<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Azim ve Karar</title>
	<atom:link href="https://www.azimvekarar.net/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.azimvekarar.net</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sun, 18 Oct 2026 21:49:53 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.3</generator>
	<item>
		<title>KARDEŞİM İLHAM</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/kardesim-ilham/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 18 Oct 2026 21:06:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Suay KARAMAN]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan]]></category>
		<category><![CDATA[İlham Aliyev]]></category>
		<category><![CDATA[Türban]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.azimvekarar.net/?p=8402</guid>

					<description><![CDATA[Suay Karaman Bugün ülkemizin gündeminde çok önemli bir yer tutan fon vurgununu gözden düşürmek için, Mekke anlaşmasını unutturmak için, çerçeve yasanın ülkemize getireceklerini saklamak için, yaşanan hukuksuzlukları gölgelemek için her yol denenmektedir. Gerçi ne yapılırsa yapılsın, er ya da geç yapılan tüm bu olumsuzlukların ve pisliklerinin ortaya saçılacağı ve hesap sorulacağı günler de gelecektir. Azerbaycan [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Suay Karaman</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugün ülkemizin gündeminde çok önemli bir yer tutan fon vurgununu gözden düşürmek için, Mekke anlaşmasını unutturmak için, çerçeve yasanın ülkemize getireceklerini saklamak için, yaşanan hukuksuzlukları gölgelemek için her yol denenmektedir. Gerçi ne yapılırsa yapılsın, er ya da geç yapılan tüm bu olumsuzlukların ve pisliklerinin ortaya saçılacağı ve hesap sorulacağı günler de gelecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Azerbaycan Eğitim Bakanlığı tarafından 2010-2011 eğitim-öğretim yılında okullarda tek tip kıyafet zorunluluğu getirilerek, ilk ve ortaöğretim kurumlarında türban yasağı uygulandı. 2026 Temmuz ayında ‘Genel Eğitim Hakkında Kanun’da yapılan düzenlemelerle okullarda ulusal kılık-kıyafet esasları yeniden netleştirildi ve kamu okullarındaki kısıtlamanın uygulamasına devam edildi. Aynı şekilde benzer yasaklar Tacikistan, Kazakistan ve Kırgızistan’da da vardır. Bu ülkelerde ‘Okul Üniforması Standardı’ ile okullarda dini sembol olan türban, tesettür ve peçe kullanımı yasaklanmıştır. Bu üç devlette aynı yasak uygulanırken, neden sadece Azerbaycan’ın üstüne gidiliyor olmasının üzerinde durmak gerekir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Azerbaycan Eğitim Bakanlığı’nın türban yasağı için AKP milletvekilleri ve Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral, eleştirel açıklamalarda bulundu. Oktay Saral’ın sosyal medyadaki paylaşımı şöyleydi: “<em>Azerbaycan’da başörtülü öğrencilerin eğitim hakkının engellenmesi kabul edilemez! İnancı gereği başını örten bir öğrenciyi okul kapısında bırakmak, hangi vicdana, hangi adalete sığar? Başörtüsü engel değil, inancın gereğidir! Eğitim hakkı hiçbir ideolojik dayatmaya kurban edilemez! Azerbaycan’ın bu yanlıştan bir an önce dönmesini bekliyoruz.”</em> Bunun üzerine Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev&#8217;in partisi olan Yeni Azerbaycan Partisi bir açıklama yayınladı:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“<em>Türkiye Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral ve AKP milletvekillerinin yaptıkları popülist ve sorumsuz açıklamalar, son derece üzücüdür. Eğitim alanında uygulanan kurallar, eşitlik, laiklik, hukukun üstünlüğü ve tüm vatandaşlar için eşit fırsatlar sağlama ilkelerine dayanmaktadır.&nbsp; Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası&#8217;na göre, Azerbaycan laik bir devlettir. Bu ilke, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası&#8217;nda da yer almaktadır.&nbsp; Bu tür konuların Azerbaycan&#8217;a karşı siyasi baskı aracı olarak kullanılması, egemenliğimize ve içişlerimize müdahale edilmesi kabul edilemez. AKP hükümetini bu zararlı politikadan vazgeçmeye çağırıyoruz</em>.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Öncelikle okullar bilim yuvasıdır, dini sembollerin sergilendiği veya dini kuralların dayatıldığı yerler değildir. İnancın arkasına sığınılarak kız çocukların, erkekler tahrik olmasın diye başlarının kapatılmasına izin verilmesi doğru değildir. Bu sapıkça bir düşünce olduğu gibi, aynı zamanda da kadın düşmanlığıdır. Bu çağda bunların dayatılması gelecek için kaygı vericidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Son İslam halifesi Abdülmecit Efendinin (1868-1944) kızı Dürrüşehvar Sultan’ın (1914-2006) hiçbir zaman türban takmaması nasıl değerlendirilmelidir? Eğer örtünme dini inanç gereği olsaydı Dürrüşehvar Sultan’ın açık başıyla fotoğraflarını kimse görmezdi. Dini inanç diyerek, örtünmeyi dayatmak nedir? Bugün türban takanların dini&nbsp; inançları, halifenin kızı ve ailesinden daha mı çoktur? Türban takanlar daha mı Müslüman sayılmaktadır? Türban ile örtülmek istenen nedir? Afganistan’da kız çocukları hiç okula gidemiyor ama ülkemizde bunu protesto eden hiç dini inançlı birine rastlamıyoruz. Bu kişiler okullarda kızlara türbanı yasaklayan Azerbaycan gibi ülkelere ayar vermeye çalışıyorlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">28 Mayıs 1918 tarihinde kurulan Azerbaycan Halk Cumhuriyeti, Müslüman dünyasının ilk laik ve demokratik parlamenter cumhuriyetiydi. 21 Temmuz 1919 tarihinde kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanınması, Müslüman dünyasında bir ilkti ve birçok Avrupa ülkesinden bile önce gerçekleşmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1960 yılında Bakü’nün merkezine dikilen ‘Özgür (Azad) Kadın’ heykeli, toplumsal baskılardan kurtulan Azerbaycanlı kadınların çarşafı üzerinden atmaları ile eğitim ve toplumsal hayata eşit katılımını sembolize etmektedir. ‘Özgür (Azad) Kadın’ heykeli bugün de Bakü’nün merkezindedir ve Azerbaycan halkının değerlerini yansıtmayı sürdürmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Azerbaycan’da din, hiçbir zaman güçlü bir toplumsal etkiye sahip olmadı. Azerbaycan devletinin attığı adımlar kendi ulusal çıkarlarını, ulusal değerlerini, yüz yılı aşkın laiklik geleneğini ve ülkelerinin istikrarını korumaya yöneliktir. Egemen bir devlet olan Azerbaycan’ın aldığı kararlar kendisini ilgilendirir. Siyasi iktidarın, şimdi Azerbaycan üzerinden gündem değiştirmeye çalıştığı bellidir. 18 Ekim 1991 tarihinde Azerbaycan Cumhuriyeti bağımsızlığını yeniden kazandı ve bugün ‘Kardeşim İlham’dan nerelere geldiğimizin farkında mıyız?</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Azim ve Karar, 19 Ekim 2026</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ÇAĞIN BİLEŞENLERİ : GALYUM, SEYREK ELEMENTLER, TANTAL</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/cagin-bilesenleri-galyum-seyrek-elementler-tantal/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Oct 2026 19:46:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ceyhun BALCI]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.azimvekarar.net/?p=8398</guid>

					<description><![CDATA[Ceyhun Balcı Türk ve dünya kamuoyu yapay zekanın fanteziye varan yanıyla ilgilenirken birşeylerin gözden kaçmaması olanaksız. Yapay Zekâ’ya tutsak düşer miyiz? Bu soruya yanıt ararken yapay zekânın gelişiminde önemli rolü olan elementler gözden kaçırılmamalı. Trump’ın önce Ukrayna’nın sonra da Türkiye’nin seyrek elementlerine göz koyması hiç kuşkusuz konuya ilişkin (olmayan) farkındalığı doğurdu. Yapay Zekâ’nın geliştirilmesi için [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ceyhun Balcı</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Türk ve dünya kamuoyu yapay zekanın fanteziye varan yanıyla ilgilenirken birşeylerin gözden kaçmaması olanaksız.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yapay Zekâ’ya tutsak düşer miyiz?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu soruya yanıt ararken yapay zekânın gelişiminde önemli rolü olan elementler gözden kaçırılmamalı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Trump’ın önce Ukrayna’nın sonra da Türkiye’nin seyrek elementlerine göz koyması hiç kuşkusuz konuya ilişkin (olmayan) farkındalığı doğurdu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yapay Zekâ’nın geliştirilmesi için veri merkezlerinin ve gelişmiş yongaların olmazsa olmazlar olduğu artık biliniyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Durum böyle olunca yonga yapımında önem taşıyan elementler üzerindeki egemenlik gündeme geliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Galyum</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Yüksek gerilim ve sıcaklık etkisi altında verimli çalışabilecek elektronik bileşenlerin temel yapıtaşıdır Galyum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Galyumda Çin’in ezici üstünlüğü söz konusudur. Bu üstünlük % 99 oranıyla ifade edilmektedir. Çin’in bu stratejik üstünlüğünü korumak ve sürdürmek için Galyum dışsatımını sınırladığı biliniyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Galyum, alüminyum üretiminde kullanılan boksitin ayrışmasıyla açığa çıkan bir element. Çin’in alüminyum üretimindeki gelişmişliği günümüzdeki Galyum üstünlüğüne giden yolu açmıştır denebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Seyrek Elementler</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">On yedi (17) elementten oluşan bu öbekte de Çin’in % 69’a varan üstünlüğü söz konusu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu öbekte yer alan Neodimyum ve Praseodimyum güçlü mıknatısların üretiminde kullanılıyor. İçinde bulunduğumuz çağa <strong>“mıknatıs çağı”</strong> diyenlerin varlığı anımsandığında bu elementlerin önemi daha iyi anlaşılacaktır. Yarı iletken, optik gereçler ve ekranların yapımında da kullanılan seyrek elementler yapay zekanın temel taşlarıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Tantal</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Yapay Zekâ’nın önemli bileşenlerinden kondansatörlerin yapımında önemli rolü olan Tantalde ise egemenlik Afrika ülkelerinde. Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Ruanda ve Nijerya dünya Tantal üretiminin % 83’ten çoğuna sahip.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Üç grup altında irdelenen stratejik elementlere sahip olmak elbette Yapay Zekâ’da üstünlük sağlamak anlamına gelmiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu elementlere sahip olmak kadar onları ürüne dönüştürmek de bir o kadar önemli.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sahip olduklarını işlemenin yanı sıra dünya pazarına sunumu konusunda söz sahibi olan Çin’in kısıtlayıcı önlemleri yarışta geri kalmak istemeyen ABD, Avrupa ve diğer ülkeleri element arayışına yöneltmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Önümüzdeki dönem ham madde arayışı savaşlarına sahne olacak gibi görünüyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ukrayna ve Türkiye’den sonra sıra kim(ler)de?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Görsel, Herkese Bilim Teknoloji dergisinin 9 Ekim 2026 tarihli 541. sayısından alınmıştır.<br></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Azim ve Karar, 12.10.2026</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SÜTTE LEKE VAR</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/sutte-leke-var/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Oct 2026 09:02:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Suay KARAMAN]]></category>
		<category><![CDATA[Cemil Tugay]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Seçmeni]]></category>
		<category><![CDATA[Sütte leke var]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.azimvekarar.net/?p=8395</guid>

					<description><![CDATA[Suay Karaman 31 Mart 2024 tarihindeki yerel seçimler öncesinde CHP Genel Başkanı Özgür Özel adayların önseçimle belirleneceğini söylemiş, bunu namus borcu olarak tanımlamıştı. Ancak vakit darlığının ve teknik gerekçelerin arkasına sığınılarak, yerel seçimlerde adayları partide yetkili birkaç kişi belirledi. Böylece İzmir’de Cemil Tugay aday gösterilip, belediye başkanı seçildi. Cemil Tugay, 29 Ocak 2026 tarihinde AKP&#8217;ye [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Suay Karaman</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">31 Mart 2024 tarihindeki yerel seçimler öncesinde CHP Genel Başkanı Özgür Özel adayların önseçimle belirleneceğini söylemiş, bunu namus borcu olarak tanımlamıştı. Ancak vakit darlığının ve teknik gerekçelerin arkasına sığınılarak, yerel seçimlerde adayları partide yetkili birkaç kişi belirledi. Böylece İzmir’de Cemil Tugay aday gösterilip, belediye başkanı seçildi. Cemil Tugay, 29 Ocak 2026 tarihinde AKP&#8217;ye geçiş iddialarıyla ilgili olarak annesinin evlatlıktan red edeceğini, eşinin “boşarım” dediğini ve AKP’nin dünya görüşüne uymadığını söyledi ama 7 Ekim 2026 tarihinde AKP’ye geçti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mehmet Cengiz’in isteğiyle Karşıyaka’nın başarısız belediye başkanı İzmir’e belediye başkanı yapılırken, 15 Şubat 2024 tarihinde İzmir’de aday tanıtım toplantısında Özgür Özel şöyle demişti: “<em>sütte leke var, Cemil Tugay&#8217;da yok; kendi geleceği ve makam peşinde koşmayan güvenilir insan, yol arkadaşım.”</em> 6 Ekim 2026 tarihinde yol arkadaşı Cemil Tugay için “<em>partisini satan haindir, partisini bırakıp giden hain oğlu haindir</em>” demesi, siyasetteki çürümüşlüğü her yönüyle ortaya koymaktadır. Özgür Özel, kendisinin CHP’de kalıp mücadele etmek yerine partiyi bırakıp gittiğini de unutmuş olmalı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">CHP’den seçilen birçok belediye başkanı ve belediye meclis üyesi, partiden istifa ederek AKP’ye geçmektedir. Genel başkanın belirlediği adaylar, seçmenler tarafından sadece onaylatılmaktadır. Parti üyelerine sorulmadan, genel merkez tarafından atanan yöneticilerin parti örgütüne bağlılıklarının olmayacağını bilmeyenlerin, partide üst görevlerde bulunmaları parti içi demokrasiyi zayıflatmakta ve çürümüşlüğe yol açmaktadır. Cemil Tugay’ı aday yapan Özgür Özel ve bu kararı onaylayan parti yöneticileri aday belirleme süreçlerinin siyasi sorumluluğunu taşımaktadır. Ama işi bağırarak hakarete götürmek, ‘sütü bozuk’ demek, kendi suçluluklarının dışa vurumudur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cemil Tugay’ın parti değiştirmesiyle İzmir seçmeninin iradesi değişmez. İzmir seçmeni, Cemil Tugay’ın ne olduğunu bile bile oylarını CHP için vermiştir. Bugün belediyelerde iktidarın baskı ve tehdidi ile çıkar karşılığı gerçekleşen transferlerin nedenleri arasında karakter zayıflığı, aç gözlülük, siyasi bilinç yoksunluğu ve örgüt disiplinsizliği sayılabilir. Ama tüm bunlardan başka parti yöneticilerinin örgütün sesine kulak vermeden adayları kendilerinin belirlemesi, maddi ilişkiler ve adam kayırmacılık olduğu da bir gerçektir. Vatan ve millet yerine kişisel yarar sağlamak amacıyla yapılan siyaset toplumu çürümeye, ülkeyi de felakete götürür.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Birçok il ve ilçe belediye başkanının AKP&#8217;ye geçmesi tesadüf değildir. Yolsuzlukları ve ahlaksızlıkları bilinen böylelerinin, hangi pazarlıklar sonucu ve kimlerin isteğiyle aday yapıldıkları sorgulanmalıdır. Uşak belediyesi tarafından 170 bin Euro verilerek genel başkanın kullandığı CHP’nin minibüsü yenilenirken sessiz kalanlar, çürümüşlüğün temsilcileridir. 24 yıldır böyle bir iktidarın değiştirilememesi, muhalefetin başarısızlığıdır. Ülkemiz böyle siyasetçilerle çıkış yolunu bulamaz. Mevcut siyasilerden umut beklemek, boşuna bir çabadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yeni Parti grup başkan vekili Ali Mahir Başarır’ın Cemil Tugay için söylediği sözü alıntılamak gerekir: “<em>Ona tek önerim var. Biliyorsunuz estetik cerrah. Önce kendine bir işlem yapsın, yüzünü değiştirsin. Çünkü o yüzle İzmir sokaklarında gezemez.”</em> Yeni Parti yöneticilerinin de bu kadar yanlış aday seçimlerine, CHP’yi bırakıp gitmelerine, Antalya ve Uşak gibi belediyelerdeki çürümüşlüklere karşın sokakta gezmeleri de ilginçtir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cemil Tugay’ın AKP’ye katıldığı gün, AKP İstanbul milletvekili Yücel Arzen Hacıoğulları’nın TBMM’de İzmir Marşı’yla dalga geçmesi ve cumhuriyete sahip çıktığını söyleyen milletvekillerinin cılız tepkileri de unutulmayacaktır. Cumhuriyete sahip çıkanların TBMM’de İzmir Marşı’nı bağıra bağıra gururla söylemeleri gerekirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cemil Tugay’ın AKP’ye geçmesi konusunun kamuoyunda çok konuşulması gereksiz ve yersizdir. Çünkü bu tip olaylarla oyalanan kamuoyunun gözünden birçok olay kaçırılmaktadır. Fon vurgunu ve talanı soğutulmaktadır, eğitimin bitirildiği okullarda kanlı olaylar birkaç sözcükle geçiştirilmektedir. Futbol federasyonundaki yolsuzlukların üzeri örtülmektedir. Çerçeve Yasanın iptal istemiyle Anayasa Mahkemesine götürülmesi için süre 19 Ekim’de dolacaktır; bu konudan hiç söz edilmemektedir. Bunun ardından yeni anayasa yapımı gündeme getirilerek, bölünmeye doğru adım atılacaktır. TBMM tarafından onaylanmamış ve içeriği tam olarak bilinmeyen Mekke Anlaşması ile Suudi Arabistan’a asker, savaş araçları ve gereçleri gönderilmesi gündemdedir. Zaten emperyalizmin, bizi İran’la savaştırmak için her yolu denediği bilinmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Siyaset tıkanmıştır ve yetersiz siyasetçilerle büyük sorunları bulunan ülkemizin aydınlığa çıkamayacağı bellidir. Sütte leke var mı bilinmez ama tüm siyasetçilerde leke olduğu tartışmasız bir gerçektir. Bu nedenle yeni bir Müdafayi Hukuk hareketi başlatılarak, Kuvayi Milliye örgütlenmesi yapılması gerekmektedir. Her geçen gün karanlığa daha da saplanan ülkemiz için Kemalist ilke ve devrimleri özümseyen, tam bağımsızlık ve emperyalizm karşıtlığında bulunan tüm vatan sevenlerin örgütlenmesi kaçınılmazdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Azim ve Karar, 12 Ekim 2026</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TARİHİN BATI’DAN DEĞİL, DOĞU’DAN YAZIMINA AİT BİR ÖRNEK:</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/tarihin-batidan-degil-dogudan-yazimina-ait-bir-ornek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 11 Oct 2026 00:01:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mustafa KAYMAKÇI]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.azimvekarar.net/?p=8392</guid>

					<description><![CDATA[“ASYA’DAN BAKARAK ALMANLARIN TARİHİ -CERMENLERİN ULUSLAŞMASI-”(*) Mustafa Kaymakçı Batı Dünyası’nda günümüzde de göreli olarak devam eden tarih yazımında, oryantalist bakış (şarkiyatçılık) açısının egemen olduğu söylenebilir.&#160; Bilindiği üzere “Oryantalizm”, kökeni güneşin doğuşu anlamını içeren Latince “oriens” sözcüğüne dayanmakta. Coğrafi açıdan ise Doğu’yu tanımlar ve Doğu hakkında bilgi edinme peşinde olmak demek.&#160; Batı her zaman Doğu’ya ve [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">“<strong><em>ASYA’DAN BAKARAK ALMANLARIN TARİHİ</em></strong> <strong><em>-CERMENLERİN ULUSLAŞMASI-</em></strong><em>”</em><strong><em>(*)</em></strong><br><br><strong>Mustafa Kaymakçı</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Batı Dünyası’nda günümüzde de göreli olarak devam eden tarih yazımında, oryantalist bakış (şarkiyatçılık) açısının egemen olduğu söylenebilir.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bilindiği üzere “<em>Oryantalizm”,</em> kökeni güneşin doğuşu anlamını içeren Latince “<em>oriens”</em> sözcüğüne dayanmakta. Coğrafi açıdan ise Doğu’yu tanımlar ve Doğu hakkında bilgi edinme peşinde olmak demek.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Batı her zaman Doğu’ya ve Doğu uygarlığına ilgi göstermiş, bu ilgi zamanla Doğu-Batı karşıtlığı ve farklılığı üzerine inşa edilmiştir. Oryantalizmde Batı kimliği, bütün Batılı olmayan insanlar yani <em>“ötekilerle</em>” karşılaştırılarak daha üstün kabul edilmiştir.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tam da bu nedenle Doğu, Batı tarafından ayrıntılı incelenmeye uygun bir objeye dönüştürülmüş ve Batı’nın Doğu üzerinde sistemli bir şekilde bilgi sahibi olma heves ve merakı, oryantalizmi sürekli beslemiştir<strong>(**).</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Batı’nın Doğu hakkındaki bilgisinin temeli, oryantalist bakış açısıyla atılmıştır. Dahası oryantalist gezginler, Doğu’ya seyahat ederek gördüklerini, yaşadıklarını ve bazen tahminlerini ya da kurgularını ekleyerek, seyahatnamelerini kaleme almışlardı.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Birkaç yüzyıl öncesine kadar en önemli kitle iletişim araçlarından biri olan seyahatnameler, oryantalist incelemelere doğrudan kaynak olmuşlardı. Doğu’ya yapılan yolculukları anlatan seyahatnameler, özellikle 15. ve 16. yüzyıldan sonra artış göstermektedir. Bu artışın, İstanbul’u fetheden, bir başka deyimle Doğu Roma İmparatorluğu’nu yıkan Osmanlıların merak edilmesinden kaynaklandığı kuşkusuzdur.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Avrupa’da Sanayi Devrimi ile birlikte hızla endüstrisi gelişen Batı ülkelerinin kendilerinden daha geri olan Doğu ülkelerinde sömürge arayışına girmesi de Batı’nın Doğu’ya olan merakını tetiklemiş ve Batı’da, “<em>Doğu Araştırmaları</em>“ adı altında sistemleşmesine ortam hazırlamıştır .</p>



<p class="wp-block-paragraph">Oryantalist bakış açısının Batı’da, felsefeden ekonomi-politiğe, edebiyattan müziğe değin yaşamın her alanında yansıdığı gözlemlenmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Batı felsefesinde oryantalizmin, Batı’nın Doğu’yu (ve özelinde Türk ve İslam dünyasını) kendi merkezi konumuna göre tanımlama, anlamlandırma ve bir <em>&#8220;öteki</em>&#8221; olarak inşa etme biçimi olduğu söylenebilir. Aydınlanmanın Leibniz, Voltaire, Kant ve Herder gibi filozofları, yapıtlarında Doğu&#8217;ya ve özellikle Türk/İslam imgesine dair çeşitli kabulleri ve önyargıları üretmişlerdir<strong>(***)</strong>.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ekonomi-politiğe gelince, bırakınız emperyal ekonomistleri, örneğin Marx’ın ilk dönemlerinde Hindistan özelinde dile getirdiği “<em>ileri uygarlık, geri uygarlığı eritir, kendi suretinde yeniden yaratır”</em> söylemi ya da düşüncesi bu doğrultuda yorumlanabilir. <strong>(****)</strong> Bu yaklaşım, katıksız bir oryantalizm değil midir?&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Edward Said gibi düşünürler, Marx’ın bu ilk dönemdeki Avrupamerkezci ya da oryantalist bakış açısını, Batı sömürgeciliğini meşrulaştırabilecek bir ton taşıdığı gerekçesiyle eleştirmişlerdir. Ancak daha sonraki yazılarında Marx’ın bu dönüşümün faturasının sömürülen halka ağır kesildiğini ve asıl kurtuluşun ancak Britanya boyunduruğunun yıkılmasıyla ya da Batı&#8217;daki işçi sınıfı devrimiyle olası olabileceğini de vurguladığını belirtelim.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Edebiyatta oryantalistler arasında; Batı’nın Romantik Döneminde Lord Byron, Victor Hugo, Goethe ve sömürgeciliğin azgın döneminde Rudyard Kipling gibi şair ve yazarlar sayılabilir. Bunlar Doğu’yu kendi kültürel süzgeçlerinden geçirerek, genellikle egzotik, gizemli, akıldışı ya da geride kalmış olarak tanımlamışlardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Müzikte ise oryantalizm, Batı&#8217;nın kendi zihninde kurguladığı &#8220;<em>Öteki&#8221;</em> olarak kalıcı yargılar aracılığıyla yeniden üretilmiştir. Wolfgang Amadeus Mozart’ın <em>“Saraydan Kız Kaçırma Operası”</em> ile “<em>Türk Marşı</em>” ve Ludwig van Beethoven’ın “<em>Atina Harabeleri</em>” sahne müziğindeki “<em>Türk</em> <em>Marşı</em>” bölümünde ve 9. Senfoni&#8217;nin koro finalindeki kimi ritimlerdeki mehter tınıları, Türk kamuoyunun da bilebileceği iki örnektir.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Oryantalizm kökenli tarih yazımı da, dünya tarihini Antik Yunan ve Roma’dan başlatarak Avrupa’nın merkezine koyan, Doğu’yu “<em>çevre</em>” ya da &#8220;<em>gecikmiş</em>&#8221; bir uygarlık olarak tanımlayan bir anlatı. Oryantalist tarihçilerin çağımızda Türk okurları tarafından en çok bilineni Bernard Lewis’dir. Diğerleri arasında Hamilton Alexander Rosskeen Gibb, Louis Massignon, Carl Brockelmann, Marshall Hodgson ve Albert Hourani gibileri sayılabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Oryantalizmin tarih anlatılarına karşı giderek nesnel yapıtların da üretilmekte olduğu söylenebilir.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunlardan birisi de Alp Hamuroğlu’nun ”<em>Tarihin Batı’dan Değil, Doğu’dan yazımına ait bir örnek; “Asya’dan Bakarak Almanların Tarihi -Cermenlerin Uluslaşması-</em>” kitabıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Alp Hamuroğlu, kırk yılı bulan süreçte Almanya’da yaşıyor. “<em>Alman İslamı</em>” adıyla yayımlanmış ilk kitabı, Alman devletinin Türkiye, Türkler ve İslam konularındaki siyasetleri ve uygulamalarıyla ilgiliydi. Bu çalışma, Turan Dursun adına verilen 2001 yılı “<em>Turan Dursun Araştırma Ödülü”</em>nü kazanmıştı. Daha sonra, “<em>Hıristiyanlık, İslamlık ve Avrupa / Doğu&#8217;dan Batı&#8217;ya Uygarlık Kapıları (Endülüs, Sicilya, Haçlı Seferleri)”</em> adıyla bir kitabı yayımlandı. Almanya&#8217;da yabancılar sorunuyla ilgili olarak Almanca <em>Doppelte Heimat / Türkische Migranten berichten</em> adlı bir derlemede Frankfurt ve tarihi üzerine “<em>Deutsche, Türken und Frankfurt”</em> adlı bir çalışması da bulunuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“<em>Asya’dan Bakarak Almanların Tarihi -Cermenlerin Uluslaşması-</em>” kitabında Alp Hamuroğlu, şunları dile getiriyor:&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">“…<em>Kavram olarak “Batı”nın ortaya çıkmış olmasından sonra</em> <strong><em></em></strong><em>tarihin, bir yöne, bir bölgeye ve bir yere aitliğinin de ortaya çıkmış olması, bir kültüre göre tanımlanması, yapılanması, oluşturulmasıdır. Tarihin bir yerin (kıtanın ya da bir bölgenin) veya bir kültürün ya da bir yönün adı verilerek buna göre biçimlendirildiği biliniyor ve ifade ediliyor çünkü; Batılı tarih ve Batıcı tarih. Avrupa’da yazılmaya başlanan bu tarih bir süre sonra Avrupa/Avrupalı gözüyle ve dünya konu olduğunda veya dünyada başka bir yerin tarihi olduğunda Avrupa’dan bakarak yazılan tarih oluyordu. Daha sonra, Avrupa “Batı” olmaya evrildiği zaman ise Avrupa’da yazılan tarih olan Avrupa gözüyle yazılan tarihler, daha sonraları da Batı gözüyle yazılan tarihler olacaktı.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>“Avrupa’nın ve Batı’nın gözü ve bakışı, Avrupa ve Batı içindi.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>”Tarih yazımı başladıktan sonra her toplum, her bölge, her ülke, her millet ve her kurum kendi tarihini kendisine göre ve kendisi için yazdı. Batı’dan örneklemek çok kolay (çünkü somut); örneğin, Roma için Roma’nın yazdığı tarih, Avrupa için Avrupa’da Avrupalılarca yazılan tarih, Fransa için Fransız tarihi, Hıristiyanlık için Hıristiyanlıkça yazılan tarih vb. Ancak bunlar toptan değerlendirildiğinde “özel tarihler”in merkezciliklerle ilişkili olduğu görülüyor, tarihlerin Romamerkezli, Avrupamerkezli, Hıristiyanmerkezli ve ülkeler merkezli tarihler oldukları anlaşılıyor.”</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">Alp Hamuroğlu, kitabında devamla bu yaklaşımın rastlantı olmadığını, Avrupa’nın keşifler(*****) sonucu sömürgecilik dönemine girdiğinde başka ve uzak toplumların, ülkelerin, toprakların, kıtaların, dolayısıyla dünyanın tarihini yazmaya başladığını, Batı tarihinin bilinmezliklerle sarmalanırken, istenildiği gibi yazıldığını, eksiklerle, değiştirmelerle, tahrifatlarla, eklemelerle, çalıntılarla, gölgelemelerle, gizlemelerle, saklamalarla vb. yazıldığını ifade ediyor. Ve daha doğrusu Batı’nın kendileri için ve kendilerine göre bir tarih ortaya çıkardığını; kısaca tarihin üretildiğini dile getiriyordu.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kitapta dile getirilen görüşler: “<em>Tarih: Avrupa Nereden?; ”Avrupa’nın “Orta Çağı: Cehalet, Vahşet ve İsyan”; ”Reformasyon, Almanya’da Köylü Savaşları ve Hıristiyanlığın Avrupa’da Bölünmesi”; ”İlerleyen Tarih: Ortaya Çıkan Almanya”; ”Büyük Fransız Devrimi ve Almanya”; “19. Yüzyılda Tarih Hızlı Başlıyor”; “Devrimler, Hayal Kırıklıkları ve “İmparatorluk”; ”Almanya Nasıl Emperyalist Oldu?”; ”Almanya’nın Uluslaşma Sürecinde Türkler”; ”Büyük Savaşların Yüzyılı’na Geldiğimizde”; ”Almanya Bugün</em>” bölümlerinde toplanmış, ayrıca “<em>Zaman Dizini”, “Adlar Dizini”</em> ve <em>“Yararlanılan Kaynaklar</em>” ile zenginleştirilmiş bulunuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kanımca, Alp Hamuroğlu’nun tarih yazıcılığı görüşü, aslında Atatürk’ün tarih ve tarih yazıcılığı hakkındaki görüşünün bir uzantısı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Atatürk, “<em>Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan yapana sadık kalmazsa değişmeyen hakikat, insanlığı şaşırtacak bir mahiyet alır</em>” diyerek bilimsel ve nesnel yaklaşımla tarih ve tarih yazıcılığının yapılmasını dile getirmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunun gereği olarak Atatürk’ün kurduğu Türk Tarih Kurumu (ilk adıyla Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti)’nun temel amacı; “<em>Avrupa tarihinde Türk tarihi hakkındaki önyargılı, yanlış iddialara karşı çıkmak, Türk ve Türkiye tarihini yabancı ya da yanlı kaynaklardan değil, doğrudan doğruya ilk kaynaklardan; özgün belge, kitabe ve arkeolojik buluntulardan bilimsel yöntemlerle incelemek</em> “değil miydi?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Alp Hamuroğlu’nun kitabının birçok açıdan önemli olduğunu düşünüyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Birincisi; Türk kaynakçasına olduğu kadar Avrupa kaynakçasında Almanların Tarihi’ne dikkate değer bir katkı sağlamaya aday bir kitap olması.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İkincisi şu; uygulamalı meslekten gelen bir yazar olarak Alp Hamuroğlu’nun tarihi, daha doğrusu dünyayı bir bütünsellik açısından anlamaya çalıştığını söyleyebilirim.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunu önemsiyorum.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü günümüzde Batı Dünyasının üniversitelerinde ve de kamu ve özel araştırma kurumlarında üretilen bilim (ve eğitim); toplum ve sektörlerin gereksinimlerine göre değil, tekelci sermayenin çıkarlarına hizmet eden bir sürece girmiş bulunuyor. Buralarda büyük oranda uygulamalı “<em>doğa bilimciler</em>”in ve daha küçük oranda ise uygulamalı “<em>sosyal bilimciler</em>”in akademik kapitalizm yaklaşımına uygun araştırmalar yaptıkları bilinen bir gerçeklik.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Doğal olarak anılan değişimler, merkezden gelen esintiler ve hatta dayatmalar doğrultusunda çevre ülkelerine de yansımış bulunuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Alp Hamuroğlu’nun “<em>Asya’dan Bakarak Almanların Tarihi -Cermenlerin Uluslaşması-</em>” kitabının tarihçilerden uluslararası ilişkilere, siyaset dünyasından dünyayı kavramaya çalışanlara yararlı bilgi, değerlendirme ve yol gösterici niteliğinde bir yapıt olduğunu düşünüyor ve okurunun bol olmasını dile getiriyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>(*)</strong> Hamuroğlu, A., 2025, <em>Asya’dan Bakarak Almanların Tarihi -Cermenlerin Uluslaşması-</em>, Dağarcık Türkiye Yayınları.Kitap, Yakın Kitabevi Alsancak Mah., 1464 Sok., 6A Konak-İzmir&nbsp; adresinden temin edilebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>(**)</strong> Amin, S., 2018, <em>Avrupa-Merkezcilik / Bir İdeolojinin Eleştirisi ( L’eurocentrisme Critique d’une idéologie)</em>, Çeviri: Mehmet Sert, Yordam Kitap, İstanbul.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Said, E.W., 2010, <em>Şarkiyatçılık, Batı’nın Şark Anlayışları</em>, 5. Baskı (Çeviri: Ülner, B.), Metis/Kültür Yayınları, İstanbul.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hobson, J. M., 2020, <em>Batı Medeniyetinin Doğulu Kökenleri</em>, 7. Baskı (Çeviri: Ermert, E.), Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, s.222-229.</p>



<p class="wp-block-paragraph">(***) Kula, O. B., 2018, <em>Batı Felsefesinde Oryantalizm ve Türk İmgesi</em>, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul.</p>



<p class="wp-block-paragraph">(****) Marx, K.,1853, &#8220;<em>Hindistan’daki İngiliz Yönetimi</em>&#8221; ve &#8220;<em>Hindistan’da İngiliz Egemenliğinin Gelecekteki Sonuçları</em>&#8221; adlı makaleleri, <em>New York Daily Tribune</em> Gazetesi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">(*****) Keşifler, Türkçe ders kitaplarında olduğu üzere Batı’da belki de farkına varılmaksızın benimsetilen ve oryantalizmin birçok saptırma ve yalanlarından biri. Doğrusunun ”<em>istila</em>” olması gerekiyor.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Keşifler teriminin yeğlenmesi, Avrupalının yaptığı istila ve işgalini gizlemek, örtbas etmek içindir. İstila yerine Keşifler Yalanı’nın ayırdına varan akademisyen ise Cihan Dura olmuştur. Ben de “<em>Amerika ve dünyanın diğer bölgelerinin Kolomb, Cortes, Pizarro gibi sömürgeci öncülerce istilası, nasıl keşif olabilir? İnsanların yaşadığı bir yer, talan ve soygun için gelmiş birileri tarafından nasıl keşfedilmiş sayılır?”</em> diye düşünüyorum. Bilindiği üzere Kristof Kolomb gibiler Amerika’yı keşfetmedi, istila ettiler. Çünkü Amerika’ya ayak basıldığında, ileri uygarlık düzeyine sahip Aztek ve Maya gibi topluluklar vardı. Alp Hamuroğlu’nun bu değerlendirmeme katılacağını biliyorum. (Bakınız: Kaymakçı, M., 2012, <em>Küreselleş(tir)me Karşıtı Bilim-Politik Yazıları,</em> İklim Ozan Yayınları, Antalya, s.220-221)</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Azim ve Karar, 11.10.2026</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ÇOĞUNUZ ORADAYDINIZ</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/cogunuz-oradaydiniz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 10 Oct 2026 13:15:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ceyhun BALCI]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.azimvekarar.net/?p=8389</guid>

					<description><![CDATA[Ceyhun Balcı Cemil Tugay olayı hem İzmir yerelinde hem de Türkiye genelinde epeyce sarsıntı yarattı. Öncelikle seçmen açısından bakmakta yarar var. Cemil Tugay’a değilse de partisine oy veren seçmenin her türlü sorguya ve tepkiye hakkı olduğu kesindir. Doğrusunu isterseniz bu konuya girmeye hiç niyetim yoktu! Birkaç aydır seslendirilmekteydi Tugay’ın AKP’ye geçişi. Bir bakıma kamuoyu hazırlanmıştı [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ceyhun Balcı</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Cemil Tugay olayı hem İzmir yerelinde hem de Türkiye genelinde epeyce sarsıntı yarattı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Öncelikle seçmen açısından bakmakta yarar var.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cemil Tugay’a değilse de partisine oy veren seçmenin her türlü sorguya ve tepkiye hakkı olduğu kesindir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Doğrusunu isterseniz bu konuya girmeye hiç niyetim yoktu!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Birkaç aydır seslendirilmekteydi Tugay’ın AKP’ye geçişi. Bir bakıma kamuoyu hazırlanmıştı bu oynak geçişe.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kamuoyu tepkisi öngörülmüş olmalı ki, İzmir’in <strong>“sıfır noktası”</strong> saat kulesinin de olduğu Atatürk Meydanı kafeslenmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İzmir yerelinde hekimlerden mühendislere, avukatlardan sendikacılara varıncaya dek geniş bir topluluk yakın zamana dek Tugay’ın yakın çevresinde görünmeye, her fırsatta onunla fotoğraf vermeye pek hevesliydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hava değişince kınama yarışına girdiler. Böyle yaparak bir yandan vicdanlarını temizlemeye çalışırken diğer yandan da yaptıklarını örtme yarışına girdiler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu tayfaya tek sözüm olabilir!</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>HEPİNİZ ORADAYDINIZ!</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Tugay üzerinden yaptıklarınızı, güzellemelerinizi silip atmak o kadar kolay değil!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bellek unutsa arşiv unutmaz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir de Özgür Özel-Kemal Kılıçdaroğlu ikilisi var!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Her fırsatta didişen bu ikili fırsatı kaçırmak istemedi belli ki!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Oysa, sakın bu kişiyi Büyükşehir’e aday yapmayın dediğini ileri sürse de Tugay’ı İzmir yerel yönetimine armağan eden Kılıçdaroğlu’ydu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Özgür Özel’e gelince!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tugay’ı kurultayda kendisine oy verdiği için Büyükşehir’e taşımakta sakınca görmemişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İkili, geçmişte birlikte yol yürüdüğü gibi <strong>“ilkesizlik paydasında buluşma”</strong> ilkesinde birleşmekte sakınca görmedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şu bir çift sözü ikiliden esirgemeyelim!</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İKİNİZ DE ORADAYDINIZ!</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Özeleştiri yerine suçu başkalarına atma kötü alışkanlığını sergilemekten kaçınmayan Özgür Özel-Kemal Kılıçdaroğlu ikilisini görmezden gelmek olmazdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yok aslında biribirinizden farkınız diyerek bitirmiş olayım.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Azim ve Karar, 10.10.2026</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EMEKLİLER VE FON VURGUNU</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/emekliler-ve-fon-vurgunu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Oct 2026 21:01:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Suay KARAMAN]]></category>
		<category><![CDATA[Emekliler]]></category>
		<category><![CDATA[Fon Vurgunu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.azimvekarar.net/?p=8384</guid>

					<description><![CDATA[Suay Karaman 25 Eylül Cuma günü Ankara&#8217;da Anayasa Mahkemesi önünde sefalete mahkûm edilen emeklilerin eşit miktarda (seyyanen) zam talebiyle ilgili bir protesto gösterisi düzenlendi. Gösteri sırasında emekli polis memuru Ali Şekeroğlu “geçinemiyorum” diyerek, beylik tabancasıyla intihar etti. Ali Şekeroğlu’nun elindeki dövizde “Para için değil, onurumuz için” yazılıydı. Ertesi gün yapılan cenaze törenine İçişleri Bakanlığı, Emniyet [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Suay Karaman</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">25 Eylül Cuma günü Ankara&#8217;da Anayasa Mahkemesi önünde sefalete mahkûm edilen emeklilerin eşit miktarda (seyyanen) zam talebiyle ilgili bir protesto gösterisi düzenlendi. Gösteri sırasında emekli polis memuru Ali Şekeroğlu “<em>geçinemiyorum</em>” diyerek, beylik tabancasıyla intihar etti. Ali Şekeroğlu’nun elindeki dövizde “<em>Para için değil, onurumuz için</em>” yazılıydı. Ertesi gün yapılan cenaze törenine İçişleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Ankara Valiliği’nden resmi katılım olmaması düşündürücüydü. Halkın cenazeyi sahiplenmemesi ise yaratılan büyük bir korku ikliminin kanıtıydı. Bu olay basında da gerekli ilgiyi görmedi. 60 yaşında hayata veda eden emekli polisimiz huzur içinde uyusun.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Emekli maaşı, çalışma hayatı boyunca Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilen sigortalılık bilgileri ve ödenen primler esas alınarak emeklilik hakkı kazanan kişilere her ay düzenli olarak ödenen ücrettir. Ancak artan enflasyon ile özellikle emekli maaşları ile geçinmek çok zorlaşmıştır. 2026 Eylül ayından geçerli olmak üzere açlık sınırı 37.801 TL, yoksulluk sınırı ise 123.130 TL olarak belirlenmiştir. Birçok emeklinin maaşı, en az ücretliler (asgari ücret) gibi açlık sınırının altındadır. Bir devlet emeklisine, çalışanına açlık sınırının altında maaş veriyorsa, o ülkenin iyi yönetilemediği ya da yönetilmek istenmediği ortadadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Memur, işçi ve emekliler sürekli enflasyon altında ezilirken, zor koşullarda yaşam mücadelesi sürdürürken, Fatma Betül Sayan Kaya gibi eski milletvekili ve bakan, büyük paralar kazanmakla meşguldü. Kendisi ve eşi, fona 163 milyon 46 bin TL para yatırmış ve 5-6 ay içinde o para 2 milyar 170 milyon TL olmuş. Bu fon vurgununun ne şekilde yapıldığı tüm ayrıntılarıyla ortaya çıkartılmak zorundadır. Sermaye Piyasası Kurulu’nun açıklamasına göre tasfiye kapsamına alınan 131 adet fona 455 bin 758 kişi yatırım yapmış. Türk ekonomisinin karşılaştığı bu en büyük vurgun olayında tasfiye kapsamına alınan fonların toplam büyüklüğü, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek tarafından 18,3 milyar dolar yani 830 milyar TL olarak açıklandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Burada öncelikle Fatma Betül Sayan Kaya ve eşinden fona yatırdıkları 163 milyon 46 bin TL’nin hesabı sorulmalıdır. Yapılması gereken; bu paranın kaynağını, işlemlerin nasıl yapıldığını ve kimlerin bilgisi dahilinde gerçekleştiğinin açıklanmasıdır. Çünkü ortada organize bir şekilde örgütlü ve bilinçli bir suç örgütünün olduğu anlaşılmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1981 doğumlu Fatma Betül Sayan Kaya, üniversite sınavında derece yapmış, Bilkent Üniversitesi Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Bölümü&#8217;nde burslu okuyarak mezun olmuştur. 14 Kasım 2008 tarihinde İstanbul Anakent Belediyesi’nde işe giren Sayan Kaya, 12 Ocak 2009 tarihinde belediyeden 86 bin dolar ve 20 bin TL burs alarak New York’ta yüksek lisans eğitimine gitmiştir. Daha sonra yine üniversite sınavında derece yaparak, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi&#8217;nden de Mayıs 2015 tarihinde mezun olmuştur. Bir kişinin tıp fakültesinin yoğun öğretim sürecini aktif siyasi hayatla birlikte tamamlaması olanaksızdır. Stajlar, nöbetler ve sınavlar konusunda ayrıcalık tanınmışsa ya da diploması sahteyse bu suçtur. Ülkemizde hekimler mezuniyetlerinin ardından mecburi hizmete gider, aksi halde diploması geçerli değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sayan Kaya, 2009 yılında yapılan kongre ile AKP İstanbul İl Yönetim Kurulu Üyesi olarak seçildi. 2009-2012 yılları arasında o dönem başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan&#8217;ın danışmanlığını yaptı. 2012 yılında yapılan kongreyle tekrar İstanbul İl Yönetim Kurulu Üyesi olarak seçildi. 1 Kasım 2015 ve 24 Haziran 2018 genel seçimlerinde AKP İstanbul milletvekili oldu. 24 Mayıs 2016 ile 10 Temmuz 2018 tarihleri arasında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı olarak görev yaptı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fatma Betül Sayan Kaya’nın 2017 anayasa değişikliği referandumu için 11 Mart 2017 tarihinde Hollanda&#8217;da yapacağı etkinliklere Hollanda hükümeti ve yerel güvenlik güçleri izin vermedi, bunun üzerine Hollanda Başkonsolosluğu&#8217;na girişinin engellenmesi iki ülke arasında diplomatik krize yol açtı. Sayan Kaya, ‘İstenmeyen Kişi’ (persona non grata) ilan edilerek, polis eskortu eşliğinde Almanya&#8217;ya sınır dışı edildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fon olayı ortaya çıkınca açıklama yapan Sayan Kaya: “<em>Sürecin selameti ve iddiaların tüm yönleriyle açıklığa kavuşturulabilmesi amacıyla yürütmekte olduğum tüm görevlerimden affımı istedim</em>” diyerek aslında iddiayı kabul etmiştir. Partideki görevinden istifa etmesi hiçbir şeyi çözmez, bir an önce yargılanmalı ve çaldığı paralar, fon soygunu mağdurlarına geri verilmelidir. Çünkü hiç kimse “<em>istifa ettim, konu kapandı</em>” diyerek topluma karşı sorumluluktan kurtulamaz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kariyerinde 6 farklı lisans diploması, 2 yüksek lisans ve 2 doktora diploması bulunan Fatma Betül Sayan Kaya’nın 49 yaşındaki abisi Ulaştırma ve Altyapı Bakan eski yardımcısı, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu üyesi Ömer Fatih Sayan, e-imza skandalında ismi geçen önemli bürokratlar arasında yer almıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kuveyt ve Bahreyn Büyükelçiliklerinden sonra şimdi Helsinki Büyükelçisi olarak görev yapan 47 yaşındaki ablası Ayşe Hilal Sayan Koytak, İstanbul Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği ile Duisburg-Essen Üniversitesi Bilgisayar ve İletişim Mühendisliği Bölümü&#8217;nde hem lisans hem de yüksek lisans yapmıştır ve Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü&#8217;nde doktorasını tamamlamıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fatma Betül Sayan Kaya ve kardeşlerinin yıllar içerisinde üstlendiği kamu görevleri ve büyük miktardaki gayrimenkulleri masaya yatırılmalıdır. Sayan Kaya’nın ve aile üyelerinin üniversitelere girişleri, diplomaları hatta çocuğunun 2024 yılında Liselere Geçiş Sistemi (LGS) sınavında tüm soruları doğru yanıtlayıp 500 tam puan alması da sorgulanmalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fatma Betül Sayan Kaya Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı olarak görev yaptığı yaklaşık 770 gün içinde 60 özel kalem müdürü değiştirmiştir. Yasaya göre özel kalem müdürlüğü istisnai memuriyet sayıldığı için, KPSS sınavına girmeden birkaç ay içinde kamu personeli olunabiliyor. Bu görevlere kimlerin atandığının ve hangi kurumlara geçtiğinin de araştırılması gerekir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Saran Kaya’nın, İstanbul Anakent Belediyesi’nden aldığı burs belgelerinin 2021 tarihinde ortaya çıkartılması üzerine resmi hesabından “<em>Yolsuzluk ve rüşvet CHP’nin öz adıdır</em>” diye yazması, kendi suçluluğunu örtme çabasıdır. Bu konuda İstanbul Anakent Belediyesi, 6 Aralık 2021 tarihinde savcılığa suç duyurusunda bulunmuş ve hala yargının bu işi çözmesi beklenmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu büyük vurgun ortaya çıkınca ana muhalefet partisi genel başkanı, soyguna adı karışan siyasi iktidara şöyle seslendi; <em>“ya bu bataklığı kurutmak için bizimle çalışacaksın ya da o bataklıkta boğulacaksın.”</em> Kısacası yine siyasi iktidara yardım etmeye çalışan bir muhalefet ile daha çok karanlıklarda boğulacağımız anlaşılmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Emekliler aç yaşarken, işçi ve memurlar ayın sonunu getiremezken, ülkemizin en büyük sanayi kuruluşları fabrikalarını kapatırken, esnaf siftah yapamazken, çiftçi ürününü satamazken, fon vurgunuyla çok büyük para kazananlardan, bu hesabın ivedi olarak sorulması gerekmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Azim ve Karar, 5 Ekim 2026</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İSTENMEYEN KİŞİ-PERSONA NON GRATA</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/istenmeyen-kisi-persona-non-grata/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 27 Sep 2026 21:08:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Suay KARAMAN]]></category>
		<category><![CDATA[İstenmeyen Kişi]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür Özel]]></category>
		<category><![CDATA[Persona Non Grata.]]></category>
		<category><![CDATA[Tom Barrack]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.azimvekarar.net/?p=8380</guid>

					<description><![CDATA[Suay Karaman 4 Temmuz 1776 tarihinde kurulan Amerika Birleşik Devletleri’nin 250. yılı kutlandı. 4 Temmuz tarihinde her ülkedeki ABD büyükelçileri bağımsızlık günü resepsiyonu verir. Ancak ABD Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, bağımsızlık resepsiyonunu bu yıl 9 Eylül tarihinde verdi. Açıklamaları ve yorumlarıyla tepki çeken ABD Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın 4 Temmuz olan ABD’nin kuruluş gününü 9 [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Suay Karaman</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">4 Temmuz 1776 tarihinde kurulan Amerika Birleşik Devletleri’nin 250. yılı kutlandı. 4 Temmuz tarihinde her ülkedeki ABD büyükelçileri bağımsızlık günü resepsiyonu verir. Ancak ABD Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, bağımsızlık resepsiyonunu bu yıl 9 Eylül tarihinde verdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Açıklamaları ve yorumlarıyla tepki çeken ABD Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın 4 Temmuz olan ABD’nin kuruluş gününü 9 Eylül tarihinde kutlaması dikkat çekti; bunun üzerinde düşünmek gerekir. 9 Eylül, İzmir’in düşman işgalinden kurtuluş günüdür ve aynı zamanda CHP’nin kuruluş tarihidir. Söylemleriyle herkesin sevimsiz olarak nitelendirdiği ABD Büyükelçisi Tom Barrack’ın, yeni bir oyun peşinde olduğu anlaşılmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">9 Eylül günü birçok kez istenmeyen kişi (persona non grata) olmayı hak eden Tom Barrack gibi birinin huzuruna gitmek, elini sıkmak, onun yanlışlarına ortak olmaktır, destek olmaktır. Çünkü 9 Eylül tarihi, ABD Büyükelçisi’ne nezaket gösterme günü değildir; emperyalizme diz çöktüren eşsiz liderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün ve bağımsızlık iradesinin anımsanma günüdür. Bu nedenle 9 Eylül günü ABD Büyükelçisinin verdiği resepsiyona katılmayan İYİ Parti, anlamlı bir boykota öncülük etmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tom Barrack, 18 Nisan 2026 tarihinde Antalya Diplomasi Forumu’nda yaptığı konuşmada Ortadoğu’da yalnızca aydınlanmış monarşiler ya da bir tür monarşik cumhuriyetlerin yani kısaca güçlü liderlik rejimlerinin başarılı olduğunu ve diğerlerinin Arap baharından sonra ortadan kalktığını söylemişti. Bu sözleri o zaman CHP genel başkanı olan Özgür Özel; “<em>Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu ülkede gelip de demokrasiyi eleştirip monarşiyi övmek tam bir hadsizliktir. Bu vakitten sonra Türkiye demokrasisi açısından Tom Barrack istenmeyen insandır, persona non gratadır. Bu vakitten sonra Tom Barrack’ı Türkiye Cumhuriyeti’nde istenmeyen insan ilan ediyoruz</em>” diyerek doğru ve haklı bir noktada eleştirmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu eleştiriyi yaptıktan sonra ve hele 9 Eylül gibi bizler için çok anlamlı bir günde ABD Büyükelçisinin verdiği resepsiyona Özgür Özel’in Yeni Partisinden bazı yöneticilerin katılması da tam anlamıyla tutarsızlıktır, hatta kendi deyimiyle hadsizliktir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">CHP’nin, Anayasa ve TBMM İçtüzüğünde tanımlanmayan Milli Birlik ve Dayanışma Komisyonu’na katılmasına itiraz edenlere “<em>aklı evvel</em>” diyen Özgür Özel, kendisine muhalefet edenlere de “<em>korkaklarla, özgüvensizlerle işimiz yok</em>” sözleriyle çıkışmıştı. Bunun yanında tüm maddelerinin anayasaya aykırı olmasına karşın Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun’a evet oyu vermesi de ‘aklı evvel’lik yaparak, ulus devletin bitirilmesine aracılık etmek anlamına gelmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Emperyal projelere dahil olmak için dış basına yazılar gönderen Özgür Özel, “<em>ABD’nin gözüne girmeden iktidar olunamaz</em>” diyenlere de el yükselterek, Kürtçülerle kayıtsız şartsız iş birliğine yönelmiştir. O yüzden Kürt sorunu, eşit yurttaşlık, anadilde eğitim, yerel yönetimlere özerklik şartı gibi söylemleri dilinden düşürmemektedir. Emperyalizmin kucağına oturup, Kürtçü siyasete göz kırpacaksınız ve iktidara geleceğiz diye toplumu kandırıp, Atatürk’ün yolundayız diyeceksiniz. Emperyal planlara alet olanlar mutlaka Türk Milletinden tokat yiyecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu koşullarda yeni anayasa dedikleri federasyon anayasasına hayır diyemeyecekleri bellidir. Zaten çerçeve yasaya evet dedikleri gün laik cumhuriyetten yana ve Atatürkçü çizgide duran insanların gözündeki umut olma niteliği yitirilmişti. Cumhuriyet&#8217;in kurucu değerlerinin, vatanın birliğinin, bütünlüğünün siyasi pazarlık konusu yapıldığı günümüzde sadece Tom Barrack değil, bu ülkede istenmeyen kişi o kadar çok var ki…</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Azim ve Karar, 28 Eylül 2026</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ODİSSEY DESTANI ÜZERİNE FONETİK ANALİZLER</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/odissey-destani-uzerine-fonetik-analizler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Sep 2026 20:08:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mahiye Morgül]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.azimvekarar.net/?p=8378</guid>

					<description><![CDATA[Mahiye Morgül &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; Tokat’ta gün ışığına çıkan mozaikteki yazıyı Sümerce Sarı Faduka olarak çözümledikten sonra Odissey destanında geçen antik sözcükler ilgimi çekmeye başladı. Destanın yazarı Homeros da Tokatlıdır. Yani, Homeros bizim Tokat uşağıdır! Önce Odissey’i açalım. Lazca “Uşağı” fonetik dönüşümle İSEYİ olur. Çift SS olarak yazılınca bu ses Ş sesidir. İşeyi, Uşşuği, uşaği, ışığı, esiği, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Mahiye Morgül</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Tokat’ta gün ışığına çıkan mozaikteki yazıyı Sümerce Sarı Faduka olarak çözümledikten sonra Odissey destanında geçen antik sözcükler ilgimi çekmeye başladı. Destanın yazarı Homeros da Tokatlıdır. Yani, Homeros bizim Tokat uşağıdır!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Önce <strong>Odissey</strong>’i açalım. Lazca “Uşağı” fonetik dönüşümle İSEYİ olur. Çift SS olarak yazılınca bu ses Ş sesidir. İşeyi, Uşşuği, uşaği, ışığı, esiği, yerel şivemizde atası belirtilen O’nun oğuli demektir. “Kimun uşağisi? Kimun soy’indan?” olduğunu belirtmek için sonuna bir ek “us-is-si” daha alabiliyor. O zaman “Onun Uşağisi” şeklinde kelime tamamlanmış olur, belirtili tamlama olur. Burada Ata Uşağisi hatta Ata Soylu diye açılım bulur. Hatta son ek s/ş çoğul eki olup “ailesinden” anlamında “ler” eki verir; “Ata Soylardan” diye çevirebiliriz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yazar Homeros’u açalım: OMER-OS; Ömer ailesinden, Ömer’in oğlu’dur. H ön ektir, hatta HO ön ektir, düşebilir, kalan MER kök hecedir, Mer soylu SU-MER halkından demektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Azra Erhat kitabın önsözünde Kimmerler adlı halktan söz etmektedir. Kimmer adı antik kaynaklarda Sümerler için kullanılmaktadır. Hatta Kenger adı bile Sümerlerin diğer adıdır. Kimmerian Bosforus boğazı Kırım’dadır. Bundan da anlıyoruz ki daha geniş coğrafyada Sümer adı kullanılmaktadır. Sümerliler kendilerine Kengerler dermiş ve şimdi bakın Kerkük’te Basra körfezinin adı Kenger Körfezidir. Rize Fındıklı sahilinde eski bir semt adıdır Sümer Yalısı ve Lazca Sümercedir tespitimizi hatırlayalım. Bu örnekleri sayfalarca verebilirim. Lazların antik adı Eyzi Halkı (Kholkhis) aklınızın bir kenarında dursun. Antik Kholkis haritasının başkenti Amasya’dır, Amizoy (Mauzi/Ay-Hilal inanışlı halk) bu bölgedir. Destan’da Odissey Ay Adasına çıkacak! Serüven Ay-Gün Suyi Ege denizinde geçiyor zaten.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tokatlı Homeros’un ata şehri de Kholkhis’tedir. Tokat, Ata GOD (Oğuz Ata) demektir. T harfi UTU, ODY heceleriyle uyumludur. Tokat çevresindeki yerleşim adlarında Turukkala (Turhal), Amizos (Amasya), Zela (Ulus /Halk yeri), Çorum (Şar-Uma, Ma’nın şehri) ve tüm Orta Karadeniz antik adıyla GOD YORA’dır, yani Akad/Oğuz Yöresi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dönelim kitaba, Odissey’e umuda (utkuya, zafere) gideceği yolu tarif veren bilge kadın Kirke’ye bakalım. Yunan kaynaklarında Kirke cadı olarak verilirken, Odissey’de Kirke akıl veren bilge, öngörüsü yüksek, aklın temsilcisi, tehlikelerden korunma yollarını öğreten, koruyucu melek Umay Ana rolündedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kirke (Cirhe), bir anlatıya göre Kholkhis kralı Ayateş’in sirke yapmayı bilen, şifacı kızkardeşi olup Atina’ya kaçırılan, bakıcı olarak esir götürüldüğü sarayın mahzeninde sirke vb ilaçlar yapan, iyileşmesini istediği iyi insanlara şifa, kötü insanlara da zehir veren efsane şifacıdır. Otacı (Lazca şifacı) Prenses Media’nın halasıdır. Yunan elitleri için o bir cadıdır, Anadolu Oğuzlu/Kholkhis halkı için o koruyucu Umay Anadır. <strong>METİS</strong>, bilge kadın atadır. Burada Homeros’un destanında Yunan felsefecilerinin tersine olumlu kullanımda karşımıza çıkıyor, bu ayrıntı önemlidir. &nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Destanda, Odissey fırtınada <strong>Ailos</strong> adasına çıkar. Efsaneye göre Fırtına Tanrısı bu Aİ-LOS adasında yaşamaktadır. Adanın adında ‘Ay Halkının yaşadığı yer” okuyorum. Buradan sonra <strong>Aiaiye</strong> adasına gider; AY –iye, Ay Yeri diye açılır. Bilge Kirke orada yaşamaktadır. Odissey Kirke ile yakınlaşır ve yoluna devam etmesi için ondan önemli bilgiler alır. Burada ayrıntıyı görelim; Kirke Yunan tarihinde cadı olarak gösterilirken Odissey’de tam tersidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Odissey’de sıkça geçen önemli isimlerden biri Mauzi’dir, Kafkasya’da AY demektir.&nbsp; Halen Dağıstan’da kullanılır. Müzik yapan ilham perilerinin de adıdır, ozandır. Ay ilham verir bize, halen böyledir. Kitapta, şenliklerde türkü söyleyen ozan Demodo-Kos’a Mouza şöyle seslenir:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Mouza, haydi dedi ozana, ünlü yiğitleri an, ünleri göklere çıkmış destanlar arasından beğen beğendiğini.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bana Artvin yöresinin Koçköroğlu’sunu, Han Ayvaz’ı, Demircoğlu’sunu anımsattı. Beğen beğen seç al onlardan söyle, diyor ozana. Ayrıca, Ozan Demodo-Kos adındaki KOS eki onun Oğuz ozanı olduğunu söyler ve Artvin bölgesinin antik adı Oğuzeli’dir. Dem-odo-Kos açılımda halkı birleştiren DEM/Cem yapan Ata Oğuz, yani ozan kavramını görüyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İlyada adlı eserinde de Homeros ilham almak için Olimpos’ta oturan Mouzalar’dan esin ister. Ulu Ma Opasi/Olimpos’un tanrıları… Kaf Dağlarının adı Olimpos olarak tanımlanmıştır, çünkü Ay İnanışlı halk, Medler, Maouziler Kaf Dağlıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Odissey destanında kahramanımız kendi anlatısını bir halk ozanı aracılığıyla yapmaktadır. Azra Erhat Odisseia kitabında, sh.14’de diyor ki;</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Bu ne saygıdır ki, ozan tanrıdan esinli olsa da, bir ‘demiergos’, yani halk hizmetinde bir sanatçı olduğu halde, koca İthake kralı ve Troya kahramanı Odysseus, destanı Demodokos’un ağzından alıp sürdürmeyi ve bir sanatçıymış gibi, kendi destanını bir boydan bir boya kendi okumayı göze almaktadır!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu paragraftan İthake ve Troya sözcüklerini alalım. İthake, umut ülkesi, varmayı hayal ettiğimiz yerdir. Dilimize UTKU (Zafer) olarak yer almıştır. Yani, varmak üzere mücadele ettiğin umut ülkesi. İşte bir özlü sözümüz;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>“İthake’ye varamadığına üzülme, varmak için kat ettiğin yolda az şey kazanmadın.”</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu özlü söz, Odissey’in özetidir diyebiliriz. Benim de esin aldığım en anlamlı sözdür.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yukarıdaki satırlarda, Ocak 1970’de Azra Erhat’ın ÖNSÖZ yazdığı Homeros’un Odysseia adlı destanından (Çev. Azra Erhat ile A.Kadir, Can yay. 8.Baskı, 1996) önsözde geçen, Yunanca zannedilen bazı sözcükleri kendimce fonetik analizden geçirdim. Zile’de ortaya çıkan mozaikteki Türk mührü Sarı Faduka ve Antep mozaiğindeki Zeugma yazısını çözdükten sonra kendimde bu cesareti buldum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak birkaç yıl önce, Rize Türküleri Deyince&nbsp; kitabımı baskıya hazırlarken Pers kralı 1.Darius Oğuz’un oğlu Kserkses (Çerkez), Lazbos adasında, elinde lir ile çalarak, şair SEFO ile atışırken mermer kayalara yapılan resmine rastlamıştım. Oğuz beyleri otağ kurduğu yerde ismini bırakır; LazBaşı kral bu adaya isim bırakmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">O resim kitabımın ilk bölümünde yer aldı. Oradaki adı Smerdis /Atası Sümer’dir. Demek doğru iz üzerindeymişim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">(Bkz. Rize Türküleri Deyince, sayfa52)</p>



<p class="wp-block-paragraph">https://mahiye.com/wp-content/uploads/2018/01/Rize-T%C3%BCrk%C3%BCleri-Deyince-29.5.2017-5-.pdf</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dilerim ve umarım, genç araştırmacılarımız bu çalışmalarıma devam eder.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Azim ve Karar, &nbsp;25.9.2026</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>UTANÇ TÜNELİ</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/utanc-tuneli/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 22 Sep 2026 05:57:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ceyhun BALCI]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.azimvekarar.net/?p=8371</guid>

					<description><![CDATA[Ceyhun Balcı Gün geçmiyor ki, kendimizi utanç tünelinde bulmayalım. Berlin seçimlerinde Sol Partili Elif Eralp’in sağladığı başarının soy, sop, din, mezhep bağlamında ele alınmasıyla utanç tüneline girmemiz bir oldu. İlk olarak Türkiyeli fırsatçıları sahne aldı. Elif Eralp’i tanımlarken “Türkiyeli” etiketini uygun görerek görevlerini başarıyla yaptılar. Hemen ardından mezhepçiler boy gösterdi. Bir etiket de onlar yapıştırdı. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Ceyhun Balcı</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gün geçmiyor ki, kendimizi utanç tünelinde bulmayalım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Berlin seçimlerinde Sol Partili Elif Eralp’in sağladığı başarının soy, sop, din, mezhep bağlamında ele alınmasıyla utanç tüneline girmemiz bir oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İlk olarak Türkiyeli fırsatçıları sahne aldı. Elif Eralp’i tanımlarken <strong>“Türkiyeli”</strong> etiketini uygun görerek görevlerini başarıyla yaptılar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hemen ardından mezhepçiler boy gösterdi. Bir etiket de onlar yapıştırdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bayrak bir kez daha etnikçilere geçti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Onlara göre Elif Eralp Çerkes kökeniyle öne çıkartılmalıydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hemen her ortamda cirit atan böylelerinin paylaşımlarını okurken tiksinti duygum kabardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Etnikçiliği ve mezhepçiliği öne çıkartılması gerekenin yerine koyanlara <strong>“Bana ne bütün bunlardan”</strong> diye haykırasım geldi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu tayfa içinde özellikle solculuğu kimlikçiliğe indirgeyenlere ayrıca parantez açmak gerek.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sınıfsallığı, sömürüyü, hakça paylaşımı öncelemesi gerekenlerin kimlik düşkünlüğü her türlü eleştiriyi fazlasıyla hak ediyor gibi geldi bana.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tüm bu boş yaklaşımlardan Elif Eralp’e ve Sol Parti (Die Linke)’ye zaman ayırmak olanaksızlaştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hemen her fırsatta <strong>“anneciğim aşırı sağ geliyor”</strong> sayıklamalarının ötesine geçemeyenlere ders niteliğindeydi Elif Eralp’in ve Sol Parti’nin Berlin başarısı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Almanya’da ve Avrupa’nın başka bir çok ülkesinde finans kapitalin önüne attığı kırıntılarla yetinen, son kullanma tarihi çoktan dolmuş sosyal demokratların yarattığı düş kırıklıklarını görmezden gelerek ağlaşmakla yetinenlerin çıkartacağı çokça ders vardır Sol Partili Elif Eralp’in başarısında.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Önlenemeyen kira artışlarını dile getiren, bununla yetinmeyip <strong>“kamulaştırma”</strong> seçeneğini ortaya süren Sol Parti, düşmanlık bir yana bırakılıp yabancılarla bütünleşilmeli diyebilen bir siyaset odağı fazlasıyla özlenmişti.&nbsp; Tüm bunları bir yana bırakıp kimlikçi, mezhepçi etiketler üretenlerin utancına tanıklık etmiş olmak ne büyük acı!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir yanda kamucu, toplumcu kıvanç diğer yanda soy, sop, din, mezhep avcılığıyla zaman öldüren utanç!</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Azim ve Karar, 22.09.2026</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/ne-mutlu-turkum-diyene/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 20 Sep 2026 21:05:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Suay KARAMAN]]></category>
		<category><![CDATA[Ne Mutlu Türküm Diyene]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Öğün Çalış Güven]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.azimvekarar.net/?p=8368</guid>

					<description><![CDATA[Suay Karaman Sözde terörsüz Türkiye masalıyla, 10 Ağustos 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulunda 468 milletvekilinin oyuyla kabul edilen Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun sonrasında, PKK terör örgütünün ve siyasi uzantıları DEM partililerin yaptıkları tüm açıklamalar bölücülük ve ihanet kokmaktadır; asla barışla ilgisi yoktur. Bu yasadan yüz bulup, şımaranlar şimdi Türk Devleti’ne meydan [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Suay Karaman</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Sözde terörsüz Türkiye masalıyla, 10 Ağustos 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulunda 468 milletvekilinin oyuyla kabul edilen Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun sonrasında, PKK terör örgütünün ve siyasi uzantıları DEM partililerin yaptıkları tüm açıklamalar bölücülük ve ihanet kokmaktadır; asla barışla ilgisi yoktur. Bu yasadan yüz bulup, şımaranlar şimdi Türk Devleti’ne meydan okumaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">DEM Parti Ağrı milletvekili Sırrı Sakık, geçtiğimiz Temmuz ayında sosyal medyada bir video paylaşarak, Doğubeyazıt dağlarında yazılan “Her Şey Vatan İçin”, “Türk, Öğün, Çalış, Güven” ve “Ne Mutlu Türküm Diyene” ifadelerinin silinmesini istedi. Gerekçesini de şöyle açıkladı: “<em>artık kalıcı bir barış için uğraştığımız bu süreçte geçmişi hatırlatan bu sloganlar derhal silinmelidir.”</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu sözler DEM partili Sırrı Sakık’ın ilk densizliği değildir. TBMM’de 16 Ekim 2025 Perşembe günü Sırrı Sakık şunları söyledi: “<em>Son günlerde Mecliste son süreçle ilgili ‘hain’, ‘alçak’ kelimeleri havada uçuşuyor. Asıl alçaklık nedir biliyor musunuz? Ülkeyi birlikte kurduktan sonra dönüp Kürt’ü yok sayanlar alçaktır, bir halkın dilini yasaklayanlar alçaktır, bir halkın haklarını gasbedenler alçaktır. Kim alçaktır biliyor musunuz? On binlerce Kürt’ü faili meçhul cinayetlerle katledip bunlara ses çıkarmayanlar alçaktır, 3 bin 500 Kürt köyünü yakanlar alçaktır, ölümler sürsün isteyenler alçaktır, savaş devam etsin isteyenler alçaktır, Kürt’ün bir çakıl taşı olmasın isteyenler alçaktır, kim ki bize alçak diyorsa alçağın en büyüğü de odur.”</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">Kemal Kılıçdaroğlu, 20 Mart 2023 tarihinde cumhurbaşkanlığı adaylığına destek için Halkların Demokratik Partisi’ni (HDP) ziyaret etmişti. Görüşme sonunda HDP’lilerin yaptığı açıklamalar kaygı vericiydi. HDP milletvekili Sırrı Sakık: “<em>yüz yıllık cumhuriyeti değiştireceğiz</em>” demişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sırrı Sakık, 2014 yılındaki Nevruz kutlamalarında batıda &#8216;Mustafa Kemal&#8217;in askerleriyiz&#8217; diyenlere şöyle seslenmişti: “<em>Ey oradaki çeteler. Siz Mustafa Kemal&#8217;in askeri değil generali olsanız ne yazar. İt sürüleri.</em>” 2014 yılında Ağrı’da yenilenen Belediye Başkanlığı seçimini kazanan Sırrı Sakık verdiği ilk demecinde, Ulusal Kurtuluş Savaşı kahramanı Kazım Karabekir’in adını taşıyan cadde ve sokak isimlerini değiştireceğini açıklamıştı. Gerekçesi ise katliamcı olduğunu söylediği Kazım Karabekir gibi kişilerin adı ve abidelerinin Ağrı’da olmamasıymış.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ergenekon-Balyoz kumpaslarının gizli tanığı ‘parmaksız Zeki’ kod adlı terörist Şemdin Sakık’ın kardeşi olan Sırrı Sakık, 19 Aralık 1977 tarihinde Muş’ta Zengök Otelinin 209 numaralı odasında, 16 yaşındaki bir kıza silah zoruyla tecavüz etmekten Muş Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 9 ay hapis cezası almıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sırrı Sakık’ın sözleri ve eylemleri açıkça suçtur, devlete meydan okumaktır; bu konularda yargı sessizdir, Sırrı Sakık gibi köhne zihniyetlerle barışa ulaşmak olanaksızdır. Böyleleri dağdaki PKK teröristlerinin kravatlı ekipleridir. Emperyalizmin taşeronu olan DEM partinin işi terördür, bölücülüktür; asla barış değildir. Barış sözü büyük bir kandırmacadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sırrı Sakık ve benzerlerinin asıl amaçları Türkiye’nin parçalanması ve kendi egemenliklerini kurmaktır. “<em>Batıyı birlikte yönetelim, doğuyu biz yönetiriz</em>” diyenlerin hiçbir zaman barış, demokrasi, kardeşlik, hukuk devleti gibi bir isteklerinin olmadığı bilinmelidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Ne Mutlu Türküm Diyene” sözünden rahatsızlık duyanlar, eşsiz liderimiz Atatürk ile Türkiye Cumhuriyeti’nin düşmanıdır. Bu duruma etnikçilikten oy beklentisi içindeki partiler tepkisizdir, sessizdir. Atatürk’ün partisinden ve Atatürkçü olduğunu söyleyen partilerden bu konular için gerekli tepki verilmemesi ülkemizin geleceği adına kaygı vericidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Azim ve Karar, 21 Eylül 2026</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
