<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Azim ve Karar</title>
	<atom:link href="https://www.azimvekarar.net/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.azimvekarar.net</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 03 Sep 2026 10:17:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1</generator>
	<item>
		<title>TATLI SUDA SENDİKACILIK</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/tatli-suda-sendikacilik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Sep 2026 10:17:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ceyhun BALCI]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazarları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.azimvekarar.net/?p=8333</guid>

					<description><![CDATA[Tatlı su sendikacılığı bir zamanlar sağ sendikacılıkla özdeşti. Bu durum, günümüzde de sürüyor. İktidar belediyelerinde ve kamu işyerlerinde yuvalanmış olan bu tür sendikacılık sessizliğiyle ve edilgenliğiyle yer ediniyor belleklerde. Bunlardan birisinin hiç değişmeyen başkanı oğluyla gündemde yer tutuyor. Sendikacılık hak getire! Ama nepotizm şahane. Nepotizmin doruk yaptığı günümüz Türkiyesi’nde bu beyefendinin oğlu Merkez Bankası’ndaki yolsuzlukta [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-image size-full"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="399" height="501" src="https://www.azimvekarar.net/wp-content/uploads/2026/09/basaran.jpeg" alt="" class="wp-image-8336" srcset="https://www.azimvekarar.net/wp-content/uploads/2026/09/basaran.jpeg 399w, https://www.azimvekarar.net/wp-content/uploads/2026/09/basaran-239x300.jpeg 239w" sizes="(max-width: 399px) 100vw, 399px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Tatlı su sendikacılığı bir zamanlar sağ sendikacılıkla özdeşti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu durum, günümüzde de sürüyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İktidar belediyelerinde ve kamu işyerlerinde yuvalanmış olan bu tür sendikacılık sessizliğiyle ve edilgenliğiyle yer ediniyor belleklerde.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunlardan birisinin hiç değişmeyen başkanı oğluyla gündemde yer tutuyor. Sendikacılık hak getire!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ama nepotizm şahane.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Nepotizmin doruk yaptığı günümüz Türkiyesi’nde bu beyefendinin oğlu Merkez Bankası’ndaki yolsuzlukta rol alıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Diğer yandan, en eski işçi sendikası konfederasyonu olan Türk İş, Ankara’nın orta yerindeki işçi direnişinden haberdar değilmiş gibi yapmakta sakınca görmüyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İktidarla iyi geçinmek, koltuğu korumak bu sendikanın her şeyin önüne koyduğu göreve dönüşüyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunlar şaşırtıcı değil elbette!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şaşırtıcı olan anlı, şanlı ve elbette devrimci(!) DİSK’in düştüğü durum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İşçi sendikacılığı adına Gazintep’te Mehmet Türkmen’den sonra sahneye çıkan Eskişehirli madencilerin iki önderi Başaran Aksu ve Gökay Çakır’ın tutuklanmasında buldu çıkış yolunu iktidar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">DİSK’e gelince!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sendikal bakımdan da giderek çoraklaşan Türkiye’de adları kıvançla anılması gereken bu ikili DİSK duvarına çarpıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yaptığı açıklamada DİSK,&nbsp; Türk sendikacılığının nazar boncuğuna dönüşmüş olan ikilinin adını esirgiyor açıklamasında.</p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<figure class="wp-block-video"><video autoplay controls loop muted src="https://www.instagram.com/reel/Dck31bPDBY9/?igsi=czB2c21uaTdwZ2l4" playsinline></video></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Ne kadar utansalar azdır!</p>



<p class="wp-block-paragraph">İşçi sendikalarının hali buyken, öğretmenlerin sendikası Eğitim Sen durur mu?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bölücülüğü ve etnikçiliği öteden beri rehber edinmiş olan, kimlik siyasetini her şeyin önüne koyan Eğitim Sen Çerçeve Yasa’dan kendisine çıkarttığı görevle <strong>“anadilde eğitim-öğretim”</strong> zırvasını bir kez daha gündeme taşıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türk sendikacılığından birkaç örnekle utancın fotoğrafını çekmeye çalıştım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yeri gelince birlik, dayanışma masalları okuyanların düştüğü durumdur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir yanda yandaş ve candaş (sarı) sendikacılık diğer yanda <strong>“yeniden açılım”</strong> ortamında emeği ve emekçiyi bir yana bırakıp <strong>“yıkımda ben de varım”</strong> diyen (sözde) solculuk.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Olsanız da olur, olmasanız da!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hatta, olmasanız çok daha iyi olur!</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ZAFER</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/zafer/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 30 Aug 2026 21:04:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Suay KARAMAN]]></category>
		<category><![CDATA[30 Ağıstos]]></category>
		<category><![CDATA[Çerçeve Yasa]]></category>
		<category><![CDATA[Zafer Bayramı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.azimvekarar.net/?p=8330</guid>

					<description><![CDATA[Suay Karaman 26 Ağustos 1922 sabahı gürleyen top sesleri, özgürlüğü ve bağımsızlığı yok edilmek istenen bir ulusun kurtuluşunun müjdecisiydi. 26 Ağustos günü Afyon Kocatepe’de başlayan Büyük Taarruz, 30 Ağustos günü Kütahya Dumlupınar’da Başkomutanlık Meydan Savaşı zaferiyle kesin sonuca vardı. Böylece yaklaşık 300 yıldır dünyayı sömüren emperyalizm ilk kez yenilgiye uğratılmış ve bu zafer bütün sömürülen [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Suay Karaman</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">26 Ağustos 1922 sabahı gürleyen top sesleri, özgürlüğü ve bağımsızlığı yok edilmek istenen bir ulusun kurtuluşunun müjdecisiydi. 26 Ağustos günü Afyon Kocatepe’de başlayan Büyük Taarruz, 30 Ağustos günü Kütahya Dumlupınar’da Başkomutanlık Meydan Savaşı zaferiyle kesin sonuca vardı. Böylece yaklaşık 300 yıldır dünyayı sömüren emperyalizm ilk kez yenilgiye uğratılmış ve bu zafer bütün sömürülen uluslara da örnek olmuştur. Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde kazanılan 30 Ağustos Başkomutanlık Meydan Savaşı sonrasında Yunan Ordusu dağılarak, kaçmış ve 9 Eylül 1922 tarihinde ‘dağlarında çiçekler açan’ İzmir’den, Ege’nin serin sularına dökülmüştür.</p>



<p class="wp-block-paragraph">104 yıl önce çok zor koşullarda, büyük bir özveriyle dünyanın en haklı savaşlarından biri olan Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı kazanarak, vatanımızı emperyalizmin işgalinden kurtaran, özgür ve başı dik olarak yaşamamızı sağlayan başta eşsiz liderimiz Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Kuvayi Milliye şehitlerimizi, gazilerimizi saygıyla anmaktayız. Yepyeni bir devlet kurup, az zamanda çok ve büyük işler başararak, Türkiye Cumhuriyeti’nin her alanda dünyanın önemli ve saygın ülkeleri arasında yer almasını sağlayan Mustafa Kemal Atatürk’e ve arkadaşlarına şükranlarımızı sunmaktayız. 30 Ağustos Zafer Bayramımız Türk Ulusuna kutlu olsun.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dün Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Savaşı’nın 104. yılını kutladık. Ancak bu büyük günü eşsiz önderimiz Atatürk ile Kuvayi Milliye Şehitleri’ne layık olamamanın verdiği burukluk ve eziklik içinde kutluyoruz; utanç içinde yaşıyoruz. Çünkü demokratik ve laik cumhuriyetimize sahip çıkamayıp, ülkemizin bugünkü karanlık duruma gelmesine duyarsız ve seyirci kalan bizler, suçluyuz. Çünkü Atatürk’ü, ilke ve devrimlerini, demokratik ve laik cumhuriyetimizi, eşsiz vatanımızı koruyamadık. Ne yazık ki bugün Türk Milleti’nin birliği, Türk Devleti’nin varlığı ve Türk vatanının bütünlüğü tehdit altındadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">104 yıl önce emperyalizmi dize getiren 30 Ağustos zaferinin ardından, 104 yıl sonra yeniden emperyalizmin görünen ve bilinen oyunlarıyla içten ve dıştan gelen baskılarla parçalanmak istenen ülkemize ne yazık ki seyirci kalıyoruz. 10 Ağustos 2026 tarihinde Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun, TBMM Genel Kurulunda 468 milletvekilinin oyuyla kabul edildi. Her maddesi anayasaya aykırı olan bu yasa, ülkemizin bölünmesine kadar gidebilecek bir senaryonun başlangıcıdır. Bu yasa, başta şehitlerimiz ve gazilerimiz olmak üzere bütün Türk Ulusuna hakarettir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sahte ‘barış’ söylemleriyle toplum uyutulmaktadır. Yaklaşık elli bin kişinin ölümünden sorumlu bebek katili PKK terör örgütünün başı, barış elçisi yapılmak istenmektedir. Bunun yanında devlette görev verilmesini amaçlayan ve hatta siyaset sahnesine girmesini hedefleyen bu yasa, barışı değil iç çatışmayı ve ardından üniter yapımızın yok edilmesine neden olacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bebek katili terörist başı, bu yasayı “<em>Cumhuriyetin kuruluşu kadar önemli bir sürecin başlangıcı</em>” olarak nitelendirmektedir. Bu söylem Ulusal Kurtuluş Savaşımıza, büyük önderimiz Atatürk’e, şehitlerimize, gazilerimize, kahraman ordumuza, laik ve demokratik cumhuriyetimize hakarettir. Bu hakaretin hesabını sormak yerine, eli kanlı katilden barış elçisi yaratmak için sıraya girenlerin olduğu bir meclisin vatanseverliği tartışılır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye Cumhuriyeti, emperyalistler ve yerli işbirlikçilerine karşı Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde verilen büyük bir onur mücadelesi ile kuruldu. Şimdi cumhuriyetimizi yıkmak için emperyalizmin hizmetinde olan iç ve dış güçlerce yıkılmak istenmektedir. Bu yıkım için yaklaşık 42 yıldır eylem yapan PKK terör örgütü ve eli kanlı terörist başı kullanılmaktadır. “<em>Suriye&#8217;de statü elde ettik, sıra Türkiye&#8217;de</em>” diyenlere karşı örgütlü, bilinçli ve kararlı mücadele edilmesi zorunluluktur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“<em>4 parça Kürdistan’ı ya vereceksiniz ya da emperyal güçler sizden alır bize verir</em>” diyenler terörsüz Türkiye masalının sonucunu ilan etmişler. İşte ülkemizi bu sıkıntılı ve karanlık günlerden aydınlığa çıkartmak için güçlerimizin birleştirilmesi gerekmektedir. Unutulmasın ki zafer yine Türk Ulusunun olacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Azim ve Karar, 31 Ağustos 2026</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>STADYUMLARDAN YÜKSELEN SESLER</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/stadyumlardan-yukselen-sesler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Aug 2026 05:53:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ceyhun BALCI]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.azimvekarar.net/?p=8326</guid>

					<description><![CDATA[Ceyhun Balcı Türk toplumunun üçte biri “siyasi tercihiniz nedir” sorusuna “hiçbiri” yanıtını uygun görüyor. Oy kullanılırken bu tercih üçte bir oranlarına erişemese de önemli bir durumun altı çizilmiş oluyor bu yanıtla. Türk Milleti siyaset kurumuna güvenini yitirmiş durumdadır. Milletin güvenini yitiren siyaset kurumu TBMM aritmetiğine dayanarak “Çerçeve Yasa”yı yürülüğe soktu. İki yıla yakın süredir ekilen [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ceyhun Balcı</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Türk toplumunun üçte biri <strong>“siyasi tercihiniz nedir”</strong> sorusuna <strong>“hiçbiri”</strong> yanıtını uygun görüyor. Oy kullanılırken bu tercih üçte bir oranlarına erişemese de önemli bir durumun altı çizilmiş oluyor bu yanıtla.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türk Milleti siyaset kurumuna güvenini yitirmiş durumdadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Milletin güvenini yitiren siyaset kurumu TBMM aritmetiğine dayanarak <strong>“Çerçeve Yasa”</strong>yı yürülüğe soktu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İki yıla yakın süredir ekilen tohumlar boy vermeye başladı bile.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Özellikle stadyumlardan gelen haberler iç açıcı olmadığı gibi son derece tehlikeli.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sporun içinde özellikle futbol izleyicileri lümpen kültürün baskısı altındadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Lümpen kültürün yanı sıra buralarda mahalle baskısı olarak da nitelenebilecek <strong>“çoğunlukçuluk”</strong> önemli sorundur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Geçtiğimiz günlerde Bursa’da oynanan bir futbol maçında Öcalan’a yönelik sövgülü gösteriler sahne aldı. Çerçeve yasaya tepkisizliğin yarattığı karamsar ortamda bu sövgülü gösterileri benimseyenler az değildi. Kimileri gururla paylaştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sövmekle, saymakla bir yere varılamayacağını algılayamayanların, bir tür içini boşaltma eylemiydi yaşanan.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İki yıla yakın süredir küstahlaşan ve sınır tanımazlaşan ayrılıkçı siyasetin işine yaraması olası bu davranışlara geçen hafta İzmit’te oynanan bir maçta <strong>“sarı poşet”</strong>eylemi eklendi.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" width="335" height="597" src="https://www.azimvekarar.net/wp-content/uploads/2026/08/SARI-POSET.jpeg" alt="" class="wp-image-8327" srcset="https://www.azimvekarar.net/wp-content/uploads/2026/08/SARI-POSET.jpeg 335w, https://www.azimvekarar.net/wp-content/uploads/2026/08/SARI-POSET-168x300.jpeg 168w" sizes="(max-width: 335px) 100vw, 335px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Ortada bir sarı poşet olduğu kuşkusuz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak, İzmit’te aşka gelen eylemciler sarı poşete Türkiye Cumhuriyeti’nin sokulmak üzere olduğunun sanırım farkında değiller.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bursa ve İzmit!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Emekçi yığınlarının ezici çoklukta olduğu iki ilimizin hemen her seçimde sarıya boyandığı da bir gerçek.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ne söverek ne de sarı poşet göstererek çözülemeyecek bir sorundur artık ayrılıkçılık.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu gibi sözel ve davranışsal şiddet sayılabilecek eylemlerin sınırtanımazlaşan ayrılıkçılığın değirmenine su taşımakta olduğu anlaşılmalı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yapılacak bir şey varsa eğer, Türkiye’yi yıkma projesine dönüşen PKK’yle el sıkışmayı ülke gündemine sokan milliyetçi ve yerli-milli oluşumlardan hesap sormaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Millete düşen görev ayrılıkçılığı derinleştirmesi kaçınılmaz davranışlardan uzak durmak olmalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tehlike, tıpkı bir saatli bomba gibi dostluğun, barışın ve birlikteliğin perçinleyici gücü olarak görülen spor alanlarının tam da ortasına düşmüştür.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kaş yaparken göz çıkartmamak gerek!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aman dikkat&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Azim ve Karar, 27.08.2026</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>UTANIYORUM!</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/utaniyorum/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Aug 2026 23:44:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Zahide Engin UÇAR]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.azimvekarar.net/?p=8324</guid>

					<description><![CDATA[Zahide Uçar Gazilerimiz günlerdir ANKARA’da haklarını arıyor. Adalet isteyen eylemlerine önce Güven Parkta başladılar. Muhatap bulamadılar. Muhatap bulamamakla kalmadılar, SABAHA KARŞI POLİSİ ÜSTLERİNE SALDILAR. Bu vatan için verdikleri kolların, bacakların protez olanları kenarda, köşede kaldı. Poşetlere doldurdular. Utanmadılar! Ben utandım. Bu arada cani Şemdin Sakık, pardon; ‘kumpas davaların kıymetli gizli tanığı’nın silahsız 33 Mehmetçiğimize sıktığı [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Zahide Uçar</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Gazilerimiz günlerdir ANKARA’da haklarını arıyor. Adalet isteyen eylemlerine önce Güven Parkta başladılar. Muhatap bulamadılar. Muhatap bulamamakla kalmadılar, SABAHA KARŞI POLİSİ ÜSTLERİNE SALDILAR. Bu vatan için verdikleri kolların, bacakların protez olanları kenarda, köşede kaldı. Poşetlere doldurdular. Utanmadılar! Ben utandım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu arada cani Şemdin Sakık, pardon; ‘kumpas davaların kıymetli gizli tanığı’nın silahsız 33 Mehmetçiğimize sıktığı yüzlerce mermiden sağ kalan gazimizi bu hak arayışı, adalet(!) talebi sürecinde kaybettik. Hakkı Türk Milletinin üzerinde kaldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">MSB’lığı önünde açıklama yapmak istediler, polis müdahalesi ile karşılaştılar. Polisi gazilerimizin üzerine salmaya utanmayanlar, Türk Askerine yenilen küresel aparat narko terör örgütünün katillerine basın açıklaması için yol veriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Milli(!) Savunma Bakanı Hulisi Efendi’nin bir açıklamasını okudum. Doğru ise korkunç! Gazilerimize “marjinal grup” demiş. Bu durumda; PKK’nın ilk eylemlerini ve verdiğimiz ilk şehidimizin ölüm yıldönümünü PKK çaputlarıyla, havai fişeklerle kutlamaları normal. “Pişman değiliz, suç işlemedik ki pişman olalım” diyen Mavi Çarşı katilinin il il dolaşıp konuşma yapması normal.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Biz bu rezilliklerin ilkini Habur’da PKK davul zurnayla karşılanırken gördük. Ayaklarına götürülen seyyar mahkemelerde, pişman değiliz diyen PKK’lıların “siz bilmezsiniz, aslında pişmanlar” deyip bırakan çadır mahkemelerini gördük. Basın denilen paçavraların kiralık kalemlerinin linç ettiği kahramanlık madalyası olan ve belinden aşağısı felç olan Abdülkerim Kırca’nın; PKK bizden kıymetli oldu” deyip kendi kafasına sıktığını gördük. O GÜN O MERMİ ÖNCE Genelkurmay Başkanı olamayan zatı, sonra seyreden bizleri mahkum etmişti. Ali Tatar, aile namuslarına iftira edildi. Rahmetli Türk Halkını uyandırmak için kafasına sıktı. Tepki mi? Tepki olsaydı bugün bu halde olur muyduk?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bay Hulisi, gazilerimize marjinal demiş öyle mi? Kendisine anlatalım;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dünyada güzel bir şey varsa, marjinal denilen, sürüden ayrılmış, düşünen beyinlerin ürünüdür. Bu kafaya göre, 393 yıl önce “dünya yuvarlak” diyen Galileo marjinal… Engizisyon’da yargılandı. Hazarfen Ahmet Çelebi marjinal. Hatta Çanakkale Savaşında top mermilerini sırtlayıp kundağına yerleştirerek Krallığa ait zırhlının batmasına neden olan Seyit Onbaşı da marjinal. Simya’dan modern Kimya’ya geçişte önemli bir bilim insanı olan LaLavoisier’de marjinal. İdamına karar veren yargıç ne demişti? Cumhuriyetin bilginlere ve kimyacılara ihtiyacı yoktur. Anlaşılan o ki, Bakan(!) Efendi’nin de askerlere ihtiyacı yok. Çünkü gazilerine yapılanı gören asker, kim için mücadelede edeceğini sorgulamaya başlar, risk almaz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bay Akar;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dünyada bütün kazanımlar marjinal, sürüden ayrılan cesur insanların verdiği mücadele ve çalışmanın ürünüdür. Ve o marjinal insanlar üretir, bedel öder, SÜRÜLER FAYDALANIR. Yalnız o marjinal insanlar boynuna ip taktırıp, kafasına bastırtmaz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türk askeri yedi düvelin beslediği bu cani örgütü hep yendi. Bu şekilde amacına ulaşamayacağını anlayan “İsrail+ABD+İngiltere” siyon üçlüsü, perde arkasından verdikleri savaşı kazanamayacaklarını anlayınca, siyaseti kontrol atına alarak hedefe varmak istiyor. Türk Milletini Sevr benzeri bir anlaşmaya razı etmek istiyor. T.C. Devleti’nin tapusuna çökmek, tapuya ortak olmak istiyor. Çerçeve yasanın aslı budur. Çerçeve yasaya “evet” diyenler, T.C. Devletinin tapusuna ortak alınmasına EVET DEMİŞTİR. Aklı başında her T.C. Vatandaşı için; “çerçeve yasaya evet diyenler” Sevr ihanet anlaşmasını imzalayanlarla eşit durumdadır!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türk Milleti olarak bir olmazsak, gazilerimize sahip çıkmazsak, bu ülke için savaşacak asker de bulamayız.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gazi İdris Tuğunmuş hakkında şöyle bir bilgi var: “2500 kg patlayıcı ile patlatıldıktan sonra üzerine 7 kurşun sıkılarak öldürülmeye çalışılan fakat ölmeyen GAZİ&#8230; Vücudundaki 5 litre kanın tamamını nerede ise toprağa akıttı. “</p>



<p class="wp-block-paragraph">İdris Tuğunmuş’u 2500 kg patlayıcı öldüremedi ama bir sabah operasyonu ile kendi devletinden gördüğü muamele diri diri gömdü. Gazimiz ameliyat oldu. “Ankara’ya kırgınım” diye bir mesaj atarak Bingöl’e geri döndü. Bingöl… PKK’nın azgınlıkları… Bu gazimiz gibileri kim koruyacak? Korucuları kim koruyacak?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Evet Ankara! Ali Tatar, Abdülkerim Kırca’nın kanı üzerimizde iken, bir de bu gazilerimizin ahı üzerimize kaldı. PKK’lı katiller katillerine şehit töreni yapıyor, biz gazilerimize sahip çıkmıyorsak, bu ülke bize gerçekten hak değildir! UTANIYORUM!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ankara halkı Güven Parka, Kurtuluş Parkına yürümeliydi. Her şeyden önce bu bir borçtur. Üzerinize ölü toprağı mı serpildi? Yoksa yaşıyor gibi yapan KADAVRALAR MISINIZ?</p>



<p class="wp-block-paragraph">CİA’nın pençesindeki ilk açılım… Ne buyurmuştu AKP’nin bazı vekilleri… “Ordu’ya Balyoz ve benzeri kumpaslar yapılmasaydı, bu açılımı yapamazdık” demişlerdi değil mi? O kumpasları Kılçıktaroğlu’da “hak ettiler” diyerek perde gerisinden desteklemişti. CİA’nın Türkiye uzmanı Henri Barkey açıklamasında;</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Amerika Türk Ordusu’nu AKP eliyle kafesledi” dedi. AKP’den bir itiraz geldi mi? Ben duymadım, okumadım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gazilerimize yapılan muameleyi, T.C. Devleti’nin tapusuna ÇÖKME çalışmasından ayrı düşünmüyorum. Psikolojik operasyon, yıkım operasyonu olarak anlıyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve vicdanların iflas ettiği, açık ihanetin siyaset sayıldığı, siyonist aklın “devlet aklı” diyerek aklandığı bir ülkede, kalbimin tam ortasından hançerlenmiş gibiyim. Nefes alamıyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Azim ve Karar, 26 Ağustos 2026</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BARIŞ MASALI</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/baris-masali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Aug 2026 06:33:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Suay KARAMAN]]></category>
		<category><![CDATA[Barış Masalı]]></category>
		<category><![CDATA[Çerçeve Yasa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.azimvekarar.net/?p=8321</guid>

					<description><![CDATA[Suay Karaman 10 Ağustos 2026 tarihinde Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun, TBMM Genel Kurulunda 468 milletvekilinin oyuyla kabul edildi. Kabul edilen yasanın her bir maddesi, anayasaya aykırıdır. Kısaca anayasa ihlal edilmiştir. Ne yazık ki proje siyasetçiler ile anayasanın ihlal edilmesi halka çözüm olarak sunulmaktadır. Bu yasaya toplumun tepkisi büyüktür ama içeriğini ve [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Suay Karaman</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">10 Ağustos 2026 tarihinde Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun, TBMM Genel Kurulunda 468 milletvekilinin oyuyla kabul edildi. Kabul edilen yasanın her bir maddesi, anayasaya aykırıdır. Kısaca anayasa ihlal edilmiştir. Ne yazık ki proje siyasetçiler ile anayasanın ihlal edilmesi halka çözüm olarak sunulmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu yasaya toplumun tepkisi büyüktür ama içeriğini ve yapılacakları tam olarak bilmedikleri için sessizdir, beklemektedir. Çünkü TBMM’deki siyasi partilerin büyük çoğunluğuyla kabul edilen bu yasanın, ülkemizi bölünmeye götüreceği tam olarak kavranılamamıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">PKK terör örgütü 15 Ağustos 1984 tarihinde ilk eylemini Hakkari’nin Şemdinli ilçesi ile Siirt’in Eruh ilçesine yapmıştı ve ilk şehitlerimizi orada vermiştik. Bu eylemin 42. yılı olan 15 Ağustos Cumartesi günü Adana, Diyarbakır, Mardin, Mersin ve Van’da PKK terör örgütü destekçileri tarafından kutlama yapıldı. PKK terör örgütüne ait Mezopotamya haber ajansındaki söylem her şeyi açıklamaktadır: “<em>Birçok kentte 15 Ağustos dolayısıyla düzenlenen etkinliklerde barış anneleri zılgıtlarla pasta kesti. Konserler verildi.</em>” Sözde barış masalı ortaya atılırken, bu kanlı terörün başlangıcını havai fişekler atarak kutlamak, bu sürecin tam bir kandırmaca olduğunu ortaya koymaktadır. Bu pis hareket şehitlerimizin anılarına, yakınlarının acılarına, gazilerimize ve milletimizin hafızasına karşı küstah bir saygısızlıktır. Çıkarılan bu yasaya evet oyu verenler, bu durum hakkında ne düşündüklerini açıklamalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">20 Ağustos 2026 tarihinde DEM Parti İmralı Heyeti üyelerinden Pervin Buldan düzenlenen basın buluşmasında çerçeve yasa kapsamındaki kurulların çalışma takvimine ilişkin bilgi verdi ve 24 Ağustos tarihinde üst kurulun ilk toplantısını yapacağını açıkladı. Üst kurul toplantısının ardından alt kurulların devreye gireceğini belirten Pervin Buldan; “<em>alt kurullardan biri &#8216;Silahsızlanma ve Siyasallaşma Kurulu&#8217; olacak ve burada Sayın Öcalan yer alacak; çünkü kendisi bu gelişmeleri organize edecek</em>” diyerek bu yasanın asıl amacını paylaştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Zaten çıkarılan bu yasanın 7. maddesi uyarınca oluşturulacak alt kurulda bebek katili PKK terör örgütünün başına görev verileceği belli oldu. Üstelik yasanın 10. maddesine göre PKK terör örgütünün başına ‘özel statü’ verilerek, her yönden tam sorumsuz olması sağlanıyor. Kısaca eli kanlı terörist başının her durumda bu yasadan yararlanmasının önü açılmış oluyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şimdi bu durumda çıkarılan yasanın iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurmak gerekiyor. Kanunların anayasaya aykırılığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesi’nde iptal davası açabilme hakkı, cumhurbaşkanına, iktidar ve ana muhalefet partisi meclis grupları ile TBMM üye tamsayısının en az beşte biri tutarındaki üyelere aittir. TBMM’de 120 milletvekilinin bu yasayı Anayasa Mahkemesi’ne götürmesi hayaldir. Ancak ana muhalefet partisi olan Yeni Parti bu yasayı Anayasa Mahkemesi’ne götürebilir. Gerçi bağımsız yargının olmadığı yerde Anayasa Mahkemesi bu yasayı iptal etmeyebilir ama esas olan tarihe not düşmektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Atatürk’ü dillerinden eksik etmeyenlerin, ilkelerine sahip çıktıklarını söyleyenlerin Anayasa Mahkemesi’ne gitmesi gerekir. Çünkü çıkarılan bu yasanın ülkemize barış değil, iç savaş getireceği bilinmelidir ve ülkemizi bölme amaçlı bir emperyalist proje olduğunun farkına varılmalıdır. Ancak konuşmalarında sık sık Kürt sorunu, eşit yurttaşlık gibi emperyalizmin sözlerini söyleyenlerin iptal davası açması da zor gözükmektedir. Bu yasanın iptali için 19 Ekim 2026 tarihine kadar başvuru yapılmazsa, ana muhalefetin de sahte olduğu ortaya çıkacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Emperyalizmin dillendirdiği Kürt sorunu, aslında Doğu ve Güneydoğu bölgelerimizdeki feodal ağalık düzenidir. Bu gerçek bilinmesine karşın, emperyalizmin maşaları, ısrarla Kürt sorunu diyerek, ülkemizin bölünmez bütünlüğüne saldırmaktadırlar. Çıkarılan bu yasaya evet oyu verenler ile Anayasa Mahkemesi’ne iptal için gitmeyenler tarihin sayfalarında iyi anılmayacaklarını bilmelidirler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu yaşanılan olaylar sonrasında ülkemizde artık iki cephe oluşmuştur: milletin birliğini dağıtmayı ve ülkemizin bölünmesini hedefleyen çerçeve yasaya ‘evet’ diyenler ile milletin birliğini ve ülkemizin bütünlüğünü savunup çerçeve yasaya ‘hayır’ diyenler. Kısaca ya vatan hainisiniz ya da vatan seversiniz. Safımızı ve duracağımız yeri, buna göre belirlemek gerekiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Azim ve Karar, 24 Ağustos 2026</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TERÖRSÜZ TÜRKİYE YASASI’NDA  FEODALİZMİ ve AŞİRETLERİ TASFİYE ETMEK SÖZ KONUSU OLDU MU? (*)</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/terorsuz-turkiye-yasasinda-feodalizmi-ve-asiretleri-tasfiye-etmek-soz-konusu-oldu-mu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 23 Aug 2026 21:38:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mustafa KAYMAKÇI]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.azimvekarar.net/?p=8315</guid>

					<description><![CDATA[Mustafa Kaymakçı Prof.Dr. Hakkı Uyar, Ege Meclisi’ndeki 19 Ağustos 2026 tarihli “Kürt sorunu 100 yıllık mı?“ yazısının sonunda;” …&#160; Cumhuriyet’in yeni inşa etmeye giriştiği seküler ulus devlet, ortak olarak taşradaki feodal ve otonom odakları tasfiye etmek istedi. 19. Yüzyılın başlarından 20. Yüzyılın ortalarına kadar süren bu çaba, tasfiye edilmek istenen odakların direnciyle ve isyanıyla karşılaştı. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Mustafa Kaymakçı</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Prof.Dr. Hakkı Uyar, Ege Meclisi’ndeki 19 Ağustos 2026 tarihli “<em>Kürt sorunu 100 yıllık mı?</em>“ yazısının sonunda;” …&nbsp; <em>Cumhuriyet’in yeni inşa etmeye giriştiği seküler ulus devlet, ortak olarak taşradaki feodal ve otonom odakları tasfiye etmek istedi. 19. Yüzyılın başlarından 20. Yüzyılın ortalarına kadar süren bu çaba, tasfiye edilmek istenen odakların direnciyle ve isyanıyla karşılaştı. Bu süreci daha girift kılan ise emperyalizmin sürece müdahalesidir. PKK ve uzantıları da bu 200 yıllık sürecin tam da ortasında yer almaktadır. Bu noktada sorunu doğru tespit etmek gerekir. Doğru tespit, doğru çözümü de beraberinde getirir</em>.” demiş.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Uyar’ın “…<strong><em>Cumhuriyet’in yeni inşa etmeye giriştiği seküler ulus devlet, ortak olarak taşradaki feodal ve otonom odakları tasfiye etmek istedi.”</em></strong> &nbsp;tespiti, gerçeğin&nbsp; tam merkezinde.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yıllardır kaleme aldığım yazılarda konunun bu yanını, bir başka deyişle &nbsp;ekonomi politiğini &nbsp;yansıtmaya çalışıyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aslında &nbsp;Atatürk’ün TBMM’ni&nbsp; Açış Konuşmalarında feodal ve otonom odakları tasfiye etme konusunu&nbsp; sürekli olarak dile getirmiş&nbsp; olduğunu biliyoruz. Örneğin; “1 Kasım 1937’de TBMM Açış Konuşması’nda; <em>“ Bir defa memlekette topraksız çiftçi bırakılmamalıdır. Bundan daha önemli olanı ise, bir çiftçi ailesini geçindirebilecek toprağın, hiçbir sebep ve suretle bölünemez bir maliyet alması, büyük çiftçi ve çiftlik sahiplerinin işletebilecekleri arazi genişliği, arazinin bulunduğu memleket bölgesinin nüfus kesafetine ve toprak verim derecesine göre sınıflamak lazımdır</em>” demişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da varlığını sürdüren feodal düzen ne?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Feodal yapı, bilindiği üzere toplumsal hiyerarşinin toprak sahipliği ve kişisel bağlılık&nbsp; temelinde&nbsp; ortaya çıkan bir sistem. &nbsp;Bu hiyerarşide, Türkiye gündeminde toprak sahibi ağalar, aşiret reisleri, tarikat şeyhleri ve onlardan&nbsp; beslenen etnik, dinsel siyasetçiler&nbsp; ve siyasal yaklaşımlar&nbsp; var.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kısaca Kürt ayrılıkçı hareketi olan PKK’nin egemen olduğu bölgede toprak mülkiyeti, aşiret örgütlenmesi altında toprak ağalarının denetiminde.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ağalara ait topraklarda yoksul Kürt köylüsü, yarı aç yarı tok varlığını sürdürmeye çalışıyor. Seçimlerde oylar kitlesel olarak atılıyor ve beyler meclise giriyor. Milletvekilleri ve belediye başkanları, genellikle ya toprak ağaları ya da yakınlarından&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Toprak ağaları siyasi partileri kendi aralarında paylaşarak her ne şekilde olursa olsun iktidarda kalmayı sürdürüyorlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sanayici ve ticaret erbapları da benzer sınıfsal yapıda. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kürt köylülerinin kimileri de toprağa bağlı olmaksızın hayvancılık yapıyor, ancak bunların bir kesimi, güvenlik nedeniyle hayvancılığı bırakmak zorunda kalmış. Bölgede eğitim ve sağlık hizmetleri de talebi karşılamaktan uzak.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kentlere gelen yığınlar, sanayi ve hizmet sektörünün yeterince gelişememesi nedeniyle işsiz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Geldiğimiz noktada başka bir değişim de söz konusu olmuş. Bölgede ağalara, beylere kooperatif kurdurmuşlar ve onları başlarına geçirmişler. Böylelikle dünyanın hiçbir bölgesinde gözlemlenmeyen bir kooperatifleşme modeli ortaya çıkmış. Bu yeni kooperatifleşmeye “<em>Aga-Koop</em>”adını vermiştim. Şimdi bölgenin yoksul köylüleri, Aga-Koop adı verilen kooperatifin kağıt üstünde eşit(!)ortakları, ancak eskiden olduğu gibi boğaz tokluğuna yaşamaya devam ediyorlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Güneydoğu ve&nbsp; Doğu’da ağalar siyasi partileri kendi aralarında paylaşarak her ne şekilde olursa olsun iktidarda kalmayı bugüne kadar sürdürdüler.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Feodalizm ve Aşiret Kültürüne &nbsp;Ait Kimi tespitler</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Diyarbakır’da  toprakların yüzde 41’inden fazlası  ailelerin yüzde 3’ünün denetiminde.</li>



<li> Şanlıurfa’da da 10 milyon dekara yakın arazinin yüzde 30’una yakını  ailelerin yüzde 1.5’ine ait.</li>



<li>Brukan aşiretinin yalnızca Van’da 115 köyü bulunuyor, aşiretin Kars ve Iğdır gibi şehirlerde de birçok köyü var; en az 500 bin kişiyi denetim altında tuttukları belirtiliyor. Aşiretin  şimdiki lideri  olan Remzi Kartal, PKK narko-terör örgütünün Avrupa’daki yapılanması KONGRA-GEL’in (Kürdistan Halk Kongresi) Eş Başkanı. Remzi Kartal; “<em>Köy Enstitülerini ben kapattırdım</em>&#8221; diyen Brukan aşiretinin  eski lideri ve eski milletvekili Kinyas Kartal’ın da yeğeni. Kinyas Kartal; “<em>Bunlar devletten çok bana bağlıdırlar</em>.&#8221; İfadesini de  kullanmıştı<strong>.</strong> Anımsatalım, 1945’te Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu’na karşı muhalefet eden  aşiret ve toprak ağalarında biriydi.</li>



<li>DEM’li ve Mardin Derik&#8217;teki Kanco aşireti liderlerinden Ahmet Türk&#8217;ün  ailesinin kaç köyü ve ne kadar tarım arazisi  olduğuna dair resmi bir kayıt bulunmuyor. Sosyal medyada 40&#8217;tan fazla köyü ve  30 bin dönem arazi varlığına sahip olduğuna dair iddialar var. </li>



<li>Feodalizmin yarattığı “<em>Mevsimlik Tarım İşçiliği</em>” ile de yoğun bir emek sömürüsü ortaya çıkıyor.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Göçün en önemli nedeni,topraksızlık ya da az topraklılık.Kente göçenlerin arasında daha önce herhangi bir araziye sahip olanların oranı son derece az. Ailelerin sadece&nbsp; yüzde 7’sinin köylerinde tarım arazileri var ve bu arazilerin ortalama büyüklüğü 10 dönümden küçük.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Türkiye gündeminde içimizi sızlatan Narin cinayetinde köyde yaşayanların ve de eski bir milletvekilinin suskunluğu aşiret kültürünün bir sonucu değil mi? Bunun mafya düzeninde “Omerta” denilen  “Suskunluk Yasası”ndan  farkı var mı?</li>



<li>3 Ekim 2025 tarihli medya haberlerine göre Şırnak&#8217;ın Beytüşşebap İlçesi Başaran Köyü’nde  Jirki Aşireti’nden Hülya-Emrah Gökçe çifti, 2 gün 2 gece süren düğünle evlenmiş. Damada 3 milyon TL ve geline de 1,5 kilo altın takılmış.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Terörsüz Türkiye Yasası’nda &nbsp;Feodalizmi ve Aşiretleri Tasfiye Etmek Söz Konusu Oldu mu?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Terörsüz Türkiye Yasası’nda ,topraksız köylüler, marabalar, kentlere yığılmış işsizler, boğaz tokluğuna çalışan işçiler, eğitim olanağı bulamamış gençler, kısaca Kürt yoksulları ortada gözükmüyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Daha da vahimi ise onların ekonomik gereksinmelerine, özgürleşme süreçlerine, kısaca insanca yaşamalarına yönelik ekonomik düzenlemeler ortalıkta yok.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Terörsüz Türkiye gündeminde Kürt Yoksullarının&nbsp; görüşü alındı mı?&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kürt sorununun çözümüne yönelik pakette, Kürt yoksullarının sendika, kooperatif gibi emek kitle örgütlerindeki temsilcilerinin görüşleri alındı mı?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Partilerin seçim programlarında toprak reformunu dile getiren tespit ve önerme var mı? Hani bir zamanlar tartışmasını yaptığımız Toprak Reformu’na&nbsp; oldu?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Onlar adına konuşanlar; meclise girmiş feodal beyler, feodaliteden bağını koparmamış bölgenin sanayi ve ticaret erbapları, özetle Kürt yoksullarından beslenen katmanlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Biz değinelim. Sorunların öncelikle bölgede var olan eşitsiz toprak dağılımından kaynaklandığını dile getiren yazılar yazıldı, önermeler yapıldı, ancak iktidar ve muhalefet partileri bu konunun üzerine gitmek istemediler, gitmiyorlar. Çünkü feodal düzenin yarattığı biat kültürü ile&nbsp; toplu oy elde etmek işlerine geliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Feodalizmi ve Aşiretleri Tasfiye İçin Çözüm &nbsp;Ne?&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Feodalizmi ve aşiretleri tasfiye için &nbsp;ekonomi-politik çözümlemenin çıkış noktasının ilk aşaması, Toprak Reformu. Toprak Reformu,Atatürk’ün sürekli olarak dile getirdiği &nbsp;topraksız ya da az topraklı köylülerin yeter genişlikte topraklandırılmasıdır. Aslında T.C. Anayasası’nın 44. maddesi bunu zorunlu kılmaktadır.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Toprak Reformu salt toprak dağıtımını içermemeli. Aynı zamanda bölgedeki feodal yapıyı tasfiye edecek olan ve temelinde “<em>Toprak Reformu’nu kapsayan Bölgesel Kalkınma Planı</em>” devreye sokulmalı.</li>



<li>Toprak Reformu’yla birlikte bölgede kamu iktisadi kuruluşları eliyle sanayileşmeye ivme kazandırılmalı. Böylesi bir yaklaşımda, Devlet bölgede de yönlendirici ve yatırımcı olmalı.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Konu bir bütünsellik açısından&nbsp; ele alınmaz ise dağıtılan topraklar yeniden güçlülerin eline geçecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunu engellemek için toprak reformunun , tarım işletmelerinin kooperatif örgütlenmesiyle ele alınması şart.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Burada girdilerin temininden başlayarak çıktıların pazarlanmasına değin kooperatifler temel alınmalı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu bağlamda köylüler kooperatifler ile sanayici olmalı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>(*) Prof.Dr. Halil İnalcık, “<em>Kürt Sorunu”</em> olarak adlandırılan konunun&nbsp; emperyal ayağına: <em>“AB ve ABD bugün Kürtleri destekliyor; Ermeniler ve Kürtler, şimdi Amerika’nın Ortadoğu’da yeni “parçala-bağımlı yap” politikasından kendileri için çok ümitliler… Bence bütün bunlar, Avrupa’da 19.yüzyıldaki Doğu Sorunu” politikasının devamından başka bir şey değildir</em>.” demişti.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Azim ve Karar, 23.08.2026</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>NEREDE BU DEVLET?</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/nerede-bu-devlet/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 22 Aug 2026 10:59:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ceyhun BALCI]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.azimvekarar.net/?p=8310</guid>

					<description><![CDATA[Ceyhun Balcı Türkiye’nin başkenti Ankara’nın göbeğinde birisi aylardır diğer haftalardır süren iki hak arama direnişi var. Eskişehir’deki Doruk Madencilik emekçileri hak ettiklerinin peşinde. Daha iyi bir toplu sözleşme ya da kazanç öylesine uzakta ki sözü bile edilemiyor. Direnişin ilk perdesi sözde anlaşmayla sonuçlanmıştı. İki çift eleştiri tümcesini paylaşsanız kapınıza polis yığabilen güçteki devlet o sözde [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ceyhun Balcı</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’nin başkenti Ankara’nın göbeğinde birisi aylardır diğer haftalardır süren iki hak arama direnişi var.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Eskişehir’deki Doruk Madencilik emekçileri hak ettiklerinin peşinde. Daha iyi bir toplu sözleşme ya da kazanç öylesine uzakta ki sözü bile edilemiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Direnişin ilk perdesi sözde anlaşmayla sonuçlanmıştı. İki çift eleştiri tümcesini paylaşsanız kapınıza polis yığabilen güçteki devlet o sözde anlaşmaya <strong>“kefil”</strong> sıfatıyla katılmıştı.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="1024" height="668" src="https://www.azimvekarar.net/wp-content/uploads/2026/08/madenci-1024x668.jpg" alt="" class="wp-image-8311" srcset="https://www.azimvekarar.net/wp-content/uploads/2026/08/madenci-1024x668.jpg 1024w, https://www.azimvekarar.net/wp-content/uploads/2026/08/madenci-300x196.jpg 300w, https://www.azimvekarar.net/wp-content/uploads/2026/08/madenci-767x500.jpg 767w, https://www.azimvekarar.net/wp-content/uploads/2026/08/madenci.jpg 1095w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Her şeyin sahibi devlet meydanı boş bulan bir iş insanı bozuntusuna kefil oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Oysa, kudretli devlet bu iş insanının haksız ve sorumsuz davranışı karşısında madene el koymanın yanı sıra daha önce eline geçirdiği kamusal alanlara el atarak emekçinin hakkının bir an önce teslimini sağlayabilirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çeşme’de İş Bankası kampı komşuluğunda&nbsp; yer alan ve bir zamanlar Et ve Balık Kurumu’na ait olan son derece değerli alan işçisinin hakkını ödememek için direnene aittir. Bu benim rastlantıyla farkına vardığım. Söz konusu holding üzerinde başka hangi kamusal varlıkların olduğunu kestirmek güç.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Devlet ,devlet olup bu varlıklara el koyabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ankara’nın göbeğindeki insanlık dramına son verebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Diğer başlığımız er gazilerin direnişi üzerine.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="399" height="501" src="https://www.azimvekarar.net/wp-content/uploads/2026/08/gaziler.jpeg" alt="" class="wp-image-8312" srcset="https://www.azimvekarar.net/wp-content/uploads/2026/08/gaziler.jpeg 399w, https://www.azimvekarar.net/wp-content/uploads/2026/08/gaziler-239x300.jpeg 239w" sizes="auto, (max-width: 399px) 100vw, 399px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Çerçeve Yasa’yı TBMM’den geçiren iktidar bir sonraki aşamaya geçerek <strong>“yeni Anayasa”</strong> düşü görmeye başladı bile.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir süredir hiçe sayılan anayasayı kendisine uydurmak isteyenler er gazilerin duygusal ve bir o kadar haklı eylemine kulaklarını tıkadılar, gözlerini kapattılar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hiç şaşırtıcı sayılmaz onbinlerce kişinin canını yitirmesinden sorumlu terör örgütüyle çok da gerekli olmayan bir biçimde masaya oturabilenlerin gazi sevmezliği.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İktidar, seçimini PKK ile anlaşma yönünde kullanınca gazilerin çığlığı Ankara’da yankılandığıyla kalıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Her iki eyleme duyarsızlığın önde gelen nedenlerinden birisi iktidarın <strong>“ben hata yapmam”</strong> saplantısı kaynaklıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yaptığı her işin ve uygulamanın doğruluğu varsayımından yola çıkan iktidar hatadan dönmeyi geri adım olarak görüyor. Geri adım atmayı da gururuna yediremiyor. <strong>“Çoğulcu”</strong> değil ama <strong>“çoğunlukçu”</strong> yaklaşım bu kaba anlayışın biricik kaynağıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Diğer yandan, bu çok haklı iki direnişin direnenlerin utkusuyla sonuçlanmasının önemli bir kapıyı aralama olasılığı iktidarın bir diğer korkusudur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aralanacak kapıdan geçmek isteyenlerin çokluğu iktidarın karabasanı olup çıkmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gazilerin eylemine kolluk gücüyle engel olma girişimi devletin polisinin gözyaşı dökmesi pahasına devreye sokulmuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>“Nerede bu devlet”</strong> sorusu hiç bu kadar haklılıkla sorulmamıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Azim ve Karar, 22.08.2026</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HACIBEKTAŞ KALDIRAÇ OLMASIN!</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/hacibektas-kaldirac-olmasin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Aug 2026 08:51:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ceyhun BALCI]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.azimvekarar.net/?p=8307</guid>

					<description><![CDATA[Her yıl ağustos ayında Hacıbektaş kamuoyunun ilgi odağında olur. Bildiğim kadarı ile Alevi doğulur, Bektaşi olunur. Başka deyişle, Alevilik soybağı koşuluna bağlıdır. Bektaşilikse böyle bir koşul taşımaz. Kişi Alevi olmasa da Bektaşiliği benimseyebilir. Bektaşilik-Alevilik ilintili ve etkileşimli ikilidir. Bektaşiliği, Aleviliğin felsefi panceresi olarak nitelemek bilmem doğru olur mu? Milli Mücadele’yi örgütleyen Mustafa Kemal Paşa Samsun’da [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="472" height="649" src="https://www.azimvekarar.net/wp-content/uploads/2026/08/HACIBEKTAS.jpeg" alt="" class="wp-image-8308" srcset="https://www.azimvekarar.net/wp-content/uploads/2026/08/HACIBEKTAS.jpeg 472w, https://www.azimvekarar.net/wp-content/uploads/2026/08/HACIBEKTAS-218x300.jpeg 218w" sizes="auto, (max-width: 472px) 100vw, 472px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Her yıl ağustos ayında Hacıbektaş kamuoyunun ilgi odağında olur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bildiğim kadarı ile Alevi doğulur, Bektaşi olunur. Başka deyişle, Alevilik soybağı koşuluna bağlıdır. Bektaşilikse böyle bir koşul taşımaz. Kişi Alevi olmasa da Bektaşiliği benimseyebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bektaşilik-Alevilik ilintili ve etkileşimli ikilidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bektaşiliği, Aleviliğin felsefi panceresi olarak nitelemek bilmem doğru olur mu?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Milli Mücadele’yi örgütleyen Mustafa Kemal Paşa Samsun’da yaktığı çoban ateşini Anadolu’nun çeşitli yerlerinde çoğaltmış ve Ankara’ya yönelmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">22-23 Aralık 1919’da Hacıbektaş’a gelmiş ve yatılı konuk olmuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hemen her kesimin Milli Mücadele’yi desteklemesini amaçlayan bir konaklamadır. Onlar da desteklerini esirgememişlerdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Özetle, Hacıbektaş adı Milli Mücadele’ye destekle, Cumhuriyetin kuruluşuna katkıyla ve Devrimlere katılımla özdeşleşmiştir denebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yakın zamana kadar bu böyle olmuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Son yıllarda, Hacıbektaş’ın saygınlığından yararlanma ve hatta onu kaldıraç koluna dönüştürme girişimlerine tanık olunmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Geçtiğimiz günlerde Hacıbektaş’ta sahne alan Sabahat Akkiraz faşistlikle suçlandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Suçu büyüktü!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu dönemde Atatürk’ten, Cumhuriyetten, birlikten ve dirlikten yana tutum alan herkesin başına gelendi yaşadığı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Suçlayan da bugünün yükselen(!) değeri DEM parti ileri geleniydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Başkaları da benzer uyarılarda bulundu mu? Bunu bilemiyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ama, Hacıbektaş etkinliklerini düzenleyenlere sesleniyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Anıya saygıyı amaçladığınızı düşünüyorsunuzdur bu şenlikleri düzenleyerek.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Söz ile öz kimi zaman denk düşmez. Siz de bu durumu yaşıyorsunuz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tıpkı, 15 Ağustos’ta bölücü tayfanın sahnelediği havai fişekli şenlikler gibi Hacıbektaş da bu amaca alet edilmek isteniyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hacıbektaş’ın Cumhuriyete meydan okuma yeri olmasına fırsat vermeyiniz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çözüm belli.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Etkinlikleri siyasi kimliklere kapatınız. Hacıbektaş’ın Cumhuriyetin temellerini sarsma amaçlı kaldıraç koluna dönüştürülebileceğini yaşayarak gördünüz. Daha fazlasını göreceğinizi öngörmek abartı olmaz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Siyasi kimliği olanların bireysel katılımı elbette sorun olmaz. Ama, bu kişilerin protokolde yer almasına son verilmeli.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Konserler, sanatsal ve Bektaşi felesefesine ilişkin etkinlikler Hacıbektaş’ın anısına saygıyı güçlendirir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hemen tümü farklı telden çalan, ortak paydaları Cumhuriyete saldırı ve Cumhuriyet değerlerine duyarsızlık olan siyasi oluşumların varlığı etkinliklere değer katmayacağı gibi saygınlık yitimine yol açacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Böyle biline, gereği yapıla&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Azim ve Karar, 19.08.2026</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MAPUSANE ÇANTASI</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/mapusane-cantasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Aug 2026 18:56:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ceyhun BALCI]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.azimvekarar.net/?p=8304</guid>

					<description><![CDATA[Ceyhun Balcı Marmara Depremi’nin yıldönümünde “deprem çantası” yine gündemde. Yapılar dönüştürülüp, sağlamlaştırılamayınca deprem çantası edinmek kaçınılmaz. Çanta al, içine konulacakları edin&#8230; Oldukça zahmetli bir iş. Sosyal medyada ilişti gözüme. Deprem çantası hazırlayıp satmak kazançlı bir işe dönüşmüş. Hazır çantayı satın alıp kenara koymak büyük kolaylık. Sonrası kurbanlık koyun gibi beklemeye kalıyor. Gelelim mapusane çantasına. Türker [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ceyhun Balcı</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Marmara Depremi’nin yıldönümünde <strong>“deprem çantası” </strong>yine gündemde. Yapılar dönüştürülüp, sağlamlaştırılamayınca deprem çantası edinmek kaçınılmaz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çanta al, içine konulacakları edin&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Oldukça zahmetli bir iş.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sosyal medyada ilişti gözüme.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Deprem çantası hazırlayıp satmak kazançlı bir işe dönüşmüş. Hazır çantayı satın alıp kenara koymak büyük kolaylık. Sonrası kurbanlık koyun gibi beklemeye kalıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gelelim mapusane çantasına.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="558" height="400" src="https://www.azimvekarar.net/wp-content/uploads/2026/08/cezaevi-cantasi-nasil-olmali.webp" alt="" class="wp-image-8305" srcset="https://www.azimvekarar.net/wp-content/uploads/2026/08/cezaevi-cantasi-nasil-olmali.webp 558w, https://www.azimvekarar.net/wp-content/uploads/2026/08/cezaevi-cantasi-nasil-olmali-300x215.webp 300w" sizes="auto, (max-width: 558px) 100vw, 558px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Türker Ertürk 3 yıl önceki bir paylaşımı nedeniyle tutuklanınca aklıma geldi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Belli ki, iktidarla farklı düşünmek değil ama o farklı düşünceyi bir şekilde dışavurmak hiç ummadığınız anda karşınıza suç olarak çıkabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir paylaşımın yıllar öncesinde kalmış olması rahatlamayı güvence altına almıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hele bir de mimliyseniz veri çağında mapusaneye gitmeniz için kanıt bulmak hiç zor değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İki gün önce, Türkiye Cumhuriyeti’ne başkaldırılarının yıldönümünü şölen havasında kutlayanları görme zahmetine katlanmayan adliye Türker Ertürk’ü tutuklamak için yıllar önceki paylaşımını yeterli gördü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kısadan hisse!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Deprem çantasına bir de mapusane çantası eklemenin zamanıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Muhalifseniz ve bir nedenle gözaltına alınıyorsanız evinize dönmekten çok soluğu görkemli tutukevlerinden birinde almanız yüksek olasılıktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tıpkı deprem çantası gibi mapusane çantası da el altında olmalı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Birileri ticari düşünüp mapusane çantasını pazara sürer mi bilinmez ama bu çantanın da en az deprem çantası kadar gerekli olduğu gün gibi ortadadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Siz siz olun bu öğüdü yabana atmayın&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Azim ve Karar, 17.08.2026</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ANAYASA İHLALİ</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/anayasa-ihlali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Aug 2026 22:25:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Suay KARAMAN]]></category>
		<category><![CDATA[Çerçeve Yasa]]></category>
		<category><![CDATA[Çözüm Süreci]]></category>
		<category><![CDATA[Terörsüz Türkiye.]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Parti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.azimvekarar.net/?p=8301</guid>

					<description><![CDATA[Suay Karaman Sevr Antlaşmasının 106. yıldönümü olan 10 Ağustos günü, Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun, TBMM Genel Kurulunda 468 milletvekilinin oyuyla kabul edildi. 88 milletvekili ret oyu verirken, 6 milletvekili çekimser oy kullandı. 30 milletvekili ise oturuma katılmadı. Bu yasanın her maddesi, özellikle anayasanın değiştirilemez ilk dört maddesi dahil diğer birçok maddesine [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Suay Karaman</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Sevr Antlaşmasının 106. yıldönümü olan 10 Ağustos günü, Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun, TBMM Genel Kurulunda 468 milletvekilinin oyuyla kabul edildi. 88 milletvekili ret oyu verirken, 6 milletvekili çekimser oy kullandı. 30 milletvekili ise oturuma katılmadı. Bu yasanın her maddesi, özellikle anayasanın değiştirilemez ilk dört maddesi dahil diğer birçok maddesine aykırı olmasına karşın kabul edilmesi, barış ve demokratikleşme adına bir kandırmacadır. Anayasa ihlal edilerek atılan adımların çözüm olarak sunulması ile toplum uyutulmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu yasa önümüzdeki dönem yapılmak istenen anayasa değişikliği için öncü niteliği taşımaktadır. Böylece halk oyuna gerek kalmadan anayasa TBMM’de değiştirilebilir. Önümüzde oldukça çetin ve zorlu günler bizleri beklemektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">CHP’den 29 kabul oyuna karşılık 2 ret oyu çıktı ve 14 milletvekili oylamaya katılmadı. Yeni Parti’den 35 kabul oyuna karşılık 54 ret oyu çıktı ve 2 milletvekili oylamaya katılmadı. Türkiye İşçi Partisi ve Emek Partisi de kabul oyu vererek, emperyalizmin kucağında siyaset yaptılar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">TBMM&#8217;de grubu bulunan siyasi partiler arasında bu yasaya tüm milletvekilleriyle hayır oyu veren İYİ Parti ve genel başkanlarının yasa görüşmelerinde yaptığı konuşma övgüye değerdi. Kesin hükümsüzlük (mutlak butlan) kararı sonrasında CHP’nin bu yasaya evet oyu vermesi şaşırtmadı. Yeni Parti’nin de bu yasaya evet oyu vermesi şaşırtıcı değildi zaten. Yeni Parti’nin genel başkanı, CHP genel başkanı olduğundan beri Kürt sorunu, eşit vatandaşlık, ana dil gibi konuları sürekli gündeme getirmektedir. Hatta el yükseltip, Kürtlere devlet teklif etmişliği bile vardır. Atatürkçülüğü ve kurucu ilkeleri savunduğunu söyleyen Yeni Parti&#8217;nin, bu oylamada ortaya koyduğu tutum, söylemleriyle çelişmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yeni Parti genel başkanı çerçeve yasa teklifini eleştirmesine karşın, “<em>hayır deseydik barışa karşı çıkmakla suçlanacaktık” </em>diyerek yasaya evet oyu verdi. Halbuki ülkemizin bütünlüğünün tartışıldığı bir süreçte kurucu ilkeleri savunduğunu bildiren bir partinin açık ve ortak bir siyasi irade ortaya koyarak hayır oyu vermesi gerekirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Üstelik genel başkanın bu açıklamasına karşın yasaya hayır oyu veren 54 Yeni Parti milletvekili barışa hayır mı demiş oluyor? Aynı şekilde bu yasaya karşı çıkan milyonlarca insan barışa hayır mı demektedir? Barış ile terörü birbirine karıştıranlarla, PKK terör örgütü üyelerine ve bebek katili başına af çıkartanlarla aynı yerde durmak yanlıştır. “<em>Hayır dersem barışa karşı çıkmakla suçlanırım</em>” mantığıyla siyaset yapılmaz. AKP ile mücadele etmek için cesur olmak ve AKP’nin argümanlarından korkmamak gerekir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şimdi Yeni Parti genel başkanının verdiği evet oyu için çeşitli senaryolar üretilmeye ve hak etmediği övgüler düzülmeye başlandı. PKK terör örgütüne af getiren bu yasaya evet oyu ile AKP’nin oyununun bozulduğu ve eşsiz bir stratejik hamle yapıldığı yazılmakta, söylenmektedir. Açıkça genel başkanın tüm yanlışları benim tüm doğrularımdan daha doğrudur anlayışı ile siyaset yapılarak, biat kültürü egemen kılınmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kemal Kılıçdaroğlu’nun 13 yıllık genel başkanlığı&nbsp; sürecinde bilerek, isteyerek ve özellikle yaptığı tüm yanlışları görmeyip, alkışlayanlar, yaptığı her yanlışa da bir kılıf uydurmuştu. Şimdi aynısı yine ve yeniden Özgür Özel için yapılmaktadır. İki yanlıştan bir doğru çıkmayacağını henüz anlayamayanlar, biat kültürüyle yoğruldukları için ülkemizin bölünmesine bilerek ya da bilmeyerek destek olmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sorun; çözüm, barış veya demokratikleşme değildir. Sorun; yeni anayasa ile Tayyip Erdoğan’a başkanlık yolu açmaktır. Eşsiz liderimiz Atatürk&#8217;ün kurduğu ve uğrunda milyonlarca canla, kanla bedel ödenmiş olan Türkiye Cumhuriyeti önce teröristlere pay edilip sonra yok edilmek istenmektedir. Türk Milleti’nin üniter yapısına, varlığına ve milli birliğine kurulan tuzağın farkına varmanın zamanı çoktan gelmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Azim ve Karar, 17 Ağustos 2026</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
