açtı. Açılan dava kapsamında 30 Mart tarihinde bilirkişi keşfi yapıldı. Keşif heyetinin bölgede yaptığı çalışmanın hukuksuz olduğunu anlatmak isteyen köylüler, jandarma barikatıyla karşılaştı. İkizköy Muhtarı Nejla Işık’ın kızı, İkizköy Çevre Komitesi üyesi, psikoloji eğitimi almış 26 yaşındaki Esra Işık, bu haksız duruma tepki göstererek, protesto gösterisinde bulundu, isyan etti. Ancak bu isyan, keşif heyetinde rahatsızlık yarattı ve şikayetçi oldular.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Esra Işık, 30 Mart gecesi saat 23:50 civarında İkizköy’deki evinden göz altına alındı. Geceyi Milas Jandarma Karakolu’nda geçiren Esra Işık, 31 Mart tarihinde çıkarıldığı mahkemede keşif heyetine ‘görevini yaptırmama’ ve ‘hakaret’ suçlamasıyla haksız ve hukuksuz bir şekilde tutuklandı. Ülkemiz çöl olmasın diye gecesini gündüzüne katarak direnen Esra Işık’ın suçu ne? Enerji ve maden şirketlerini koruyan yasaya karşı toprağını, köyünü, geleceğini savunduğu için, “bölgede sayılan ağaçlar bizim ömrümüz” dediği için, “İkizköy ve Karacahisar, Yeniköy-Kemerköy Enerji’nin çiftliği değil” dediği için, bu haksızlığa, bu hukuksuzluğa ses çıkardığı için özgürlüğü elinden alındı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu tutuklama, köylünün sesi kesilsin, yapılan keşifler hızlıca bitsin, köylülerin tapularına çökülsün ve köylüler buralardan gitsin diye yapıldı. Amaç gözdağı ve korku salarak, bu toprakları talan etmektir. Ancak ne olursa olsun topraklarını savunan köylülerin mücadelesi sonuna kadar sürecek ve ülkemizin her yerinden de destek çağrıları gelecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">12.624 km<strong><sup>2</sup></strong> olan Muğla il sınırlarının yaklaşık %50 kadarına maden ruhsatı verildi. Şu ana kadar 100 km<strong><sup>2</sup></strong> arazi maden sahasına dönüştürüldü; bunun 30 km<strong><sup>2</sup></strong> si orman alanı, 70 km<strong><sup>2</sup></strong> si nitelikli tarım alanı ve zeytinlik. Yatağan, Yeniköy ve Kemerköy termik santralları içinde bulunan yirmiden fazla köy, kömür madenleri nedeniyle yok edildi; şimdi 90 köy daha yok edilecek. Toprakları, evleri ellerinden alınan köylüler nereye gidecek ve nasıl geçinecek? İşte ‘milletin efendisi’ köylülerimiz, bunun mücadelesini vermektedir ve destek beklemektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Keşif dosyalarda ‘parsel’ diye geçen bu toprak, o değerli köylüler için alın teriyle yoğrulmuş ekmek demektir, kutsal bir emektir, her mevsim yeniden kurulan yaşam demektir. Şimdi o köylülerin hafızası, geçmişi ve geleceği olan bu toprak, yağma düzeninde yok olup gidecek ve direnenler tutuklanacak. Bu düzenin değiştirilmesi için örgütlü ama bilinçli ve nitelikli eylemlere gereksinim olduğunu ne zaman anlayacağız?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Muğla cezaevine gönderilen Esra Işık’ın, yazdığı kısa ama özlü mektup yapılanların özetidir;</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Ben toprağımı savundum. Ben onurumuzu savundum. Zehra ninemizin, Hatice teyzemizin ve nicelerinin yolundan yürüyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Alnım açık, başım dik. Mücadelemizin bayrağını köylülerime bıraktım. Buradan çıktığımda o bayrağı tekrar devralıp en önde yürüyeceğim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ben bu toprakların kızıyım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ben bir köylü kızıyım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mücadeleden gurur duyuyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Buradan yeniden sözüm olsun:</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mücadelemizi de onurumuzu da haysiyetimizi de satmayacağız.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Milas bir şirketten büyüktür.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Vazgeçmeyeceğiz.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yaşadığımız bu kara düzende acilen çıkartılan maden yasalarıyla ülkemiz talan ediliyor. Ülkemizin yer altı ve yer üstü zenginliklerini, doğasını yok eden maden yağmalarına karşı direnmek en kutsal görevdir. Yurtseverlik memleketin taşını toprağını, ağacını, ormanını, ırmağını, denizini, gölünü, suyunu kısaca her şeyini savunmak demektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Azim ve Karar, 6 Nisan 2026</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
