<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Suay KARAMAN &#8211; Azim ve Karar</title>
	<atom:link href="https://www.azimvekarar.net/category/suay-karaman/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.azimvekarar.net</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sun, 12 Jul 2026 21:14:33 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.1</generator>
	<item>
		<title>KURTULUŞ SAVAŞI</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/kurtulus-savasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 12 Jul 2026 21:12:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Suay KARAMAN]]></category>
		<category><![CDATA[Koskoca Osmanlı İmparatorluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Kurtuluş Savaşı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.azimvekarar.net/?p=8222</guid>

					<description><![CDATA[Suay Karaman AKP’nin Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin,‘Kurtuluş Savaşı’ ifadesinin öğretim programından (müfredat) çıkarılarak yerine ‘Milli Mücadele’kavramının getirileceğini belirterek; “Neyden kurtuluyoruz? Ondan önce koskoca Osmanlı İmparatorluğu vardı” diye açıklamada bulunmuş. Hızını alamayan bakan, 8 ve 12. sınıflarda okutulan İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük derslerinin kaldırılmasını ve kız ile erkek öğrencilerin okullarının ayrılmasını da gündeme getirdi. Son [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Suay Karaman</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">AKP’nin Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin,‘Kurtuluş Savaşı’ ifadesinin öğretim programından (müfredat) çıkarılarak yerine ‘Milli Mücadele’kavramının getirileceğini belirterek; <em>“Neyden kurtuluyoruz? Ondan önce koskoca Osmanlı İmparatorluğu vardı”</em> diye açıklamada bulunmuş. Hızını alamayan bakan, 8 ve 12. sınıflarda okutulan İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük derslerinin kaldırılmasını ve kız ile erkek öğrencilerin okullarının ayrılmasını da gündeme getirdi. Son padişah, işbirlikçi Vahdettin’in İngiliz gemisiyle ülkeden kaçması da kitaplardan çıkartıldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aslına bakarsak; eşsiz liderimiz ve büyük kurtarıcımız, kurucumuz Atatürk ile kavgalı olan, tarikatlarla protokol imzalayan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in bu açıklamaları kimseyi şaşırtmamalı. Çünkü Yusuf Tekin’in sözleri ve yapmak istedikleri kişisel değildir; AKP iktidarının Atatürk’e, kurucu felsefemize ve laik cumhuriyetimize bakışının yansımasıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1. Dünya Paylaşım Savaşı sonunda 30 Ekim 1918 tarihinde imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması’yla imparatorluk parçalanmıştı; koskoca bir Osmanlı’nın adı vardı ama kendi yoktu. Orduları dağıtılmış, silah ve cephanesi elinden alınmış, tersanelerine, limanlarına el konulmuştu. İngilizler, Fransızlar, İtalyanlar, Yunanlılar Anadolu topraklarını işgal etmişti, vatan kan ağlıyordu. Kapitülasyonlar, Düyunu Umumiye ve dış borçlarla o koskoca Osmanlı İmparatorluğu bağımsızlığını yitirmişti. O koskoca Osmanlı İmparatorluğunun başkenti İstanbul; 13 Kasım 1918 tarihinde 1. Paylaşım Savaşı’nın galip ülkelerine ait 73 savaş gemisi ve yaklaşık 60.000 askerin işgali altına girdi. Aynı savaşı yitiren Almanya, Avusturya, Macaristan ve Bulgaristan’ın hiçbirinin başkentleri işgal edilmemişti. <br><br>10 Ağustos 1920 tarihinde imzalanan Sevr Antlaşması ile Osmanlı İmparatorluğu bağımsızlığını yitirmiş ve ülke işgal kuvvetleri tarafından işgal edilmişti. Yani kısaca o koskoca Osmanlı İmparatorluğu yoktu artık. Yakın tarihimizi büyük Atatürk’ün Nutuk’u yerine fesli Kadir’den öğrenenlerin gerçeklikten yoksun yorumları her şeyi gözler önüne sermektedir, bilgisiz kişilerin içler acısı durumunu ortaya koymaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Emperyalist işgale karşı bir ulusal direniş olan, 20. yüzyılın en haklı ve gururlu Ulusal Kurtuluş Savaşı sonrasında 24 Temmuz 1923 tarihinde Lozan Barış Antlaşması’nı imzalayarak Türkiye’yi paramparça eden emperyalist ülkelerden ve dayatmalarından kurtulduk. Düşmanla işbirliği yapan hainlerden kurtulduk. Atatürk ilke ve devrimleriyle cehaletten ve geri kalmışlıktan kurtulduk, az zamanda çok ve büyük işler başararak, çağdaşlaşma yolunda ilerledik.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bütün dünya bu savaşın, bir ulusal kurtuluş savaşı olduğunu biliyor ama Yusuf Tekin bunun bilincine varamamış. Bütün dünyayı şaşkına çeviren bu savaş, dünyadaki bütün mazlum milletlere de örnek olan bir Kurtuluş (İstiklal) Savaşıdır. Milli Mücadele var ama sonunda bir ‘Kurtuluş’ olmadığını söylemek; ideolojik bir saplantının, bağnaz zihniyetin, eşsiz liderimiz Atatürk’e, laik cumhuriyetimize ve kurucu felsefemize yönelik açık bir savaştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu savaşta rol alan Yusuf Tekin, 2013-2018 yılları arasında Milli Eğitim Bakanlığı müsteşarlığı görevinde bulunmuş, 2013 yılında kurduğu Cihannüma ve İşbirliği Derneği’nin (Cihannüma Vakfı olarak da anılır) genel başkanlığını yapmıştır. Gericiliğin, dinciliğin, yobazlığın odağında bulunan Yusuf Tekin, 23 Kasım 2013 tarihinde Atatürk dönemine karşı çirkin ve yakışıksız sözler söylenen ‘100. yılında İmam Hatip Liseleri Uluslararası Sempozyumu’nda “<em>1930&#8217;lu yıllar Türkiye coğrafyasının bir daha asla yaşamasını istemediği dönem. Bu dönemin başında dini referans kaynaklarının diliyle oynanmış, bu kurumlar siyaset malzemesi haline gelmiş</em>” demişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">27 Temmuz 2018 tarihinde Resmî Gazetede yayımlanan ilan ile Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümüne profesör olarak atanan Yusuf Tekin’in üniversitede beş yıl doçent olarak çalışmadan, profesör yapılması yasalara aykırıydı. Yusuf Tekin, 15 Eylül 2018 tarihinde de Gazi Üniversitesi’nin bölünmesi sonucunda kurulan Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi rektörlüğüne atandı. Rektör olmak için en az üç yıl profesörlük koşulu gerekmesine karşın, yine yasalar çiğnenerek bir aylık sözde profesör Yusuf Tekin rektör yapıldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Eğitimi iyice dinselleştirmek için Milli Eğitim Bakanı yapılan Yusuf Tekin’in başında olduğu Milli Eğitim Bakanlığı başta Cihannüma Derneği olmak üzere dinci vakıf ve derneklerle protokol yaparak, okulların kapısını dini cemaatlere açtı. Zaten AKP iktidarının amacı ‘dindar ve kindar’ nesil yetiştirmekti ve Yusuf Tekin ile bu yolda yürüyüş devam etti. ‘Kurtuluş Savaşı’ kavramını öğretim programından (müfredat) çıkarmaya kalkan, Atatürk’ü yok sayan bir Milli Eğitim Bakanına, ülkemizin eğitimi teslim edilemez. Gericiliğin sembolü Yusuf Tekin’in bakanlıktan istifa etmesiyle sorunlar çözülmez. Onun yerine gelecek olanlar da aynı yoldan yürüyecektir; çünkü önceki bakanların bir farkı olmadığı görülmüştü. Bu siyasi iktidar değişmeden, olumlu hiçbir gelişmenin olmayacağı bilinmelidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yazıya söz ve bestesi Münir Ceyhan’a ait olan Atatürk Marşı ile son vererek Kurtuluş Savaşımızı, cumhuriyetimizi, devrimlerimizi ve Atatürk’ümüzü tekrar analım:</p>



<p class="wp-block-paragraph">İstiklal Savaşı’nın en büyük kahramanı,</p>



<p class="wp-block-paragraph">Emanet ettin bana kurtardığın vatanı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yolunda yürüyorum, bağlıyım devrimlere</p>



<p class="wp-block-paragraph">Her gün Türk’üm diyorum göğsümü gere gere.<br></p>



<p class="wp-block-paragraph">Atatürk’üm, önderim nabzımda atıyorsun.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sulh sever bir dünyanın kalbinde yatıyorsun.<br></p>



<p class="wp-block-paragraph">Yurda, cumhuriyete kimse el uzatamaz,</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu inancı içimden hiçbir kuvvet atamaz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sesini duyuyorum, gönüller bağlı sana.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Senin evladın olmak gurur veriyor bana.<br></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Azim ve Karar, 13 Temmuz 2026</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>NATO KAFA</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/nato-kafa/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 05 Jul 2026 22:05:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Suay KARAMAN]]></category>
		<category><![CDATA[NATO]]></category>
		<category><![CDATA[Nato Kafa]]></category>
		<category><![CDATA[Nato Mermer]]></category>
		<category><![CDATA[NATO Zirvesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.azimvekarar.net/?p=8210</guid>

					<description><![CDATA[Suay Karaman 7 Temmuz Salı ve 8 Temmuz Çarşamba günleri ülkemizin ev sahipliğinde Ankara&#8217;da 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları zirvesi gerçekleşecek. Hem bölgenin hem de ülkemizin kaderini belirleyecek bu zirve öncesinde Türkiye’ye yapılan övgülerin ardından neler çıkacağını göreceğiz. Zaten ABD başkanının, Tayyip Erdoğan’ı sevindirecek hediye paketleriyle geleceğini söylemesi, birçok soru işaretini ortaya çıkarmaktadır. Zirvede [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Suay Karaman</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">7 Temmuz Salı ve 8 Temmuz Çarşamba günleri ülkemizin ev sahipliğinde Ankara&#8217;da 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları zirvesi gerçekleşecek. Hem bölgenin hem de ülkemizin kaderini belirleyecek bu zirve öncesinde Türkiye’ye yapılan övgülerin ardından neler çıkacağını göreceğiz. Zaten ABD başkanının, Tayyip Erdoğan’ı sevindirecek hediye paketleriyle geleceğini söylemesi, birçok soru işaretini ortaya çıkarmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Zirvede görüşülecek konular içinde savunma sanayi, yeni güvenlik stratejileri, askeri harcamaların arttırılması, Ukrayna’nın desteklenmesi ve Kıbrıs sorunu öne çıkmaktadır. NATO içinde bulunan ülkelerden Yunanistan’ın bizim Ege adalarımızı işgal etmesi gündeme gelmemektedir. Ülkemizin bölünmesi için çalışan PKK terör örgütüne NATO ülkeleri destek vermektedir. Birçok NATO üyesi ülke parlamentolarında sözde Ermeni soykırımı hakkında yasa çıkarmıştır. Kıbrıs’tan Türk askerinin çekilmesini ve Kıbrıs Türkleri ile Rumların tek devlet haline gelmesi savunulmaktadır. Özellikle ABD, ülkemize silah ambargosu uygulamaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">NATO’nun, dolayısıyla ABD’nin istekleri bitmez; Karadeniz’in bekçiliğini yaparken, aynı zamanda Adana’da kurulacak çokuluslu kolordu karargâhında asker konuşlandıracak ve Ortadoğu’nun bekçiliğini yapacağız. Bunun yanında ortak savunma bütçesine katkımız %2’den %5’e çıkarılacaktır, üstelik bu bütçenin nasıl kullanılacağına da NATO karar verecektir. Her türlü olumsuzluk açık açık ortadayken, ABD emperyalizminin küresel kontrol gücü olan NATO’ya güvenmek, aymazlık, sapkınlık ve hatta ihanettir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Emperyalizme karşı savaşarak kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti Ankara’da daha NATO zirvesi başlamadan yapılan hazırlıklar ve uygulanan olağanüstü güvenlik önlemleri, temel hak ve özgürlükleri kısıtlayan bir baskı düzenine dönüştürülmüştür. Demokratik haklar sınırlandırıldı, kamusal alan daraltıldı, bazı yollar kapatıldı ve kamu çalışanlarına idari izin verildi. NATO zirvesini protesto edebileceği&nbsp; olasılığına karşı birçok insanın evi basıldı ve birçok insan tutuklandı. Gazetecilerin sorabileceği sorulardan korkulduğu için, eleştirel medyanın zirveyi izlemesi engellendi. Bu süre içinde her türlü toplantı ve gösteri yasaklandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’nin demokratik ve özgür bir dünyanın temsilcisi olmayan NATO’da kalmasının, ülkemize bir yararı yoktur. Türkiye’ye karşı yapılan maddi ve siyasi tüm olumsuzlukların NATO ülkelerinden geldiği bellidir. Günü geldiğinde, şartlar olgunlaştığında, siyasi, askeri ve ekonomik açıdan belli bir güce ulaştığında ülkemizin bu emperyalist örgütten çıkması gerekir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dünyanın silahlanmaya değil, barışa gereksinim duyduğu bir dönemde NATO toplantısı ile dünyanın geleceği ipotek altına alınmaya çalışılmaktadır emperyalist ABD’nin isteğiyle. Bizde ise muhalefet partileri toplantının amacından çok, alınan önlemlerle ilgilendiler. Zirve için alınan önlemleri ve tutuklananları eleştiren Özgür Özel, “<em>Ankara&#8217;ya değil, Erdoğan&#8217;a yakışan şeyler oluyor. Yabancı liderler gelecek diye kendi insanına çile tasarlayan, Meclis&#8217;i, kamu kurumlarını, sokakları kapatan bir acayip OHAL var</em>” dedi. Özünde doğru ama zirvenin amacı ve getireceği sonuçlar üzerinde durmak gerekir. NATO ve AB’ye bağlılık sözünde bulunanlar için, amacın değil, söylemin ya da gösterişin önemli olduğu ortaya çıkmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yeni parti kurmak için özel bir gün bekleyen Özgür Özel ve onu destekleyenler için “<em>işte o kafa, işte o mermer</em>” anlamına gelen Yunancada “<em>ná’to kefalí, ná’to mármaro</em>” diye bir deyim vardır. Bu deyim “<em>nato kafa, nato mermer</em>” olarak dilimize geçmiştir. Anlamı; bazılarının mermer gibi kafaları vardır ve içine bir şey sokabilmek olanaksızdır. Bazı kişilerin duyarsız, anlayışsız, söz anlamaz ya da kısaca ‘taş kafalı’ olduğunu anlatmak için de kullanılır. Kuvayı Milliye’den, Müdafaa-i Hukuk’dan, Ulusal Kurtuluş Savaşımızdan, Halk Fırkası’ndan doğan ülkemizin kurtuluş ve kuruluşuna öncülük etmiş, yüz yıllık bir çınar olan Cumhuriyet Halk Partisi’ni bırakmaya çalışanlar ve yeni parti kurmaya hazırlananlar için bu deyim yeterince açıklayıcıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Azim ve Karar, 6 Temmuz 2026</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>2 TEMMUZ</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/2-temmuz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Jul 2026 23:28:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Suay KARAMAN]]></category>
		<category><![CDATA[2 Temmuz 1993]]></category>
		<category><![CDATA[Madımak Oteli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.azimvekarar.net/?p=8205</guid>

					<description><![CDATA[Suay Karaman Sivas&#8217;ta 30 Haziran ile 2 Temmuz 1993 tarihleri arasında düzenlenen 4. Pir Sultan Abdal Şenlikleri çok acı olaylara sahne oldu. 2 Temmuz 1993 tarihinde dinci grupların kışkırtması sonucu Madımak Oteli&#8217;nin ateşe verilmesiyle 33 aydın, yazar ve sanatçı ile 2 otel çalışanı olmak üzere toplam 35 kişi yanarak ve dumandan zehirlenerek hayatını kaybetti. 1 [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Suay Karaman</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Sivas&#8217;ta 30 Haziran ile 2 Temmuz 1993 tarihleri arasında düzenlenen 4. Pir Sultan Abdal Şenlikleri çok acı olaylara sahne oldu. 2 Temmuz 1993 tarihinde dinci grupların kışkırtması sonucu Madımak Oteli&#8217;nin ateşe verilmesiyle 33 aydın, yazar ve sanatçı ile 2 otel çalışanı olmak üzere toplam 35 kişi yanarak ve dumandan zehirlenerek hayatını kaybetti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1 Temmuz 1993 sabahı Sivas’a gitmiş ve aynı gece Ankara&#8217;ya dönmüştüm. Sivas&#8217;taki ortam her an patlayacak bir bomba gibiydi. Oğlu öğrencim olan Vali Ahmet Karabilgin ile görüşmemde bu gergin ortamdan söz ettim. Ama nasılsa Sosyaldemokrat Halkçı Parti (SHP) hükümet ortağı, sıkıntı olmaz diye düşündüm, ancak bin beteri oldu. &nbsp;Kentteki bazı camilerde dağıtılan bildiriler, cemaate yönelik tahrik edici söylemler ve yerel basında çıkan kışkırtıcı manşetler ile toplumsal gerilim tırmandırılmıştı. Kışkırtılan binlerce kişi, şenlik için gelen katılımcıların konakladığı Madımak Oteli&#8217;ni &nbsp;ateşe verdiler. Güvenlik birimlerinin ve askeri güçlerin olayları önlemede yetersiz kalması sonucunda büyük felaket meydana geldi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Başbakan yardımcısı Erdal İnönü ve SHP&#8217;li bakanlar için neler söylesek azdır. Tabii bu arada Doğru Yol Parti’li (DYP) başbakan Tansu Çiller, içişleri bakanı ve DYP’li diğer bakanları da unutmamak gerekir. Bu basiretsizlik, bu iş bilmezlik, bu donanımsızlık herkesin yüreğine büyük acı verdi. İşte bu ateş yıllardır kasıp kavuruyor bizleri.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ülkemizde kara günler çoktur. Din adına, cemaat ve tarikatlar adına insanlarımızın yakıldığı 2 Temmuz günü de böyle bir karanlık gündür. Bugün çağdaşlık adına ne varsa yok ediliyor, laik ve demokratik cumhuriyetimiz bitirilmek istenmektedir. Ama unutmamamız gereken bir şey var: karanlığın sonu aydınlıktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Artık 2 Temmuz denince aklımıza sadece yakılan insanlarımız gelmiyor. 12 Şubat 2022 tarihinde kurulan Altılı Masanın “gazanız mübarek olsun” diyenleri de gelecektir. Tarikatlara özgürlük isteyenler de gelecektir. AKP’nin artıklarıyla ortaklık yapanlar da gelecektir. “Laiklik tehlikede değildir” diyenler de, “yargıda cemaatçi yapılanma var diyemem” diyenler de gelecektir. Ve tüm bu olanlara sessiz kalıp, tepki vermeyenler de gelecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şimdi tüm bu yaşananlara sessiz kalanlar, bugün çıkıp meydanlarda konuşacak, mesaj yayınlayacak ve üzüntülerini bildirecektir tıpkı önceki yıllarda yaptıkları gibi. 33 yıldır Sivas’ın hesabını soramayanlardan da bu hesap sorulmalı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">2 TEMMUZ</p>



<p class="wp-block-paragraph">O güzel insanlar</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hiç geri gelmeyecek</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sivas’ın Madımak acısı</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hiç dinmeyecek.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Birgün gerçek suçlular</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cezalarını çekecek</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mutlaka bu eşsiz ülkemize</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aydınlık gelecek.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Azim ve Karar, 2 Temmuz 2026</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SÖZDE ÖZGÜRLÜK MİTİNGLERİ</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/sozde-ozgurluk-mitingleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 Jun 2026 08:01:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Suay KARAMAN]]></category>
		<category><![CDATA[27 Haziran Tandoğan mitingi]]></category>
		<category><![CDATA[Bayrak Açıyorum Mitingi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.azimvekarar.net/?p=8197</guid>

					<description><![CDATA[Suay Karaman Sorunlar yumağı olan ülkemizde etnik kimlikli DEM Parti ve işbirlikçilerinin terör elebaşının özgürlüğüne kavuşturulması amacıyla düzenledikleri 27 Haziran Cumartesi günü Muş ve Mersin ile 28 Haziran Pazar günü Diyarbakır ve İstanbul mitingleri, yasalara göre suç oluşturmaktadır. Ancak bugün ülkemizde hukuk rafa kaldırıldığı için, her türlü hukuk dışı tutum ve davranışlar açıkça sergilenmektedir. Yaklaşık [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Suay Karaman</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Sorunlar yumağı olan ülkemizde etnik kimlikli DEM Parti ve işbirlikçilerinin terör elebaşının özgürlüğüne kavuşturulması amacıyla düzenledikleri 27 Haziran Cumartesi günü Muş ve Mersin ile 28 Haziran Pazar günü Diyarbakır ve İstanbul mitingleri, yasalara göre suç oluşturmaktadır. Ancak bugün ülkemizde hukuk rafa kaldırıldığı için, her türlü hukuk dışı tutum ve davranışlar açıkça sergilenmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yaklaşık elli binden fazla insanın katlinden sorumlu, bebek katili PKK terör örgütünün başı için özgürlük mitingi yapılmaması gerekirdi. Daha önce iki kez ertelenen bu mitingler, Türk Ceza Kanunu ve Terörle Mücadele Kanunu’na göre “terör örgütü propagandası yapmak, suç ve suçluyu övmek, halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik, yasalara uymamaya tahrik, suç için anlaşma” gibi suçları oluşturmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Almanya, İrlanda, İspanya gibi terör sorununu çözmüş hiçbir ülkede örneği olmayan böyle mitinglerin amacı terörist elebaşı Öcalan&#8217;ı meşrulaştırarak ülkenin bütünlüğünü, barışını ve huzurunu bozacak yasal ve anayasal değişiklik girişimlerine toplumsal zemin hazırlamaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mersin mitinginde konuşan DEM Partinin genel başkanlarından Tülay Hatimoğulları ile İstanbul mitinginde konuşan DEM Partinin genel başkanlarından Tuncer Bakırhan, yaptıkları konuşmalarla açıkça suç işlemişlerdir. Konuşmalarında Kürt sorununun çözümü, anadilde eğitim, eşit yurttaşlık, teröristlere af, terörist başına umut hakkı başta olmak üzere bazı istekler sıraladılar. Ancak henüz bu anayasa dışı istekler için işlem yapacak bir savcı bulunmamaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Her iki konuşmacı da 26 Haziran tarihinde ölen sinema sanatçısı ve 2013-2015 yıllarındaki açılım sürecinin akîl adamı Kadir İnanır için övgü dolu sözler söyledi. PKK terör örgütü başının, Kadir İnanır için gönderdiği mesaj okundu. Bunun dışında Tuncay Bakırhan’ın yaptığı konuşmadaki şu sözleri de toplumu kandırmak amaçlıdır: “<em>Bu savaşı durdurabilecek bu sorunun tek muhatabı olan Sayın Öcalan&#8217;ın bu saatten sonra tecritte olması, 12 metrekarelik bir hücrede olması kabul edilemez. Artık Sayın Öcalan&#8217;la Türkiye halkları arasındaki duvarları kaldırmak, Sayın Öcalan&#8217;la Kürtler, kadınlar, Aleviler, emekçiler arasındaki duvarları kaldırarak Sayın Öcalan&#8217;ın Türkiye halklarıyla buluşmasını sağlayacak bir sürecin içerisindeyiz.</em>” Öcalan için kapatılan İmralı Adasında, 12 metrekarelik hücre gerçek olmadığı gibi, her türlü olanağa sahip ve istedikleriyle de görüşebilmektedir bu bebek katili.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu bölücü mitinglere karşı 27 Haziran Cumartesi günü Ankara Tandoğan Meydanında, İYİ Parti tarafından ‘Haksızlığa, Hukuksuzluğa, Adaletsizliğe Bayrak Açıyorum’ sloganıyla 150 binden fazla insanın katılımıyla miting düzenlendi. Mitingde konuşan İYİ Parti genel başkanı Müsavat Dervişoğlu; “<em>terörsüz Türkiye yalanıyla ülkeyi bölmek isteyenlere bayrak açıyorum</em>” diyerek, yaşanılan süreçlerin değerlendirmesini yaptı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak konuşmasında “<em>Apo bir halk önderidir</em>” diyen Kadir İnanır’ı anması, mitingin amacının dışına çıktı. “<em>50 senelik ağabeyime Allah’tan rahmet dileyemeyeceksem, asıl bu siyaset batsın</em>” söylemiyle, kendini haklı çıkarmaya çalışan Dervişoğlu, siyasetin ne kadar yozlaştığının ve çürümüşlüğünün örneğini sunmuş oldu. Böylece Müsavat Dervişoğlu ile terör elebaşısı Öcalan, Kadir İnanır&#8217;a övgü konusunda birleştiler. Kürsülerde, meydanlarda vatan diyerek övgü alıp, kulislerde bütün vatan düşmanlarıyla kucaklaşarak vatan korunamaz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">26 Haziran Cuma günü Özgür Özel yanında TR 705 kodlu Sezgin Tanrıkulu ile birlikte Diyarbakır sokaklarını dolaşarak, açılım komisyonu masasına destek açıklaması yaptı ve Kürtleri kurucu unsur olarak tanıyan çok uluslu bir anayasa yapımının kapısını araladı. El yükseltip, Kürtlere devlet vaat eden Özel Özgür, Ankara Anakent Belediye Başkanı ve Çankaya Belediye Başkanını, İYİ Partinin düzenlediği açılım karşıtı mitinge yolladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">CHP başta olmak üzere açılıma karşı olan tüm siyasi partilerin ve demokratik kitle örgütlerinin bu mitinge gerekli desteği vermemesi ise ülkemiz adına büyük bir fırsatın kaçırılması anlamına gelmektedir. Açılım karşıtı mitinglerin daha geniş katılımlı olarak başka illerde de yapılması gerekmektedir. Ülkemiz dış güçlerin ve yerli işbirlikçilerin desteğiyle bölücü bir kuşatma altındayken CHP’nin açılım karşıtı mitinge destek vermemesi, partinin nerede durduğunu göstermektedir. Ya partinin kuruluş değerlerine bağlı kalıp iktidara geleceksiniz, ya da bölücülere meze olup, tarihin karanlık sayfalarında yok olacaksınız.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Azim ve Karar, 29 Haziran 2026</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KARANLIKLARA DOĞRU</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/karanliklara-dogru/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 21 Jun 2026 21:03:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Suay KARAMAN]]></category>
		<category><![CDATA[Alimler ve Medreseler Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Butlan]]></category>
		<category><![CDATA[Hiranur Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[NATO]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.azimvekarar.net/?p=8176</guid>

					<description><![CDATA[Suay Karaman Ülkemiz yaklaşık bir aydır CHP’nin kesin hükümsüzlük-mutlak butlan haberleriyle çalkalanmaktadır. Gelinen aşamada emperyalist güçlerin ve siyasi iktidarın isteği gerçekleşmek üzeredir: CHP’nin bölünmesi gündemdedir. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi&#8217;nin verdiği kesin hükümsüzlük-mutlak butlan kararı sonucunda genel başkan koltuğuna oturan Kemal Kılıçdaroğlu ile kurultayda genel başkan seçilen Özgür Özel arasında hiçbir ideolojik fark [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Suay Karaman</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Ülkemiz yaklaşık bir aydır CHP’nin kesin hükümsüzlük-mutlak butlan haberleriyle çalkalanmaktadır. Gelinen aşamada emperyalist güçlerin ve siyasi iktidarın isteği gerçekleşmek üzeredir: CHP’nin bölünmesi gündemdedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi&#8217;nin verdiği kesin hükümsüzlük-mutlak butlan kararı sonucunda genel başkan koltuğuna oturan Kemal Kılıçdaroğlu ile kurultayda genel başkan seçilen Özgür Özel arasında hiçbir ideolojik fark yoktur. Çünkü yıllarca birlikte çalıştılar, aralarında hiçbir konuda fikir ayrılığı olmadı. Her ikisi de emperyalist güçlerin hoşuna gidecek söylemlerde bulunmakta ve ayrıca terörsüz Türkiye masalına destek vermektedir. Hain Şeyh Said ve hain Seyit Rıza’ya övgü düzmekte yarışmaktadırlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu durumda CHP’nin kurumsal kimliğine sahip çıkarak, ne olursa olsun parti içinde mücadele edilmelidir. Her durumda CHP’nin bütünlüğü korunmalı, ayrışmalarla iç ve dış güçlerin istediği ortam yaratılmamalıdır. Bu nedenle CHP’den ayrılıp yeni parti kurmak yerine, CHP’yi daha etkili yöntemlerle işgalden kurtarmak temel hedef olmalıdır. Sonuna kadar mücadele ederek, parti içi demokrasi yoluyla, yeni seçenek yaratılması gerekmektedir. Parti içi mücadele yürütülerek, CHP’ye sahip çıkmak, her türlü olumsuzluğu yok ederek, bütünlüğü korumak asıl amaç olmalıdır. Ülkemize sahip olabilmenin yolu, CHP’ye sahip çıkmaktan geçmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gündem, sürekli olarak yoğun şekilde CHP haberleriyle sarmalanmışken birçok önemli olay atlanmaktadır. 10 Haziran Çarşamba günü Batman’da Alimler ve Medreseler Birliği (İttihadul Ulema) bünyesindeki medreselerde Arapça medrese eğitimi alan 62 kız çocuğu için icazet ve mezuniyet programı düzenlendi. Bu olay gerici yapıların eğitim alanında nasıl kurumsallaştığını bir kez daha gösterdi. Ancak iki başlı CHP’den bu konuda ses çıkmadı. Alimler ve Medreseler Birliği tarafından 2009 yılından bu yana dört binden fazla erkek ve kız öğrenciye icazet belgesi verildiği bilinmesine karşın, muhalefet cephesi sessizliğini korumaktadır. Bütün bu yapılanlar ‘İnkılap Kanunlarının Korunması’nı düzenleyen Anayasanın 174. Maddesine aykırıdır. Ancak ülkemizde uzun zamandan beri anayasa ve hukuk rafa kaldırıldığı için karanlık zihniyetler çağdaşlığa karşı hareket edebilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">6 yaşındaki kızını evlendirdiği ve cinsel istismara maruz bıraktığı gerekçesiyle 18 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırılan İsmailağa cemaatine bağlı Hiranur Vakfı kurucularından Yusuf Ziya Gümüşel, sağlık sorunları ileri sürülerek 17 Haziran tarihinde adli kontrol şartıyla tahliye edildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">DEM Parti’nin düzenlediği ‘Abdullah Öcalan’a özgürlük’ talebiyle gerçekleştirilmesi planlanan geniş kapsamlı mitinglerin 27 ve 28 Haziran tarihlerinde Van, Mersin, Diyarbakır, İstanbul’da gerçekleştirileceği bilinmektedir. Dünyanın hiçbir ülkesinde elli binden fazla insanı öldüren, bebek katili bir terörist başı için özgürlük mitingi düzenlenmemiştir. İşte terörsüz Türkiye masalı ile ülkemizin getirildiği durum trajiktir. Daha önce iki kez iptal edilmesi sağlanan bu mitinglere karşı iki başlı CHP’den bir tepki yoktur. Tepki sadece İYİ Parti’den gelmiştir ancak 27 Haziran’da Ankara’da miting yapılacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">7-8 Temmuz tarihlerinde Türkiye&#8217;nin ev sahipliğinde Ankara&#8217;da 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları zirvesi gerçekleşecektir. Bu zirve, transatlantik güvenliğini güçlendirmek için önemli bir toplantı olarak değerlendirilmektedir. Ancak ABD, Avrupa’nın savunmasını ikinci plana iterek NATO’nun yönünü Asya’ya döndürmek istemektedir. Böylece ülkemiz komşularıyla ve Asya ülkeleriyle karşı karşıya getirilecektir. NATO’nun kanat ülkesi konumundaki Türkiye, bu yeni dönüşüm ile merkezi bir rol alacaktır ve böylece çok daha riskli bir durumla karşı karşıya gelecektir. Kısaca güvenlik adına özgürlüklerin daraltılacağı bir dönem başlayacaktır. Bu konu hakkında da sessizlik hüküm sürmektedir. Zaten NATO’ya bağlılık bildirenlerden de her hangi bir tepki beklemek hayaldir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunların yanında vatandaşı ezen ekonomik durum unutulmuştur. Memurun, işçinin, emeklinin, esnafın, çiftçinin durumu içler acısıdır. Tarımı, hayvancılığı, sanayisi bitirilen Türkiye, her konuda dışa bağımlı duruma getirilmiştir. Ülkenin gündemine oturan CHP’nin iki başlı olması ve bölünmeye doğru gidiş özellikle siyasi iktidarın işine gelmektedir. Yapılacak bir anayasa değişikliği ile ülkemiz çok daha hukuksuz, eğitimsiz duruma getirilecek ve karanlıklara doğru yol alacaktır. Bunun için laik cumhuriyetin güvencesi olan CHP bölünmemelidir. Mutlaka CHP içinde yeni ama Atatürkçü ve ulusal seçenekler yaratılarak bu iki başlılığa son vermek gerekmektedir. Bunun için Atatürk ilke ve devrimlerini özümseyen tüm CHP üyelerine büyük görev ve sorumluluk düşmektedir.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Azim ve Karar, 22 Haziran 2026.</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SEÇENEK</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/secenek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Jun 2026 05:35:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Suay KARAMAN]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal Kılıçdaroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür Özel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.azimvekarar.net/?p=8172</guid>

					<description><![CDATA[Suay Karaman Bugün emperyalizmin isteği doğrultusunda CHP’nin bölünmesi adım adım gerçekleşmektedir. Yazılı ve görsel medyada yapılan algı operasyonları da bunu desteklemektedir. 9 Haziran Salı günü CHP grup toplantısı öncesinde sabahtan itibaren TBMM kapısında biriken insanların karşılıklı hakarete varan söylemleri ve itişmeleri ibretle izlendi. Kemal Kılıçdaroğlu, grup toplantısı için TBMM’ye gelmekten son anda vazgeçti ve genel [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Suay Karaman</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugün emperyalizmin isteği doğrultusunda CHP’nin bölünmesi adım adım gerçekleşmektedir. Yazılı ve görsel medyada yapılan algı operasyonları da bunu desteklemektedir. 9 Haziran Salı günü CHP grup toplantısı öncesinde sabahtan itibaren TBMM kapısında biriken insanların karşılıklı hakarete varan söylemleri ve itişmeleri ibretle izlendi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kemal Kılıçdaroğlu, grup toplantısı için TBMM’ye gelmekten son anda vazgeçti ve genel merkeze gitti. Ziyaretçi kabul edilmeyen TBMM grup salonunda konuşan Özgür Özel, kurultay için 26 Temmuz 2026 tarihini önerdi ve şunları söyledi: “<em>bir adım geri atarsak teslim alacaklar ülkeyi. Ülkenin yarını olmayacak. Bunun için bütün bu kurulan kumpasa anlatılan hikâyeye ve basın eliyle desteklenen yalanlara karşı Kuvayi Milliye ruhuyla milletin azim ve kararlılığına inanacağız.”</em> Ancak Kuvayi Milliye ruhunda, emperyalistlerden yardım istemek, NATO ve AB’ye göz kırpmak, görev beklemek yoktur. Ayrıca ‘Kürt sorunu’ diyerek ve ‘Kürtlere devlet teklif ederek’ emperyalizmin ekmeğine yağ sürmek de yoktur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Genel merkezde yapılan grup toplantısında konuşan Kemal Kılıçdaroğlu’nun Özgür Özel için söylediği “<em>hiçbir CHP Genel Başkanı yurt dışına gidip bize niye yardım yapmıyorsunuz diyemez</em>” sözü doğruydu. Ancak “<em>Osmanlı&#8217;nın topraklarına bakın. Türkiye o coğrafyaya gitmek, o coğrafyada kendi kişiliğini geliştirmek zorundadır. Küçülerek değil, büyüyerek gitmek zorundayız. Osmanlı coğrafyasında Türkiye olmalı</em>” söylemi ise tamamen yanlıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sömürge valisi gibi çalışan ABD Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, Osmanlı millet sistemini övüyor, ulus devletin sona ermesini savunuyor, monarşi iyidir diyor ve hilafetin gelmesini istiyor. Bu durumda Kılıçdaroğlu’nun söylemi, ABD elçisiyle örtüşmektedir. Böylece emperyalizmin ve içimizdeki ulus-devlet modeline karşı olanların kavramlarında paralellik sağlanmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Zaten açıkça belli ki, her iki genel başkanın arasında ideolojik bir fark yoktur, her ikisi de savrulmaktadır. Her ikisi de terörsüz Türkiye masalını desteklemektedir. Bu söylemlerin özü Türkiye’ye anayasa değişikliği ile neyin dayatılacağını haber vermektedir. AB’ye bağlı ülkeler kendi içlerinde birlik, beraberlik ve hatta tek parça olma çabası içindedirler. Ancak AB, ülkemize mevcut üniter yapımızın parçalamasını önermektedir. Türkiye, üniter devlet yapısını ortadan kaldırarak federal devlet kurmak isteyen bir ülke durumuna getirilmek istenmektedir. Böylece yeni anayasa ve ardından kurulacak olan eyalet sistemi ile bölünmenin önü açılacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">CHP’nin kurucusu ve tek lideri Atatürk’ün dış politikası tam bağımsızlık, barış ve uluslararası hukuka saygı esasına dayanmaktadır. Atatürk asla Osmanlı coğrafyasına geri dönmeyi düşünmedi, bunun yerine Türkiye’nin çağdaş uygarlık düzeyine erişmiş bir devlet olarak bölgede güçlü ve saygın bir denge unsuru olmasını hedeflemiştir. Günümüzde eşsiz liderimiz Atatürk’ün politikalarından uzaklaşıldıkça ülkemizi kötü günlerin beklediğini unutmamalıyız. Bölünmüş bir CHP ile Türkiye’nin güvencesi yitirilmek ve geleceği karartılmak üzeredir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">10 Haziran Çarşamba günü Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında yapılan Merkez Yönetim Kurulu toplantısında parti meclisi üyesi 9 milletvekili tedbirli olarak ‘kesin çıkarma’ istemiyle Yüksek Disiplin Kurulu&#8217;na sevk edildi. Ancak CHP tüzüğünün 63/1 maddesine göre parti meclisi üyeleri, yüksek disiplin kurulu başkan ve üyeleri, TBMM üyeleri, büyükşehir belediye başkanları, parti meclisi tarafından yüksek disiplin kuruluna sevk edilebilir. Böylece CHP’de ipler iyice gerilmiş oldu ve sonuçları kötü olacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">11 Haziran Perşembe günü Özgür Özel’i destekleyen 28 parti meclisi üyesi istifa etti. Parti tüzüğünün 24/3 maddesine göre parti meclisinin üye sayısı, üye tam sayısının üçte ikisinin altına düştüğünde, genel başkanın kırk beş gün içinde kurultayı toplantıya çağırması gerekmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İngiliz edebiyatçı Eric Arthur Blair (1903-1950) takma adıyla George Orwell’ın, ‘1984’ adlı romanında yazdığı sözü anımsamalıyız; “<em>aslında hiçbir şey yasa dışı değildi, çünkü artık yasa diye bir şey yoktu</em>.” Devleti yönetenlerin bile anayasa ve yasalara uymadığı bir toplumda, keyfiyet alıp başını gitmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İçinden çıkılmaz bir durumla karşı karşıyayız. Ne bu durumdaki CHP ne de yeni kurulacak bir parti seçmenlerden yeterli oy alamaz. Özellikle bu süreçte bir anayasa değişikliği ile ülkemizin parçalanması sağlanacaktır. Her ne olursa olsun CHP&#8217;ye sahip çıkıp, gerekirse CHP içinde yeni seçenekler yaratarak, bu gidişata son vermeli ve cumhuriyetimizi yaşatmalıyız. Bu durumda Atatürk ilke ve devrimlerini özümseyen tüm CHP üyelerine büyük görev düşmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Azim ve Karar, 15 Haziran 2026</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>CHP BÖLÜNMEMELİ</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/chp-bolunmemeli/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Jun 2026 07:54:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Suay KARAMAN]]></category>
		<category><![CDATA[Bursa Nutku]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[Gençliğe Hitabe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.azimvekarar.net/?p=8158</guid>

					<description><![CDATA[Suay Karaman Cumhuriyet Halk Partisi, Kuvayı Milliye’den, Müdafaa-i Hukuk’dan, Ulusal Kurtuluş Savaşımızdan, Halk Fırkası’ndan doğan, Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu ve ilkeleri Cumhuriyetçilik, Ulusçuluk, Halkçılık, Devletçilik, Laiklik, Devrimcilik olan Türkiye’nin en köklü partisidir. Atatürk ilke ve devrimleri, CHP iktidarı ile perçinleşmiştir. CHP, ülkemizin kurtuluş ve kuruluşuna öncülük etmiş, yüz yıllık bir çınardır. CHP, cumhuriyetimizin belleğidir, laik [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Suay Karaman</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhuriyet Halk Partisi, Kuvayı Milliye’den, Müdafaa-i Hukuk’dan, Ulusal Kurtuluş Savaşımızdan, Halk Fırkası’ndan doğan, Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu ve ilkeleri Cumhuriyetçilik, Ulusçuluk, Halkçılık, Devletçilik, Laiklik, Devrimcilik olan Türkiye’nin en köklü partisidir. Atatürk ilke ve devrimleri, CHP iktidarı ile perçinleşmiştir. CHP, ülkemizin kurtuluş ve kuruluşuna öncülük etmiş, yüz yıllık bir çınardır. CHP, cumhuriyetimizin belleğidir, laik cumhuriyetimizin güvencesidir. CHP, yaşayan bir tarihtir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugün ülkemizin bütün sorunları bir yana bırakılmış, CHP’nin durumu konuşulmaktadır. Çünkü ‘kesin hükümsüzlük-mutlak butlan’ tartışmaları ile parti iki başlı yönetime sürüklenmiştir. Hukukun zorlamasıyla genel başkan koltuğuna oturtulan Kemal Kılıçdaroğlu’nun neler yaptığı ortadadır. Sürekli yanlış politikalar üretmesi, hatadan ziyade proje olduğu konusunda fikir birliğine varılmasına yol açmıştır. Ancak ‘hain Kemal’ söylemi, kuruluş ilkelerini benimseyen gerçek CHP’lilere yakışmamaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Özgür Özel ise ‘kesin hükümsüzlük-mutlak butlan’ kararından sonra grup başkanı olarak görevine devam etmektedir. Özgür Özel ile birlikte partiyi yönetenlerin hepsi, Kılıçdaroğlu genel başkanken yine parti yönetiminde bulunmaktaydılar. Ancak ne Özgür Özel ne de diğerleri Kılıçdaroğlu’nun yanlışlarına ses çıkarmadıkları gibi her yaptığına onay verdiler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yani her iki grup arasında ideolojik bir ayrışma yoktur. Bugün CHP’de en büyük sorun, Altı Ok ilkelerine bağlı, Kemalizm’i özümsemiş, ulusalcı, gerçek yurtsever ve devrimci kadroların yönetimde olamamasıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kemal Kılıçdaroğlu, 30 Mayıs Cumartesi günü yaptığı konuşmada üniter devlet vurgusu yapmıştı. Bunun gereği olarak CHP’nin TBMM’deki komisyondan çekilmesi ve yapılacak anayasa değişikliklerine katılmayacağı açıklanmalıdır. Böylece parti tabanı kazanılacağı gibi, AKP’nin adamı olduğu algısı da yıkılmış olur. Ancak Kılıçdaroğlu’nun önceki söylem ve eylemlerine bakıldığında, bunun da bir politik manevra olduğu anlaşılabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">‘Kürt sorunu’ ve ‘eşit yurttaşlık’ söylemlerini ağzından düşürmeyen Özgür Özel&#8217;in 9 Mayıs 2026 tarihli İngiltere’de yayınlanan The Economist Dergisindeki yazısı ile 1 Haziran 2026 tarihli ABD’de yayınlanan Newsweek Dergisindeki yazısı, emperyalizme yeşil ışık yakmaktadır. Bugün ABD emperyalizmi ile NATO ve AB&#8217;nin güvenliğini koruma görevi yapmak, ülkemizin Karadeniz&#8217;in kapı bekçisi olduğunu bildirmek, CHP’nin kuruluş ilkeleriyle çelişmektedir. Gerçekten çok aşağılayıcı ve incitici bir ifade olduğunu anlamamız gerekir. Kısaca ya Atatürk&#8217;ün çizdiği tam bağımsızlık ve emperyalizm karşıtlığı yolundan gideceksiniz ya da emperyalizme selam çakarak, NATO ve AB ile stratejik ortaklık yapacaksınız.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün iki büyük eserinden biri olan CHP&#8217;yi koruyup, ilke ve devrimleri doğrultusunda daha da ileri götürmek yerine, kendi çıkarları doğrultusunda hareket edenler, Atatürk’e ihanet etmektedirler. Ne yazık ki selden kütük kapmak isteyen yandaşlar da bunlara seyirci kalmaktadır. CHP’ye, gerçek CHP’liler sahip çıkmalıdır; butlancı ve onunla kayıkçı kavgası yapanların mücadelesi inandırıcı değildir. Şimdi ‘Kılıçdaroğlu hain, Özel çok başarılı’ diyenlerin aynaya bakması gerekmez mi? Her genel başkanı baş tacı edenler, tüm yanlışlara destek verenler, sessiz kalanlar bu yaşananların sorumluları arasındadır. Kişilere olduğundan fazla değer vermemek ve biat etmemek gerekir; asıl olan CHP’nin kurumsal kimliğidir, ilkeleriyle, ideolojisiyle iktidar olması gereken CHP’dir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tam bağımsız Türkiye’de onurlu, erdemli ve başı dik yaşamak için CHP’ye sahip çıkmalıyız, CHP bölünmemelidir. Türkiye’nin CHP’ye, CHP’nin ilkeli, bilgili, kültürlü kadrolara gereksinimi vardır. CHP’nin toplumun umudu olabilmesi ve Türkiye&#8217;nin geleceğine yön verebilmesi için Atatürk ilke ve devrimlerini özümseyen nitelikli kadroların yönetimde olması gerekmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">CHP bölünürse Özgür Özel’in kuracağı yeni partinin yaklaşık %40 oy alacağı anketlerde açıklanmaktadır. Bu, CHP’nin bölünmesi için yeni bir algı operasyonudur, bunlara inanmamak gerekir. Anımsanırsa 2010 Mayıs ayında Kemal Kılıçdaroğlu CHP genel başkanlığına aday olduğu zaman anketlerde CHP’nin oyunun %40’lara dayandığı açıklanmıştı; sonuç ortada&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yaşadığımız günlerde önümüze konulan seçeneklerden birini seçmek bizi yanlıştan kurtarmaz, esas olan CHP bölünmeden kurucu değerlere bağlı yeni bir&nbsp; seçenek yaratmaktır. Bugün mevcut seçeneklerden birinin arkasına sorgulamadan gitmek bizi hatalardan arındırmaz. Mevcut CHP programıyla, tüzüğüyle, parti içi demokrasisiyle, örgüt yapısıyla ve yönetim kadrosuyla iktidar alternatifi olmak çok zordur. Bunların hepsinin çağa ve demokrasiye uygun şekilde yenilenmesi gerekmektedir. Atatürk ilke ve devrimlerini özümsemiş, emperyalizme geçit vermeyen yeni bir siyasal kadro ile bu iş başarılabilir. Bu görev, Gençliğe Hitabe ve Bursa Nutkundan sorumluluk çıkaran nitelikli kadrolarla gerçekleştirilecektir. Böylece CHP’nin bütün yanlışlardan arınarak iktidara yürüyüşü sağlayacaktır. Kuruluş ilkelerine dönen CHP, toplumun da umudu olacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Azim ve Karar, 8 Haziran 2026</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>FARKINIZ YOK</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/farkiniz-yok/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Jun 2026 10:28:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Suay KARAMAN]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal Kılıçdaroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür Özel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.azimvekarar.net/?p=8144</guid>

					<description><![CDATA[Suay Karaman Geçen haftaki yazımızın son paragrafı şöyleydi: “… 12 Eylül 1980 darbesiyle 1961 Anayasası kaldırılmış ve toplum karanlıklara doğru sürüklenmiştir. Ne yazık ki 46 yıldır 12 Eylül’ün karanlığından kurtulamayan ülkemiz, bugün ‘kesin hükümsüzlük-mutlak butlan’ tartışmalarıyla patinaj yapmaktadır. Kemal Kılıçdaroğlu’nun “CHP gerektiğinde arınmasını da bilir, iç muhasebesini yapmasını da” sözü önemlidir. Bunun için CHP, Altı [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Suay Karaman</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Geçen haftaki yazımızın son paragrafı şöyleydi: “… 12 Eylül 1980 darbesiyle 1961 Anayasası kaldırılmış ve toplum karanlıklara doğru sürüklenmiştir. Ne yazık ki 46 yıldır 12 Eylül’ün karanlığından kurtulamayan ülkemiz, bugün ‘kesin hükümsüzlük-mutlak butlan’ tartışmalarıyla patinaj yapmaktadır. Kemal Kılıçdaroğlu’nun “<em>CHP gerektiğinde arınmasını da bilir, iç muhasebesini yapmasını da</em>” sözü önemlidir. Bunun için CHP, Altı Ok ile tam bağımsızlığa sahip çıkmalı, emperyalizme karşı dik durmalı ve yolsuzluklara, ahlaksızlıklara geçit vermemelidir. Ülkemizin her kurumuyla gerçek bir arınmaya gereksinimi olduğu tartışılmaz…”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sadece Kemal Kılıçdaroğlu’nun sözünü dikkate alarak eleştiri yapanlar olmuştu. Halbuki devam eden cümlede, başta Kılıçdaroğlu olmak üzere CHP’nin arınması için neler yapılması gerektiği yazılmıştı. Biz, 13,5 yıldır Kılıçdaroğlu’nun tüm yanlışlarını gözler önüne sererek eleştirirken, onu savunup bize ‘şimdi zamanı değil’ , ‘ak trol’ diyerek gerçeği göremeyenler ya da görmek istemeyenler, şimdi Kılıçdaroğlu’na hakaret ederek, hain diyorlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">22 Mayıs 2010 tarihinde CHP 33. Olağan Kurultayında genel başkan seçilen Kılıçdaroğlu, birkaç gün sonra ilk ziyaretini Fethullan Gülen’in Zaman Gazetesine yapmış ve “<em>bugün 27 Mayıs’ı yapanlar utanıyor</em>” diye demeç vermişti. Bu demeç ertesi gün bazı gazetelerde yer alınca açıklama yaptım ve bu söylemiyle yeni bir proje isimle karşı karşıya olduğumuzu söyledim. Ama olayları anlamadan birçok partili, partisiz kişi beni eleştirdi. O günlerin heyecanına kapılarak umutlananlar ve belki de yer kapmak isteyenler bu söylemin üzerinde durmadı ve ne yazık ki CHP’yi bitirme projesini kavrayamadı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">21 Eylül 2010 tarihinde Berlin’de “<em>laiklik tehlikededir diyemem, çünkü altını dolduramam</em>” diyen Kılıçdaroğlu, laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğu Anayasa Mahkemesi’nin 30 Temmuz 2008 tarihli kararıyla kesinleşen AKP’nin ülkeyi yönettiğini unutmuştu. Kılıçdaroğlu, yargıda cemaatçi yapılanma yoktur derken, tekke ve zaviyeleri savunanları, buraları eğitim ve kültür kurumu olarak görenleri, Fethullah Gülen’e övgü düzenleri, PKK terör örgütü destekçilerini, Atatürk’e hakaret edenleri, ikinci cumhuriyetçileri milletvekili yapmakta sakınca görmemişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kılıçdaroğlu ve ekibi tarafından Atatürk’e dil uzatanlar, ‘TR’ kodlu ajanlar, Dersim’i katliam olarak kabul ederek özür dilenmesini isteyenler, hain Seyid Rıza&#8217;nın olmayan onurunun geri verilmesini isteyenler, Kürtçülük, ırkçılık, mezhepçilik yapanlar partiye doldurulmuştu. CHP, ‘yeni CHP’ durumuna getirilince Avrupa Konseyi Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’ndaki çekincelerin kaldırması bile savunulmaya başlandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dünyadaki turuncu devrimlerin mimarı Soros’un, ülkemizdeki uzantılarından Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etütler Vakfı&#8217;nın (TESEV) kurucusu Kılıçdaroğlu, 10 Ağustos 2014 tarihindeki cumhurbaşkanlığı seçiminde şeriat destekçisi Ekmeleddin İhsanoğlu’nun CHP adayı olmasında sakınca görmedi. ‘Ekmek için Ekmeleddin’ sloganıyla seçmenlerden tıpış tıpış oy vermelerini istedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">16 Nisan 2017 tarihinde yapılan halk oylamasında en az 2,5 milyon mühürsüz oyla rejim değiştirilmiş ve Kılıçdaroğlu yönetimindeki CHP’den tepki verilmemişti. 12 Şubat 2022 tarihinde AKP’nin artıklarıyla ve tarikatçılarla Altılı Masa kurulmuş ve CHP iyice kuruluş ayarlarından saptırılmıştır. 16 Mart 2022 tarihinde TBMM Genel Kurulu’nda Diyanet Akademisi kurulması kabul edilmiş ve 22 CHP milletvekili olumlu oy vermiş, diğerleri oylamaya katılmamıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">4 Ekim 2022 tarihinde Kemal Kılıçdaroğlu ile grup başkanvekilleri Engin Altay, Özgür Özel, Engin Özkoç’un imzalarıyla türban için yasa önerisi verilmişti. Sürekli yapılan hatalarla CHP kuruluş ilkelerinden uzaklaştırılarak, Turgut Özal’ın Anavatan Partisine (ANAP) dönüştürüldü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">14 Mayıs 2023 genel seçimlerinde yaklaşık 40 milletvekilliği dincilere ve bölücülere verilmiş, ardından 28 Mayıs tarihinde yapılan ikinci tur cumhurbaşkanlığı seçimi AKP genel başkanına hediye edilmiştir. Üstelik AKP genel başkanının anayasa çiğnenerek, üçüncü kez cumhurbaşkanlığı seçimine girmesine tepki verilmediği gibi diploma konusuna da sessiz kalınmıştır. Bütün bunlara karşın böyle bir genel başkana 13,5 yıl ses çıkarmayan, tepki vermeyen ve proje olduğunu anlamayanların bulunması da şaşılacak bir durumdur. Miting meydanlarında, FETÖ gazetecileri, Mehmet Altan, Ahmet Altan, Nazlı ılıcak’a alkış yapanları da unutmamalıyız.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kemal Kılıçdaroğlu, cumhurbaşkanlığı adaylığını açıklarken ağlayan Özgür Özel, 5 Haziran 2023 tarihinde; “<em>sosyal medyada Kılıçdaroğlu istifa etsin diyenlerin altını kazıyın ya AKP’li ya cumhur ittifakı trolü çıkar</em>” demişti. Beş ay sonra Özgür Özel, 4 Kasım 2023 tarihinde CHP 38. Olağan Kurultayında İstanbul Anakent Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun desteğini alarak Kemal Kılıçdaroğlu ile yarışmış ve ikinci turda genel başkan seçilmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Özgür Özel’in seçilmesi, tıpkı 22 Mayıs 2010 kurultayında olduğu gibi yeni bir umut kıvılcımı olarak görülmüştür. 2011 yılından beri milletvekili olan, grup başkan vekilliği yapan ve son seçimlerden sonra Kılıçdaroğlu milletvekili olmadığı için CHP grup başkanı seçilen Özgür Özel, Kılıçdaroğlu’nun en yakınında bulunan isimdi. Yukarıda açıklanan Kılıçdaroğlu’nun tüm yaptıklarına onay veren, karşı çıkmayan bir milletvekiliydi. Değişim sloganıyla yola çıkan Özgür Özel’in ekibinde yıllarca Kılıçdaroğlu’nun en yakınında ve birlikte çalışanlar olduğu gibi, CHP ilkelerine aykırı kişiler de bulunmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“<em>Kürtlerin taleplerini bağıra bağıra söylemek benim vazifem</em>” diyen, ana dilde eğitimi destekleyen ve el yükselterek Kürtlere Türkiye Cumhuriyeti devletinin sahibi olmalarını teklif eden Özgür Özel, hain Şeyh Said isyanının bastırılması sırasında “<em>bazı torunların kalbini acıtıyorsa o acıya saygılı olmak gerekir</em>” diyerek, nerede durduğunu göstermişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">4 Ağustos 2024 Pazar günü CHP Kadın Kollarının 15. Kurultayında konuşan Özgür Özel devletçilik okunun yarısını yeşile, yarısını mora boyanacağını söylemiş vebu konuşmaya karşı salonda hiç tepki verilmemişti. İşte CHP’nin getirildiği durumun özeti; kısaca biat kültürü almış başını gidiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">9 Aralık 2024 tarihinde Özgür Özel, TBMM Genel Kurulunda 2025 Yılı Bütçe Kanunu Teklifinin açılışında&nbsp; konuşurken CHP’li belediyelerin okullarda bir öğün yemek ve su vermesi için, AKP genel başkanından talimat istedi. Yumuşama, değişim ve normalleşme demek, CHP’nin talimat alarak iş yapması anlamına mı gelmektedir?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Özgür Özel, bütün eleştirilere karşın terörsüz Türkiye masalının barış komisyonuna girmekte sakınca görmeyenler arasındaydı. Kılıçdaroğlu zamanında cumhuriyete isyan eden hain Seyit Rıza&#8217;nın heykeli Tunceli&#8217;ye dikilirken, hiçbir CHP’li itiraz etmedi, Özgür Özel’den de ses çıkmadı. Salı günleri grup toplantılarıyla, miting konuşmalarıyla, basın açıklamalarıyla, kırmızı kartlarla, küfelerle sonuç almak mümkün değildir. Bu gösterilerle Ukrayna devlet başkanının durumuna düşmek kaçınılmazdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kılıçdaroğlu’nun neler yaptığını, neler söylediğini yazarken, anlatırken bizlere hakaret edenler ‘ak trol’ diyenler bugün Kılıçdaroğlu&#8217;na saldırıp, hain diyorlar. Akıllarınca günah çıkartıyorlar ama çok geç kaldıklarının bilincinde değiller. Çünkü parti bitirilirken, ülkemiz de bitirilmektedir. Bu nedenle CHP’yi kurtarmadan, Türkiye’yi kurtaramayız.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yıllar sonra Kemal Kılıçdaroğlu‘nun kötü bir genel başkan ve vasıfsız biri olduğu konusunda söz birliği edenler, Özgür Özel gibi umut olamayacak zayıf bir genel başkan ile oyalanmaktadır. Üstelik Özgür Özel&#8217;in çizgisinin, Kemal Kılıçdaroğlu&#8217;nunkinden hiçbir farkı yoktur. Kemalizm’le ilgileri bulunmayanlara hemen kurtarıcı gözüyle sarılıp, büyük umutlar bağlamak yanlıştır. CHP’de değişim olmalıdır ama değişim, kişilerin ya da  genel başkanların değişmesi ile olmaz; CHP’nin kurucu ilkelerine dönmesi, Kemalist ilke ve devrimlere sarılması, emperyalizme karşı çıkması, tam bağımsızlıkçı çizgide olması, Türk Ulusunun yararlarının korunması, Altı Ok’a sahip çıkılması ile olur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İşin özü CHP, 10 Kasım 1938 tarihinden beri Atatürk&#8217;ün partisi değildir. Ancak bu gerçeği&nbsp; kavradığımız zaman geleceği kurtarabileceğiz. Bugün CHP’de ideolojik bir kavga yoktur, her iki taraf da Atatürk ilke ve devrimlerini bırakarak, PKK açılımına eklenmiştir. AKP nefreti yüzünden insanlar yıllardır CHP&#8217;deki gerçekleri görmek istemedi. Şimdi de Kemal Kılıçdaroğlu nefreti yüzünden Özgür Özel’e sarıldı. Birbirilerinden farkları yok ama benzerlikleri çok olanlar ile CHP iktidar olamaz. CHP&#8217;nin kurtuluşu Kemal Kılıçdaroğlu, Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu ile olamaz. Birikimli, kültürlü, güvenilir, yurtsever, devrimci yöneticilerle CHP ana muhalefetten kurtulup, iktidara yürüyecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugün yaşanan süreçte CHP’nin bölünme tehlikesi bulunmaktadır, zaten emperyalizmin isteği de bu doğrultudadır. Bu yüzden bıkmadan usanmadan, bölünmemek için uğraşılması gerekmektedir. Bu aşamada bu görev Kemal Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel’e düşmektedir. Partinin bölünmemesi için her iki ekip ve destekçileri büyük bir gayret ve çaba içinde olarak, partiyi sorunsuz bir kurultaya götürmek için anlaşma zemini bulmalıdırlar. Yoksa karşılıklı hakaretlerle bir yere varılamaz. Ülkemizin ve CHP’nin kargaşaya, ayrışmaya değil birliğe, barışa ve kardeşliğe ihtiyacı vardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Azim ve Karar, 1 Haziran 2026</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ARINMA</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/arinma/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 24 May 2026 21:40:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Suay KARAMAN]]></category>
		<category><![CDATA[Arınma]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal Kılıçdaroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür Özel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.azimvekarar.net/?p=8133</guid>

					<description><![CDATA[Suay Karaman İngiliz edebiyatçı Eric Arthur Blair (1903-1950) takma adıyla George Orwell, ‘1984’ adlı romanında şöyle yazar: “aslında hiçbir şey yasa dışı değildi, çünkü artık yasa diye bir şey yoktu.” İşte bugün ülkemiz aynen bu duruma getirildi. Yıllardan beri anayasa askıya alındı, Anayasa Mahkemesi’nin kararlarına diğer mahkemeler uymamaya başladı ve siyasiler kararları eleştirdi. Siyasi partiler, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Suay Karaman</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">İngiliz edebiyatçı Eric Arthur Blair (1903-1950) takma adıyla George Orwell, ‘1984’ adlı romanında şöyle yazar: “<em>aslında hiçbir şey yasa dışı değildi, çünkü artık yasa diye bir şey yoktu</em>.” İşte bugün ülkemiz aynen bu duruma getirildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yıllardan beri anayasa askıya alındı, Anayasa Mahkemesi’nin kararlarına diğer mahkemeler uymamaya başladı ve siyasiler kararları eleştirdi. Siyasi partiler, sendikalar, meslek örgütleri, demokratik kitle örgütleri bu durumu normal kabul ettiler. Hukuk ayaklar altına alınırken üniversitelerin hukuk fakültelerinden ses çıkmadı, tepki verilmedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi&#8217;nin, CHP’nin 4-5 Kasım 2023 tarihinde yapılan 38. Olağan Kurultayı hakkında verdiği ‘kesin hükümsüzlük-mutlak butlan’ ve mevcut parti yönetiminin görevden uzaklaştırılması kararı üzerinde olumlu-olumsuz birçok görüş bildirilmektedir. Verilen kararın siyasi olduğu görüşü öne çıkmaktadır. CHP’nin derin bir kargaşa içine sürüklenerek, yapılacak seçimlerde parçalanmış bir CHP ile girilmesi planlanmaktadır. Bunun yanında iktidarı bırakmamak için her türlü yargı oyununun oynanacağının tüm muhalefet partilerine gösterilmesi amacı vardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gelinen bu aşamada CHP yöneticilerinin çözüm için farklı planlarının olmadığı da bir gerçektir. Sürekli miting yaparak, ülke gündeminin dışındaki konulara vurgu yaparak, açılıma el vererek boş yere zaman harcandığı ortaya çıkmıştır. Zaten anayasası askıya alınmış, hukuka uygun olmayan kararların verildiği bir ülkede yapılması gerekenlerin yerine, toplumu uyutmaya kalkışmak, siyasi iktidarın ekmeğine yağ sürmekten öteye geçmez.</p>



<p class="wp-block-paragraph">16 Nisan 2017 halk oylamasında mühürsüz oylarla rejim değiştirilirken tepki vermeyenlerin hepsi, bugünkü durumun suçlularıdır. Bu koşullarda yapılacak seçimlerin güvenliği de tartışılır. Daha önce trafoya giren kediler gibi ilginç olaylar düşünülünce seçim güvenliğinin sağlanılamayacağı ve sandıktan kimin çıkacağı bellidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">2023 seçiminde Kemal Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığı için gözyaşları döken Özgür Özel, bugün yıllardır birlikte siyaset yaptığı Kılıçdaroğlu ile karşı karşıya gelmiştir. Siyasetteki ve toplumdaki çürümüşlükten, ahlaksızlıktan payını alan ana muhalefet partisi, tüm muhalefeti toplayıp, tek adam yönetimine karşı güçlü bir birliktelik oluşturması gerekirken, kendisi&nbsp; paramparça edilmiş durumdadır. 24 Mayıs Pazar günü CHP genel merkezinde yaşananlar herkesi derinden üzmüştür. CHP’nin eski ve yeni yöneticilerinin öngörüsüzlüğü toplum önünde partiyi zor duruma düşürmüştür. Partililerin birbirilerine hakaret ederek ve partinin bölünerek gücünün zayıflatılması, emperyalizmin işine yarayacaktır. Burada esas olan isimlerden çok amaçlardır. İsimler sadece kullanılan ve işi bittikten sonra gönderilen piyonlardır. Bundan kurtulmanın yolu partiyi kuruluş ayarlarına geri döndürmektir. Kuruluş ayarlarına döndürülmeyen ana muhalefet partisi, her geçen gün savrulmaya devam edecektir. Ve açılıma teslim olarak ülkemizin bölünmesine doğru yol alınacaktır. Atatürk ilkelerine sıkı sıkı sarılan CHP’nin, ülkenin geleceğine umut olması beklenmektedir. Parti içi hakaret ve kavga yerine güç birliği yapılarak iktidar yolunda yürümek mümkündür.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gelinen durumda siyasi iktidarların hukuk dışı tutum ve davranışları karşısında tüm muhalefetin güç birliği yapması gerekirken, ana muhalefet partisi kendi iç sorunlarıyla karşı karşıya getirilmiştir. Bugün yargının durumu Demokrat Parti’nin 18 Nisan 1960 tarihinde kurduğu Tahkikat Encümeni (Soruşturma Komisyonu) ile benzemektedir. 15 Demokrat Partili milletvekilinden oluşan bu komisyon, savcıların, askeri ve sivil hâkimlerin tüm yetkilerine sahip olacaktı. Gazete toplatabilecek, basımevleriyle birlikte kapatabilecekti. Her türlü evrak, belge ve eşyaya el koyabilecekti. Komisyon kararlarına karşı gelenler bir yıldan üç yıla kadar hapisle cezalandırılacaktı. Komisyon kararlarına itiraz mümkün değildi. Demokrat Parti’nin yaptığı açıkça bir sivil darbeydi. Demokrat Parti, 14 Aralık 1953 tarihinde çıkardığı 6195 sayılı yasayla CHP&#8217;nin bütün mallarına el koymuştu, CHP’yi kapatmak istiyordu. Bugün ise AKP, CHP yönetimini geçersiz kılarak, kargaşa içine sokmuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Meclis grubunda “<em>siz isterseniz hilafeti bile getirirsiniz</em>” diyebilen ve “<em>odunu koysam milletvekili seçtiririm</em>” sözüyle demokrasiden hiçbir şey anlamadığını gösteren Demokrat Parti’nin Başbakanı Adnan Menderes iktidarında Atatürk Devrimleri, ‘tutan devrimler’ ve ‘tutmayan devrimler’ olmak üzere ikiye ayrılarak, tartışma konusu yapılmıştı. Türkçe söylenen ezan Arapça’ya çevrilmiş, irticaya ödünler verilmiş, özgürlükler kısıtlanmıştı. Demokrat Parti döneminde ulusal bütünlüğümüz parçalanmış, yönetim partizanlaştırılmıştı. TBMM’nin onayı olmadan Kore’ye emperyalist ABD’nin çıkarı için asker yollanmıştı. Basın ağır sansür altında tutulmuş, bazı gazeteler sansür nedeniyle beyaz çıkmış, gazeteciler hapse mahkûm edilmişti. Demokrat Parti iktidarında yaklaşık 3000 gazeteci hakkında dava açıldı ve yaklaşık 1000 gazeteciye verilen cezaların toplamı 200 yıl civarındaydı. Sürekli olarak demokrasi dışı tutum ve davranışlarda bulunan Demokrat Parti hükümeti sonuç olarak, ordu, gençlik ve halkın elele vererek adım adım 27 Mayıs 1960 İhtilaline doğru yol almasına neden olmuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Koşullar tamam olduğu zaman ihtilal kaçınılmaz olur. İhtilal sonucunda oluşan devrim, topluma aydınlık ve özgürlük sunarken, darbeler topluma zulüm, baskı ve işkence vermektedir. Her ihtilalin, onu yapanlar kadar, onun koşullarını hazırlayanların da eseri olduğunu bilmeliyiz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">27 Mayıs Devrimi’nin topluma kazandırdığı en büyük yapıt olan 1961 Anayasası ile laik devlet yapısına sosyal devlet ve hukuk devleti kavramları girmiştir. Bu çağdaş anayasa ile ülkemizde Anayasa Mahkemesi, Cumhuriyet Senatosu gibi yeni kurumlar kurularak, amaçları doğrultusunda verimli çalışmalarıyla toplumsal düzenlemelere önemli katkılarda bulunmuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak 12 Eylül 1980 darbesiyle 1961 Anayasası kaldırılmış ve toplum karanlıklara doğru sürüklenmiştir. Ne yazık ki 46 yıldır 12 Eylül’ün karanlığından kurtulamayan ülkemiz, bugün ‘kesin hükümsüzlük-mutlak butlan’ tartışmalarıyla patinaj yapmaktadır. Kemal Kılıçdaroğlu’nun “<em>CHP gerektiğinde arınmasını da bilir, iç muhasebesini yapmasını da</em>” sözü önemlidir. Bunun için CHP, Altı Ok ile tam bağımsızlığa sahip çıkmalı, emperyalizme karşı dik durmalı ve yolsuzluklara, ahlaksızlıklara geçit vermemelidir. Ülkemizin her kurumuyla gerçek bir arınmaya gereksinimi olduğu tartışılmaz…</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Azim ve Karar, 25 Mayıs 2026</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>19 MAYIS</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/19-mayis-3/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 May 2026 23:58:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Suay KARAMAN]]></category>
		<category><![CDATA[19 Mayıs 1919]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal Atatürk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.azimvekarar.net/?p=8121</guid>

					<description><![CDATA[Suay Karaman Birinci Dünya Savaşı’ndan yenilerek çıkan Osmanlı Devleti, şartları çok ağır olan Sevr Antlaşmasını imzalamak zorunda bırakılmıştı. Ordusunun elinden silahları ve cephanesi alınmıştı. Anadolu işgal edilmişti. Uzun savaş yılları boyunca millet yorgun ve fakir bir durumda kalmıştı. Ülkeyi yönetenler aciz, haysiyetsiz, korkak ve alçaktı; üstelik ihanet içindeydiler. Padişahın ise kendini ve tahtını korumaktan başka [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Suay Karaman</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Birinci Dünya Savaşı’ndan yenilerek çıkan Osmanlı Devleti, şartları çok ağır olan Sevr Antlaşmasını imzalamak zorunda bırakılmıştı. Ordusunun elinden silahları ve cephanesi alınmıştı. Anadolu işgal edilmişti. Uzun savaş yılları boyunca millet yorgun ve fakir bir durumda kalmıştı. Ülkeyi yönetenler aciz, haysiyetsiz, korkak ve alçaktı; üstelik ihanet içindeydiler. Padişahın ise kendini ve tahtını korumaktan başka bir düşüncesi yoktu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu koşullar altında Mustafa Kemal’in yapacağı tek şey vardı; emperyalist güçler tarafından bağımsızlığı yok edilmek istenen bir ulus için kurtuluş savaşına başlamak. Mazlum milletlerin emperyalizme karşı kazandıkları ilk zaferin başlangıcını oluşturan 19 Mayıs 1919 tarihinde, ordusu silahtan arındırılan bir ülke işgal edilmiş ve bütün kalelerine girilmişti. İşte bu nedenle 19 Mayıs 1919 tarihi, vatanın kurtulması için örgütlenen Anadolu insanının bağımsızlık mücadelesinin başlangıcıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">19 Mayıs 1919, emperyalizme karşı kazanılan ilk savaşın adıdır. 19 Mayıs 1919, “<em>yurtta barış, dünyada barış</em>” için yapılan son savaşın başlangıcıdır. 19 Mayıs 1919, ulus bilincinin ilk ışığıdır, egemenliğin millete ait olduğunun belgelenmesidir. 19 Mayıs 1919, çağdaş ülkeler düzeyine çıkmamızı sağlayan ilke ve devrimlerin habercisidir, ülkemizin aydınlık geleceğidir. 19 Mayıs 1919 tarihi, büyük kurtarıcımız &nbsp;Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, Samsun’dan ülkemizin üzerine bir güneş gibi doğmasıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">19 Mayıs 1919 tarihiyle birlikte eşsiz liderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğünde, şanlı zaferler birbirini izlemiş, kurtuluş süreci tamamlanmış ve kuruluş aşaması başlamıştır. Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde 1923 ile 1938 yılları arasında gerçekleştirilenler, Kemalist Devrim’in büyük başarılarla oluşturduğu yapılanmanın eseridir ve büyük bir gurur tablosudur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Günümüz koşullarında Atatürk&#8217;ün ilkelerini ve devrimlerini özümsemeden, uğrunda mücadele etmeden sadece Atatürk’ü sevmek; bizi bugün içinde bulunduğumuz karanlıktan çıkarmaya yetmemektedir. Atatürk’ü anmak değil, anlamak gerekmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kurtuluş mücadelemizin başlangıcından 107 yıl sonra, ülkemizde genel durum ve görünüm hiç iyi değildir. Ancak içinde Atatürk sevgisi taşıyanlar için umutsuzluğa yer yoktur. “<em>Umutsuz durum yoktur, umutsuz insanlar vardır, ben hiçbir zaman umudumu yitirmedim</em>” diyen Atatürk&#8217;ün ilkelerini, devrimlerini özümseyen, tam bağımsızlık ve emperyalizm karşıtlığında bilinçli olarak örgütlenen yurtseverlerin yapacağı haklı ve demokratik bir mücadele ile umuda ve aydınlığa doğru yol alınacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu duygulara 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Azim ve Karar, 19 Mayıs 2026</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
