<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Azim ve Karar</title>
	<atom:link href="https://www.azimvekarar.net/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.azimvekarar.net</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 20 Jul 2026 00:59:36 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.2</generator>
	<item>
		<title>MAHRUKİ VE EKER</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/mahruki-ve-eker/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Jul 2026 00:59:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Suay KARAMAN]]></category>
		<category><![CDATA[15 Temmuz]]></category>
		<category><![CDATA[Nasuh Mahruki.]]></category>
		<category><![CDATA[Rümeysa Eker]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.azimvekarar.net/?p=8241</guid>

					<description><![CDATA[Suay Karaman Everest Dağı&#8217;na tırmanmayı başaran ilk Türk olarak tarihine geçen ve arama kurtarma etkinlikleriyle tanınan AKUT&#8217;un kurucu üyeleri arasında bulunan Nasuh Mahruki, ne olduğu tam anlaşılamayan 15 Temmuz olayının 10. yılı nedeniyle sosyal medyadaki paylaşımı üzerine tutuklandı. Tutuklanmasına neden olan paylaşım şöyle: “15 Temmuz önceden fark edilmiş ancak rejim değişikliği için bir fırsat olarak [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Suay Karaman</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Everest Dağı&#8217;na tırmanmayı başaran ilk Türk olarak tarihine geçen ve arama kurtarma etkinlikleriyle tanınan AKUT&#8217;un kurucu üyeleri arasında bulunan Nasuh Mahruki, ne olduğu tam anlaşılamayan 15 Temmuz olayının 10. yılı nedeniyle sosyal medyadaki paylaşımı üzerine tutuklandı. Tutuklanmasına neden olan paylaşım şöyle: “<em>15 Temmuz önceden fark edilmiş ancak rejim değişikliği için bir fırsat olarak görülerek bilerek engellenmemiş kontrollü bir şekilde kalkışılmasına müsaade edilmiş bir darbe girişimidir. Baş planlayıcısı ABD’dir, Fil’i feda etmiş, Vezir’i almıştır, Erdoğan’ı Şah yapmış Türk milletini Mat etmiştir</em>.” Paylaşımında 15 Temmuz için ‘kontrollü darbe’ diyen Nasuh Mahruki, halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama suçlamasıyla tutuklandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugüne kadar birçok kişi kontrollü darbe sözünü kullandı ama hiç kimse tutuklanmadı. 3 Nisan 2017 tarihinde Kemal Kılıçdaroğlu İstanbul’da gazetecilerle bir araya gelmiş ve 15 Temmuz&#8217;da yaşananları kontrollü darbe girişimi olarak nitelendirmişti. Bu ifadenin “<em>darbeden önce, darbeden haberdar olmak</em>” anlamına geldiğini söyleyen Kemal Kılıçdaroğlu hükümet için “<em>darbeden önceden bilgileri var</em>” şeklinde açıklama yapmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">10 yıldır 15 Temmuz için darbe, kontrollü darbe, tiyatro, senaryo diyen birçok kişiye görüşünü söylerken tepki verilmedi ama şimdi Nasuh Mahruki’nin paylaşımı üzerine tutuklanması ne anlama gelmektedir? Ceza yargılamasında; kişinin özgürlüğünü geçici olarak kısıtlayan, istisnai ve hukuki bir önlem olan tutuklama, peşin ceza verme yöntemi değildir. Tutuklama kararının verilebilmesi için kaçma şüphesi, delilleri karartma, tanık veya mağdur üzerinde baskı kurma riski, tekrar suç işleme olasılığı, suçun işlendiğine dair somut delillere dayanan güçlü bir şüphe bulunması yer alır. Bunların hiçbiri Nasuh Mahruki için geçerli değildir ancak tutuklama kararı verilmiştir. Bu tutuklama işlemlerinin aynısı günümüzde bazı belediye başkanlarına da yapılmaktadır. Tıpkı Ergenekon, Balyoz, Ayışığı, 28 Şubat ve benzer davalarda yapıldığı gibi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Nasuh Mahruki’nin paylaşımının halkı nasıl bir kin ve düşmanlığa tahrik ettiği ya da aşağıladığı hakkında olumlu bir kanıt yoktur ama tutuklanmıştır. Bu olay ülkemizde ifade özgürlüğü ve hukuk devleti adına yeni bir kırılma noktası olarak tarihe geçecektir. Verilen bu tutuklama kararı ile düşünceler cezalandırılmaktadır. Siyasi iktidarla aynı görüşte olmamak, farklı bir değerlendirmede bulunmak, aykırı bir düşünce açıklamak suç olarak nitelendirilemez. Ülkemizde hukuku egemen kılamazsak, çok daha fazla karanlıklarda boğulacağımız bilinmelidir. Bu nedenle paylaşımı siyasal bir yorum olan değerli dostumuz Nasuh Mahruki en kısa sürede serbest bırakılmalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hukuk herkese gereklidir. 4 Haziran 2026 tarihinde Samsun’un Terme ilçesinin 26 yaşındaki AKP’li belediye meclisi üyesi Rümeysa Eker&#8217;in sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlar görmezden gelinmektedir. Paylaşımında ülkemizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Kemalistleri hedef alan ağır ifadeler kullanan AKP’li üye açıkça halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama suçlamasında bulunmuştur. “<em>Bu ülkede pezevenkler Kemalist’tir ve solu destekler</em>” gibi birbirinden aşağılık ve rezil yorumlar paylaşan bu AKP’li belediye meclisi üyesi hakkında suç duyurusunda bulunulmuş ama sonuç yoktur. İstifa etmesi, paylaşımlarını ortadan kaldırmaz, bütün pislikleri ortadadır. Ancak bu konuda yargı suskundur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Nasuh Mahruki için kartal kesilenler, söz konusu AKP’li belediye meclisi üyesi için kıpırdamamaktadır. İşte bu olay yargının getirildiği durumu gözler önüne sermektedir. Adalet, iktidarın değil milletin adaleti olmadığı sürece daha buna benzer çok örnekler yaşanacaktır. Bu nedenle önceliğimiz bir bütün olarak bu siyasi anlayıştan kurtulmak olmalıdır. Bunun için ülkemizin tam bağımsızlığına sahip çıkacak tüm muhalefete büyük sorumluluk düşmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Azim ve Karar, 20 Temmuz 2026</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TARİHİ ÇARPITMAK</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/tarihi-carpitmak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 19 Jul 2026 14:22:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ceyhun BALCI]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.azimvekarar.net/?p=8235</guid>

					<description><![CDATA[Ceyhun Balcı &#8220;Tarih yazmak, yapmak kadar önemlidir. Tarihi yazan, yapana sadık kalmazsa değişmeyen gerçek insanlığı şaşırtacak bir içeriğe kavuşur.&#8220; Mustafa Kemal Atatürk Tarihi çarpıtmak hem kolay hem zordur. Kimse fark etmezse sorun yok. Fark eden olursa başınızın ağrıması kaçınılmazdır. TRT’nin tarihe ilgisi ve buna bağlı olarak tarihsel diziler üretmekte oluşu bilinmeyen durum değil. Görsel sanatlar, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ceyhun Balcı</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8220;<strong>Tarih yazmak, yapmak kadar önemlidir. Tarihi yazan, yapana sadık kalmazsa değişmeyen gerçek insanlığı şaşırtacak bir içeriğe kavuşur.</strong>&#8220;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Mustafa Kemal Atatürk</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Tarihi çarpıtmak hem kolay hem zordur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kimse fark etmezse sorun yok.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fark eden olursa başınızın ağrıması kaçınılmazdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">TRT’nin tarihe ilgisi ve buna bağlı olarak tarihsel diziler üretmekte oluşu bilinmeyen durum değil. Görsel sanatlar, yazılmış olan tarihi yansıtması bakımından tarih yazımına katkıda bulunur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hele bir de dizinin başına <strong>“Bu hikaye ve karakterler, tarihten esinlenilerek kurgulanmıştır” </strong>diye yazarsanız en küçük hatanızın başınıza büyük bir dert olarak dönmesi kaçınılmazlaşır.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="1024" height="698" src="https://www.azimvekarar.net/wp-content/uploads/2026/07/Yarkent_Khanate-1024x698.jpg" alt="" class="wp-image-8236" srcset="https://www.azimvekarar.net/wp-content/uploads/2026/07/Yarkent_Khanate-1024x698.jpg 1024w, https://www.azimvekarar.net/wp-content/uploads/2026/07/Yarkent_Khanate-300x205.jpg 300w, https://www.azimvekarar.net/wp-content/uploads/2026/07/Yarkent_Khanate-768x524.jpg 768w, https://www.azimvekarar.net/wp-content/uploads/2026/07/Yarkent_Khanate.jpg 1100w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph">Yarkent Hanlığı (1514-1680)</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-full"><img decoding="async" width="680" height="451" src="https://www.azimvekarar.net/wp-content/uploads/2026/07/fatih.webp" alt="" class="wp-image-8237" srcset="https://www.azimvekarar.net/wp-content/uploads/2026/07/fatih.webp 680w, https://www.azimvekarar.net/wp-content/uploads/2026/07/fatih-300x199.webp 300w" sizes="(max-width: 680px) 100vw, 680px" /></figure>
</div>


<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph">Fatih Sultan Mehmet (1432-1481)</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>“Fetihler Sultanı Mehmet”</strong> dizisi 1481’de sonsuzluğa göçen Fatih Sultan Mehmet’i XVI. Yüzyılda kurulmuş Yarkent hanlığıyla buluşturunca olanlar olmuştur. İşin içine Ali Şir Nevai’yi katmak da cabası.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bizim kaba milliyetçi tayfasından kime Çin deseniz <strong>“Uygur kardeşlerimize baskı yapıyorlar”</strong> geri bildirimini alırsınız.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu sayıklama iç kamuoyuna yöneliktir. Ne yapalım diye sorsanız yanıt alamazsınız.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dünya küçüldü sözüne kimse karşı çıkamaz günümüzde.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tarihi çarpıtmak ve gereğinde yeniden yazmak Türkiye sınırları içinde olanaksız sayılmaz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Örneğin, <strong>“Vahdettin bir haindi”</strong>demek savcı karşısına çıkmanız anlamına gelebilir yargı devleti koşullarında. O kaynak, bu kitap, şu kanıt demeniz anlam taşımaz. Karşınızdaki hukukçu görünümlünün görevi birisini hoşnut kılmak olduğu sürece demir parmaklıkların ardına düşmek de içinde olmak üzere bir dizi yaptırımla karşılaşmanız hiç de şaşırtıcı olmayacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Az önce adını andığımız dizide Ali Şir Nevai’ye <strong>“Çin, kudretiyle erkeklerimizi köle kızlarımızı cariye etmeye karar almıştır”</strong> da dedirtmeye vardırabilirsiniz işi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu çarpıtma Türkiye sınırları içinde kaldığı sürece sorun yok.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ne yapalım ki, dünyanın en azından ulaşım ve iletişim bağlamında küçüldüğü bir çağdayız.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sincan’da bir Uygur diziyi izleyebilir. Bununla yetinmez de bu tarihsel çarpıtmayı Çin yönetimine bildirirse&nbsp; başınıza dert almış olursunuz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Atatürk’ü, Cumhuriyeti ve başka yakın tarih değerlerini aşağılamaya, yok saymaya alışılmış olabilir. Bu bakımdan önemli bir engelle karşılaşılmadığı da ortadadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çarpıtılmış tarih üzerinden dış dünyadan tepki almaksa kaçınılmazdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İktidarımızın her fırsatta başvurduğu <strong>“dış gücler”</strong> metaforu bu kez sizi vuran silaha dönüşmüştür.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tükürdüğünü yalamama konusunda hünerli olan hoyrat iktidarımız bu kez baltayı taşa vurmuş gibi görünüyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tasalanmalarına gerek yok.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Böylesi küçük (!) bir hata iktidar koltuğunun altlarından kayıp gitmesine neden olmaz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Alt tarafı mahcubiyet!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Belki de o bile değil.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Azim ve Karar, 19.07.2026</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EMPERYALİZM GIDAYI BİR SİLAH OLARAK NASIL KULLANIYOR?</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/emperyalizm-gidayi-bir-silah-olarak-nasil-kullaniyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 19 Jul 2026 09:49:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mustafa KAYMAKÇI]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.azimvekarar.net/?p=8232</guid>

					<description><![CDATA[Mustafa Kaymakçı Yıllar önce Amerika Birleşik Devletleri’nin dünya emekçi halklarının bir numaralı &#160;düşmanı Dışişleri Bakanı Kissinger, dünya egemenliği konusunda şu düşünceyi aktarıyordu: “Petrolü denetlersen ulusları denetleyebilirsin, gıdayı denetim altına alırsan insanları denetleyebilirsin.” demişti. Kissinger denilen adamın düşüncesi Türkiye’de de egemen oldu . Aş, bir başka deyişle gıda sektörü ve organize gıda perakendeciliğinde de tekelleşme ya [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Mustafa Kaymakçı</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Yıllar önce Amerika Birleşik Devletleri’nin dünya emekçi halklarının bir numaralı &nbsp;düşmanı Dışişleri Bakanı Kissinger, dünya egemenliği konusunda şu düşünceyi aktarıyordu: <em>“Petrolü denetlersen ulusları denetleyebilirsin, gıdayı denetim altına alırsan insanları denetleyebilirsin</em>.” demişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kissinger denilen adamın düşüncesi Türkiye’de de egemen oldu .</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aş, bir başka deyişle gıda sektörü ve organize gıda perakendeciliğinde de tekelleşme ya da yabancılaşma olarak &nbsp;karşımıza çıktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Gıda Sektöründe Tekelleşme ve Yabancılaşma Nasıl Gerçekleştirildi?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Gelişmekte olan ülkelerde de olduğu üzere Türkiye’de de uygulanan neoliberal politikalarla; ticaret serbestleştirildi, kamusal düzenlemeler azaltıldı ve de sonra kaldırıldı, yabancı sermayeye eşit muamele hatta avantajlar sağlandı ve de &nbsp;ekonomik istikrar programları adıyla özünde emek ücretlerinin düşürülmesi gerçekleştirildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Anılan politikalarla çok uluslu firmalar için yeni bir ticaret ve yatırım ortamı oluşturuldu. Böylece, özelleştirilen kamu şirketleri ile yerli firmalar çok uluslu şirketlerce satın alınmaya başlandı. TV ekranlarında boy gösteren kimi&nbsp; aymaz uzmanlar,bu konuda &nbsp;“<em>rekabete yenik düşüldü</em>” şeklinde&nbsp; yorum yaptılar, daha doğrusu beyinlerimizi yıkamada rol aldılar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Uygulanan bu politikalarda tarım ve gıda sektörü payını alacaktı. Tekelleşen ve yabancılaşan gıda sanayi, ürünlerini daha yüksek oranda süpermarket zincirleri ile pazarlamaya başladı. Bu şekilde kâr payları yüksek oldu. Aynı zamanda kâr transferlerine olanak sağlandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gelişmekte olan ülkelerin dış ödemeler dengesi bu yolla da giderek bozuldu. Şehirleşme ve gelir dağılımının bozulmasıyla yaratılan ve zenginleştirilen katmanlar için yeni arayışlar ve özentiler ortaya çıkartıldı. Bunlar, çağdaşlaşma diye tüketim toplumuna ve yabancı ürünlere yönelmeye başladılar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Pazarlama zincirinde kimi sorunların; örneğin kalite ve gıda güvenliği gibi sorunların çözümünün yabancı firmalar ile olası olabileceği beyinlere aktarıldı ve benimsetildi. Gıda sanayinde yeni üretim ve pazarlama teknikleri ortaya çıkarıldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Küçük üretici, tarım ve gıda sektöründe devre dışı ya da daha ucuza mal satmak durumunda kaldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Gıda Sektöründe Tekelleşme ve Yabancılaşmadan Kimler Kaybediyor?</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Öncelikle küçük ve orta ölçekli tarım işletmeleri kaybediyor, bunlara Türkiye’de yaşanan süt krizinde olduğu gibi büyük işletmeler de eklenebilir. Küçük ve orta ölçekli tarım işletmeleri, gıda firmaları karşısında örgütsüz. Bu durumda ürünlerini yok pahasına gıda firmalarına satmak zorunda kalıyorlar. Üstelik son dönemlerde hızlanan sözleşmeli tarım modeliyle gıda firmalarına tek yanlı bağımlılık egemen olmuş. Kimi gıda firması yetkilileri “<em>Çiftçiler, bizim nikâhlılarımızdır” </em>diyebiliyorlar.</li>



<li>Küçük ve orta ölçekli gıda firmaları,tekelleşen gıda firmaları karşısında güçsüz kaldı,ya satıldı ya da kapanmak zorunda kaldılar.</li>



<li>Özellikle kentlerde tüketici büyük çoğunluk giderek yabancılaşan süpermarket zincirlerine mahkum oldu.</li>



<li>Tarımda, endüstriyel  üretim ortaya çıkmış bulunuyor. Ancak endüstriyel tarım,küçük ve orta ölçekli tarım işletmelerinin tasfiyesi yanı sıra  çevre sağlığını da olumsuz etkiliyor.</li>



<li> Kıtalararası ve bölgesel ticareti de gündeme getiriyor. Bu durumda kullanılan katkı maddeleri, gıdaların besleme açısından güvenirliliğini ve faydasını azaltıyor.</li>



<li> Gıdaların işlenmek üzere ya da işlendikten sonra bölgeler, ülkeler, hatta kıtalararası taşınması, çok büyük bir enerji gereksinmesini de ortaya çıkartıyor.</li>



<li> Gıda firmaları, reklamlarla hazır-hızlı yiyeceklerin tüketimini özendiriyor. Bu sayede hamburger yiyen, kola ve bira içen, çağdaşlaşmayı böyle sanan tek tip insan tipi yaratılıyor, yaratılmak isteniyor ve farklı kültürler yok ediliyor.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Gıdanın Denetimi&nbsp; ya da Türkiye’nin Geldiği Nokta Ne?&nbsp;</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Tarım politikaları uzmanı Ergin Kahveci,ABD Tarım Bakanlığı Dış Tarım Servisi’nin &nbsp;30 Haziran 2026 tarihinde yayımladığı “<em>Retail Foods Annual-Türkiye”</em> raporunda Türkiye&#8217;deki gıda perakende sektörüne ilişkin verileri ayrıntılı şekilde çözümlemiş ve&nbsp; gıda ticaretinde yaşanan dönüşümün sadece perakendeciliği değil, tarımsal üretimin geleceğini de yakından ilgilendirdiğini ifade etmiş.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kahveci, kaleme aldığı&nbsp; tespitleri şöyle özetlemiş:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Türkiye&#8217;nin toplam perakende pazarı 2025 yılında 224 milyar dolar olmuş.</li>



<li>Bu miktarın 120 milyar dolarlık bölümünü gıda perakendesi oluşturmuş.</li>



<li>Türkiye’de yaklaşık 370 bin zincir ve bağımsız market faaliyet gösterirken organize marketlerin payı her geçen yıl artmaya devam ediyormuş</li>



<li>Dev organize marketler toplam gıda satışlarında 79,3 milyar dolarlık hacme ulaşımış</li>



<li> Geleneksel bakkal ve küçük perakendecilerin satış hacmi 38,5 milyar dolarda kalmış. Online gıda satışları ise 2,5 milyar dolara yükselmiş.</li>



<li>İlk 10 market pazarın yüzde 46&#8217;sını elinde tutuyormuş.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">BİM, Migros, A101, Şok, CarrefourSA, Seç, Ekomini, File, Hakmar ve Macrocenter&#8217;dan oluşan ilk 10 market markası 2025 yılında toplam 54,6 milyar dolarlık satış gerçekleştirerek organize market sektörünün yüzde 46&#8217;sını&nbsp; denetim altına almış.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Gıda Sektöründe Tekelleşme ve Yabancılaşmaya Nasıl Karşı Çıkılır? (*)</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Temelde çözüm;İthal İkameci&nbsp; ve daha eşitlikçi ekonomi politika ve bu modelle bağlantılı&nbsp; “<em>Tarım ve Gıda&nbsp; Politikaları</em> “ üretmekten geçmektedir. Model, aynı zamanda insan-doğa eksenli çevreyi koruyan,&nbsp; sağlıklı gıdayı doğal kaynaklarından sağlayan&nbsp; ve&nbsp; kendisiyle barışık bir “<em>Planlı Kalkınma Modeli</em>” olmalı. Bu bağlamda öncelikli temel konulardan birisi,devletin&nbsp; üreten büyük çoğunluk için ekonomiye,yeniden kitleri kurarak&nbsp; müdahalesidir.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir başka deyişle,temel seçenek, bağımsızlığa yönelerek kapitalist merkezlerin, daha açık deyişle emperyalistlerin onayını almadan, kendi gücüne dayanan bu kalkınma eylemini gerçekleştirmektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dile getirilen bu çözüm,kamuculuğa ağırlık veren bir siyasalı zorunlu kılar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bununla birlikte günümüzde de yapılacak uygulamalar söz konusudur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu kapsamda gıda sektöründe de &nbsp;tekelleşmeye ve yabancılaşmaya karşı atılabilecek etkili adımlar arasında şunlar sayılabilir:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Yerel ve geleneksel tarım desteklenmeli: Hibrit  ya da GDO&#8217;lu tohumlar yerine yerel tohumları kullanarak yöreye özgü tarımsal miras korunabilir.</li>



<li>Kooperatifler güçlendirilmeli: Aracısız, doğrudan satış modelleriyle çiftçilerin pazarlık gücünü artıracak  kooperatifler güçlendirilmeli ve yaygınlaştırılmalı.</li>



<li>Yerel yönetimler gerekli satış sergilikleri konusunda  kooperatiflere destek sağlamalı.</li>



<li>Tarım ve gıda ürünlerine erişimde destek ve topluluk ağları  oluşturulmalı:Tüketicilerin doğrudan üreticilerle anlaştığı Topluluk Destekli Tarım (TDT) gibi oluşumları hayata geçirilmeli .</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>(*) Bütün bu gelişme ve olasılıkları, namuslu kalabilen tarım ve gıda uzmanlarından biri olarak kaleme almaya çalışıyorum. (Bakınız: Kaymakçı,M.,2025.Türkiye Tarımı(Emperyalist Saldırı ve Çözümler).Pankuş Yayınları;</strong><strong> Kaymakçı M., (Ed.,)</strong> <strong>2012.</strong><strong>Açlık ve Emperyalizm. İlkim Ozan Yayınları</strong>)</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Azim ve Karar, 19.07.2026</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ONUNCU YILINDA 15 TEMMUZ</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/onuncu-yilinda-15-temmuz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Jul 2026 21:46:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ceyhun BALCI]]></category>
		<category><![CDATA[15 Temmuz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.azimvekarar.net/?p=8226</guid>

					<description><![CDATA[Ceyhun Balcı 15 Temmuz darbe girişiminin 10. Yıldönümündeyiz. Emperyal proje, FETÖ güdümlü darbe girişimi ibretlik görüntülerin yanı sıra destansı olgulara sahne olmuştu. Ordusunun topuyla, tüfeğiyle, uçağıyla, füzesiyle ateş altına alınmıştı Türk Milleti. Güdümlü ya da denetimli darbe savları da eksik olmamıştı izleyen günlerde. Aradan 10 yıl geçse de bu bağlamdaki gerçekleri öğrenmemiz pek olası görünmüyor. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ceyhun Balcı</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" width="609" height="328" src="https://www.azimvekarar.net/wp-content/uploads/2026/07/15-temmuz.jpeg" alt="" class="wp-image-8227" srcset="https://www.azimvekarar.net/wp-content/uploads/2026/07/15-temmuz.jpeg 609w, https://www.azimvekarar.net/wp-content/uploads/2026/07/15-temmuz-300x162.jpeg 300w" sizes="(max-width: 609px) 100vw, 609px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">15 Temmuz darbe girişiminin 10. Yıldönümündeyiz. Emperyal proje, FETÖ güdümlü darbe girişimi ibretlik görüntülerin yanı sıra destansı olgulara sahne olmuştu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ordusunun topuyla, tüfeğiyle, uçağıyla, füzesiyle ateş altına alınmıştı Türk Milleti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Güdümlü ya da denetimli darbe savları da eksik olmamıştı izleyen günlerde.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aradan 10 yıl geçse de bu bağlamdaki gerçekleri öğrenmemiz pek olası görünmüyor. Bu başlıktaki yorumlar nesnel olmaktan çok öznel öğeler içermiştir, içerecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Biz gerçeğe bakalım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye iktidarıyla, muhalefetiyle bu girişimden ders çıkarttı mı? Başka deyişle, gereken ders çıkartıldı mı?</p>



<p class="wp-block-paragraph">15 Temmuz 2016’ya gelinene dek giderek kutuplaşan, ortadan ikiye bölünen bir Türkiye görünümü belirginleşmekteydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Üstüne üstlük giderek sertleşen iktidar bir yandan toplumu sindirmeyi öncelerken diğer yandan Cumhuriyetle hesaplaşmayı gündeminden neredeyse hiç düşürmemekteydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu eğilimin ortaya koyduğu sonuç doğal olarak iç cephe sorunuydu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Güncesindeki amaçlara ve hedeflere bir an önce erişme derdine düşmüş olan iktidar iç cepheyi göz ardı ederek yalnızca ülke için değil kendisi için de kırılma noktasına ilerleyen bir ortam yarattığının farkında mıydı?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu soruya kesin bir yanıt bulmak kolay değil.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ama, 15 Temmuz 2016’da kendisini acı deneyimlerle duyumsatan kalkışma önemli bir de fırsat sunmaktaydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">15 Temmuz’da yaşananlar Türkiye’deki olumsuz gidişin farkına varılmasını sağlasa da iktidarın kurucu istençle hesaplaşma kararlılığının önüne geçemedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Emperyal proje FETÖ’yle bir yere kadar mücadele edilse de yöntemleri iktidara miras kaldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu mirası kendince iyi değerlendiren iktidar son hedefine giden yolda hızını iyice artırdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Emperyal güdümlü FETÖ projesinden esinlenmeyi seçen iktidarın, iktidarını korumak için AB(D)’ye daha sıkı sarılması hangi aklın gereği olabilir?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Özetle, başta iktidar olmak üzere Türk siyaset kurumu 15 Temmuz’dan olması gereken dersi çıkartamamıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Her ne kadar, iktidar olanca varlığıyla AB(D)’ye yaslanarak tarihsel yanılgıya düşmüş olsa da muhalefetin her fırsatta AB(D)’ye göz kırpma gereği duyması da bir o kadar acıklıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugün neyin bayramını kutluyoruz?</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Azim ve Karar, 15.07.2026</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KURTULUŞ SAVAŞI</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/kurtulus-savasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 12 Jul 2026 21:12:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Suay KARAMAN]]></category>
		<category><![CDATA[Koskoca Osmanlı İmparatorluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Kurtuluş Savaşı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.azimvekarar.net/?p=8222</guid>

					<description><![CDATA[Suay Karaman AKP’nin Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin,‘Kurtuluş Savaşı’ ifadesinin öğretim programından (müfredat) çıkarılarak yerine ‘Milli Mücadele’kavramının getirileceğini belirterek; “Neyden kurtuluyoruz? Ondan önce koskoca Osmanlı İmparatorluğu vardı” diye açıklamada bulunmuş. Hızını alamayan bakan, 8 ve 12. sınıflarda okutulan İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük derslerinin kaldırılmasını ve kız ile erkek öğrencilerin okullarının ayrılmasını da gündeme getirdi. Son [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Suay Karaman</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">AKP’nin Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin,‘Kurtuluş Savaşı’ ifadesinin öğretim programından (müfredat) çıkarılarak yerine ‘Milli Mücadele’kavramının getirileceğini belirterek; <em>“Neyden kurtuluyoruz? Ondan önce koskoca Osmanlı İmparatorluğu vardı”</em> diye açıklamada bulunmuş. Hızını alamayan bakan, 8 ve 12. sınıflarda okutulan İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük derslerinin kaldırılmasını ve kız ile erkek öğrencilerin okullarının ayrılmasını da gündeme getirdi. Son padişah, işbirlikçi Vahdettin’in İngiliz gemisiyle ülkeden kaçması da kitaplardan çıkartıldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aslına bakarsak; eşsiz liderimiz ve büyük kurtarıcımız, kurucumuz Atatürk ile kavgalı olan, tarikatlarla protokol imzalayan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in bu açıklamaları kimseyi şaşırtmamalı. Çünkü Yusuf Tekin’in sözleri ve yapmak istedikleri kişisel değildir; AKP iktidarının Atatürk’e, kurucu felsefemize ve laik cumhuriyetimize bakışının yansımasıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1. Dünya Paylaşım Savaşı sonunda 30 Ekim 1918 tarihinde imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması’yla imparatorluk parçalanmıştı; koskoca bir Osmanlı’nın adı vardı ama kendi yoktu. Orduları dağıtılmış, silah ve cephanesi elinden alınmış, tersanelerine, limanlarına el konulmuştu. İngilizler, Fransızlar, İtalyanlar, Yunanlılar Anadolu topraklarını işgal etmişti, vatan kan ağlıyordu. Kapitülasyonlar, Düyunu Umumiye ve dış borçlarla o koskoca Osmanlı İmparatorluğu bağımsızlığını yitirmişti. O koskoca Osmanlı İmparatorluğunun başkenti İstanbul; 13 Kasım 1918 tarihinde 1. Paylaşım Savaşı’nın galip ülkelerine ait 73 savaş gemisi ve yaklaşık 60.000 askerin işgali altına girdi. Aynı savaşı yitiren Almanya, Avusturya, Macaristan ve Bulgaristan’ın hiçbirinin başkentleri işgal edilmemişti. <br><br>10 Ağustos 1920 tarihinde imzalanan Sevr Antlaşması ile Osmanlı İmparatorluğu bağımsızlığını yitirmiş ve ülke işgal kuvvetleri tarafından işgal edilmişti. Yani kısaca o koskoca Osmanlı İmparatorluğu yoktu artık. Yakın tarihimizi büyük Atatürk’ün Nutuk’u yerine fesli Kadir’den öğrenenlerin gerçeklikten yoksun yorumları her şeyi gözler önüne sermektedir, bilgisiz kişilerin içler acısı durumunu ortaya koymaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Emperyalist işgale karşı bir ulusal direniş olan, 20. yüzyılın en haklı ve gururlu Ulusal Kurtuluş Savaşı sonrasında 24 Temmuz 1923 tarihinde Lozan Barış Antlaşması’nı imzalayarak Türkiye’yi paramparça eden emperyalist ülkelerden ve dayatmalarından kurtulduk. Düşmanla işbirliği yapan hainlerden kurtulduk. Atatürk ilke ve devrimleriyle cehaletten ve geri kalmışlıktan kurtulduk, az zamanda çok ve büyük işler başararak, çağdaşlaşma yolunda ilerledik.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bütün dünya bu savaşın, bir ulusal kurtuluş savaşı olduğunu biliyor ama Yusuf Tekin bunun bilincine varamamış. Bütün dünyayı şaşkına çeviren bu savaş, dünyadaki bütün mazlum milletlere de örnek olan bir Kurtuluş (İstiklal) Savaşıdır. Milli Mücadele var ama sonunda bir ‘Kurtuluş’ olmadığını söylemek; ideolojik bir saplantının, bağnaz zihniyetin, eşsiz liderimiz Atatürk’e, laik cumhuriyetimize ve kurucu felsefemize yönelik açık bir savaştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu savaşta rol alan Yusuf Tekin, 2013-2018 yılları arasında Milli Eğitim Bakanlığı müsteşarlığı görevinde bulunmuş, 2013 yılında kurduğu Cihannüma ve İşbirliği Derneği’nin (Cihannüma Vakfı olarak da anılır) genel başkanlığını yapmıştır. Gericiliğin, dinciliğin, yobazlığın odağında bulunan Yusuf Tekin, 23 Kasım 2013 tarihinde Atatürk dönemine karşı çirkin ve yakışıksız sözler söylenen ‘100. yılında İmam Hatip Liseleri Uluslararası Sempozyumu’nda “<em>1930&#8217;lu yıllar Türkiye coğrafyasının bir daha asla yaşamasını istemediği dönem. Bu dönemin başında dini referans kaynaklarının diliyle oynanmış, bu kurumlar siyaset malzemesi haline gelmiş</em>” demişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">27 Temmuz 2018 tarihinde Resmî Gazetede yayımlanan ilan ile Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümüne profesör olarak atanan Yusuf Tekin’in üniversitede beş yıl doçent olarak çalışmadan, profesör yapılması yasalara aykırıydı. Yusuf Tekin, 15 Eylül 2018 tarihinde de Gazi Üniversitesi’nin bölünmesi sonucunda kurulan Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi rektörlüğüne atandı. Rektör olmak için en az üç yıl profesörlük koşulu gerekmesine karşın, yine yasalar çiğnenerek bir aylık sözde profesör Yusuf Tekin rektör yapıldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Eğitimi iyice dinselleştirmek için Milli Eğitim Bakanı yapılan Yusuf Tekin’in başında olduğu Milli Eğitim Bakanlığı başta Cihannüma Derneği olmak üzere dinci vakıf ve derneklerle protokol yaparak, okulların kapısını dini cemaatlere açtı. Zaten AKP iktidarının amacı ‘dindar ve kindar’ nesil yetiştirmekti ve Yusuf Tekin ile bu yolda yürüyüş devam etti. ‘Kurtuluş Savaşı’ kavramını öğretim programından (müfredat) çıkarmaya kalkan, Atatürk’ü yok sayan bir Milli Eğitim Bakanına, ülkemizin eğitimi teslim edilemez. Gericiliğin sembolü Yusuf Tekin’in bakanlıktan istifa etmesiyle sorunlar çözülmez. Onun yerine gelecek olanlar da aynı yoldan yürüyecektir; çünkü önceki bakanların bir farkı olmadığı görülmüştü. Bu siyasi iktidar değişmeden, olumlu hiçbir gelişmenin olmayacağı bilinmelidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yazıya söz ve bestesi Münir Ceyhan’a ait olan Atatürk Marşı ile son vererek Kurtuluş Savaşımızı, cumhuriyetimizi, devrimlerimizi ve Atatürk’ümüzü tekrar analım:</p>



<p class="wp-block-paragraph">İstiklal Savaşı’nın en büyük kahramanı,</p>



<p class="wp-block-paragraph">Emanet ettin bana kurtardığın vatanı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yolunda yürüyorum, bağlıyım devrimlere</p>



<p class="wp-block-paragraph">Her gün Türk’üm diyorum göğsümü gere gere.<br></p>



<p class="wp-block-paragraph">Atatürk’üm, önderim nabzımda atıyorsun.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sulh sever bir dünyanın kalbinde yatıyorsun.<br></p>



<p class="wp-block-paragraph">Yurda, cumhuriyete kimse el uzatamaz,</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu inancı içimden hiçbir kuvvet atamaz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sesini duyuyorum, gönüller bağlı sana.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Senin evladın olmak gurur veriyor bana.<br></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Azim ve Karar, 13 Temmuz 2026</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İKİ NATO ANISI</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/iki-nato-anisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 Jul 2026 00:35:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Konuk Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.azimvekarar.net/?p=8220</guid>

					<description><![CDATA[Süleyman Çelik 1971-73 yıllarında Erzincan’da, 3. Ordu Komutanlığı Karargahı Sağlık Başkanlığı’nda çalıştım. Karargahlarda planlı&#160;masabaşı tatbikatlar yapılır. Tatbikatın başında, yazılmış bir senaryoya göre bölgedeki durum ortaya konur ve olası gelişmeler karşısında neler yapılması gerektiği ele alınır, tartışılır ve durum değerlendirmesi yapılır… 1972 başlarında yapılan böyle bir&#160;NATO tatbikatının başlangıcında, bir kurmay albay senaryoyu okurken, “Arapların&#160;&#160;İsrail’e karşı birleştikleri [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Süleyman Çelik</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">1971-73 yıllarında Erzincan’da, 3. Ordu Komutanlığı Karargahı Sağlık Başkanlığı’nda çalıştım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Karargahlarda planlı&nbsp;<strong>masabaşı tatbikat</strong>lar yapılır. Tatbikatın başında, yazılmış bir senaryoya göre bölgedeki durum ortaya konur ve olası gelişmeler karşısında neler yapılması gerektiği ele alınır, tartışılır ve durum değerlendirmesi yapılır…</p>



<p class="wp-block-paragraph">1972 başlarında yapılan böyle bir&nbsp;<strong>NATO tatbikatı</strong>nın başlangıcında, bir kurmay albay senaryoyu okurken, “<em>Arapların&nbsp;&nbsp;İsrail’e karşı birleştikleri ve her taraftan hücum ederek İsrail’i yok etmeye çalışacakları…</em>” gibi bir söz edince, ben oturduğum yerden, sadece çevremdekilerin duyacağı bir sesle, “<em>ne alaka?</em>” der gibi,&nbsp;<em>“İsrail NATO ülkesi mi?”</em>&nbsp;dedim. Daha sözümü bitirmeden, yanımda oturan albay hemen eliyle ağzımı kapadı ve “<em>suus</em>” dedi!..</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ben o zaman üsteğmenim. Bilmiyordum. Meğer&nbsp;<strong>İsrail</strong>, NATO’nun gizli üyesi ya da koruma şemsiyesi altındaymış ve bu bir “<strong>NATO sırrı</strong>” imiş!..</p>



<p class="wp-block-paragraph">İlginç olan bu olaydan bir buçuk yıl kadar sonra, 1973’de senaryo gerçekleşti.1973 Arap-İsrail Savaşı veya diğer adlarıyla&nbsp;<strong>Yom Kippur Savaşı&nbsp;</strong>çıktı.&nbsp;Savaşın sonunda, İsrail Mısır’dan Sina Yarımadası&#8217;nı, Suriye&#8217;den Golan Tepeleri&#8217;ni, Ürdün&#8217;den ise Batı Şeria ve Doğu Kudüs&#8217;ü ele geçirerek topraklarını gene genişletti.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">O zaman düşündüm ve karar verdim:</p>



<p class="wp-block-paragraph">Küçücük İsrail’in, kedinin fare ile oynaması gibi sürekli Arapları ezmesi, sırf İsraillilerin marifeti değil! İşin aslı, yıllar önce senaryosu yazılmış, tatbikatları yapılmış NATO planlarının uygulanmasıdır?&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Elbette buna Müslüman ülkelerin liderlerinin satın alınmış uşaklar olmasını da ekleyebiliriz!..</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunu, o akşam bir sohbette bir kaç arkadaşa anlattım. Arkadaşlar arasında bulunan, Psikiyatrist Dr. Serol Teber çok heyecanlandı.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sol görüşlü olan Serol, askeri hastanede (Erzincan) yedek subaylığını yapmaktaydı. Askerlikten sonra Almanya’ya gidecek, hem ünlü bir pskiyatrist hem de yazar olacak ve birçok kitap yazacaktı.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">O yıllarda solcu gençler, Filistin kamplarına gidiyor ve İsrail’e karşı savaşıyorlardı. 20 yıl kadar önce aramızdan ayrılmış olan Sevgili Serol hemen bana yanaştı ve “<em>abi bunun belgesini alabilir miyiz? Bunu açıklarsak büyük bir bomba patlatmış oluruz ve bombanın gürültüsü Müslümanları uyandırır!..</em>”&nbsp;&nbsp;dedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bana göre Müslümanların uyanması olası değildi. Zaten Serol’un isteğini yerine getirmek de olanaksızdı. Çünkü bu tür belgeler, Ordu Komutanlığının kozmik bürosunda tutuluyordu. Ama ne desem Serol ikna olmadı, günlerce peşimde koştu!..</p>



<p class="wp-block-paragraph">***</p>



<p class="wp-block-paragraph">İkinci anımı ise bundan 15 yıl sonra,&nbsp;<strong>1987</strong>’de Gülhane’de Prof. Albay iken yaşadım…</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hala devam ediyor mu, bilmiyorum? O zamanlar her yıl verilen bir&nbsp;<strong>Amerikan yardımı</strong>&nbsp;vardı. Hatta yardım, Yunanistan ile aramızda 10’a 8 oranında bölüştürülüyor ve bu hep tartışma konusu oluyordu. Para ile ifade ediliyordu ama diğer Amerikan yardımları gibi, hiçbir zaman para verilmiyor, genelde&nbsp;<strong>Amerikan Ordusunda kullanılmış</strong>&nbsp;araç, gereç ve diğer malzemeler veriliyor; hatta bazıları o kadar eski oluyordu ki kullanılmadan atılıyorlardı.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Önce yardım olarak verilecek malzemelerin listesi gönderiliyor, birlikler bunlar arasından işine yarayacak olanları seçip yukarıya bildiriyor ve ona göre veriliyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gülhane’de iken bir yıl, listede araştırmalarda kullanabileceğimiz bir spektrofotometre cihazı gördük ve istekte bulunduk. Bir süre sonra cihaz geldi. Fakat çalışmadığını gördük. Markanın Türkiye temsilcisini çağırdık. İncelediler ve cihazın “monokromatör” denilen “<em>ana parçasının bozuk olduğunu”</em>&nbsp;söylediler. O parçayı satın almak istedik. “<em>Aletin çok eski model olduğunu, bu nedenle artık parçalarının bulunmadığını</em>” bildirdiler. Dolayısıyla o alet hiç kullanılmadan çöpe atıldı. Elbette bunun gibi daha birçok örnek vardır!..</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yardımın bir kısmı da&nbsp;<strong>subay- astsubaylara burs</strong>&nbsp;olarak veriliyordu:</p>



<p class="wp-block-paragraph">Amerikan Ordusunda her yıl yüzlerce kurs düzenlenir.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu kursların listesi gönderiliyor ve isteyen herkes, beğendiği bir kursu seçiyordu. Amerikan Yardım Kurulu’ndan yetkililer tarafından İngilizce sınavı yapılıyor ve 100 üzerinden 80 alanlar, genellikle seçtiği kursa gidiyordu.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">İşte bu kurslara gidenlerin uçak bileti, yolluk ve gündelik ücretleri (yevmiye) de yardım parasından kesiliyordu. Yani Amerika bu parayı da kendi ülkesinde harcatıyordu…</p>



<p class="wp-block-paragraph">1986 yılında 3 aylık böyle bir kursu beğendim. İngilizce sınavını da verdim ve 1987 Ocak ayının başında Amerika’ya gittim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şubat ayı ortalarında 3-4 günlük bir tatil vardı. Rochester-NY’da akrabalarım oturuyordu. Bu tatilden yararlanarak onları görmeye gittim. Sağ olsunlar, beni gezdirdiler. Bu arada, oraya yakın olan Niagara Çağlayanı’nı göstermek istediler.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD-Kanada sınırında bulunan Çağlayan, Kanada tarafında daha güzel seyrediliyormuş. “<em>O tarafa geçelim</em>” dediler. Onlar ABD yurttaşı oldukları için geçtiler. Fakat Kanada polisi, vizem olmadığı için beni sokmadı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Oysa, bir fırsat çıkarsa Kanada’yı da görmeyi düşündüğümden, Amerika’ya gelmeden önce soruşturmuş, Kanada için vizeye gerek olmadığını öğrenmiştim. Şaşırdım ve “vizeye gerek yok” dedim. Polis, yurttaşlarından vize aranacak ülkelerin yazılı olduğu listeyi gösterdi. En altına, tükenmez kalemle “Türkiye” yazılmıştı. Henüz yeni, Şubat başında koymuşlar.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir NATO ülkesine görevli olarak gidenlere Genelkurmay Başkanlığı tarafından verilen ve pasaport yerine geçen “<strong>NATO Seyahat Emri</strong>” adlı bir belge vardır. Daha önce İngiltere’ye giderken bunu da almış ve yararını görmüştüm. Bu nedenle Amerika’ya gelirken de almıştım. Onu çıkardım ve polise gösterdim. Polis, “<em>bunun sadece ABD için geçerli olduğunu</em>” bildirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunun üzerine tepem attı. “<em>Gördüğünüz gibi, NATO müttefiki bir ülkenin askeriyim. Siz de NATO ülkesisiniz. Yarın size bir saldırı olursa, biz yardıma koşacağız ve belki ben sizin için öleceğim. Şimdi beni nasıl almazsınız”</em>&nbsp;diyerek yüksek sesle konuşmaya, hatta bağırmaya başladım. Gürültüye içeriden amirleri çıktı ve “<em>neler olduğunu</em>” sordu. Polis anlattı. Adam, “<em>sakin olun beyefendi. Hallederiz</em>” dedi ve pasaportumu alıp içeri girdi. Biraz sonra döndü ve “<em>bizim 48 saat vize verme hakkımız var. Onu kullandım. Buyrun geçin</em>” dedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">***</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yaşadığım bu olay bana “<strong>23 centlik asker</strong>” öyküsünü anımsattı:</p>



<p class="wp-block-paragraph">İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra&nbsp;<strong>Marshall</strong>&nbsp;ve özellikle&nbsp;<strong>Fulbright&nbsp;</strong>anlaşmalarıyla ABD’ye teslim olan Türkiye, 1949’da kurulan&nbsp;<strong>NATO’</strong>ya da girmek istedi. Fakat Türkiye için riske girmeyi düşünmediklerinden, isteğimiz kabul edilmedi.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Buna karşın,&nbsp;<strong>İnönü</strong>’den daha Amerikancı olduklarını göstermek isteyen&nbsp;<strong>Bayar-Menderes</strong>&nbsp;ikilisi, TBMM’nin onayını almadan&nbsp;<strong>Kore</strong>&nbsp;Savaşı’na, NATO ülkelerinden daha çok, bir tugay asker gönderdi.&nbsp;&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kunuri</strong>’de745 Şehit vererek, Çinliler tarafından kuşatılmış Amerikalıları yok olmaktan kurtaranTürk’ün kahramanlığını gördükten, üstelik 15 dolara mal olan bir Amerikan askerine karşılık, Mehmetçiğin kendilerine&nbsp;<strong>23 cent</strong>e mal olduğunu hesapladıktan sonra, “<strong>İleri Karakol</strong>” yani “<strong>fedai</strong>” olarak kullanmak üzere, Türkiye’yi 1952’de NATO’ya aldılar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İşte yaşadığım olay bana “23 centlik asker<strong>”</strong>&nbsp;öyküsünü anlattı. Güya müttefiktik, güya silah arkadaşıydık. Ama adamlar seni ülkelerine bile sokmuyorlar. Demek oluyordu ki biz NATO ülkeleri için, gerçekten sadece bir fedai ya da yakın korumayız (body guard)!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yıllar sonra&nbsp;<strong>Soros</strong>, “<em>sizin en iyi ihraç ürününüz Ordunuz</em>” derken de bunu demek istemişti.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu hafta Ankara’da toplanan NATO toplantısında Amerika’nın densiz başkanının Türkiye’ye övgüler dizmesini de buna göre değerlendirmek gerek. Eğer biri size aşırı iltifat ediyorsa, üstelik bu geçmişte sizi çok aşağılamış biri tarafından yapılıyorsa, sizi kullanacak demektir!..&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Nitekim işin içyüzü anlaşıldı. Boğaz’da bir&nbsp;<strong>NATO Deniz Üssü</strong>, Adana’da da&nbsp;<strong>NATO’ya bağlı bir kolordu</strong>&nbsp;kurulması söz konusuymuş. Bunların küresel etkilerini bir kenara koyalım. Fakat en azından&nbsp;<strong>Rusya ve İran’la papaz oluruz!.</strong>.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Atatürk’</strong>ün&nbsp;<strong>“Kuzey’deki Büyük Komşu</strong>muzurahatsız edebilecek girişimlerden kaçınmak vediğer<strong>&nbsp;komşularla&nbsp;</strong>daiyi&nbsp;<strong>ilişki</strong>ye dayalı” dış politikasının,&nbsp;<strong>İnönü&nbsp;</strong>tarafından terkedilmesinin bedelini çok ağır ödedik. Günümüz konjonktüründe ödeyeceğimiz bedel çok daha ağır olacak, Türkiye’nin bölünmesi hatta yok olması söz konusu olacaktır. Unutmayalım ki Amerika dahil, NATO’daki müttefiklerimiz de bunu istiyor. Çünkü&nbsp;<strong>bunlar</strong>ın tümü bin yıldır&nbsp;<strong>Türk ve Türkiye düşmanı&nbsp;</strong>olup hiçbir zaman dost olmamışlardır!..</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu bakımdan “23 centlik asker&#8221; olduğumuzu hiçbir zaman unutmamalı ve asla&nbsp;<strong>gaza gelmemeliyiz!..</strong>&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Azim ve Karar, 10.07.2026</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TÜRK’Ü TARİHTEN SİLECEK GÜÇ DAHA DOĞMADI</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/turku-tarihten-silecek-guc-daha-dogmadi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 Jul 2026 00:32:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mahiye Morgül]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.azimvekarar.net/?p=8218</guid>

					<description><![CDATA[Mahiye Morgül &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; Trump ilk iş bize salvo ateş saldırdı, yüzümüzü önümüze eğdirdi. Kimse ona cevap veremedi. Çok iyi psikoloji biliyor.&#160; “Bana sadık ülkesiniz. Erdoğan her dediğimi yapıyor. Evangelist Rahip Bronson’u sal gelsin, dedim saldı” dedi. Bismillah, efendimiz kimdir, onu gösterdi. Bize hiza verdi. Ondan cesaret alan eğitim bakanımız da kalktı bize tarih dersi verdi, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Mahiye Morgül</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Trump ilk iş bize salvo ateş saldırdı, yüzümüzü önümüze eğdirdi. Kimse ona cevap veremedi. Çok iyi psikoloji biliyor.&nbsp; “Bana sadık ülkesiniz. Erdoğan her dediğimi yapıyor. Evangelist Rahip Bronson’u sal gelsin, dedim saldı” dedi. Bismillah, efendimiz kimdir, onu gösterdi. Bize hiza verdi. Ondan cesaret alan eğitim bakanımız da kalktı bize tarih dersi verdi, gördünüz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Diğer yandan, NATO’yu protesto edenler için büyük önlemler alındı. Örneğin, komedyen Deniz Göktaş susturuldu, içeri atıldı. Şahsen ben onu bu sayede tanıdım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir önlem de eski tüfeklere vardı. NATO toplantısından önce, Anadolu’da Trump’ı protesto etmesi muhtemel bazı eski tüfeklerin daire kapısına “sakın evinden dışarı çıkma” uyarısı bırakıldı. Bir plastik özel imalat kap, saksıymış gibi, hacmine göre oldukça ağır ve üzeri elektronik cihaz desenli, buna sokulmuş üç dal pembe plastik tomurcuk gül, yanında fıslama sesi veren minik plastik pompa… Bu ne böyle demeyin. Prof.Bahriye Üçok’un kapısına bırakılan hediye paketini hatırlayacaksınız, doğru çöpe bırakacaksınız.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Neyseki NATO toplantısı bitti, birbirine girdiler, gittiler. Giderken, Suriye Fransa’ya tepside sunuldu, var mıydı gündemde?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Amerika can havliyle yandaş ararken, İran, öldürülen liderinin cenazesinde milyonları buluşturdu, hatta Irak ile yasta birleşti. Dünyayı Amerika-İsrail şerrine karşı birleştirdi İran.</p>



<p class="wp-block-paragraph">NATO’cular Ankara’da boy boy sahne alırken bizim eğitim bakanımız ne yaptı? Şu, 1.sınıf tuvaletleri oğlan çocukların tacizleriyle inlerken elini ovuşturan zat, Kurtuluş Savaşını içine sindirememişliğini kaçırdı ağzından. Kurtuluş mu, neyden kurtulmuşuz? Meğer Kurtuluş Harbini müfredattan çıkarmış, bunu da Meclis’te AKP vekillerine ağzından kaçırmış. Aydınlık gazetesi yazarı bunu dışarıya verdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türk tarihi tarihten silinmek üzere tırtıklanıyor!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dikkat edin, 2004’den beri müfredat kırpıla kırpıla içinde bir şey kalmadı. Son Maarif Modeli dedikleri kitaplarla, Bilimsel, Milli, Manevi ve Kültürel kavramlarımız tarihten silinmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Her bin yılda bir bize, Türklere, batılı emperyalist devletlerin egemen sınıfı olan Yahudi bankerleri tarafından Tarihten Silme Cezası verilmektedir.&nbsp; Ama işte, halen daha silemediler bizi. Çok zayiat verdik, çok kan kaybettik ama işte buradayız. İran ve Anadolu ve Kafkasya ve Rumeli, işte buradayız!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Batıdan gelen yağmacılar, bilimevlerini ortadan kaldırıp oraları kiliseye çevirirken bilgelerimiz kitapları doğuya, Harran’a, Bağdat’a, Alamut Kalesine, Buhara’ya, Tibet’e kaçırdı. Tarihin en büyük silme cezası olan Milat, sıfırlama, Sezar döneminde Mitridate VI için verildi. Çünkü Mitraizm yayılıyordu. Faizi ve köleliği kaldıran bu Hilal inanışlı bilim ve kuman-ortaklık kültürü Oğuz töresiydi. Ahi (Ay) Anayasasında bile izleri vardı. Kemalizm de budur. İşte bu kültürü yok etmek için defalarca yağmacı ordular saldılar üstümüze. Bitiremediler bizi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Şimdi sıkı durun. Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yenildiğimi görmektense ölürüm, Ya İstiklal ya Ölüm!” şiarının kök atası olan VI.Mitridate’nin bugün Rize’de yeni izlerine rastladım. Dişçide beklerken oldu bu. Orada çalışan Veliköylü Bahar Meral hanımla sohbetimizde karşıma çıktı. Antik Kolkhis döneminde Mitra (Mitri/Bedri/ Ay) kültüründe boğa kurban etmek üzerine sohbet ediyorduk. Kavurmasıyla ünlü eski adıyla Vela bu töreden kalma bir yer görünüyor, diyordum. Anlattı. Bahar hanımın ninesinin ninesine Mitrika denirmiş. Bir tarihte bahçesine dadanan boğayı öldürmüş, ufak tefek birisi olduğu halde büyük cesaretle bunu yapmış ve ona MİTRİKA diye lakap takılmış. Mitri-cik demektir. Mitri (Lazca Bedri), Mitraizmde boğayı öldüren kralın adıdır.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ninesi boğa öldürdüğü için ona MİTRİKA denilmesiyle birebir örtüşen bu benzetmeye şoklar yaşadı. Meral sülalesi Mitrikler olarak anılmaktaymış. Bu canlı örneğe ikimiz de çok sevindik. Mitri adı kralımızın başkadın savaşçısı Kabardey Paci Fırtına Aba’nın madalyonundaki adı olup aynan bugünkü harflerle yazılmıştır! Bu da önemli ispattır ki Latin harfleri bizim antik Oğuzca kral harflerimizdir.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Bahar hanımın soyadı olan Meral’in fonetik açılımında MER’ler, yani antidot için yılan yetiştiricisi, panzehir yapanlar, tıpla ilgili kimseler çıkıyor. Kral Mitridate zaten Mitridatikom panzehirini kendinde kullanarak ölümü yenen ilk kralımızdı.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Bu kadarla bitmedi. Veliköylü yazar arkadaşım Hatice Kopuz’u aradım, aile lakaplarını sordum, “karatavuk” dedi. Günün ikinci şokunu yaşadım; karatavuk kanı, Mitridatikom panzehirine kralın kattığı zehirli kanı üreten kuşun adı idi. Demek ki Kopuzlar sadece antik Türk kopuzu çalmıyor, bir de karatavuk yetiştirerek kanını panzehir üretiminde kullanıyorlardı. Kralın Rize Kalesinde saklanan el yazmasında bu tarif yazılıydı. (Bkz.Prof.Murat Arslan, Mitridates VI Eubadore, s.522)</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Veliköy çevresindeki yüksek dağların ve tepelerin adları; Hordoloş (Gordi Ulusu), Hordi (Kurt) köyü, Gelinkaya’daki kaya rölyefte at üstünde gelin ile arkasında dünürcüleri, denize bakan tepede ateşlik (Taşlık tepe) ve kadın asker mezarları, bu tepeden Askoroz/Bahriye suyuna inen Metro tüneller, Petek yolu (Fetekoz), hilal biçiminde Baleva (Ay/Heva Beli) sırtı, bu sırttaki Palici (Opalizi Kraliçe Semiramis ile sesdeş) lakaplı aile. Başka antik işaretler de vardı; birkaç yıl önce Veliköy tepesinde Kopuzların dağında dronla tespit edilen gömülü bir kılıç ortaya çıkartılmıştı. Ki bence, derinlerde gömülü bir kral mezarı olmazsa o kılıç dağın en tepesinde olmazdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İşte Veliköy’de Oğuz tarihinden izler. Romalı tefeci zalimler VI.Mitridate’yi tarihten silemedi.&nbsp; &nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ey Yusuf Tekin, Türk tarihini silmeye senin de gücün yetmez. Seni orda tutan hangi güçtür, Tayyip Erdoğan’ı nasıl aştığını bir anlat bize. Müfredatı sıfırlamaya senin gücün yetmez, kimlerle çalıştığını söyle.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Azim ve Karar, 09.07.2026</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TÜRK MİLLETİNİN UTANÇ BORCU</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/turk-milletinin-utanc-borcu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Jul 2026 10:15:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ceyhun BALCI]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.azimvekarar.net/?p=8213</guid>

					<description><![CDATA[Ceyhun Balcı Eşi benzeri görülmemiş, gösteriş tutkusunu dışa vuran savurganca harcamalar! Macron sabah koşusu yapacak diye park ve yol kapatmalar. Daha önce hiç uygulanmamış yasaklar ve kısıtlamalar. Konukların güvenliğini sağlamak hiç kuşkusuz konukseverliğin bir parçasıdır. Ama, bu kadarına pes demekten de kaçınılmamalıdır. Terör örgütünün yanından geçmesi olası olmayan emekli insanlara yönelen ve tutuklamaya varan devlet [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ceyhun Balcı</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Eşi benzeri görülmemiş, gösteriş tutkusunu dışa vuran savurganca harcamalar!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Macron sabah koşusu yapacak diye park ve yol kapatmalar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Daha önce hiç uygulanmamış yasaklar ve kısıtlamalar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Konukların güvenliğini sağlamak hiç kuşkusuz konukseverliğin bir parçasıdır. Ama, bu kadarına pes demekten de kaçınılmamalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Terör örgütünün yanından geçmesi olası olmayan emekli insanlara yönelen ve tutuklamaya varan devlet terörü.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="335" height="597" src="https://www.azimvekarar.net/wp-content/uploads/2026/07/image.png" alt="" class="wp-image-8214" srcset="https://www.azimvekarar.net/wp-content/uploads/2026/07/image.png 335w, https://www.azimvekarar.net/wp-content/uploads/2026/07/image-168x300.png 168w" sizes="auto, (max-width: 335px) 100vw, 335px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Haftalar öncesinde başlayan baskı ve yasaklamalar pek emin olmasak da sona erdi diyelim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bizi çok seviyor budalalığı arasında kaynayan Anıtkabirsiz Trump kurgusuna <strong>“iyi ki Anıtkabir’e çıkmadı, böylece bu yüce yer kirlenmedi” </strong>avuntusu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kimse kaygılanmasın!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Anıtkabir bir pedofilin kirletemeyeceği denli temiz bir yerdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Trump’ın Anıtkabir saygısızlığı simgesel. Bölgemize atadığı vali bozuntusunun söylemleriyle bire bir örtüştü bu yaptığı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ülkemizi yönetene yaptığı güzellemelerle valinin monarşi vurgusu birleştirildiğinde gerçek tüm açıklığıyla ortaya çıkıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Atatürk’ün izlerini silmekten usanmayan iktidarın Trump’ın bu yaklaşımından hoşnut olduğu kuşkusuz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">NATO doruğuna gelenlere verilen yemeklerden mehteran müziğine varıncaya dek bir dizi sunum <strong>“Osmanlı’nın dirilişi” </strong>imgesine dayandırıldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Son padişahın İngilizlere sığınması unutulursa eğer Osmanlı dirilişiyle güç arasında bağ kurmak olanaklı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Geçim sıkıntısı içinde <strong>“olmak ya da olmamak” </strong>savaşımı içindeki Türk Milleti’nin pek ilgisini çekmese de, bu görgüsüzlük örnekleri Türkiye’de değiştirilmiş olan rejimin Atatürk Cumhuriyeti’ne son ölümcül darbeleri olarak algılanmalıydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">NATO doruğunun sonuç bildirgesi Türkiye’nin iki komşusu İran ve Rusya’yı düşman olarak belirledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Trump bizi seviyorcular bu konuda ne düşünüyor diye sormak olanaklı olsaydı keşke.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Pedofil Trump’ın İran’a saldırıyı Ankara’dan başlatması da anlamlı ve önemli bir diğer ayrıntı oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">NATO doruğu gerekçesiyle haftalardır yaşananlara eklenen <strong>“alavera dalavera 23 sentlik asker göreve”</strong> kokan kurgu karşısında sessizliğini bozmayan Türk Milleti’nin hanesine bir utanç borcu daha eklenmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aydınlarının olguları ve olayları anlamak yerine ağlamayı yeğlediği ortama yakışan durumdur Türk Milleti’nin edilgenliği.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gazetelerde, televizyonlarda ve akla gelebilecek her ortamda “NATO eli kanlı bir suç örgütüdür” diyemeyen çok bilmişler de cabası.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Azim ve Karar, 09.07.2026</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>NATO KAFA</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/nato-kafa/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 05 Jul 2026 22:05:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Suay KARAMAN]]></category>
		<category><![CDATA[NATO]]></category>
		<category><![CDATA[Nato Kafa]]></category>
		<category><![CDATA[Nato Mermer]]></category>
		<category><![CDATA[NATO Zirvesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.azimvekarar.net/?p=8210</guid>

					<description><![CDATA[Suay Karaman 7 Temmuz Salı ve 8 Temmuz Çarşamba günleri ülkemizin ev sahipliğinde Ankara&#8217;da 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları zirvesi gerçekleşecek. Hem bölgenin hem de ülkemizin kaderini belirleyecek bu zirve öncesinde Türkiye’ye yapılan övgülerin ardından neler çıkacağını göreceğiz. Zaten ABD başkanının, Tayyip Erdoğan’ı sevindirecek hediye paketleriyle geleceğini söylemesi, birçok soru işaretini ortaya çıkarmaktadır. Zirvede [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Suay Karaman</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">7 Temmuz Salı ve 8 Temmuz Çarşamba günleri ülkemizin ev sahipliğinde Ankara&#8217;da 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları zirvesi gerçekleşecek. Hem bölgenin hem de ülkemizin kaderini belirleyecek bu zirve öncesinde Türkiye’ye yapılan övgülerin ardından neler çıkacağını göreceğiz. Zaten ABD başkanının, Tayyip Erdoğan’ı sevindirecek hediye paketleriyle geleceğini söylemesi, birçok soru işaretini ortaya çıkarmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Zirvede görüşülecek konular içinde savunma sanayi, yeni güvenlik stratejileri, askeri harcamaların arttırılması, Ukrayna’nın desteklenmesi ve Kıbrıs sorunu öne çıkmaktadır. NATO içinde bulunan ülkelerden Yunanistan’ın bizim Ege adalarımızı işgal etmesi gündeme gelmemektedir. Ülkemizin bölünmesi için çalışan PKK terör örgütüne NATO ülkeleri destek vermektedir. Birçok NATO üyesi ülke parlamentolarında sözde Ermeni soykırımı hakkında yasa çıkarmıştır. Kıbrıs’tan Türk askerinin çekilmesini ve Kıbrıs Türkleri ile Rumların tek devlet haline gelmesi savunulmaktadır. Özellikle ABD, ülkemize silah ambargosu uygulamaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">NATO’nun, dolayısıyla ABD’nin istekleri bitmez; Karadeniz’in bekçiliğini yaparken, aynı zamanda Adana’da kurulacak çokuluslu kolordu karargâhında asker konuşlandıracak ve Ortadoğu’nun bekçiliğini yapacağız. Bunun yanında ortak savunma bütçesine katkımız %2’den %5’e çıkarılacaktır, üstelik bu bütçenin nasıl kullanılacağına da NATO karar verecektir. Her türlü olumsuzluk açık açık ortadayken, ABD emperyalizminin küresel kontrol gücü olan NATO’ya güvenmek, aymazlık, sapkınlık ve hatta ihanettir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Emperyalizme karşı savaşarak kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti Ankara’da daha NATO zirvesi başlamadan yapılan hazırlıklar ve uygulanan olağanüstü güvenlik önlemleri, temel hak ve özgürlükleri kısıtlayan bir baskı düzenine dönüştürülmüştür. Demokratik haklar sınırlandırıldı, kamusal alan daraltıldı, bazı yollar kapatıldı ve kamu çalışanlarına idari izin verildi. NATO zirvesini protesto edebileceği&nbsp; olasılığına karşı birçok insanın evi basıldı ve birçok insan tutuklandı. Gazetecilerin sorabileceği sorulardan korkulduğu için, eleştirel medyanın zirveyi izlemesi engellendi. Bu süre içinde her türlü toplantı ve gösteri yasaklandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’nin demokratik ve özgür bir dünyanın temsilcisi olmayan NATO’da kalmasının, ülkemize bir yararı yoktur. Türkiye’ye karşı yapılan maddi ve siyasi tüm olumsuzlukların NATO ülkelerinden geldiği bellidir. Günü geldiğinde, şartlar olgunlaştığında, siyasi, askeri ve ekonomik açıdan belli bir güce ulaştığında ülkemizin bu emperyalist örgütten çıkması gerekir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dünyanın silahlanmaya değil, barışa gereksinim duyduğu bir dönemde NATO toplantısı ile dünyanın geleceği ipotek altına alınmaya çalışılmaktadır emperyalist ABD’nin isteğiyle. Bizde ise muhalefet partileri toplantının amacından çok, alınan önlemlerle ilgilendiler. Zirve için alınan önlemleri ve tutuklananları eleştiren Özgür Özel, “<em>Ankara&#8217;ya değil, Erdoğan&#8217;a yakışan şeyler oluyor. Yabancı liderler gelecek diye kendi insanına çile tasarlayan, Meclis&#8217;i, kamu kurumlarını, sokakları kapatan bir acayip OHAL var</em>” dedi. Özünde doğru ama zirvenin amacı ve getireceği sonuçlar üzerinde durmak gerekir. NATO ve AB’ye bağlılık sözünde bulunanlar için, amacın değil, söylemin ya da gösterişin önemli olduğu ortaya çıkmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yeni parti kurmak için özel bir gün bekleyen Özgür Özel ve onu destekleyenler için “<em>işte o kafa, işte o mermer</em>” anlamına gelen Yunancada “<em>ná’to kefalí, ná’to mármaro</em>” diye bir deyim vardır. Bu deyim “<em>nato kafa, nato mermer</em>” olarak dilimize geçmiştir. Anlamı; bazılarının mermer gibi kafaları vardır ve içine bir şey sokabilmek olanaksızdır. Bazı kişilerin duyarsız, anlayışsız, söz anlamaz ya da kısaca ‘taş kafalı’ olduğunu anlatmak için de kullanılır. Kuvayı Milliye’den, Müdafaa-i Hukuk’dan, Ulusal Kurtuluş Savaşımızdan, Halk Fırkası’ndan doğan ülkemizin kurtuluş ve kuruluşuna öncülük etmiş, yüz yıllık bir çınar olan Cumhuriyet Halk Partisi’ni bırakmaya çalışanlar ve yeni parti kurmaya hazırlananlar için bu deyim yeterince açıklayıcıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Azim ve Karar, 6 Temmuz 2026</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HERKES UYURKEN ONLAR KIZGIN GÜNEŞ ALTINDA ÇAPADA, HABERİNİZ VAR MI?</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/herkes-uyurken-onlar-kizgin-gunes-altinda-capada-haberiniz-var-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 05 Jul 2026 09:28:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mustafa KAYMAKÇI]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.azimvekarar.net/?p=8208</guid>

					<description><![CDATA[Mustafa Kaymakçı Önce gazetelerin son sayfalarında çıkan bir habere bakalım. Belki de çoğu insanımızın dikkatini çekmemiştir. Haber şöyle:” Urfa’dan Kayseri’nin Yeşilhisar ilçesine gelen mevsimlik tarım işçileri, hergün saat beşte kalkarak&#160; ilçedeki ayçiçeği,pancar ve kapak gibi ürünlerin çapasını yapıyor. Güneş doğmadan güne başlayan işçiler zorlu mesainin &#160;ardından akşam saatlarinde çadırlarının yolunu tutuyor.Tarım işçilerinden Hatice Umdu,”Mevsimlik işçi [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Mustafa Kaymakçı</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Önce gazetelerin son sayfalarında çıkan bir habere bakalım. Belki de çoğu insanımızın dikkatini çekmemiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Haber şöyle:” <em>Urfa’dan Kayseri’nin Yeşilhisar ilçesine gelen mevsimlik tarım işçileri, hergün saat beşte kalkarak&nbsp; ilçedeki ayçiçeği,pancar ve kapak gibi ürünlerin çapasını yapıyor. Güneş doğmadan güne başlayan işçiler zorlu mesainin &nbsp;ardından akşam saatlarinde çadırlarının yolunu tutuyor.Tarım işçilerinden Hatice Umdu,”Mevsimlik işçi olarak saat beşten ondokuza kadar çalışıyoruz.Herkesin uyuduğu saatlarde biz sabahleyin tarlaya geliyoruz.Çadırlarda yaşamak zor.Yılın 12 ayının 7 ayını burada geçiriyoruz</em>”<strong>(*)</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir tarımcı olarak ben de çok sayıda tarım işçisinin dramına tanıklık etmiştim. Ancak bir tanesi canımı yakmıştı. İzmir’in Kınık ilçesinde kurutmalık domates işçilerinin çok zor koşullarda çalıştıklarını, derme çatma çadırlarda&nbsp; barınan işçilerin çok küçük bebelerin&nbsp; de kızgın güneş altında&nbsp; oynadıklarını&nbsp;&nbsp; gözlemlemiştim.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&nbsp;“<em>Mevsimlik Tarım İşçileri</em>” Kimlerdir?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Her yıl sayıları milyonlarla ifade edilen gezici mevsimlik işçiler; Şanlıurfa, Adıyaman, Diyarbakır, Batman, Mardin, Şırnak gibi iller başta olmak üzere Doğu ve Güneydoğu Bölgesi&#8217;nden ilkbahardan başlayıp sonbahara kadar Türkiye&#8217;nin farklı bölgelerine çalışmaya giderler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mevsimlik tarım işçiliğine giden Suriyeli göçmen sayısı ise son yıllarda oldukça yüksek.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mevsimlik işçilerin çalışma takvimi ise ürünlerin hasat zamanına göre belirlenir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>“<em>Mevsimlik Tarım İşçileri</em>”&nbsp; Statüsü Ne?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Mevsimlik tarım işçilerinin çalışma koşulları, ilk defa 2010/6 sayılı Başbakanlık Genelgesiyle düzenlenmişti. Daha sonra&nbsp; Korana’nın çıkışıyla 2017 yılında mevsimlik tarım işlerinde yapılabilecek hizmetler Başbakanlık’ın 2017/6 sayılı Genelgesi&nbsp; ile yenilenmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Mevsimlik Tarım İşçileri Açısından Çözüm Var Mı?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Çözüm için önce şunlar sorulabilir mi?</p>



<p class="wp-block-paragraph">•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Türkiye’de mevsimlik tarımsal işçilik sonsuza değin sürecek mi? Bir başka deyişle mevsimlik tarım işçiliğini yaratan neden konusuna çözüm bulunmayacak mı? Konuya bir de buradan bakmak gerekmez mi?</p>



<p class="wp-block-paragraph">•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Mevsimlik tarım işçiliğin temelinde, Doğu ve Güneydoğu Bölgesi&#8217;nin feodal yapısı ve geri kalmışlık sorunu yok mu? Sorun, aynı zamanda ayrılıkçı terör hareketi tarafından kullanılmıyor mu?</p>



<p class="wp-block-paragraph">•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İşsizlik; topraksızlık, toprak yetersizliği ve bölgedeki sanayi ve hizmet sektörünün eksikliğinden beslenmiyor mu?</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Çözüm Ne?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Çözümün birinci ayağı, “<em>Bölgede Sosyal Devlet İlkesi</em>”nin gerçekleştirilmesi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunun birbiriyle&nbsp; bağlantılı üç aşaması var. Nedir bunlar?</p>



<p class="wp-block-paragraph">•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kalıcı bir toprak reformunun yapılması,</p>



<p class="wp-block-paragraph">•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Toprak reformu ile birlikte çiftçilerin kooperatif örgütlenmesinin egemen kılınması,</p>



<p class="wp-block-paragraph">•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kamu yönlendiriciliği ve egemenliğinde tarımsal sanayinin kurulması</p>



<p class="wp-block-paragraph">İkinci ayağı da, giderek güçlenen dinsel eğitim yerine Türkiye’de Cumhuriyet ile başlatılan ulusal ve laik eğitim ve eğitim birliği ilkesinin yeniden güçlü bir şekilde yaşama geçirilmesi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aslında, değinilen konular salt Doğu ve Güneydoğu’yu değil, bütün Türkiye’yi ilgilendirmiyor mu?</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>(*)</strong>“<em>Herkes uyurken onlar tarlada</em>”, Nefes Gazetesi,28 Haziran 2026&nbsp; s.8</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&nbsp;Azim ve Karar, 3 Temmuz 2026</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
