<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>CHP &#8211; Azim ve Karar</title>
	<atom:link href="https://www.azimvekarar.net/tag/chp/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.azimvekarar.net</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sun, 01 Mar 2026 21:02:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>CEREYANLAR-AKIMA KAPILMAK</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/cereyanlar-akima-kapilmak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Mar 2026 21:02:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Suay KARAMAN]]></category>
		<category><![CDATA[Başucu Kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[Cereyanlar]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.azimvekarar.net/?p=7897</guid>

					<description><![CDATA[Suay Karaman Geçtiğimiz hafta CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Tanıl Bora’nın ‘Cereyenlar’ adlı kitabının, başucu kitabı olduğunu söyledi. Hemen ardından İstanbul Anakent Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu da aynı kitabın Silivri Cezaevinde başucu kitabı olduğunu açıkladı. Kitap okumak yararlıdır, kişiyi geliştirir, yeni bilgiler sağlar ancak başucu kitabı denince iyice düşünmek gerekir. Tanıl Bora’nın ‘Cereyenlar’ adlı kitabı, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Suay Karaman</strong></p>



<p>Geçtiğimiz hafta CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Tanıl Bora’nın ‘Cereyenlar’ adlı kitabının, başucu kitabı olduğunu söyledi. Hemen ardından İstanbul Anakent Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu da aynı kitabın Silivri Cezaevinde başucu kitabı olduğunu açıkladı.</p>



<p>Kitap okumak yararlıdır, kişiyi geliştirir, yeni bilgiler sağlar ancak başucu kitabı denince iyice düşünmek gerekir. Tanıl Bora’nın ‘Cereyenlar’ adlı kitabı, CHP üyeleri için başucu olacak bir kitap değildir; olsa olsa okunan bir kitap olabilir. Cereyanlar kitabı için iki CHP’linin arka arkaya başucu kitabı demesi, tesadüf olarak açıklanamaz. İletişim yayınları tarafından basılan bu kitap, kimler tarafından iki CHP üyesine ne için göndermiştir ve amaç nedir? Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu, başuçlarına aldıkları bu kitabı okuyarak ne öğrenecek? Çünkü bu kitabın içeriğinde eşsiz liderimiz Mustafa Kemal Atatürk için düşmanca eleştiriler bulunmaktadır. Bazı gazeteci ve yazarlar bu eleştirileri uzun uzun yazdı, biz de kısaca özetleyelim:</p>



<p>&#8211; Atatürk emperyalizmle savaşmış değil, zaten anti emperyalist değil,</p>



<p>&#8211; Atatürk tam bağımsızlıkçı değil,</p>



<p>&#8211; Atatürk sadece Osmanlı subayı, entelektüel değil, kibirli ve seçkin,</p>



<p>&#8211; Atatürk istibdat için şiddet taraftarı, diktatör, eli kanlı, çıkar odaklı,</p>



<p>&#8211; Atatürk popüler ikon, kurucu liderliğindeki tarihsel rolü yalnızca sembolik,</p>



<p>&#8211; Atatürk Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın lideri değil,</p>



<p>&#8211; Cumhuriyet restorasyondur, devrim değil,</p>



<p>&#8211; Cumhuriyet muhafazakârdır, eski düzenden kopuş değil,</p>



<p>&#8211; Kemalizm kurucu değer olmadığı gibi, bir ideal de değil,</p>



<p>&#8211; Kemalizm Sevr sendromu üretmiş,</p>



<p>&#8211; Kemalizm’in sol bir havada gösterilmesi hikaye,</p>



<p>&#8211; Kemalist çağdaşlık söylemi AKP’lileri, muhafazakarları taşralı, kavruk ve çirkin görüyor.</p>



<p>Şimdi Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu’nun bu başucu kitabından neler öğreneceği anlaşılmıştır; Atatürk’ün kurduğu partiyi, Atatürk’ün ilkelerinden uzaklaştırmak. Eğer CHP’ye oy verenler uyumaya devam ederse, ülkemizi çok daha karanlık günlerin beklediğini söyleyebiliriz. Cereyanlar kitabı için “<em>son dönemde okuduğum ve büyük keyif aldığım</em>” diye açıklama yapan Özgür Özel, yine el yükselterek T24 yayın organına “<em>başucu demişim, belki daha da kızarlar, temel başvuru kitabı. Türkiye siyasi tarihini bu kadar iyi özetleyen acayip bir eser var. Büyük haksızlık yapıyorlar</em>” dedi. Böylece yılardır Graham Fuller, Henry Barkey, David Phillips gibi CİA ajanlarının Türk toplumuna şırınga ettiği ezberlerin farkında olmadığı ortaya çıktı.</p>



<p>Gazeteci yazar Rıza Zelyut’un sosyal medya yazısındaki şu tümce birçok şeyi açıklamaktadır: “<em>Tanıl Bora’nın yazdığı Cereyanlar adlı kitabı yayımlayan İletişim Yayınları, CIA’nın yayınevidir. Bu yayınevi 12 Eylül darbesinin Türkiye’deki sola ve Kemalizm’e karşı saldırısının fikir kanallarından birisidir.</em>” Bir dönemler Fethullah Gülen’in ‘Sızıntı’ adlı dergisi, ülkeyi yıkmak için kurulmuştur. Yetmez ama evet diyenlerin, sözde Ermeni soykırımından özür dileyenlerin, Ergenekon derinleştirilsin diyenlerin arasında bulunan Tanıl Bora’nın, bugün yazarlarından olduğu ‘Birikim’ dergisi de aynı yayın politikasını izlemektedir. Sızıntı ve Birikim dergilerinin nerelerden fonlandığı bellidir.</p>



<p>CHP genel başkanı, parti yönetiminde bulunanlar ve tüm üyeler Atatürk ilke ve devrimlerinin yılmaz savunucuları olmalıdır. Ödün vermeden partinin tüzük ve programına bağlı olarak, gerçek demokrasinin ancak parti içi demokrasiyle kurulabileceğine inanırlar. Özellikle parti yönetiminde olanların düşünme, sorgulama gibi yeteneklerinin gelişmiş olması gerekir. CHP genel başkanı, az konuşur ama öz konuşur, Türkçeyi güzel ve doğru konuşur. Yalnızca konuşmaz, aynı zamanda yazar da. Demokratik kitle örgütleriyle, sendikalarla, meslek örgütleriyle sık sık görüşür, fikir alışverişinde bulunur. Halkla iç içedir, eleştirileri dikkate alır; asla hakaret etmez. Kültürel ve sanatsal etkinliklere katılım sağlamaya çalışır.</p>



<p>CHP genel başkanı ve olası genel başkan adayları, Atatürk’ün Söylev’ini (Nutuk), Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri’ni kesinlikle okumuş olması gerekir. Bunun yanında Hasan Ali Yücel’den ‘İyi Vatandaş İyi İnsan’, Şevket Süreyya Aydemir’den ‘Tek Adam ve İkinci Adam’, Doğan Avcıoğlu’ndan ‘Milli Kurtuluş Tarihi’, Sabahattin Selek’den ‘Anadolu İhtilali’, Haydar Tunçkanat’tan ‘İkili Anlaşmaların İçyüzü’ ile ‘Amerikan Emperyalizmi ve CİA’, Server Tanilli’den ‘Uygarlık Tarihi’, Bozkurt Güvenç’ten ‘İnsan ve Kültür’, Suna Kili’den ‘Atatürk Devrimi’, Sina Akşin’den ‘Kısa Türkiye Tarihi’, Ahmet Taner Kışlalı’dan ‘Siyaset Bilimi’ ile ‘Siyasal Sistemler’, Seçil Karal Akgün’den ‘27 Mayıs Bir İhtilal, Bir Devrim, Bir Anayasa’, Yılmaz Dikbaş’dan ‘Özelleştirme, Sömürgeleştirme’, Alpaslan Işıklı’dan ‘Sosyalizm, Kemalizm ve Din’, Turgut Özakman’dan ‘Şu Çılgın Türkler’, Mustafa Yıldırım’dan ‘Sivil Örümceğin Ağında’, Metin Aydoğan’dan ‘Atatürk ve Türk Devrimi’, Yıldırım Koç’tan ‘İşçi Sınıfı Tarihi’, Johannes Glasneck’den ‘Kemal Atatürk ve Çağdaş Türkiye’, Grigory Petrov’dan ‘Beyaz Zambaklar Ülkesinde’, Calvin Wells’ten ’İnsan ve Dünyası’, Georges Politzer’den ‘Felsefenin Temel İlkeleri’ ile bunların yanında edebi değeri olan önemli kitapları da okumuş olmalıdır.</p>



<p>Bunun gibi eserleri okumadan siyaset sahnesine çıkılırsa, 27 Şubat Perşembe günü bebek katili PKK terör örgütü başından teşekkür alırsınız. O teşekkürün ülkemizi bölünmeye götüreceğini kavrayamazsınız, ulus devlete son vereceğini anlayamazsınız. İhanet komisyonunun raporu zaten bunun içindi; onay vermek ihanetle eşdeğerdi. Bu gidiş doğru değil; dikkat edin sizi cereyan çarpmasın, akıma kapılmayın. Çünkü Atatürkçülük tarihten ders almaktır, ilke ve devrimlere sahip çıkmaktır. Atatürk’ün partisi diyerek, içi boş nutuk atmak ve bayrak sallamak değildir.</p>



<p><strong>Azim ve Karar, 2 Mart 2026</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;ASRIN VURGUNU&#8217;</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/asrin-vurgunu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 16 Nov 2025 21:16:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Suay KARAMAN]]></category>
		<category><![CDATA[Asrın Vurgunu]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[Ekrem İmamoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[İBB İddianamesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.azimvekarar.net/?p=7615</guid>

					<description><![CDATA[Suay Karaman 11 Kasım Salı günü İstanbul Anakent Belediyesi ile ilgili soruşturma için hazırlanan iddianame yaklaşık 237 gün sonra tamamlandı. 3739 sayfadan oluşan iddianamede toplam şüpheli sayısı 407 olarak açıklanmış ve Türk Ceza Kanunu’nun suç saydığı 143 eylem değerlendirilmiş. İddianamede&#160; İstanbul Anakent Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, suç örgütü lideri olarak tanımlanmış ve örgütün suç işleme [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Suay Karaman</strong></p>



<p>11 Kasım Salı günü İstanbul Anakent Belediyesi ile ilgili soruşturma için hazırlanan iddianame yaklaşık 237 gün sonra tamamlandı. 3739 sayfadan oluşan iddianamede toplam şüpheli sayısı 407 olarak açıklanmış ve Türk Ceza Kanunu’nun suç saydığı 143 eylem değerlendirilmiş. İddianamede&nbsp; İstanbul Anakent Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, suç örgütü lideri olarak tanımlanmış ve örgütün suç işleme tarihi, İmamoğlu’nun Beylikdüzü Belediye başkanlığı zamanından itibaren başlatılmış.</p>



<p>Bizler buna benzer olayları daha önce de görmüştük. 14 Temmuz 2008 tarihinde açıklanan ve 13 ay gibi uzun bir sürede hazırlanan Ergenekon soruşturmasının iddianamesi de 2455 sayfa ve 442 klasör olmak üzere yaklaşık 200 bin sayfadan oluşturulmuştu.</p>



<p>Siyasi iktidar tarafından Ergenekon, Balyoz, Casusluk, 28 Şubat gibi davalar açılmış, Türk Silahlı Kuvvetleri çeşitli kumpaslarla darmadağın edilmişti. Kozmik Oda’ya bile girilmiş ve en gizli savunma bilgileri yurtdışına sızdırılmıştı. Genel Kurmay Başkanı, terör örgütü lideri olarak yargılanıp mahkûm edilmiş ancak Anayasa Mahkemesi kararıyla cezaevinden salıverilmişti. Nereden nereye geldik: O gün Genel Kurmay Başkanına terör örgütü lideri diyenler, bugün elli bin kişinin ölümünden sorumlu PKK terör örgütünün bebek katili olan başı için ‘kurucu lider’ ifadesini kullanmakta sakınca görmemektedir.</p>



<p>Bu kumpas davaları ile üniversitelere ve medyaya da el konuldu. Bunun yanında hem topluma büyük bir korku salındı hem de Türkiye’nin ‘Demokratik Laik ve Sosyal Hukuk Devleti’ yapısını oluşturan kurumlar yerle bir edildi. Haksız yere tutuklanan birçok kişi cezaevinde sağlığını ve bazıları da yaşamını yitirdi.</p>



<p>İstanbul Anakent Belediyesi ile ilgili hazırlanan iddianame, Türk Silahlı Kuvvetleri’ni ve Türkiye’nin üniter ve laik yapısını çökertmeyi planlayan ABD, CIA, AKP, FETÖ, ikinci cumhuriyetçilerin ve liberallerin ortak yapımı kumpas davalarının iddianameleriyle büyük benzerlik taşımaktadır. Hazırlanan iddianamenin içeriği dolu olmadığı gibi, bomboş da değildir. Ne yazık ki ülkemiz bir hukuk devleti olma niteliğini yitirdiği için, bu davanın sonucundan ne çıkacağı belli değildir. Ahlaksızlığı ve yolsuzluğu her kim yapıyorsa, mutlaka hesabının sorulması gerekir. Ancak bu iddianamenin arkasında hukuktan ve iyi niyetten yoksun hareket eden güçlerin olduğunu da bilmek gerekiyor.</p>



<p>Tıpkı Ergenekon kumpasında olduğu gibi, İstanbul Anakent Belediyesi için hazırlanan iddianamede de örgüt şeması yapıldı ve Ekrem İmamoğlu örgütün başı olarak değerlendirildi. Ergenekon kumpasında da Genel Kurmay Başkanı örgütün başı olarak nitelendirilmişti. O günlerle bu günler benzeşmektedir. Ergenekon ve Balyoz davalarında önce Taraf ve Zaman gazetelerinde isimler yazılır sonra arkasından tutuklamalar gelirdi. Şimdi iddianame önce 11 Kasım Salı sabahı Yeni Şafak Gazetesinde ‘Asrın Vurgunu’ manşetiyle duyuruldu, ardından saat 14:30’da iddianame açıklandı. Ergenekon ve Balyoz kumpaslarını yapanlar şimdi yurt dışına kaçtılar ve yakalanamıyorlar. Bu işlerin hep böyle gitmeyeceği bilinmektedir; zaten o yüzden siyasi iktidar çaresizdir ve özellikle muhalefete saldırmaktadır.</p>



<p>Bu iddianameye göre CHP’nin kapatılması da gerekiyormuş. 1950 yılında iktidar olan Demokrat Parti, CHP’nin mallarına, binalarına el koydu, işi kapatmaya doğru götürüyordu. Siyasi iktidar da şimdi aynı yolu denemeye çalışıyor. Amaç CHP’nin birinci parti olmasından duyulan rahatsızlık. Çünkü biliyorlar ki, iktidarı yitirirlerse kendileri için iyi olmayacak. Savcılar da benzer iddianameler hazırlayacak. O yüzden CHP’nin kapatılmasının ya da partinin bölünmesinin yolunu arıyorlar. Ama bu boş bir uğraştır, örgütlü toplum bunları da aşacaktır.</p>



<p><strong>Azim ve Karar, 17 Kasım 2025</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>O FOTOĞRAFLAR</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/o-fotograflar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 05 Oct 2025 21:12:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Suay KARAMAN]]></category>
		<category><![CDATA[Altı Ok]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[DEM Parti]]></category>
		<category><![CDATA[O Fotoğraflar]]></category>
		<category><![CDATA[TBMM Genel Kurulu Açılışı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.azimvekarar.net/?p=7506</guid>

					<description><![CDATA[Suay Karaman 1 Ekim Çarşamba günü TBMM Genel Kurulu’nda yapılan özel oturumla yeni yasama yılı açıldı. TBMM’de geçen yıl yapılan açılış töreninde, ‘normalleşme, yumuşama’ süreciyle birlikte CHP Genel Başkanı ve bazı milletvekilleri ‘makama saygı’ amacıyla Tayyip Erdoğan Genel Kurul Salonu’na geldiğinde ayağa kalkmıştı. Bazı milletvekilleri ise kuliste beklemişti. Bu yıl CHP sözcüsü; “böyle bir siyasi [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Suay Karaman</strong></p>



<p>1 Ekim Çarşamba günü TBMM Genel Kurulu’nda yapılan özel oturumla yeni yasama yılı açıldı. TBMM’de geçen yıl yapılan açılış töreninde, ‘normalleşme, yumuşama’ süreciyle birlikte CHP Genel Başkanı ve bazı milletvekilleri ‘makama saygı’ amacıyla Tayyip Erdoğan Genel Kurul Salonu’na geldiğinde ayağa kalkmıştı. Bazı milletvekilleri ise kuliste beklemişti.</p>



<p>Bu yıl CHP sözcüsü; “<em>böyle bir siyasi ortamda biz Cumhurbaşkanı’nı ne oturarak ne de ayakta karşılarız. Bizim nezdimizde meşruiyetini yitirmiştir</em>” açıklamasını yaptı. Bunun üzerine belediyelere yönelik operasyonlar, belediye başkanlarının tutuklanması ve CHP’ye karşı yapılan yargı darbelerini protesto amacıyla bu yıl TBMM’nin açılışına CHP katılmadı.</p>



<p>Aslında bu yıl CHP’nin neden TBMM’nin açılışına katılmadığını sorgulamak yerine, geçen yıl neden katıldığını sormak gerekir. Ülkeyi 22 yıldır başta ekonomik kriz, hukuksuzluk, eğitimsizlik olmak üzere büyük sıkıntılara sokan bir iktidar ile nasıl ‘normalleşmeye’ gidildiği tartışılmalıdır. CHP yönetimi, verdiği aceleci ve yanlış kararlarla kendi geleceğini de zora sokmaktadır.</p>



<p>TBMM’de bu yasama yılında PKK terör örgütünün sözde kendini feshi ve sembolik silah bırakma sürecinin ardından ‘entegrasyon’, ‘umut hakkı’, ‘infaz yasası’ gibi konular başta olmak üzere trafikten boşanma davalarına kadar birçok düzenlemeler bulunan yeni yargı paketi için yoğun çalışmalarda bulunulacaktır. Geçen yıl TBMM açılış töreninde MHP genel başkanının DEM partili yöneticilerle tokalaşmasıyla başlayan süreç, bu yasama yılının açılışında daha da ileri gitti ve açılış kokteylinde ilginç görünümlere neden oldu.</p>



<p>Fotoğraflardan yansıyanlara göre, cumhur ittifakına DEM parti, Gelecek ve DEVA partileri de katılacak gibi görünüyor. Zaten ihanet komisyonunu İYİ Partiden başka olumsuz gören yok. Bu durumda önümüzdeki günlerde anadilde eğitim, anayasadan Türk Milleti kavramının çıkarılması, PKK terör örgütünün bebek katili başına ve teröristlere af çıkarma girişimleri başlatılacaktır. Kısacası, el birliğiyle Türkiye Cumhuriyeti’ni tasfiye girişimlerine yol açılacaktır.</p>



<p>Son yerel seçimlerde CHP ile DEM partinin seçim işbirliği yapmasına tepki verip, terörle işbirliği içinde olduğunu söyleyen AKP ve MHP, şimdi DEM parti ile demlenmeye başladı. CHP ile işbirliği yapan DEM parti için ‘terörist’ diyenler, şimdi siyasi iktidarın açılımına destek olunca, el üstünde tutulmaya başlandı. Aslında, DEM Parti genel başkanının TBMM’nin açılışında Tayyip Erdoğan’a bakışlarını yansıtan fotoğraflar, her şeyi açıklamaktadır. İhanet komisyonunun durumu ve ülkemizin getirilmek istendiği süreç bu fotoğraflardan açıkça görülmektedir. Tayyip Erdoğan, iktidarını sürdürmek için kanlı bıçaklı olduğu rakiplerini yanına çekerken, CHP’ye de operasyon üstüne operasyon yapmaktadır.</p>



<p>Ana muhalefetin çok kararlı ve dik bir duruş göstermesi gerekmektedir. Açıkça siyasi iktidar tarafından CHP’yi bölme girişimleri sürdürülmektedir. Bunun için CHP, içindeki sıkıntıları bir yana bırakarak ülkenin gerçek sorunlarına eğilmeli, çözüm yollarını ve önerilerini sıralamalıdır. Onlarca miting yapan CHP yönetimi, sorunu cumhurbaşkanlığı seçiminin dışına taşımalı ve ülke gündemine vurgu yapmalıdır. Toplumun gözünde güvenilirliğini yitiren ve gittikçe zayıflayan siyasi iktidara karşı, doğru zamanda ve doğru eylemler yapılmalıdır.</p>



<p>29 Eylül Pazartesi günü bir televizyon programına katılan CHP Genel Başkanı, uzun konuşmasında bir parti meclisi üyesini överek, Kürt, muhafazakâr ve türbanlı olduğunu söyledi. CHP ancak, emperyalizm karşıtı, Kemalizm’in ilkelerini benimseyen ve tam bağımsızlıktan yana olanlar ile çağdaşlaşmayı yakalayabilir. Genel başkanın söylemleri kurucu ilkeleri görmezden gelmek ve partiyi dönüştürmekten başka bir işe yaramaz. CHP, kendi kurucu ilkeleriyle iktidara geleceğinin bilincinde olmalıdır. Sağdan gelenlerle, bölücü ve cemaatçilerle sürekli muhalefette kalacağını görmelidir.</p>



<p>4 Ekim Cumartesi günü Bolu’da basın temsilcileriyle görüşen CHP genel başkanı, TBMM açılış kokteylindeki o fotoğraflara tepki verilmesini eleştirmiş ve büyük üzüntü duyduğunu bildirmiştir. Beraber mücadele verdikleri muhalefet partilerine sahip çıkmak gerektiğini söyleyen CHP genel başkanı, o fotoğrafları yanlış değerlendirmektedir. AKP genel başkanına hayran hayran bakan, laiklikle sorunları olan ve gerektiği zaman dönen muhalefet yöneticilerine destek vermek, CHP genel başkanının işi değildir. CHP’nin iyi yönetilemediği ve sürekli çelişen söylemlerle politika üretilemediği çok açık olarak görülmektedir. Miting yapmanın ötesinde, verilen mesajların önemi vardır. Uzun, anlamsız ve gereksiz söylemlerle, ülkemizin sorunlarını çözmek olanaksızdır.</p>



<p>CHP yönetimi yok edilmek istenen kendi tarihsel ve ideolojik kimliğine sahip çıkmadan ve siyasi iktidarın kurduğu baskıcı rejimle gerçek bir hesaplaşmaya girmeden başarılı olamaz. Bunun yolu da kurucu ilkelerine sıkıca sarılmaktan ve Altı Ok temelinde yeniden yapılanmaktan geçer.</p>



<p><strong>Azim ve Karar, 6 Ekim 2025</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>GÖREV VE SORUMLULUK</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/gorev-ve-sorumluluk/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 14 Sep 2025 21:09:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Suay KARAMAN]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün Partisi]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.azimvekarar.net/?p=7452</guid>

					<description><![CDATA[Suay Karaman Laik, bilimsel ve çağdaş eğitimin bitirildiği toplumlarda, ahlak başta olmak üzere birçok olumlu değer de yavaş yavaş bitmeye başlar. Ardından hukuksuzluk gelir ve ekonomik çöküntüyle birlikte toplum çürümeye başlar. Çürümeyle birlikte yolsuzluklar büyük boyutlara ulaşır ve ardından savrulma gelir. Ülkemiz uzun yıllardır doğru yönetilmediği için, günümüzde hangi sektöre baksak, büyük sorunlar görülmektedir. Sorunların [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Suay Karaman</strong></p>



<p>Laik, bilimsel ve çağdaş eğitimin bitirildiği toplumlarda, ahlak başta olmak üzere birçok olumlu değer de yavaş yavaş bitmeye başlar. Ardından hukuksuzluk gelir ve ekonomik çöküntüyle birlikte toplum çürümeye başlar. Çürümeyle birlikte yolsuzluklar büyük boyutlara ulaşır ve ardından savrulma gelir.</p>



<p>Ülkemiz uzun yıllardır doğru yönetilmediği için, günümüzde hangi sektöre baksak, büyük sorunlar görülmektedir. Sorunların çok fazla olduğu ülkemizde, siyasi iktidar ve ortaklarının isteğiyle kurulan ihanet komisyonu gündemin başındadır. Ancak özellikle günümüzde yaşatılan sorunlar nedeniyle ikinci plana itilmiştir. ‘Cambaza bak’ taktiğiyle ilerleyen siyasi iktidar, toplumun algısını farklı yönlere çekmektedir.</p>



<p>Yaşadığımız günlerde siyasi iktidarın CHP’yi baskı altına aldığı görülmektedir. Siyasi iktidar, CHP’ye yönelik saldırılarda hukuk tanımamaktadır; amaç CHP’yi güçsüzleştirmek ve hatta bölünmesini sağlamaktır. Böylece AKP, yapılacak seçimlerde başarıya ulaşarak, genel başkanlarının önünü açmak düşüncesindedir. Bunun yanında CHP de iyi yönetilemediği için savrulmaktadır. Böylece CHP’nin sorunları çözümsüz duruma getirilmektedir.</p>



<p>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 11 Eylül Perşembe günü Sancaktepe Belediyesinin ‘11 Açılış, 11 Temel Atma’ törenine katıldı ve yaptığı konuşmanın bir bölümü şöyleydi: “<em>Bugün CHP&#8217;nin binalarına çökülürken sessiz kalanlara diyorum ki: Yarın sıra senin tapuna, senin binana geldiğinde bu günleri hatırlarsın ama iş işten geçmiş olur. Ve hepinize sesleniyorum: Kurtuluş yok tek başına. Ya hep beraber kurtuluş ya hiç kimseye kurtuluş yok.”</em></p>



<p>Yapılan eylemlere ve söylenen sözlere sessiz kalmamak önemlidir. Zamanın genel başkanı “<em>laiklik tehlikede değildir</em>” derken, “<em>yargıda cemaatçi yapılanma yoktur</em>” derken sessiz kalanlar, şimdi ses çıkartılması gerekliliğinden söz ediyor. ‘Ekmek için Ekmeleddin’ dayatmasına sessiz kalanlara, 16 Nisan 2017 halk oylamasında mühürsüz oylarla rejim değiştirilirken sessiz kalanlara ne demek gerekir? 2023 genel seçimlerinde CHP listelerinde bölücü, Fetöcü, liberal ve hırsız adaylarla seçime girilirken sessiz kalanlarla nereye varılabilir?</p>



<p>CHP genel başkanı konuşmasına şu sözlerle son verdi: “<em>Herkese düşen bir tek şey var. Bugün olduğu gibi, dün Kadıköy’de olduğu gibi, Maltepe’de olduğu gibi çağrıldığınız yere gelin. Kalabalıkları toplayalım. Ahlaki üstünlük bizdedir. Psikolojik üstünlük bizdedir. Çoğunluk enerjisi bizdedir. Hep birlikte, 100 yıl sonra bir kez daha kurtulacağız. Bir kez daha Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisini bütün demokratlarla birlikte iktidar yapacağız. Hepinizi sevgiyle selamlıyorum. Sağ olun, var olun.”</em></p>



<p>Mustafa Kemal Atatürk’ün partisi olmakla övünen CHP yöneticilerinin Cumhuriyetçilik, Ulusçuluk, Halkçılık, Devletçilik, Laiklik ve Devrimcilik ilkelerine sahip çıktığı söylenebilir mi? Tam bağımsızlık ve emperyalizm karşıtlığı için gerekenlerin yapıldığı söylenebilir mi? ‘Türk Milleti’ sözü ağızlarından çıkmayanlarla bir yere varılabilir mi? En günceli Mustafa Kemal Atatürk’ün partisi olmakla övünülürken, ülkemizi bölmek için uğraş veren ihanet komisyonuna katılmak çelişkili bir tutum değil midir?</p>



<p>22 Ekim 2024 tarihinde MHP genel başkanının partisinin grup toplantısında “<em>terörist başı gelsin, DEM</em> <em>Parti grup toplantısında konuşsun” demişti.</em> Bu konuşmanın üzerine ana muhalefet partisi CHP genel başkanı da ‘Kürtlere devlet teklif ettiğini’ söylemişti. Atatürk’ün partisi olmakla övünmek, böyle mi olmalıdır?</p>



<p>CHP genel başkanı 10 Eylül Çarşamba günü Kadıköy meydanında düzenlenen mitingde; “<em>Bu meydan farklı görüşlerden de olsa bütün demokratların, sosyal demokratların, muhafazakâr demokratların, milliyetçi demokratların, Kürt demokratların, sosyal demokratların, liberal demokratların demokrasiyi güvence altına almak için, darbeyi püskürtmek için omuz omuza verdiği meydandır</em>” ifadesini kullandı.</p>



<p>Demokrasiye muhafazakâr, milliyetçi, sosyal demokrat, liberal demokrat eklenebilir. Ama dini ve etnik kimlikler eklenmez. Üstelik ülkemizi oluşturan etnik kimlikler bir tane değildir. Bu söylem Türkiye&#8217;yi böler, Irak gibi yapar, Lübnan gibi yapar ama asla demokratikleştirmez. Atatürk diye insanları meydanlara çağıracaksınız, sonra özellikle bir etnik kimliğe sarılacaksınız. Burada ulus devletin dışına çıkmak gibi bir niyet sezilmektedir. Ve ardından Atatürk’ün partisiyiz diyerek, inandırıcılığınızı yitireceksiniz.</p>



<p>Bugün Atatürk’ün kurduğu CHP, CHP’li olmayanların işgali altındadır. CHP&#8217;yi kurtarmadan, ülkemizi kurtaramayız. Bu koşullarda iş, sözde değil, özde Atatürk ilke ve devrimlerini benimseyen partililere ve seçmenlere düşmektedir. Çağdaş ve aydınlık bir Türkiye için, bizlere düşen büyük görev ve sorumluluklar bulunmaktadır. Bunun yolu da güzel ülkemiz bölünmeden, parçalanmadan harekete geçmek ve örgütlenmektir. Bu görev hepimize düşmektedir.</p>



<p><strong>Azim ve Karar, 15 Eylül 2025</strong></p>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ÖN SEÇİM</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/on-secim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 16 Feb 2025 21:08:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Suay KARAMAN]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[Ön seçim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://azimvekarar.net/?p=6844</guid>

					<description><![CDATA[Suay Karaman Ülkemizin gündemi her geçen gün yoğunlaşırken, aynı zamanda sorunları da ağırlaşmaktadır. PKK terör örgütünün bebek katili başından barış elçisi çıkarmak için sıkı bir çalışma yürütülmektedir. DEM parti yöneticilerinin tehdit dolu sözlerinin gereği yapılmamaktadır. Yaşananlar yeni anayasa yapımını hızlandırmak için planlanmaktadır. Bugün ekonomik durum toplumun bütün kesimleri için çok kötü durumdadır. Emekliler ve en [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Suay Karaman</strong></p>



<p>Ülkemizin gündemi her geçen gün yoğunlaşırken, aynı zamanda sorunları da ağırlaşmaktadır. PKK terör örgütünün bebek katili başından barış elçisi çıkarmak için sıkı bir çalışma yürütülmektedir. DEM parti yöneticilerinin tehdit dolu sözlerinin gereği yapılmamaktadır. Yaşananlar yeni anayasa yapımını hızlandırmak için planlanmaktadır.</p>



<p>Bugün ekonomik durum toplumun bütün kesimleri için çok kötü durumdadır. Emekliler ve en az ücretliler açlık sınırının altında ücret alırken, açlık, işsizlik alıp başını gitmişken milletvekillerine yeni ayrıcalıklar tanınması gündeme getirilmektedir. Bolu Kartalkaya’daki otel yangınının esas sorumluları hakkında işlem yapılmamaktadır. Siyasi iktidara karşı yaptığı yerinde ve sert eleştiriler sonucunda Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ tutuklanmıştır. Çünkü Ümit Özdağ, terör örgütüyle yaşanılan sahte barış sürecini açık açık topluma anlatarak, halkın gerçekleri görmesini sağlamaktadır. Emperyalist güçler hukuksuz şekilde tutuklanan Ümit Özdağ’ı görmezden gelirken, halen Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş için çığlık atmaktadır. Ülkemiz yeni kumpas davalarıyla karşı karşıyadır. Siyasi iktidarın beğenmediği kişiler tutuklanmaktadır. Hatta bu tutuklamalar ülkenin gündemini saptırmaya yönelik olarak toplumun her kesimine uzanmaktadır. Türkiye’den kalkan Tanzanya bandıralı ve sahibi Türk olan bir geminin, 9 ton kokain ile Fransız donanması tarafından yakalanması da gizemini korumaktadır. Günden değiştikçe bu tip haberler ortadan kalkmaktadır.</p>



<p>“Mustafa Kemal&#8217;in askerleriyiz” sloganıyla yemin eden 5 teğmen ve 3 disiplin amiri komutan Türk Silahlı Kuvvetleri&#8217;nden ihraç edildi. Suriye’de yeni bir döneme girilirken, toprak kapma yarışında olanların, mevcut topraklarımızı bile koruyacağı şüphelidir. Gazze konusunda yaptırımlarda bulunan ABD başkanına gerekli tepki verilmemektedir. Gazze’yi ABD’nin almasına göz yumanlar, yarın Kıbrıs’ı, Güney Doğu Anadolu’yu, Doğu Anadolu’yu, Trakya’yı da savunamazlar. Emperyalizm ordusuz şekilde, gözdağıyla dünyayı yutmak üzere saldırmaktadır. Ülkemiz içte ve dışta her yönüyle büyük bir ateş çemberi altındayken, ülkemizi yönetenler toplumu yanıltmaktadır.</p>



<p>Böyle bir durumda henüz zamanı belli olmayan cumhurbaşkanlığı seçimi için aday belirlemeye çalışmanın, siyasi iktidarın işine yarayacağı bilinmelidir. Işık söndürmek ile kırmızı kart ile küfe ile tutarsız sözler ve vaatler ile muhalefet yapılmayacağını bilmeyenlerin yönetimde olması, ülkemiz adına üzücüdür. Ülkemizde yukarıda sıraladığımız bütün bu olaylar yaşanırken ana muhalefet partisi sanki başka bir ülkede yaşıyormuşçasına kendi parti içi sorunlarına odaklanmıştır.</p>



<p>CHP, cumhurbaşkanı adayını belirlemek için 23 Mart 2025 Pazar günü dört bin sandıkta, 1,6 milyon kayıtlı üyenin oy kullanmasıyla ön seçim yapma kararı aldı. Adayı da, sonucu da baştan belli olan bir ön seçim için çok fazla para harcanacak, onca emek verilecek; ne için? Ön seçimin yargıç denetiminde yapılması gerekir; yargıç denetimi yoksa bu çakma bir ön seçimdir, örgüt denetiminde ön seçim yapmak, toplumu kandırmaktır. Eğer ön seçim yapmaya istekliyseniz milletvekili, belediye başkanı, belediye meclis üyeleri adayları için de yargıç denetiminde yapmanız gerekir. İstanbul Anakent Belediye Başkanının, cumhurbaşkanı adaylığını herkese onaylatmak için yapılacak ön seçim, doğru ve güvenilir değildir. Bu sahte demokrasi oyunu ve bir kandırmaca olan çakma ön seçimden bir an önce vazgeçip, ülkemizin sorunlarına eğilmek gerekir. Ülkeyi aydınlığa çıkartmak için cumhurbaşkanı adayının diğer muhalefet partileriyle birlikte ve güvenilir kamuoyu araştırma şirketlerinin verileri baz alınarak belirlenmesi gerekir. Yoksa yapılan dayatma ile bu seçim de yitirilir.</p>



<p>12 Şubat Çarşamba günü İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun partisinin grup toplantısında söylediği sözlerden ders çıkarmak gerekir: “Böyle devam ederse ve muhalefet aklını başına almaz ise, önümüzdeki seçim süreci, demokratik bir ülkenin, olağan şartları içerisinde milli iradenin tecelli ettiği bir şekilde olmayacaktır.”</p>



<p>Emperyalist güçler şunu gördü; CHP genel başkanı ve yönetimi kontrol altına alınmadan demokratik ve laik Atatürk cumhuriyeti tasfiye edilemez. Bunun için el birliğiyle çalışarak, muhalefeti de işlerine gelecek şekilde tasarladılar. Ülkemiz bölünme aşamasına doğru sürüklenirken, çok büyük sorunlarla boğuşurken parti içi sorunları gündemde tutmak, ne zaman yapılacağı belli olmayan cumhurbaşkanlığı seçimlerine odaklanmak aymazlık ve sapkınlıkla açıklanabilir. Hatta bunun sonu ihanete kadar gider.</p>



<p>Bunca yıldır yaşananlara ses çıkarmayan, hukuksuzluklara aldırmayan Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği-TÜSİAD, 13 Şubat tarihindeki genel kurulunda siyasi iktidarı eleştirdi. Belki de sıranın kendilerine geleceğini anlayan TÜSİAD yöneticilerinin geç de olsa uyanmaları ve eleştirilerde bulunmaları olumlu bir gelişmedir.</p>



<p>Mühürsüz oylarla rejim değiştirilen 16 Nisan 2017 halk oylaması sonucunda Tayyip Erdoğan’ın “atı alan Üsküdar&#8217;ı geçti, haberiniz yok” sözünü bir kez daha duymamak için yurt sever muhalefet, siyasi iktidara karşı işbirliği yapmalı ve ülkemizin sorunlarına çözüm getirecek önerilerde bulunmalıdır.</p>



<p><strong>Azim ve Karar, 17 Şubat 2025</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>NORMALLEŞME</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/normallesme/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 15 Dec 2024 20:25:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Suay KARAMAN]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[DEMLENMEK]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Lütfü Savaş]]></category>
		<category><![CDATA[Normalleşme]]></category>
		<category><![CDATA[Talimat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://azimvekarar.net/?p=6690</guid>

					<description><![CDATA[Suay Karaman 9 Aralık günü CHP Genel Başkanı Özgür Özel, TBMM Genel Kurulunda 2025 Yılı Bütçe Kanunu Teklifi’nin açılışında yaptığı 77 dakika süren uzun konuşmasında birçok konuya değindi. Konuşmasından iki bölüme yer vermek gerekir: “Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı eğer buradan bir talimatınız olursa, Cumhuriyet Halk Partili belediyeler bölgelerindeki, hatta yakınlarındaki tüm okullarda öğrencilere sıcak [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Suay Karaman</strong></p>



<p>9 Aralık günü CHP Genel Başkanı Özgür Özel, TBMM Genel Kurulunda 2025 Yılı Bütçe Kanunu Teklifi’nin açılışında yaptığı 77 dakika süren uzun konuşmasında birçok konuya değindi. Konuşmasından iki bölüme yer vermek gerekir: “<em>Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı eğer buradan bir talimatınız olursa, Cumhuriyet Halk Partili belediyeler bölgelerindeki, hatta yakınlarındaki tüm okullarda öğrencilere sıcak yemek vermek ve ücretsiz sağlıklı su vermek için göreve hazırdır. Sadece buradan bir talimatınızı bekliyoruz. Bunu yapmak isteyen belediyelerimizin okul kapılarında engellendiğini de milletimize şikâyet etmek isterim.</em>”</p>



<p>Ülkemizin kurucu partisi ve 101 yıllık çınarı CHP, kendi belediyelerinin okullarda bir öğün yemek ve su vermesi için, AKP genel başkanından talimat istiyor. Yumuşama, değişim ve normalleşme demek, CHP’nin talimat alarak iş yapması mıdır? Talimat nedir: AKP’nin bakanı mısınız, yoksa CHP genel başkanı mısınız? Parti genel merkezinizde kırmızı halıyla karşıladınız yetmedi; şimdi talimat bekliyorsunuz.</p>



<p>Konuşmasının bir başka yerinde şunları söyledi: “<em>Kime veriyorsunuz Çayırhan’ı, kimin malını kime veriyorsunuz? Bu yüzden şu kadarını söyleyeyim ki bu projelerde hem Türk lirasına döneceğiz iktidarımızın ilk gününde. Hukuk gözetilerek buraya kamu yararı gözüyle yeniden bakacağız. Bu kısmı Selin Hanım (Sayek Böke) yazdı. Eğitimli hanımefendi, utanmış diyememiş. Kamulaştıracağız, kamulaştıracağız, kamulaştıracağız.</em>” Simgesi altı ok olan ve bu oklardan birinin devletçilik olduğu bilinmesine karşın, CHP genel sekreterinin ‘kamulaştırma’ sözünden utanması nedendir, nasıl olur da utanır? Eğer utanıyorsa devletçiliği ilke edinmiş bir partide neden ve nasıl yönetici, hatta üye olmuştur?</p>



<p>3 Kasım 2024 tarihinde sosyal medya hesaplarında paylaştığı yazı üzerine CHP Hatay eski Anakent Belediye Başkanı Dr. Lütfü Savaş, kesin ihraç istemiyle disipline gönderildi. Paylaştığı yazısının tamamında çok önemli durumlara vurgu yapan Lütfü Savaş; “<em>Bugünün CHP&#8217;si DEM&#8217;lenmekle meşgul. Parti olarak, terör ile bağ kuran ve terörden siyasi rant devşirenleri her kim olursa olsun ya da hangi oluşum olursa olsun savunamayız</em>.” ifadelerini kullanmıştı. Lütfü Savaş’ın sosyal medyada yazdıklarına katılmayanların, CHP aidiyetleri tartışılmalıdır. 11 Aralık tarihinde partiden kesin ihraç edilen Lütfü Savaş, yasal yollara başvuracaktır. CHP Merkez Yönetim Kurulunun ve onun etkisindeki bağımlı Disiplin Kurulunun kararı tartışma konusu olacaktır.</p>



<p>İstanbul Anakent Belediyesi tarafından düzenlenen Tunceli Kültür Buluşmaları kapsamında; 12 Aralık günü sahneye çıkan şarkıcı Pınar Aydınlar elinde vatan haini Seyit Rıza&#8217;nın posterini açarak şunları söyledi: “<em>Ben &#8216;size eğilmedim&#8217; diyen Seyit Rıza&#8217;nın anısı önünde, yitirdiklerimizin anısı önünde bin kere saygıyla eğiliyorum. Liderimizin mezarını bile bilmiyorken, liderimizin mezarını ziyaret edemiyorken Dersim&#8217;in doğasını katledenlere bir kez daha diyoruz ki; &#8216;Biz Seyit Rıza&#8217;nın torunlarıyız. Biz buradayız. Biz buradayız.</em>” Aynı şarkıcının daha önce bebek katili PKK terör örgütü başının posterleri önünde de konser verdiği bilinmektedir. Tescilli vatan hainlerini anmak, suçu ve suçluyu övmektir; bu nedenle şarkıcı hakkında yasal işlem başlatılmıştır.</p>



<p>CHP’li belediyenin düzenlediği bir etkinlikte Atatürk Cumhuriyeti’ne hainlik etmiş birinin posteri açılıyor ve sonra utanmadan Atatürk&#8217;ün partisiyiz diyorsunuz. Yumuşama, değişim ve normalleşme bu mudur? Atatürk’ün partisi CHP bu mudur? Geçtiğimiz günlerde hain Şeyh Sait’e de saygı duyanların bulunduğu CHP, toplumun umudunu kırmaktadır. “Atatürk’teki konfor bende yok” diye laf ebeliği yapmak yerine, sürekli Kürt sorunu ve eşit yurttaşlık demek yerine toplumun gerçek sorunlarıyla ilgilenmek gerekir. İktidara hesap sorma görevi ana muhalefet partisi sıfatıyla CHP’ye aittir ama CHP sürekli savrulmaktadır.</p>



<p>Suriye Devleti çökertildi ve CHP parti yönetiminden kayda değer bir açıklama gelmedi. AKP iktidarı gidip Heyet Tahrir Şam (HTŞ) teröristleri ile görüşüyor, CHP’nin üyelerini sorgulamasını istediği MİT Başkanı Emevi Camisinde namaz kılıyor. Bu durumlara muhalefetten ses çıkmıyor; çünkü perde arkasında ABD var; tepkisizlik bu yüzden. CHP, yarın parti meclisini toplayarak, Suriye konusunu görüşecekmiş.</p>



<p>Yerel seçimlerde birinci parti olan ve ana muhalefet konumundaki CHP, içte ve dıştaki çok kritik durumumuza karşın hiçbir ciddi, yol ya da yön gösterici politika üretememektedir. Cumhuriyet Devrimi yörüngesinden ve Kemalist ilkelerden kopmuş kadrolar tarafından yönetilen CHP, ülkemiz çok büyük bir kırılmadan geçerken, “<em>biz bunları sandıkta yeneceğiz</em>”, normalleşeceğiz gibi boş sözlerle halkı oyalamaktadır. Parti oklarını önemsemeyen CHP&#8217;nin muhalefet yapamamasının asıl nedeni emperyalizm karşıtı olamamasıdır. CHP’nin kuruluş ayarlarına dönmesi için mücadele edilmesi gerekmektedir. Unutmayalım kurucu parti CHP’yi kurtarmadan, güzel ülkemizi kurtaramayız.</p>



<p><strong>Azim ve Karar, 16 Aralık 2024</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YUMUŞAMA</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/yumusama/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 12 May 2024 11:38:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Suay KARAMAN]]></category>
		<category><![CDATA[AKP]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür Özel]]></category>
		<category><![CDATA[Tayyip Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Anayasa]]></category>
		<category><![CDATA[Yumuşama]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://azimvekarar.net/?p=6165</guid>

					<description><![CDATA[Suay Karaman 31 Mart 2024 tarihinde yapılan yerel seçimlerden ikinci parti olarak çıkan AKP, taktik değiştirerek yumuşama politikası izlemeye başladı. Ancak görünen o ki bu yumuşama, AKP için sadece bir geçiş dönemi taktiğidir. 22 yıldır her türlü sertliğe, şiddete başvuran; hukuk tanımayarak demokrasiden ayrılan, hukuksuz yargılamalara onay veren, kumpaslara çanak tutan, özgürlükleri kısıtlayan, demokratik ve [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Suay Karaman</strong></p>



<p>31 Mart 2024 tarihinde yapılan yerel seçimlerden ikinci parti olarak çıkan AKP, taktik değiştirerek yumuşama politikası izlemeye başladı. Ancak görünen o ki bu yumuşama, AKP için sadece bir geçiş dönemi taktiğidir. 22 yıldır her türlü sertliğe, şiddete başvuran; hukuk tanımayarak demokrasiden ayrılan, hukuksuz yargılamalara onay veren, kumpaslara çanak tutan, özgürlükleri kısıtlayan, demokratik ve laik cumhuriyetimizle sorunu olan AKP’nin birden bire yumuşamaya yönelmesi toplumu aldatmamalıdır.</p>



<p>Anayasa Mahkemesi’nin 30 Temmuz 2008 tarihinde verdiği karara göre, laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğu belgelenen AKP, 16 Nisan 2017 tarihinde yapılan halk oylamasında mühürsüz oylarla demokratik parlamenter sistemimizi değiştirmiştir. Sahtekârlık yaparak, “atı alan Üsküdar’ı geçti” diyerek tek adamlığa giden AKP’yi iyi tanımak gerekir.</p>



<p>AKP ve CHP genel başkanlarının 2 Mayıs günü buluşması iki genel başkan tarafından büyük memnuniyetle değerlendirilmektedir. Çeşitli medya grupları ise artık kutuplaşmanın sona ereceğinden söz etmektedir. Tayyip Erdoğan buluşmayı “siyasetin ihtiyacı olan yumuşama sürecinin başlangıcı” olarak yorumlarken, Özgür Özel de “Türkiye’de demokrasi açısından bir kilometre taşı” diye nitelendirdi.</p>



<p>Yaşanan son 22 yılı yani AKP iktidarını unutanlar ya da bilmeyenler için karşılıklı söylenen bu sözler inandırıcı olabilir. Ancak AKP iktidarının yaptıkları, ülkemize verdiği zararlar ve insanlarımıza yaptıklarını bilenler için bu sözlerin anlamı yoktur.</p>



<p>Tayyip Erdoğan; “Özgür Bey’e ilk fırsatta böyle bir ziyaretin karşılığını yapacağımı söyledim. Türkiye’nin, Türk siyasetinin buna ihtiyacı var. Ve ilk fırsatta da bu ziyareti gerçekleştirerek Türkiye’de siyasetin yumuşama sürecini başlatalım istiyorum. Bu adımı da atacağız” demiştir. Yerel seçimlerde AKP ikinci parti olunca, Türk siyasetinin yumuşamaya ihtiyacı olduğunu söylemek inandırıcı değildir.<strong> </strong>Türk siyasetini özellikle ve bilerek kutuplaştıran, toplumun yarısını terörist ilan eden Tayyip Erdoğan,<strong><em> </em></strong>siyaseti sertleştirmiştir.</p>



<p>Tayyip Erdoğan, öncelikle ekonomideki kötü gidişe karşı gündem değiştirmek istemektedir. Sonrasında ise yeni ve sivil anayasa yapımına karşı CHP’nin etkili bir cephe oluşturmasını engellemek düşüncesindedir. Böylece CHP’yi yeni ve sivil anayasa yapımı sürecinde yumuşatarak, istediğini almak için planlar yapmaktadır<strong>.</strong><strong></strong></p>



<p>TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Meksika ve Küba ziyaretleri sonrasında yurda dönerken, 11 Mayıs 2024 tarihinde uçakta gazetecilere şunları söylemiştir: “TBMM, anayasa yapma iradesine de, gücüne de, yetkisine de sahiptir. Bu süreci kimsenin zehirlemesine müsaade edilmemesi lazım. Bu süreç, ciddi bir şekilde parlamenterler arasında, siyasi iradeyle olacak bir şeydir. Siyasi iradenin temsilcileri, konularını gündeme getirirler ve tartışırlar.”</p>



<p>Seçilen bu TBMM’nin yeni bir anayasa yapmak için yetkisi yoktur ama zaten hukuku dinlemeyen AKP iktidarı için bu sorun değildir. AKP 265, MHP 50, DEM Parti 57 ve CHP’nin seçtirdiği 39 milletvekiliyle, TBMM’de 411 milletvekili yeni ve sivil anayasa için evet oyu verecektir. Üstelik diğer küçük partilerden, İYİ Parti ve CHP’den de evet oyu verenler olabilir.</p>



<p>Yapay olarak yaratılan yumuşama sürecine aldanmamak gerekir. Ana muhalefet, siyasi partiler, demokratik kitle örgütleri, sendikalar güç birliği yaparak ülkemizi karanlığa ve bölünmeye götürecek yeni ve sivil anayasaya karşı örgütlenerek, bu süreci durdurmak için ellerinden gelen demokratik eylemleri yapmak zorundadır. Unutmayalım, başka Türkiye yok..</p>



<p><strong>Azim ve Karar, 13 Mayıs 2024.</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TEMİZ GEÇMİŞ</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/temiz-gecmis/</link>
					<comments>https://www.azimvekarar.net/temiz-gecmis/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 30 Jul 2023 12:20:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Suay KARAMAN]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[CHP ilkelerine bağlılık]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal Kılıçdaroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Temiz Geçmiş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://azimvekarar.net/?p=5439</guid>

					<description><![CDATA[Suay Karaman 22 Temmuz Cumartesi günü CHP genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu parti genel merkezinde belediye başkanlarıyla toplantı yaptı. Belediye başkanlarının konuşmalarından sonra söz alan Kılıçdaroğlu; “Genel başkanlık yükünü taşıyabileceğine inanacağım, CHP’nin ilkelerine bağlı, partiyi ileri götürebilecek ve geçmişi temiz birisi olsa Genel Başkanlığı yarın bırakırım” söylemiyle yine yeni bir çam daha devirdi. Bu, skandal bir [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Suay Karaman</strong></p>



<p>22 Temmuz Cumartesi günü CHP genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu parti genel merkezinde belediye başkanlarıyla toplantı yaptı. Belediye başkanlarının konuşmalarından sonra söz alan Kılıçdaroğlu; “Genel başkanlık yükünü taşıyabileceğine inanacağım, CHP’nin ilkelerine bağlı, partiyi ileri götürebilecek ve geçmişi temiz birisi olsa Genel Başkanlığı yarın bırakırım” söylemiyle yine yeni bir çam daha devirdi. Bu, skandal bir açıklama olarak tarihe geçecektir.</p>



<p>Bu sözler CHP üyelerine yapılan büyük haksızlık ve hakarettir; inanılacak gibi değildir, son derece yanlış ve tutarsızdır. Eğer partide ‘CHP&#8217;nin ilkelerine bağlı’ ve&nbsp; ‘geçmişi temiz’ birileri yoksa bu konuda son 13 yıldır genel başkan olan Kılıçdaroğlu’nun da payı olduğu kesindir. CHP ilkelerine bağlı olmayan ve geçmişi temiz olmayanları o makamlara Kılıçdaroğlu getirmedi mi? AKP’nin eskilerini, ikinci cumhuriyetçileri, liboşları, yetmez ama evet’çileri, PKK terör örgütü üyelerini, Fetö ile bağlantısı olan şaibeli isimleri partiye alıp danışman, parti yöneticisi, milletvekili yapan Kılıçdaroğlu değil miydi?</p>



<p>Kılıçdaroğlu’nun milletvekili yaptığı bazı kişiler şu anda yurt dışında kırmızı bültenle aranmaktadır. Fetö’cü oldukları için üniversiteden çıkarılan ve yasa dışı yollarla yurt dışına kaçan kişileri danışman yapan Kılıçdaroğlu değil mi? Bunlar mı CHP’nin ilkelerine bağlı, bunların mı geçmişleri temiz?</p>



<p>Kılıçdaroğlu’nun “hepinizin açığı var ve ben bunları biliyorum” anlamına gelen sözleri karşısında belediye başkanlarının “ne demek istiyorsunuz, parti ilkelerine bağlı değilsek, geçmişimiz temiz değilse bizi neden aday gösterdiniz?” diyememeleri de anlaşılmazdır. Tepki vermeden bu sözlerin altında kalmışlardır.</p>



<p>CHP yönetimi, emekli olduktan sonra Kemal Kılıçdaroğlu’na İş Bankası Yönetim Kurulu Üyeliği, parti meclisi üyeliği, milletvekilliği, grup başkanvekilliği ve genel başkanlık koltuğunu verdi. Özellikle Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlıktaki eylem ve söylemleri ile CHP ilkelerine ters düşen uygulamaları karşısında, parti zarar görmesin diye susanlar, şimdi genel başkanlık koltuğundan bir an önce ayrılmasını beklemektedir.</p>



<p>Kemal Kılıçdaroğlu genel başkan olduktan sonra “laiklik tehlikede değildir” sözü ile başlangıç yaparak, “yargıda cemaatçi yapılanma yoktur”, “1930’ların CHP’si değiliz”, “Dersimli Kemal” söylemleri ile Atatürk ilke ve devrimlerine karşı olduğunu belli etmektedir. “Helalleşme” söylemiyle tarikatlara, cemaatlere ve tüm gericilere kol kanat germeye başlamış, laiklikle bağdaşmayan Diyanet Akademisi’ne tepki vermeyerek, CHP’lilerin evet oyu ile yasalaşmasını sağlamıştır. “Türbana özgürlük” diyerek anayasaya aykırı yasa teklifi veren Kılıçdaroğlu, CHP’li seçmenlere hilafetçi Ekmeleddin olayını yaşatmıştır ve halen yaptığının doğru olduğunu söylemektedir. Mühürsüz oylarla rejimin değiştirildiği 16 Nisan 2017 halk oylamasına tepki vermeyen, gereğini yapmayan Kemal Kılıçdaroğlu, bugün yaşadıklarımızın sorumluları arasındandır.</p>



<p>Mayıs seçimlerinden sonra genel başkanlığı bırakmamak için yaptıkları ve söylemleri, kendisine oy verenleri de üzmüştür. Ne yazık ki proje olarak getirilenler, verilen görevi yerine getirmektedirler. Kılıçdaroğlu’nu destekleyenlerin bile “artık yeter, gitsin” dediği göz önüne alınırsa, genel başkanlıkta kaldıkça daha kötü bir tablo gelişecektir.</p>



<p>27 Temmuz gününden itibaren ilgili yasalara göre Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığı hukuken sona ermiştir. Yani genel başkanlık hukuken boş, fiilen dolu bir durumdadır. Çünkü 25-26 Temmuz 2020 tarihinde yapılan kurultaydan bu güne üç yıllık süre geçmiştir. Genel başkan en çok 3 yıllık süre için seçilmiştir ve bu süre dolmuştur. Bu nedenle genel başkanlık hukuken kendiliğinden sona ermiştir. Siyasi Partiler Yasası’na göre yapılması gereken, parti meclisi kendi içinden bir üye yetkilendirilmeli ve 45 gün içinde olağanüstü kurultaya gidilmesi sağlanmalıdır. Ülkeyi kuran 100 yıllık partinin içine düşürüldüğü durum yürekler acısıdır. CHP’yi bu duruma düşürenlerden hesap sorulmalıdır.</p>



<p>Ben 1977 yılında CHP üyesi oldum, 12 Eylül 1980 ile bu süreç son buldu. 1995 yılında yapılan değişiklikle, üniversite öğretim elemanlarına siyasi partilere üye olma serbestliği getirilince, yine CHP’ye üye oldum ve halen bu üyeliğim devam etmektedir.</p>



<p>Kendimi bildim bileli hep o muhteşem Altı Ok’a sahip çıktım, daima Atatürk ilke ve devrimlerini savundum. CHP’de sahte Atatürkçülere karşı çıktım, yazdım, konuştum; Kılıçdaroğlu’nu genel başkan seçilmeden önce de eleştirdim, çünkü CHP ilkelerine aykırı tutumunu gözlemledim. Arkamda herhangi bir kirlilik olmadığı gibi, tüm kirliliklerle de mücadele ettim. CHP ilkelerine bağlı ve geçmişi temiz olan ben ve benim gibi birçok CHP üyesi vardır. Ve bizler CHP’yi Altı Ok çizgisinde yönetmek için genel başkanlık koltuğunu almaya geliyoruz.</p>



<p><strong>Azim ve Karar, 31 Temmuz 2023.</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.azimvekarar.net/temiz-gecmis/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TEHLİKENİN FARKINDA MISINIZ?</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/tehlikenin-farkinda-misiniz/</link>
					<comments>https://www.azimvekarar.net/tehlikenin-farkinda-misiniz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 Jan 2023 21:01:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Suay KARAMAN]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[Tehlikenin farkında mısınız?]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://azimvekarar.net/?p=4818</guid>

					<description><![CDATA[Suay Karaman 16 Ocak 2023 tarihinde Cumhuriyet Gazetesi’nde Sayın Kemal Anadol’un “CHP’nin Sorumluluğu” adlı uyarıcı bir ders niteliğindeki yazısının sonu “Tehlikenin farkında mısınız?” diye bitiyordu. “Tehlikenin farkında mısınız?” sözü beni 2006 yılına götürdü. 8 Nisan 2006 tarihinde Cumhuriyet Gazetesi’nde “Tehlikenin Farkında Mısınız?” adıyla yazdığım yazının üzerinden 17 yıl geçti. Yazı şu sözlerle başlamıştı: “Ülkemiz belki [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Suay Karaman</strong></p>



<p>16 Ocak 2023 tarihinde Cumhuriyet Gazetesi’nde Sayın Kemal Anadol’un “CHP’nin Sorumluluğu” adlı uyarıcı bir ders niteliğindeki yazısının sonu “Tehlikenin farkında mısınız?” diye bitiyordu. “Tehlikenin farkında mısınız?” sözü beni 2006 yılına götürdü.</p>



<p>8 Nisan 2006 tarihinde Cumhuriyet Gazetesi’nde “Tehlikenin Farkında Mısınız?” adıyla yazdığım yazının üzerinden 17 yıl geçti. Yazı şu sözlerle başlamıştı: “<em>Ülkemiz belki de, tarihinin en ağır siyasi bunalımlarından birini yaşamaktadır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurtuluş ve kuruluş süreci, hep karalanmak istenmektedir. Ulusal değerler ayaklar altına alınmaktadır. Mustafa Kemal Atatürk’e, ilkelerine ve devrimlerine karşı savaş açılmıştır. Laiklik karşıtı dinci kadrolar, devletin her kesimini ele geçirmek üzeredir.</em>”&nbsp;</p>



<p>Yazı şöyle bitmişti: “<em>Ne yazık ki, ülkemizde bir muhalefet boşluğu da yaşanmaktadır. Topluma umut olacak bir lider ve parti, ne solda, ne sağda yoktur. Bu şartlar altında yapılacak seçim, umutsuzluğu daha da derinleştirmekten öte gitmeyecektir…</em></p>



<p><em>Hala tehlikenin farkına varamadık mı? Tehlikenin farkına vardığımız zaman, her şey çok geç olabilir…</em>”</p>



<p>Bu yazıdan 17 yıl sonra aynı adla bir yazı yazmak, ne benim, ne de başkalarının aklına gelmezdi kuşkusuz. Ülkemiz her geçen yıl aydınlığa doğru ilerleyeceğine, karanlığa doğru yol aldı. Bu durumdan özellikle toplumda kendini aydın görenlerin, kısaca hepimizin sorumlu olduğu tartışma götürmez bir gerçektir.</p>



<p>Şüphesiz bugün de ülkemizde bir muhalefet boşluğu vardır. Bu boşluğu doldurması gereken Cumhuriyet Halk Partisi, başka sularda gezinmektedir. Halbuki CHP, Ulusal Kurtuluş Savaşımızdan, onun Kuvayı Milliye’sinden, onun Müdafaa-i Hukuk’undan,&nbsp; Halk Fırkası’ndan doğmuştur. CHP, Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu ve ilkeleri Cumhuriyetçilik, Ulusçuluk, Halkçılık, Devletçilik, Laiklik ve Devrimcilik olan Türkiye’nin en köklü partilerindendir.</p>



<p>Yeni CHP genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu 10 Ocak Salı günü partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada şunları söyledi: <em>“Sevgili arkadaşlarım, sevgili halkım; açık söylüyorum, biz değiştik, biz halkın partisiyiz. Biz hangi yanlışları terk ettiysek, artık saray tam odur. Statükocu, anti reformcu, anti özgürlükçü Kenan Evren kafasına geldiler bunların tamamı, Kenan Evren&#8217;in hizasındalar.”</em></p>



<p>Biz değiştik diyen Kılıçdaroğlu, statükocu, anti reformcu, anti özgürlükçü olarak nitelediği kendisinden önceki CHP’yi eleştirmektedir. Hangi CHP’yi eleştirdiğini de açıkça söylemelidir. Atatürk’ün mü, İnönü’nün mü, Ecevit’in mi, Baykal’ın mı, hangisi? Ya da kendisinin genel başkanı olduğu 2010 Mayıs’ından önceki tüm CHP’yi mi eleştirmektedir?</p>



<p>Bu sözlerden CHP’nin daha önce, bugün AKP’nin yaptığı yanlışların sahibi olduğu anlamı çıktığı gibi, anti reformcu, anti özgürlükçü Kenan Evren kafasında olduğu belirtiliyor. Bu sözlere hiç tepki gelmemesi, son derece düşündürücüdür. Eminim ki, bu sözlerden rahatsızlık duyan birçok CHP’li vardır. Ama genel seçimde milletvekili adayı olmak için ya da yerel seçimde belediyelerde aday olmak için susmaktadırlar.</p>



<p><em>“Laiklik tehlikede değildir</em>” diyen Kılıçdaroğlu ile CHP’de gerçekleştirilen bu değişimi, liberaller, numaracı cumhuriyetçiler, aydın insan taklitleri ve muhafazakârlar olumlu bulmaktadırlar. Başta milletvekilleri ve parti yöneticileri olmak üzere bu değişime teslim olanlar ise, gelecekte ihanetle anılacaklarının farkında mıdırlar? İşte CHP’nin ve ülkemizin getirildiği acıklı durum budur. Gerçekten tehlikenin farkında mıyız?</p>



<p><strong>Azim ve Karar, 23 Ocak 2023.</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.azimvekarar.net/tehlikenin-farkinda-misiniz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>CHP’NİN ÇİZGİSİ SOSYAL DEMOKRASİ OLAMAZ          </title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/chpnin-cizgisi-sosyal-demokrasi-olamaz/</link>
					<comments>https://www.azimvekarar.net/chpnin-cizgisi-sosyal-demokrasi-olamaz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 19 Jun 2022 21:01:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Suay KARAMAN]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Demokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[Suay Karaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://azimvekarar.net/?p=3966</guid>

					<description><![CDATA[Suay Karaman 13 Haziran 2022 tarihli “Eski CHP” adlı yazımızda, 7 Haziran 2022 tarihinde yapılan CHP grup toplantısında muhafazakâr genç kadınlara Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun; “Şuna inanmanızı isterim: CHP eski CHP değil, siz eski siz değilsiniz. Artık beraberiz, artık birlikteyiz; aynı değerleri savunuyoruz, aynı değerleri savunmaya devam ediyoruz. Buna da inanmanızı isterim.” sözlerine eleştiri getirmiştik. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Suay Karaman</strong></p>



<p>13 Haziran 2022 tarihli “Eski CHP” adlı yazımızda, 7 Haziran 2022 tarihinde yapılan CHP grup toplantısında muhafazakâr genç kadınlara Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun; “Şuna inanmanızı isterim: CHP eski CHP değil, siz eski siz değilsiniz. Artık beraberiz, artık birlikteyiz; aynı değerleri savunuyoruz, aynı değerleri savunmaya devam ediyoruz. Buna da inanmanızı isterim.” sözlerine eleştiri getirmiştik. CHP’nin kurucusu eşsiz liderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün zamanında yapılanları özetlemiş ve CHP&#8217;nin nasıl bir parti olduğunu vurgulamıştık. Atatürk döneminde yapılanlara bakılınca, Atatürk’ün CHP’sinin sosyal demokrasiyi benimsemediği çok açıktır.</p>



<p>1863 yılında Prusya’da siyasi işçi hareketi olarak ortaya çıkan Sosyal Demokrasi akımı, 1869 yılında Marksizm’in hedeflerine barışçıl yöntemlerle ulaşılması düşüncesiyle olgunlaştı ve 1891 yılında Marksist oldu. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Marksizm’den hızlı bir biçimde koptu. Bu kopuş sonucunda önce emperyalizmin, ardından da kapitalizmin savunucusu noktasına savruldu. Böylece üretim araçlarının devletleştirilmesi hedefinden, eğitim ve sağlıktan ücretsiz yararlanma hakkından vazgeçerek, serbest pazar ekonomisini ve özelleştirmeleri savunarak bugünkü konumuna geldi. Küreselleşen dünya masalıyla birlikte sosyal demokrasi, liberal sol olarak anılmaya başladı ve sosyal demokrat partilerin, muhafazakâr partilerden farkı kalmayınca da, sosyal demokrasi iflas etti. Başlangıçta Marksist hedeflerle açılım yapan sosyal demokrat partiler, günümüzde tüm dünyada küresel sermayeye hizmet etmeye başladılar.</p>



<p>Büyük önderimiz Atatürk’ün tüm yaşamı boyunca ülkemiz için ürettiği fikirler, projeler, eylemler ile bunların oluşturduğu sonuçlar Kemalizm olarak adlandırılmaktadır. Kemalizm, benim yerimde benden ileri olmaktır” diyerek kendi ideolojisini açıklayan Mustafa Kemal Atatürk, akıl ve ilimi manevi mirası olarak göstermiştir. Kemalizm Altı Ok’tur, tam bağımsızlıktır, emperyalizm karşıtlığıdır; Kemalizm sürekli yeniliğe açıklıktır, kendini aşmaktır, geliştirmektir, çağdaş uygarlıktır. 1923 ile 1938 yılları arasında ülkemizde yapılanlar, yaşananlar, her alanda kalkınma hamleleri Kemalizm’in ürünüdür. Bu bağlamda Kemalizm ile sosyal demokrasinin farklı olduğu bilinmelidir.</p>



<p>23 Aralık 1918 tarihinde İstanbul’da Dr. Hasan Rıza başkanlığında Sosyal Demokrat Parti kuruldu. Parti, emperyalist çıkarları koruyan ABD Başkanı Woodrow Wilson’un prensiplerine bağlı olduğunu açıklamış ve Kurtuluş Savaşımıza soğuk bakmıştır. Bu partinin 1922 yılında kendini kapatarak, dağıldığı bilinmektedir. Savaştan sonra Cumhuriyet Hükümeti’nden partinin yeniden kurulması için izin istenmiştir. Bakanlar Kurulu’nun 13 Mayıs 1925 tarihli kararı ile Sosyal Demokrat Parti’nin yeniden kurulmasına izin verilmemiştir. Bu Bakanlar Kurulu kararında Gazi Mustafa Kemal’in de imzası bulunmaktadır. 1930 yılında tekrar partinin kurulması için başvuruda bulunulmuş ancak yine kabul edilmemiştir.</p>



<p>“Türkiye’de Sosyal Demokrasi (1908-1998)” isimli kitabın yazarı Dr. Hasan İleri’ye göre Kemalizm ya da Atatürkçülük ile sosyal demokrasinin bağdaşması mümkün değildir. Sosyal demokrasi emperyalizmin ‘yedek lastiği’ olarak tanımlanmakta ve ulusalcılığın aşılması gerektiğini savunmaktadır. Yani hem Atatürkçü, hem sosyal demokrat olunmaz.</p>



<p>Kemalizm’in benimsediği yaklaşımlar ile sosyal demokrasinin yaklaşımları birbiriyle uyuşmamaktadır. Kemalizm’de ulusal egemenlik kayıtsız şartsız milletindir, sosyal demokrasi ise ulusal egemenliğin aşılmasını amaçlar. Kemalizm tam bağımsızlıkçıdır, sosyal demokrasi ise özgürlükçüdür ama bağımsızlıkçı değildir; İngiltere Kraliçesine bağlılık yemini ederek, özgürlükçü demokrasi altında yaşayan, bağımsız olmayan devletler vardır. Kemalizm’in en önde gelen ilkesi cumhuriyetçiliktir, sosyal demokraside ise cumhuriyetçilik şartı yoktur; birçok sosyal demokrat ülkede kral vardır.</p>



<p>Kemalizm’in devletçilik ilkesi ulusal sermayeyi koruyan, sosyal adaleti benimseyen karma ekonomik görüşü savunurken, sosyal demokrasi devletçi modelden vazgeçmiştir. Kemalizm’in ilkelerinden biri ulusallıktır (milliyetçilik), sosyal demokraside ulusallık yoktur; sosyal demokrasi, Atatürk ilke ve devrimlerini kabullenmek ve onlara uymak zorunda değildir. Kemalizm ulus devletten yanadır, üniter yapıyı benimser, tüm alt kimlikleri birleştiricidir, sosyal demokrasi ise ulus devletlerin parçalanması için ayrılıkçı hareketleri destekler ve ayrıştırma taraftarıdır. Kemalizm’in halkçılık ilkesi ülke kaynaklarının toplumun yararına kullanılmasını ve sosyal devlet ilkesini benimser, sosyal demokrasi ise kendi ülkelerindeki işçi sınıflarının desteğini alabilmek amacıyla, emperyalist sömürüden onlara pay verir. Kemalizm’in laiklik anlayışında devletin din üzerinde Diyanet İşleri Başkanlığı aracılığıyla kontrolü mevcuttur, ılımlı Hıristiyanlığı savunan sosyal demokraside ise böyle ya da benzer bir kurum olmadığı gibi, kilise dini istediği gibi yorumlar, özgürdür ve tarikatlar serbesttir.</p>



<p>Emperyalizmin ideolojik ve siyasi araçlarından birisi de sosyal demokrasidir. Türkiye’nin milli demokratik devrimini Altı Ok ile açıklanan anlayışlar temelinde geliştiren Mustafa Kemal, “sosyal demokrasi” yerine “halkçılık” ve “devletçilik” anlayışlarını benimsemiş ve uygulamıştır. Kemalist Devrim’in özelliği, emperyalizm karşıtı olmasıdır. İşte bu özellik, Kemalizm ile sosyal demokrasinin ayrıldığı temel noktalardan birisidir.</p>



<p>Atatürk’ün CHP’sinin, uzun yıllar önce Kemalizm’den saptırılarak, sosyal demokrasi yolunda ilerlemesi sağlanmıştır. 12 Eylül 1980 darbesi sonrasında CHP’nin sosyal demokrasiyi benimsemesi için çalışmalar yapıldı ve bu konuda başarıya ulaşıldı. Günümüzde CHP üyelerinin büyük çoğunluğu, sosyal demokrasiyi ve geçmişini bilmedikleri için “ben sosyal demokratım” diye söze başlamaktadırlar. Kendilerine ‘sosyal demokrat’ diyenlerle gidilecek yolun, aydınlığa ulaşamayacağı da anlaşılacaktır.</p>



<p>7 Haziran Salı günü yapılan CHP grup toplantısında Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun; “Türkiye’nin genç muhafazakâr kadınlarına bir kez daha seslenmek istiyorum. CHP eski CHP değildir. Beraberiz, birlikteyiz. Artık aynı değerleri savunuyoruz.” söylemi yine tepki çekmiştir. CHP’nin eski ya da yeni olması değil, çizgisi önemlidir. Yaşadığımız süreçte Kemalist CHP’ye her zamankinden daha çok gereksinim vardır Böylece CHP çizgisini bulacak ve iktidara doğru emin adımlarla ilerleyecektir.</p>



<p><strong>Azim ve Karar, 20 Haziran 2022</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.azimvekarar.net/chpnin-cizgisi-sosyal-demokrasi-olamaz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
