<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>BOP &#8211; Azim ve Karar</title>
	<atom:link href="https://www.azimvekarar.net/tag/bop/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.azimvekarar.net</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sun, 15 Jun 2025 20:58:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>KÜRECİK, İNCİRLİK, YUMURTALIK</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/kurecik-incirlik-yumurtalik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Jun 2025 20:01:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ceyhun BALCI]]></category>
		<category><![CDATA[bağımsızlık]]></category>
		<category><![CDATA[BOP]]></category>
		<category><![CDATA[İsrail]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://azimvekarar.net/?p=7146</guid>

					<description><![CDATA[“Dilene dilene kazanacağız” diyerek zamanının büyük bölümünü ya Ortadoğu şeyhlerinden ya da batı tefecilerinden para istemekle geçiren bir maliye bakanının olduğu ülkede Kürecik, İncirlik, Yumurtalık konusunda iç ferahlatıcı adım beklemek ne denli gerçekçi?

Varın siz karar verin!]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Ceyhun Balcı</strong></p>



<p>Yazının başlığı Türkiye’nin kanayan yarasına tuz basan üçlemedir.</p>



<p>Ne zaman İsrail vahşeti kendisini gösterse akla gelir bu üçleme.</p>



<p><strong>“Kapatılsın, yasaklansın, önlensin…”</strong> sözleri uçuşur havada.</p>



<p>Geçtiğimiz günlerde gözüme ilişen bir veri çok etkileyiciydi.</p>



<p>Ege bölgesinin Filistin’e demir-çelik dışsatımı % 64.000 (altmışdörtbin) artmış. Anlaşılan yiyecek bulamayan Filistin dehşetli bir yeniden yapılaşma sürecine girmiş. Gazze’ye temel insani yardım gerecinin ulaştırılamadığı bu dönemde demir-çelik ulaştırmak hiç kuşkusuz görkemli bir başarıdır.</p>



<p>Bir yandan <strong>“kahrolsun İsrail, diğer yandan ticarete devam”</strong>!</p>



<p>Neden böyle sorusunu irdelemekte yarar var.</p>



<p>İsrail’i kınamak için sokaklara kola dökmek işin kolayı. Bilisiz kalabalıkları etkilemek için yeterli kuşkusuz.</p>



<p>Ortadoğu’ya egemen akılsızlığı değerlendiren İsrail için Kürecik, İncirlik ve Yumurtalık son derece önemli.</p>



<p>İlki paha biçilmez bilgi sağlarken, ikincisi yaşamsal önemde destek anlamına gelir. Üçüncüsü ise İsrail savaş düzeneğinin vazgeçilmezi olan akaryakıt kaynağıdır.</p>



<p>Türkiye bu üçlemeye neden engel ol(a)maz?</p>



<p>Bağımsızlığını yitirdiği için.</p>



<p>Ne yazık ki, Türkiye Cumhuriyeti varlığının temellerini üzerinde yükselttiği bağımsızlığını ikinci paylaşım savaşı sonrasında şanlı, şerefli askerini 23 sent bedelle Kore’de emperyalizmin savaşında pazarladığı için yitirdi. Böylelikle kendisini suç örgütü NATO’da bulmuş oldu.</p>



<p>Kimileri için son derece kolay olan NATO’ya girmek Türkiye için kan ve can karşılığında oldu. Zorlukla girdiği NATO’dan o gün bugündür çıkamadı.</p>



<p>Durum böyle olunca, olayları anlamaktan uzak kitlelere <strong>“kahrolsun İsrail”</strong> demek yeterli oldu. Buna karşılık, Türkiye’nin İsrail destekçiliği bu devletin kuruluşundan bu yana kesintisiz sürdü.</p>



<p>Halka yalan söylemek bu sürecin önde gelen değişmeziydi.</p>



<p>Yalanı anlayamayan halkın, bu kurguyu adları değişse de sürdüren sığ iktidarlara tanıdığı eşsiz kredi ve yetki işin sayısız püf noktasından birisi olup çıktı.</p>



<p>Susmanın erdemini unutan iktidar son İsrail saldırganlığını <strong>“Türkiye hedefte”</strong> diyerek pazarlamayı sürdürüyor.</p>



<p>Türkiye’nin hedefte olduğu onyıllardır bilinen bir durum değil midir?</p>



<p><strong>“Trump bizi seviyor”</strong> maskaralığı yaparken akla getirilmeyenler İsrail saldırganlığı tavan yaparken anımsanıyor.</p>



<p>İran safdışı kalmak üzereyken sıranın Türkiye’ye geleceğini bilmek için müneccim olmaya gerek yoktu.</p>



<p>Türkiye’yi hedef olmaktan kurtarmak için yapılacak tek şeyin ülkenin kuruluş ayarlarına geri dönmek olduğu ortadadır.</p>



<p><strong>“Dilene dilene kazanacağız”</strong> diyerek zamanının büyük bölümünü ya Ortadoğu şeyhlerinden ya da batı tefecilerinden para istemekle geçiren bir maliye bakanının olduğu ülkede Kürecik, İncirlik, Yumurtalık konusunda iç ferahlatıcı adım beklemek ne denli gerçekçi?</p>



<p>Varın siz karar verin!</p>



<p><strong>Azim ve Karar, 13.06.2025</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>NEFES</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/nefes/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 02 Mar 2025 21:01:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Suay KARAMAN]]></category>
		<category><![CDATA[Abdullah Öcalan]]></category>
		<category><![CDATA[Artin Agopyan]]></category>
		<category><![CDATA[Barış Süreci]]></category>
		<category><![CDATA[BOP]]></category>
		<category><![CDATA[PKK Terör örgütü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://azimvekarar.net/?p=6861</guid>

					<description><![CDATA[Suay Karaman Ülkemizin tüm sorunları bir yana bırakılıp PKK terör örgütünün bebek katili başı, gerçek adı Artin Agopyan olan Abdullah Öcalan’dan barış elçisi yaratılmaya çalışıldı. Öcalan soyadı ile gerçekten Türklerden öç almak için savaşan bu emperyalizmin maşası ile sözde barış görüşmeleri yapılmakta ve PKK terör örgütünün kendini fesh edeceği, silah bırakacağı gibi söylemler ortaya atılmaktadır. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Suay Karaman</strong></p>



<p>Ülkemizin tüm sorunları bir yana bırakılıp PKK terör örgütünün bebek katili başı, gerçek adı Artin Agopyan olan Abdullah Öcalan’dan barış elçisi yaratılmaya çalışıldı. Öcalan soyadı ile gerçekten Türklerden öç almak için savaşan bu emperyalizmin maşası ile sözde barış görüşmeleri yapılmakta ve PKK terör örgütünün kendini fesh edeceği, silah bırakacağı gibi söylemler ortaya atılmaktadır.</p>



<p>Ermeni terör örgütü ASALA’nın eylemlerini sona erdirip, PKK terör örgütü ile ülkemizi bölmeyi, parçalamayı amaçlayan ABD ve AB, bu isteklerinden vazgeçmemişler ve şimdi farklı bir senaryoyu uygulamaya koymaktadırlar. Milyarlarca dolar harcamamıza ve elli binden fazla insanımızın ölümüne neden olan PKK terör örgütü ile mücadele yerine, pazarlık yapanları tarih unutmayacağı gibi affetmeyecektir de.</p>



<p>15 Şubat 1999 tarihinde yakalanan “<em>Benim de annem Türk, Türk devletine hizmet etmek istiyorum, beni kullanın</em>” diyen Abdullah Öcalan şimdi “<em>gelin tarihsel ilişkimizi yeniden düzenleyelim</em>” diyerek Türk Milletini ve Türk Devletini pazarlığa davet etmektedir. Aptallar, yüzeyseller, hainler ise bunu barış olarak adlandırmakta ve sevinmektedirler.</p>



<p>Terörist başının geçtiğimiz Cuma günü yaptığı açıklamanın özeti şöyledir: &#8220;Kürt realitesinin tanınmaması”, “kimlik inkârı”, “cumhuriyetin tek tipçi yorumları”, “demokratik toplum”, “cumhuriyetin ikinci yüzyılını demokrasiyle taçlandırmak.&#8221; Bu işin geri planında ise terörist başına ‘umut hakkı’, anayasada ‘millet tanımı’, ‘eğitim dili’ değişiklikleri gelecek için ve cumhurbaşkanlığı seçimi için gizli pazarlıklar vardır. PKK terör örgütünün eli kanlı başıyla yapılan görüşme heyetinde olan ve “<em>bu cumhuriyetin ne hayrını gördük</em>” diyen Sırrı Süreyya Önder, basın toplantısının sonunda terörist başının bir notunu paylaşarak şunları söyledi: ”<em>Bu perspektifi ortaya koyarken şüphesiz silahların bırakılması ve PKK’nin kendini feshi, demokratik siyaset ve hukuki boyutun tanınmasını gerektirir.</em>”</p>



<p>Yeni yapmak istedikleri anayasada ilk dört madde kalsa bile 42. ve 66. maddelerin değiştirilmesi ile PKK terör örgütünün istekleri karşılanabilecektir. Bu konuda 26 Şubat Çarşamba günü İzmir Bakırçay Üniversitesi’nde Hukuki Araştırma Derneği’nin düzenlediği panelde Binali Yıldırım, sinyalleri verdi. Konuşmasında sivil anayasanın bir an önce yapılması, vatandaşlık tanımının yeni anayasada gözden geçirilmesi ile vatandaşlığı önceleyen bir güncelleme yapılabilmesi ve Tayyip Erdoğan’ın tekrar aday olmasının yolunun açılması gerektiğini vurguladı.</p>



<p>Terörist başının silah bırakma çağrısında, Atatürk&#8217;ün kurduğu üniter, demokratik ve laik ulus devleti, Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin anayasal düzeni hedef alınmıştır. Madem PKK terör örgütü, &nbsp;terörist başının “silahları bırak” çağrısıyla silah bırakıyordu da, neden 25 yıldır beklendi?</p>



<p>TBMM’deki partilerden sadece İYİ parti, bu çirkin pazarlığa karşı çıktı; bazıları desteklerken, bazıları yuvarlak sözlerle geçiştirdiler. Bugün ‘Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin resmi dili Türkçedir, kırmızı çizgimiz üniter devlettir, &nbsp;hapis cezası almış PKK teröristlerinin affı mümkün değildir’ diyemeyen hiçbir siyasetçi, siyasi parti ve demokratik kitle örgütü açıkça Türk Milletinin karşısındadır. Bu doğrunun ışığında, gerçek yurtseverlerin ve Atatürk milliyetçilerinin, tekrarlanan yeni açılım süreçlerine karşı çok dikkatli olması gerekmektedir.</p>



<p>19 Ekim 2009 tarihinde barış süreci diye davulla zurnayla karşılanan eli kanlı PKK teröristleri, Habur’da çadır mahkemeleri kurularak serbest bırakılmıştı.&nbsp; Daha sonra PKK terör örgütüne 3 Mart 2013 tarihinde AKP iktidarı tarafından çağrı yapılmıştı. Nevroz&#8217;da okunan terörist başının mektubu, beklenen etkiyi yapmadığı gibi terör örgütü kendisine gösterilen hoşgörü ortamından yararlanarak 2015-2016 yılları arasında Hendek Savaşları için bölgeye yığınak yapmıştı. Bunun sonucunda yaşanan olaylar, yüzlerce vatandaşımızın ve güvenlik görevlilerimizin ölümü ile sonuçlanmıştır.</p>



<p>Bu yapılan rezilliklerden sonra terör bitti mi? Bu sözde barış sürecini yeniden planlayanlar, allayıp, pullayıp servis edenler, destek verenler, destek olanlar öldürülen elli bin insanımızdan utanmadınız mı? Yaralanan, sakat kalan insanlarımızdan utanmadınız mı? Şehitlerimizin çocuklarından, yetimlerden, öksüzlerden, yüreği yanan analardan, babalardan, kardeşlerden, tek başına yaşam mücadelesi vermeye çalışan eşlerden utanmıyor musunuz?</p>



<p>2018 Mart ayında Afrin’de şehit olan askerimizin evine giden bir binbaşının anlatımı, içinde biraz sevgi olan insanların nefesini keser: “Ailesine taziyeye gittiğimiz şehidimizin beş yaşında bir kızı vardı ve elindeki mavi balonu hiç kimseye vermiyordu. “<em>Beraber oynayalım mı?</em>” dedim. “<em>Olmaz, patlarsa ölürüm</em>” dedi. “<em>Patlarsa ben sana binlerce balon alırım</em>” dedim. Minik kız, beni bir mıh gibi yere saplayan ve karşılığında hiçbir şey söyleyemediğim şu cevabı verdi: “<em>Babam şişirdi bu balonu, içinde onun nefesi var&#8230;</em>” Şehidimizin beş yaşındaki küçük kızının elindeki balonda babasının nefesini saklaması duygusu karşısında söylenecek söz olabilir mi? Terör örgütüyle yapılan bu hain pazarlık ihanet değilse, nedir?</p>



<p>Adına Büyük Ortadoğu Projesi denilen ama aslında Büyük İşgal Projesi olan bu projenin son durağı İran ve Türkiye’dir. İran ve Türkiye, işgal edilen diğer devletler gibi değildir; köklü gelenekleri ve devlet yönetimleri vardır. Anadolu topraklarında yanan Mustafa Kemal’in ateşini söndürmek olanaksızdır. Emperyalistler de bunu bildiği için, her türü yolla ülkemizi yoklamaktadırlar. Ancak Kuvayı Milliye ruhunu hiçbir şekilde öldüremeyecekler.</p>



<p><strong>Azim ve Karar, 3 Mart 2025</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BİR İRADE</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/bir-irade/</link>
					<comments>https://www.azimvekarar.net/bir-irade/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 31 Jul 2022 21:46:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Suay KARAMAN]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Davutoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Babacan]]></category>
		<category><![CDATA[Bir İrade]]></category>
		<category><![CDATA[BOP]]></category>
		<category><![CDATA[Fullbright]]></category>
		<category><![CDATA[Rockefeller]]></category>
		<category><![CDATA[Suay Karaman]]></category>
		<category><![CDATA[Tayyip Erdoğan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://azimvekarar.net/?p=4093</guid>

					<description><![CDATA[Suay Karaman 25 Temmuz akşamı TRT ortak yayınına katılan AKP genel başkanı, gündeme ilişkin sorulara yanıt verdi. Sabah gazetesinden bir yazarın “bir dönem sizinle yol yürüyen ve önemli makamlara gelmiş isimler ayrı partiler kurdular. Geriye dönüp bakınca onlar için bir tanımınız ya da değerlendirmeniz oluyor mu zaman zaman?” sorusuna verdiği yanıt ilginçti. Tayyip Erdoğan’ın yanıtı [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Suay Karaman</strong></p>



<p>25 Temmuz akşamı TRT ortak yayınına katılan AKP genel başkanı, gündeme ilişkin sorulara yanıt verdi. Sabah gazetesinden bir yazarın <strong>“</strong>bir dönem sizinle yol yürüyen ve önemli makamlara gelmiş isimler ayrı partiler kurdular. Geriye dönüp bakınca onlar için bir tanımınız ya da değerlendirmeniz oluyor mu zaman zaman?” sorusuna verdiği yanıt ilginçti.</p>



<p>Tayyip Erdoğan’ın yanıtı şöyleydi: “onu onların düşünmesi lazım. Onların nasıl ihanetin içerisinde olduklarını kendilerinin düşünmesi lazım. Onlar o makamlara kendi layık oldukları için gelmediler. O makamlara getirildiler. Eğer onlara bakanlık verildiyse, başbakanlık verildiyse, hepsi onlara bir irade o makamları verdi. Onlar bunun kıymetini bilemedi.” Yani kısaca eski başbakanı Ahmet Davutoğlu ve eski bakanı Ali Babacan&#8217;ın layık olmadıkları halde o makamlara “bir irade” tarafından getirildiğini söyledi. Bu açıkça yapılan bir itiraftır, ”bir irade”nin itirafıdır; emperyalizmin maşası olmanın sonucudur.</p>



<p>Acaba Tayyip Erdoğan da, başbakanlığa layık olduğu için mi geldi, yoksa “bir irade” mi getirdi? Sözünü ettiği o “bir irade” layık olmayanları bakan, başbakan makamlarına getirirken Tayyip Erdoğan’ın tepkisi olmuş mu? Bunları açıklaması gerekir. En önemlisi o “bir irade” nedir, kimdir, kimlerdir? Layık olmayan kişiler, belirli makamlara neden getirilmişlerdir? Türk Milleti, o “bir irade”yi bilmek istiyor, ivedilikle açıklanması gerekir.</p>



<p>Tayyip Erdoğan’ın bu sözlerine Gelecek Partisi genel başkanı Ahmet Davutoğlu şu yanıtı verdi: “Erdoğan da hesap vermeye hazır olacak. Hukuki dava açmayı düşünüyorum. Kimse başbakanlık yapmış birini ihanetle suçlayamaz. Tayyip Erdoğan&#8217;ın zihnindeki sadakat, körü körüne kendisine, şahsına sadakattir. Asla! Hiçbir Müslüman, şahsa sadakatle yükümlü değildir. Allah&#8217;a, millete ve ilkelere sadakatle yükümlüdür. Sayın Erdoğan neden beni genel başkan ilan etti? Bu kadar layık olmayan birine ülkeyi nasıl emanet etti? Bir hiçtim de niye emanet etti?”&nbsp;</p>



<p>DEVA Partisi genel başkanı Ali Babacan ise bu konuda şunları söyledi: ”Sayın Erdoğan siz de ben de o makamlara gökten inmedik. Milletin iradesi ve partinin ortak aklı bizi göreve getirdi. 13 sene layıkıyla Dışişleri ve Ekonomi bakanlıkları yaptım. Madem keramet sizde 2018’den beri kaç bakan değişti, buldunuz mu çare? Halep oradaysa arşın burada.”</p>



<p>Bugün AKP iktidarını eleştiren Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan, ülkemizi yıkmakla görevli siyasi iktidarın önemli makamlarında bulunan, ulusal çizginin dışındaki özel yıkım ekibinin içindeydiler. Bu ikilinin ülkemizin yer altı ve yer üstü zenginliklerinin peşkeş çekilmesinde, ulusal varlıklarımızın satılmasında, yanlış dış politika uygulanmasında, demokratik ve laik cumhuriyetimizin yok edilmesine öncülük yapılmasında büyük sorumlulukları bulunmaktadır.</p>



<p>Emevi Camisinde namaz kılma sevdalısı Ahmet Davutoğlu, Suriye sorununda küresel talimat gereği stratejik rezilliğin baş uygulayıcısıdır. Ali Babacan, Kemal Derviş politikalarının sıkı takipçisi ve küresel mafyanın sözcüsü olarak ulusal ekonomimizi batıranlardandır. Ülkemizi her konuda bataklığa sürükleyenler, neden bu makamlara getirilmektedir. Şimdi akıllara, o “bir irade”nin ne olduğu, kim olduğu sorusu gelmektedir.</p>



<p>Tayyip Erdoğan, 2002 yılı ortalarında, ABD Savunma Bakanı eski yardımcısı olarak görev yapan Richard Perle ile gizli bir görüşme yapmıştı. 3 Kasım 2002 seçimlerinden hemen sonra, 10 Aralık 2002 tarihinde Tayyip Erdoğan, ABD Başkanı George Walker Bush ile Beyaz Saray’da görüşmüştü. Bu görüşme sırasında Tayyip Erdoğan AKP genel başkanı değildi ve siyasi yasaklıydı. Başbakan olduktan sonra Büyük Ortadoğu Projesi’nin (BOP) eş başkanı olduğunu söylemişti. Tayyip Erdoğan’a bu makamları ve unvanları da hangi iradenin verdiği açıklanmalıdır.</p>



<p>Ülkemizi yönetenler uzun zamandan beri, belirli makamlara kendileri layık oldukları için gelmemekte, küresel bir planlama sonucunda getirilmektedir. Görevleri bitince de yeni sürümleri ortaya çıkartılmaktadır. Bugün iktidar da, muhalefet de o “bir irade” sonucunda görevlendirilmiştir. İşte o “bir irade” Rockefeller bursudur, Fullbright anlaşmasıdır, BOP eş başkanlığıdır, benzeri sömürge anlaşmalarıdır; kısaca emperyalizmdir ve ülkemizi yönetmektedir. Ne acı ki bizler izliyoruz; bu utanç hepimize yeter. Emperyalizmi dize getiren eşsiz liderimiz Atatürk’ün Türkiye’si, “bir irade” ile yönetilemez. Atatürk’ün emaneti tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti, Ankara’dan yönetilir.</p>



<p><strong>Azim ve Karar, 1 Ağustos 2022.</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.azimvekarar.net/bir-irade/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
