<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Manşet &#8211; Azim ve Karar</title>
	<atom:link href="https://www.azimvekarar.net/category/manset/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.azimvekarar.net</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sun, 21 Aug 2022 10:55:07 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>MUHAFAZAKÂR</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/muhafazakar/</link>
					<comments>https://www.azimvekarar.net/muhafazakar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 24 Jan 2021 14:35:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Suay KARAMAN]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://azimvekarar.net/?p=1190</guid>

					<description><![CDATA[Suay Karaman 17 Ağustos tarihli Cumhuriyet Gazetesi&#8217;nde, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile yapılan bir röportaj yayınlanmıştı. Bu röportajı eleştirirken şöyle yazmıştık: “Hepimizin bildiği ve güvenmediği Kılıçdaroğlu, bu röportajda da her zamanki gibi gerçekleri bir yana bırakmış, kelimenin tam anlamıyla saçmalamıştır.” Saçmalamakta sınır tanımayan yeni CHP’nin genel başkanı, böylelikle CHP’yi bitirdiği gibi, ülkemizin de bitirilmesine [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Suay Karaman</strong></p>



<p>17 Ağustos tarihli Cumhuriyet Gazetesi&#8217;nde, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile yapılan bir röportaj yayınlanmıştı. Bu röportajı eleştirirken şöyle yazmıştık: “Hepimizin bildiği ve güvenmediği Kılıçdaroğlu, bu röportajda da her zamanki gibi gerçekleri bir yana bırakmış, kelimenin tam anlamıyla saçmalamıştır.”</p>



<p>Saçmalamakta sınır tanımayan yeni CHP’nin genel başkanı, böylelikle CHP’yi bitirdiği gibi, ülkemizin de bitirilmesine aracı olmakta, katkı sunmaktadır. 16 Ocak 2021 tarihinde İstanbul Anakent Belediyesi Halkla İlişkiler Koordinatörü tarafından çevrimiçi bir toplantı düzenlendi. Ahmet Hoca Enstitüsü adı altında toplanan muhafazakâr &#8211; tutucu isimlerle bir araya gelen CHP genel başkanı, her zaman olduğu gibi yine saçmaladı. Toplantıya katılanlar arasında Yeni Şafak Gazetesi yazarı, AKP kurucusu ve genel başkan yardımcısı, türbana özgürlük bildirisine imza atan akademisyen, HAK-İş Konfederasyonu’nun eski genel başkan yardımcısı, TESEV için raporlar yazan DEVA Partisi’nin kurucusu, AKP’nin Başbakanlık Basın Yayın ve Enformasyon genel müdürü, dindar Kürtleri temsil eden ‘Hakkı Savunanlar Platformu’nun başkanı gibi muhafazakâr kişilerin olması, CHP genel başkanının yönünü göstermektedir.</p>



<p>Toplantıya katılanlara “siz kendinize muhafazakâr diyorsunuz ama yanılıyorsunuz. Asıl muhafazakâr olan CHP, çünkü değişime direniyor” diyerek partisini karalayan CHP genel başkanı “değişimin temel felsefesi toplumun her kesimini kucaklamaktır” sözüyle muhafazakâr seçmene göz kırpmaktadır. Kısaca CHP’den korkmanıza gerek yok, sayemde CHP de size benzedi demeye getirmektedir. CHP’nin muhafazakâr bir parti olduğunu söylemek, sürekli değişimi simgeleyen devrimcilik okunu anlamamaktır. Bu söylem CHP’ye yöneltilen en büyük iftiradır. Bir siyasi partiye, o partinin programını, tüzüğünü benimseyen kişiler üye olur, görev alır. Toplumun her kesimini kucaklıyoruz diye CHP’nin kurucusu eşsiz liderimiz Atatürk’e “kefere” diyenleri, aşağılayanları, PKK terör örgütünün avukatı olanları, liberal takımdan Sorosun çocuklarını partiye doldurarak siyaset yapılmaz. Bunun adı sadece proje olarak verilen görevi yerine getirmektir.</p>



<p>“Necip Fazıl, CHP parti meclisi üyesiydi” diyerek, muhafazakâr seçmenden oy avcılığına çıkmak, bindiği dalı kesmektir. 1934 yılında Nakşibendîlik tarikatına giren Necip Fazıl, 1940 yılında CHP&#8217;den milletvekili olmayı istemiş ancak kabul edilmemiştir. Böyle birisinin CHP parti meclisi üyesi olduğunu söylemek gülünçtür.</p>



<p>Sağ ve sol kavramlarına karşı olduğunu bildiren CHP genel başkanı; “21. yüzyılın sorunlarını 18. yüzyıl kavramlarıyla mı çözeceğiz? Nedir sağcılığın, solculuğun kriterleri? Solcular kamu adına çalışır. Sağcılar kamu adına çalışmıyor mu? Solcular fakire yardım eder. Sağcılar fakire yardım etmiyor mu?” demiştir. Solculuk, kamucu bir anlayışla, eğitim, bilim, kültür, sağlık, sosyal güvenlik, tarım, hayvancılık ve sanayide insanları ekonomik ve sosyal özgürlüğe kavuşturmaktır. Yoksulluktan kurtararak üretime dönüştürmektir, paylaşımda adaletli ve eşit olmaktır. Sağcılık ise hep sermayeden yana olmuştur ve kapitalizmin yanındadır. Genel başkanı olduğu partinin tüzüğünden bile haberi olmayan birinin sağ ve sol kavramları üzerine konuşması da aymazlıktır. CHP Tüzüğü’nün “Kuruluş ve İlkeler” başlığını taşıyan 1. maddesinin 4. fıkrasında “çağdaş demokratik sol bir siyasal parti” olduğu yazılıdır. CHP Tüzüğü’nün “Genel Başkan” başlığını taşıyan 19. maddesinin 4. fıkrası şöyledir: “Genel Başkan partiyi bağlayıcı demeçler vermeye ve bildiriler yayınlamaya yetkilidir.” Buna göre parti tüzük ve programına ters düşecek açıklamaları tartışma konusu olacaktır. Buna karşın, sol ve sağ kavramlarını geçersiz ve anlamsız bulan açıklamaları sadece kendini bağlar, gerçek CHP’lileri bağlamaz.</p>



<p>CHP genel başkanı %3 daha fazla oy alacağını sanarak, yeni muhafazakâr dostlarına mavi boncuk dağıtmaktadır. Ali Babacan’ı “siyasetin yeni yıldızı” ilan eden, Ahmet Davutoğlu için “memlekete yararları, hizmetleri olmuştur” diyen Kemal Kılıçdaroğlu ile CHP bitirilme aşamasına getirilmiştir. Kemalist, laik, devrimci ve sol değerlere kapalı olan CHP genel başkanının ideolojisi de yoktur, stratejisi de yoktur. Amacı böyle kadroları CHP’den tasfiye edip, partiyi Sorospularla, tarikatçılarla, ırkçılarla, cumhuriyet ve Atatürk ile sorunu olanlarla, ‘yetmez ama evet’çi liberal artıklarla doldurmaktır. Çünkü kendisine verilen görev budur, bu yüzden genel başkanlığa getirilmiştir.</p>



<p>Partiye demokrasi getireceğim diyerek, CHP’deki az da olsa demokrasiyi bitiren ve girdiği tüm seçimleri yitiren Sorosçuların TESEV kurucusundan hala beklentisi olanlar var mıdır? “Tıpış tıpış Ekmeleddin” olayı unutulmayacaktır. “Eşit yurttaşlık” diyerek, etnik ve din üzerinden siyaset yapan CHP genel başkanı, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nın kabul edilmesi için çırpınmaktadır. Özellikle AKP iktidarı döneminde “laiklik tehlikededir diyemem, çünkü altını dolduramam”, “yargıda cemaatçi yapılanma var diyemem” gibi gerçek dışı sözleri söyleyen bir genel başkan yok hükmündedir. Yeni seçilen ABD başkanından Türkiye’deki bütün demokrasi hareketlerini desteklemesini isteyen CHP genel başkanı, emperyalist projelerin oyuncağıdır. Birçok ülkede demokrasileri ortadan kaldıran emperyalist güçlerden, ülkemize demokrasi istemek, yüz yıl önceki mandacılığı savunmaktır. Bunun sonu ihanete kadar gider. Atatürk’ün partisi CHP bitirilmeden, güzel ülkemiz yitirilmeden Kemalist güçlerin çıkış yapmasının zamanı gelmiştir.</p>



<p>Azim ve Karar, 25 Ocak 2021.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.azimvekarar.net/muhafazakar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>JAPON TURİST RİZE’DE YAMAÇTAKİ EVLERİ GÖRÜNCE…</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/japon-turist-rizede-yamactaki-evleri-gorunce/</link>
					<comments>https://www.azimvekarar.net/japon-turist-rizede-yamactaki-evleri-gorunce/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 24 Jan 2021 14:27:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mahiye Morgül]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://azimvekarar.net/?p=1187</guid>

					<description><![CDATA[Rize Öğretmen Evi turist kafilelerin konakladığı yerdir. Buradan dağlara doğru manzara ayrı bir güzeldir. Taşlıdere vadisi boyunca yamaçlarda ve tepelerde sarı boyalı iki üç katlı evler saray yavrusu konak gibi görünür. Yaz kış yemyeşil yamaçları gelin gibi süsler bu konaklar. Bir gün Rize Öğretmen Evine bir grup Japon turist gelir. Japon turistlerden biri Rizeli rehbere [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Rize Öğretmen Evi turist kafilelerin konakladığı yerdir. Buradan dağlara doğru manzara ayrı bir güzeldir. Taşlıdere vadisi boyunca yamaçlarda ve tepelerde sarı boyalı iki üç katlı evler saray yavrusu konak gibi görünür. Yaz kış yemyeşil yamaçları gelin gibi süsler bu konaklar.</p>



<p>Bir gün Rize Öğretmen Evine bir grup Japon turist gelir. Japon turistlerden biri Rizeli rehbere der ki, “Şu tepedeki manzaralı ev muhakkak çok zengin birinindir.”</p>



<p>Rehber, “Tam tersine. Onlar en yoksul olanlardır. Onlar aşağıdaki apartmanlarda daire sahibi olmadıkları için orda oturuyorlar “ der.</p>



<p>Japon turist çok şaşırır. “Benimle dalga mı geçiyorsun? “der. Bu cevabı şaka diye algılar.</p>



<p>Oysa her ikisi de haklıydı. Japonya’da sık yaşanan depremler nedeniyle yamaçlarda tepelerde ev sahibi olmak en lüks en pahalı eve sahip olmak demektir. Çünkü depreme karşı en garantili ev onlardır.</p>



<p>Yukarıdaki Japon turist öyküsü Rize’de fıkra gibi anlatılıyor. Bana anlatan da koronayı henüz atlatmış bir yakınım. Telefonda geçmiş olsun sohbeti ederken anlattı. Sahilleri beton yığını ettik, artık dağlara doğru çekilme zamanıdır derken Vietnam’dan yeni gelmiş gemici yeğenini anlattı. Orda korona yokmuş. Gemileri en rahat Vietnam’a gidip geliyormuş. Nedeni de çok basit.</p>



<p>Vietnam yoksul ve dağlık ülke. Amerikan emperyalistleri senelerce her türlü kimyasal bombayı Vietnam topraklarına atmış. Halk savaş yıllarında maskeli dolaşmaya alışmış, alışkanlıkları devam ediyormuş. Vietnam halkı korona olmuyor. Diğer ülkeler ticaret sıkıntısı yaşarken Vietnam limanlarına ticaret gemileri rahatlıkla gidip geliyor.</p>



<p>Ben bir sır daha vereyim. İran gezerken Tahran’da bir lokantada balık yiyoruz, balığın İran’da nerden çıktığını merak ettim, rehberimize sordum. Tebrizli makine mühendisi rehberimiz Aydın açıkladı,”Vietnam’dan bize buzhaneli gemilerde balık gelir” dedi. Bunu iki kere düşündüm ve aklımın kenarına not ettim. İşte önce Fransız sonra Amerikan emperyalistlerinin perişan ettiği Vietnam halkına İran ticaret yaparak kol kanat geriyor. Hani, kendisi de ambargo altında olan İran bu güzel dostluğu yapıyor, aynı inanıştan olmadıkları halde… Yani, Zerdüşt (Baş-dost) dayanışma töresi devam ediyor, darda olana dost elini uzatıyor. Alkışladım.</p>



<p>Dönelim Japon turiste. Deneyim, yaşadıklarından ders çıkartmaktır. Japonlar ve Vietnamlılar yaşadıkları acılardan ders çıkartmışlar.</p>



<p>Japonya’da yamaçlara kuruyorlar yerleşim yerlerini. &nbsp;Kobi’de ovaya şehir kurmanın bedelini ağır ödediler. Biz de ders çıkartsak… Prof.İlyas Yılmazer hocamız yıllardan beri haykırıyor, “Ova tarım alanıdır, konut yapma yeri yamaçlardır” diye.</p>



<p>Ya biz Rizeliler, şu korona salgınından çıkartacağımız ders mi yok!</p>



<p>Lokman Hekim Rize’den geçerken turunçları görünce demiş ki “<strong>Bunların hekime ihtiyacı yok, onların turunçları var.</strong>” Lokman hekimin ne dediğini unuttuk.</p>



<p>Farmakolojinin dünyada merkezi (MÖ 64!) burada, Başoğuzluların başkenti Rize olduğunu konuşmak da Roma senatosunda yasaklanınca, “elinde divit kalem, dertlere derman yazan” Sarı Gelin’i ancak türkülerle yaşatabildik.</p>



<p>Şifa kaynağı portakal, limon, mandalina, turunçlu bahçelerimizi söktük önce çaylık &nbsp;yaptık sonra çok katlı bina yaptık. Doğa affetmez. Çekileceğiz yamaçlara, başka yolu yok.</p>



<p>Yıllar önce sahil yolu yapılırken Prof.İlyas Yılmazer hoca şöyle diyordu; &nbsp;“Sahilden değil dağlardan viyadüklerle Samsun’a kadar tren yolu yapalım”.&nbsp; Hatta projeden para da almayacaktı. O zamanlar kendisini tanımıştım, köşe yazılarımda da desteklemiştim. Ona kulak veren bir belediye başkanı Kocaeli depreminden sonra şehri kayaların üzerine taşıdı. Alkışlıyorum.</p>



<p>Koronaya karşı önlem şu anda tek resmi yöntem maske mesafe hijyen. Oysa buna ekleyecek çok şey daha var, örneğin C vitamini deposu turunçgiller… Tam mevsimindeyiz. Rize’de portakallar terk edilmiş bahçelerde yerlerde çürüyor, toplayıp yiyen yok. Rize’de Aile Sağlığı birimi bundan kendine görev çıkartmalı. Toplayıp en yakın Erzurum’un köylerine gönderilebilir.</p>



<p>Yeni öğrendim, önereceğim, mandalinayı ve kamkatı kabuğuyla yemek. Kafkasyalı akrabalarımız böyle yapıyorlar, mandalinayı soyup içini yedikten sonra biraz bekleyip kabuklarını da yiyorlar. Komşumuzun Rus gelini böyle yapıyor. Denedim, özellikle tepe noktası çok lezzetli. Ayrıca, kabuğun iç kısmı kalbi besleyici özelliktedir. Sonra, turunç meyvesinin hiçbir şeyini ziyan etmemek, bir biçimde her şeyini tüketmek&#8230;</p>



<p>Rize böyle güzel bir yerdir. Lokman Hekim de geçerken iz bırakır, Japon turist de geçerken iz bırakır. İz bırakmakta sıra bizde; ilk işimiz Korona salgınından çıkaracağımız dersler olsun.</p>



<p>Sağlıkla ışıkla… </p>



<p>Azim ve Karar, 24.01.2021</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.azimvekarar.net/japon-turist-rizede-yamactaki-evleri-gorunce/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KANTİN SOLCULARI</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/kantin-solculari/</link>
					<comments>https://www.azimvekarar.net/kantin-solculari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 30 Aug 2020 17:28:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Suay KARAMAN]]></category>
		<category><![CDATA[Kantin Solcuları]]></category>
		<category><![CDATA[Kılıçdaroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni CHP]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://azimvekarar.net/?p=1182</guid>

					<description><![CDATA[Suay Karaman&#160; 17 Ağustos tarihli Cumhuriyet Gazetesi&#8217;nde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile yapılan röportaj yayınlandı. Hepimizin bildiği ve güvenmediği Kılıçdaroğlu, bu röportajda da her zamanki gibi gerçekleri bir yana bırakmış, kelimenin tam anlamıyla saçmalamıştır. Türkiye’nin yetiştirdiği ender bilim insanlarından biri olarak nitelendirdiği “Ekmek için Ekmelettin” adı verilen hilafet sevdalısı cumhurbaşkanı olsaymış, Ortadoğu&#8217;daki olaylar önlenirmiş. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" src="https://www.azimvekarar.net/wp-content/uploads/2020/08/Kantin-Solculari-3.jpg" alt="" class="wp-image-1183"/></figure>



<p><strong>Suay Karaman&nbsp;</strong></p>



<p>17 Ağustos tarihli Cumhuriyet Gazetesi&#8217;nde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile yapılan röportaj yayınlandı. Hepimizin bildiği ve güvenmediği Kılıçdaroğlu, bu röportajda da her zamanki gibi gerçekleri bir yana bırakmış, kelimenin tam anlamıyla saçmalamıştır.</p>



<p>Türkiye’nin yetiştirdiği ender bilim insanlarından biri olarak nitelendirdiği “Ekmek için Ekmelettin” adı verilen hilafet sevdalısı cumhurbaşkanı olsaymış, Ortadoğu&#8217;daki olaylar önlenirmiş. Ekmelettin İhsanoğlu’nu gündeme getirerek hâlâ kendisine hak vermesi ve onun değerini anlayamadığımızı savunması aymazlık değilse nedir? ABDullah Gül&#8217;den neden korkuluyormuş gibi ipe sapa gelmez sözlerle dolu röportajı okuyan partililer üzüntülerinden kahrolmuştur. &nbsp;ABDullah Gül, Tayyip Erdoğan ile birlikte, ülkemize sivil darbe yapılmasının öncülerindendir. Nitekim Gül’ün devletin başına seçilmesiyle Türk Silahlı Kuvvetleri ile ulusalcılara yapılan düzmece operasyonlar ve yargının yandaş duruma getirilmesi süreci başlamıştır. ABDullah Gül, Tayyip Erdoğan ile Fethullah Gülen demokratik ve laik sosyal hukuk devletini, TSK’yi ve cumhuriyetimizi yıkmaya yönelik operasyonların baş mimarlarıdır.</p>



<p>CHP’de Atatürk düşmanları var mı sorusuna “hayır efendim, yok, olamaz” yanıtını veren Kılıçdaroğlu, kadın kotasından yönetime sokup, milletvekili yaptığı kişinin Atatürk’e “kefere” dediğini unutmuş mu? 10 Aralık grubunun, bölücülerin, emperyalizmin maşalarının Atatürk’e kin beslediğinin farkında değil mi? Nazlı Ilıcak, Ahmet ve Mehmet Altan gibi FETÖden yargılanan, Atatürk düşmanlarına sahip çıktığını unuttu mu? Kendi danışmanlarının ve bazı belediye başkanlarının FETÖ yandaşı çıkması tuhaf değil mi? CHP’yi sağa kaydırdığını düşünenler için “hayatımda duyduğum en saçma şeylerden birisidir bu” açıklaması yapan Kılıçdaroğlu, Kemalizm’in ilkelerinden sapan bir CHP yarattığını görmek istememektedir.</p>



<p>“Rakı masalarında Cumhuriyet Halk Partisi’ni eleştirmeyi asla kabul etmem ve doğru bulmam” cümlesi, CHP üyeleri hakkında, rakı masalarından kalkmayan ve siyaseti bu masalarda yapan bir topluluk algısı yaratmaktadır. CHP’nin kurucusu ve ilk Genel Başkanı eşsiz liderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün rakı sofralarına atıf yaparcasına yapılan bu açıklama çok iticidir ve gerçek dışıdır. Bu açıklama, Atatürk ve İnönü’nün rakı sofralarını kastedenlerin haksız ve insafsızca kullandıkları “iki ayyaş” sözüne hizmet etmektir.</p>



<p>AKP genel başkanı için şunu söylemektedir: “Damadı görevden al diyorum ama bir şey daha söyleyeyim. Erdoğan ailesi memleketi seviyorsa yurtdışındaki servetini Türkiye’ye getirsin. Milyarlarca paraları var.” Yani damat görevden alınınca ülkemizin sorunları çözülecek mi? Yurtdışındaki servetini getirirse, her şey düzelecek mi? Diplomayı sorgulamadan, Salı günleri grup konuşmasıyla gündemi geçiştirerek muhalefet yaptığını sanan bir genel başkandan ne beklenebilir? Ayasofya’nın yeniden açılışı konusunda tepki vermediği için eleştirenleri “ciddiye alınamayacak kadar ülke gerçekliğinden kopmuş, küçük bir grup” olarak niteleyen bir genel başkan, ülkenin hiçbir gerçeğini bilmemektedir, anlamamaktadır. “Laiklik tehlikededir diyemem, çünkü altını dolduramam”, “yargıda cemaatçi yapılanma var diyemem” gibi gerçeklerle ilgisi olmayan sözleri söyleyen bir genel başkan yok hükmündedir.</p>



<p>Bu gerçeklerle ilgisi olmayan sözleri eleştirenlere de gardırop Atatürkçülüğü, gardırop solculuğu, kantin solculuğu adını veren Kemal Kılıçdaroğlu, hatalarından hiç pay çıkaramamıştır; seçmenleriyle ve partisiyle ters düştüğünü bile algılayamamaktadır. İnsanda biraz utanma olur, demokrasi getireceğim diyerek, CHP’deki az da olsa demokrasiyi bitiren ve girdiği tüm seçimleri yitiren Sorosçuların TESEV kurucusundan başka ne beklenebilir?&nbsp;</p>



<p>Demokrasiyi amaçlayan Atatürk ilkelerinin belki de en önde geleni laikliktir. Laiklik ilkesini ürkek, kararsız ve inançsız savunanları kutsarken, kararlı ve inançlı savunanlara, gardırop Atatürkçüsü yakıştırması yapmak aymazlıktır, sapkınlıktır. Gardırop Atatürkçüleri ve kantin solcuları o muhteşem altı oku ve özellikle laikliği savunmazlar, korumazlar. İşte Kılıçdaroğlu, bu sözlerle kendisini anlatmaktadır.</p>



<p>Bu arada Cumhuriyet Gazetesi bu röportajı yazılı gazetede &#8220;Kantin Solcuları&#8221; manşetiyle verdi. İnternette de önce &#8220;Kantin Solcuları&#8221; manşetiyle verildi bu röportaj. Ancak saat 11’den sonra manşet değiştirilerek, &#8220;Milyarlarca Paraları Var&#8221; olarak verildi. Manşet değişikliğiyle ilgili açıklama yapmayan Cumhuriyet Gazetesi&#8217;nin bu röportajla Sorosçuların Kılıçdaroğlu&#8217;sunu parlatması da ilginç değil mi? Bu Sorosun değdiği yerlerde, Sorosçuluktan geçilmiyor&#8230;</p>



<p>Azim ve Karar, 31 Ağustos 2020.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.azimvekarar.net/kantin-solculari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>30 AĞUSTOS</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/30-agustos/</link>
					<comments>https://www.azimvekarar.net/30-agustos/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 30 Aug 2020 06:09:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Suay KARAMAN]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://azimvekarar.net/?p=1178</guid>

					<description><![CDATA[26 Ağustos günü Kocatepe’den başlayan Büyük Taarruz, 30 Ağustos günü Başkomutanlık Meydan Savaşı zaferiyle kesin sonuca varınca, emperyalizm Dumlupınar’da büyük bir bozguna uğratılmıştı. 9 Eylül’de “dağlarında çiçekler açan” İzmir’in kurtarılmasıyla, 300 yıldır dünyayı sömüren emperyalizm ilk kez yenilmişti. 98 yıl önce 30 Ağustos, bağımsızlığı yok edilmek istenen bir ulusun emperyalizme karşı başarısını müjdeliyordu. 98 yıl [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" src="https://www.azimvekarar.net/wp-content/uploads/2020/08/30a-1-3.jpg" alt="" class="wp-image-1180"/></figure>



<p>26 Ağustos günü Kocatepe’den başlayan Büyük Taarruz, 30 Ağustos günü Başkomutanlık Meydan Savaşı zaferiyle kesin sonuca varınca, emperyalizm Dumlupınar’da büyük bir bozguna uğratılmıştı. 9 Eylül’de “dağlarında çiçekler açan” İzmir’in kurtarılmasıyla, 300 yıldır dünyayı sömüren emperyalizm ilk kez yenilmişti.</p>



<p>98 yıl önce 30 Ağustos, bağımsızlığı yok edilmek istenen bir ulusun emperyalizme karşı başarısını müjdeliyordu. 98 yıl önce emperyalistlere karşı dünyanın en haklı savaşlarından biri olan Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı kazanan şanlı ordumuz, destan yazmış ve ülkemizin kuruluşunda önemli işlevler üstlenmişti. Eşsiz liderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve Ulusal Kurtuluş Savaşı’na katılan tüm kahramanları saygıyla anıyoruz. Ancak günümüzde, Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Savaşı’nın 98. yılını, büyük önder Atatürk ile Kuvayi Milliye Şehitleri’ne layık olamamanın verdiği burukluk ve eziklik içinde kutluyor, Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı başaranlara karşı utanç içinde yaşıyoruz.</p>



<p>Bugün eşsiz liderimiz Atatürk’e yapılan hakaretler karşısında susanlar ve laik cumhuriyetimizin yıkılmasına karşı seyirci olanlar hangi yüzle Zafer Bayramı’nı kutlayacaktır? Bugün Türk Milleti’nin birliği, Türk Devleti’nin varlığı ve Türk vatanının bütünlüğü tehdit altındadır. Bugün gaflet, delalet ve hatta hıyanet içinde olanlara, 30 Ağustos’u yasaklayanlara ve 30 Ağustos’a “neyin zaferi?” diyenlere inat, 30 Ağustos Zafer Bayramımızı coşkuyla kutlamalıyız. Bugün Atatürk ilke ve devrimlerinde buluşanların, ülkemizin yeni emperyalist kuşatmalardan kurtulması için katkı vermeleri gerekmektedir ve bu katkı tarihsel bir sorumluluk olduğu kadar zorunluluktur da…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.azimvekarar.net/30-agustos/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YUNANİSTAN HAYDUTLUK YAPIYOR, AKP HÜKÜMETİ SEYREDİYOR !&#8230;</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/yunanistan-haydutluk-yapiyor-akp-hukumeti-seyrediyor/</link>
					<comments>https://www.azimvekarar.net/yunanistan-haydutluk-yapiyor-akp-hukumeti-seyrediyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 29 Aug 2020 19:51:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Ümit Yalım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://azimvekarar.net/?p=1167</guid>

					<description><![CDATA[Ümit Yalım Yunanistan, Doğu Akdeniz’de haydutluk yapmaya devam ediyor.13 Ağustos 2020’de Fransa ile birlikte Türk Kıta Sahanlığı’nda Müşterek Askeri Tatbikat yapan Yunanistan,Türkiye’nin Oruç Reis Gemisi’nin görev süresini uzatması üzerine misilleme yaparak 24 Ağustos 2020’de NAVTEX yayınladı. NAVTEX ile Yunanistan’ın 25-27 Ağustos 2020 tarihleri arasında Askeri Tatbikat yapacağı sahanın duyurusu yapıldı. Tatbikat haberleri Yunan basınında da [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Ümit Yalım</strong></p>



<p>Yunanistan, Doğu Akdeniz’de haydutluk yapmaya devam ediyor.<strong>13 Ağustos 2020</strong>’de Fransa ile birlikte Türk Kıta Sahanlığı’nda Müşterek Askeri Tatbikat yapan Yunanistan,Türkiye’nin Oruç Reis Gemisi’nin görev süresini uzatması üzerine misilleme yaparak <strong>24 Ağustos 2020</strong>’de NAVTEX yayınladı. NAVTEX ile Yunanistan’ın <strong>25-27 Ağustos 2020</strong> tarihleri arasında Askeri Tatbikat yapacağı sahanın duyurusu yapıldı. Tatbikat haberleri Yunan basınında da yayınlandı.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" src="https://www.azimvekarar.net/wp-content/uploads/2020/08/YUNANISTAN-HAYDUTLUK-YAPIYOR-AKP-HUKUMETI-SEYREDIYOR_Sayfa_02-3-1024x768.jpg" alt="" class="wp-image-1168"/></figure>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" src="https://www.azimvekarar.net/wp-content/uploads/2020/08/YUNANISTAN-HAYDUTLUK-YAPIYOR-AKP-HUKUMETI-SEYREDIYOR_Sayfa_03-3-1024x768.jpg" alt="" class="wp-image-1169"/></figure>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Türkiye, aynı gün karşı NAVTEX yayınlayarak Yunanistan’ın yayınladığı NAVTEX&nbsp; mesajının geçersiz ve hükümsüz olduğunu duyurdu.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" src="https://www.azimvekarar.net/wp-content/uploads/2020/08/YUNANISTAN-HAYDUTLUK-YAPIYOR-AKP-HUKUMETI-SEYREDIYOR_Sayfa_04-3-1024x768.jpg" alt="" class="wp-image-1170"/></figure>



<p>     Türkiye, yayınladığı diğer NAVTEX mesajında da Girit güneyindeki sahada ikili deniz eğitimi yapacağını duyurdu.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" src="https://www.azimvekarar.net/wp-content/uploads/2020/08/YUNANISTAN-HAYDUTLUK-YAPIYOR-AKP-HUKUMETI-SEYREDIYOR_Sayfa_05-3-1024x768.jpg" alt="" class="wp-image-1171"/></figure>



<p>Yunanistan, 24 Ağustos 2020’de ABD ile birlikte Girit güneyindeki sahada askeri tatbikat yaptı. Yunanistan’ın ertesi gün,<strong>25 Ağustos 2020</strong>’de, Türk Kıta Sahanlığı’nda yaptığı Müşterek Askeri Tatbikatın haber ve resimleri Yunan Genelkurmay Başkanlığı ve Yunan Deniz Kuvvetleri Komutanlığı resmi internet siteleri ile Yunan basınında yayınlandı.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" src="https://www.azimvekarar.net/wp-content/uploads/2020/08/YUNANISTAN-HAYDUTLUK-YAPIYOR-AKP-HUKUMETI-SEYREDIYOR_Sayfa_06-3-1024x768.jpg" alt="" class="wp-image-1172"/></figure>



<p>Yunan AskeriTatbikatı,<strong>Kerpe, Rodos ve Meis adalarının güneyindeki Türk Kıta Sahanlığı’nda yapıldı.</strong>Yunan savaş uçaklarının da katıldığı Müşterek Askeri Tatbikat sahası <strong>50 bin kilometrekarelik</strong> Türk Kıta Sahanlığı’nı kapsıyor. Türkiye’nin sismik araştırma yaptığı saha 20 bin kilometrekaredir. <strong>Türkiye’ninİtalya ile 25 Ağustos 2020’de ve ABD ile 26 Ağustos 2020’deaskeri eğitim yaptığı Girit güneyindeki saha ise 6 bin kilometrekaredir.</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" src="https://www.azimvekarar.net/wp-content/uploads/2020/08/YUNANISTAN-HAYDUTLUK-YAPIYOR-AKP-HUKUMETI-SEYREDIYOR_Sayfa_07-3-1024x768.jpg" alt="" class="wp-image-1173"/></figure>



<p>1982 Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne göre sahildar devletin kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölgesinde, diğer devletlerin seyir ve uçuş serbestisi ile sualtı kablo ve boru hattı döşeme serbestisi vardır. Ancak, <strong><u>sahildar devletin kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölgesinde diğer devletlerin askeri tatbikat yapma ve atış serbestisini öngören&nbsp; sözleşme kuralı yoktur.</u></strong></p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; BM Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne taraf olan <strong>Brezilya</strong> ve <strong>Uruguay</strong> 1982’de, <strong>Hindista</strong>n 1995’te, <strong>Malezya</strong> 1996’da, <strong>Pakistan</strong> 1997’de, <strong>Bangladeş </strong>2001’de Birleşmiş Milletler’e bildirimde bulunarak askeri tatbikat ve atış konusuna açıklık getirdiler. Anılan bildirimlere göre, <strong>“Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi hükümleri, Münhasır Ekonomik Bölge ve Kıta Sahanlığı’nda, Sahildar Devletin izni olmadan, diğer devletlerin özellikle silah veya patlayıcı madde kullanılması dahil olmak üzere Askeri Tatbikat ya da Manevra yapmasına izin vermez”.</strong> Anılan 6 devlet, bildirimde belirttikleri kuralı iç hukuklarına dahil ederek uygulamaya devam ediyor.&nbsp;</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" src="https://www.azimvekarar.net/wp-content/uploads/2020/08/YUNANISTAN-HAYDUTLUK-YAPIYOR-AKP-HUKUMETI-SEYREDIYOR_Sayfa_08-3-1024x768.jpg" alt="" class="wp-image-1174"/></figure>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" src="https://www.azimvekarar.net/wp-content/uploads/2020/08/YUNANISTAN-HAYDUTLUK-YAPIYOR-AKP-HUKUMETI-SEYREDIYOR_Sayfa_09-3-1024x768.jpg" alt="" class="wp-image-1175"/></figure>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" src="https://www.azimvekarar.net/wp-content/uploads/2020/08/YUNANISTAN-HAYDUTLUK-YAPIYOR-AKP-HUKUMETI-SEYREDIYOR_Sayfa_10-3-1024x768.jpg" alt="" class="wp-image-1176"/></figure>



<p><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Malezya bile kendi kıta sahanlığında başka devletlerin askeri tatbikat yapmasına izin vermezken, Türkiye’nin, kendi kıta sahanlığında, Yunanistan ve diğer devletlerin askeri tatbikat yapmasına seyirci kalması kabul edilemez.</strong></p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Tayyip Erdoğan, <strong>“Kıta sahanlığımızda haydutluğa asla boyun eğmeyeceğiz”</strong> diyor ama Yunanistan,BM Deniz Hukuku Sözleşmesini ihlal ederek açık bir şekilde Türk Kıta Sahanlığı’nda haydutluk yapıyor. Türkiye, 24 Ağustos 2020’de yayınladığı NAVTEX ileYunanistan’ın yayınladığı NAVTEX&nbsp; mesajının geçersiz ve hükümsüz olduğunu duyurmuştu. Ancak, <strong>Erdoğan ve AKP Hükümeti, anılan NAVTEX mesajının arkasında durmadı ve Yunanistan’ın 25-27 Ağustos 2020 tarihlerinde Türk Kıta Sahanlığı’ndaaskeri tatbikatve haydutluk yapmasına seyirci kaldı. <u>Erdoğan ve AKP Hükümeti, bu duruma seyirci kalmaya devam ederse,Yunanistan’ın,Türk Kıta Sahanlığı’ndasismik araştırma ve sondaj yapmasının önü açılmış olur.</u></strong></p>



<p><strong>Azim ve Karar, </strong><strong>29 Ağustos 2020</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.azimvekarar.net/yunanistan-haydutluk-yapiyor-akp-hukumeti-seyrediyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KARADENİZ’DE MÜJDE VERİLİRKEN, EGE’DEKİ PETROLÜMÜZ ÇALINIYOR !&#8230;</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/karadenizde-mujde-verilirken-egedeki-petrolumuz-caliniyor/</link>
					<comments>https://www.azimvekarar.net/karadenizde-mujde-verilirken-egedeki-petrolumuz-caliniyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 29 Aug 2020 19:36:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Ümit Yalım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://azimvekarar.net/?p=1153</guid>

					<description><![CDATA[ Ümit YALIM Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri &#160;&#160;&#160;&#160; Tayyip Erdoğan, 21 Ağustos 2020’de yaptığı konuşmada, Karadeniz’de bulunan 320 milyar metreküplük doğalgaz rezervinin müjdesini verdi. Karadeniz’de bulunan doğalgazın müjdesi verilirken Ege’deki petrolümüz çalınıyor. Yunanistan, Taşoz Adası Türk Karasuları’ndaki petrolümüzü çalıyor. Hem de gözümüzün içine baka baka. &#160;&#160;&#160;&#160; Yunanistan 2015’den beri tam 5 yıldır petrolümüzü çalarken [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong> </strong>Üm<strong>it YALIM</strong></p>



<p><strong>Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri</strong></p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Tayyip Erdoğan, <strong>21 Ağustos 2020</strong>’de yaptığı konuşmada, Karadeniz’de bulunan 320 milyar metreküplük doğalgaz rezervinin müjdesini verdi. Karadeniz’de bulunan doğalgazın müjdesi verilirken Ege’deki petrolümüz çalınıyor. Yunanistan, Taşoz Adası Türk Karasuları’ndaki petrolümüzü çalıyor. Hem de gözümüzün içine baka baka.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yunanistan <strong>2015</strong>’den beri tam 5 yıldır petrolümüzü çalarken başta Tayyip Erdoğan, AKP Hükümetleri, Dışişleri Bakanlığı ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı olmak üzere Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bütün kurumları olanı biteni turist gibi seyrediyor, Yunanistan’ın ulusal petrolümüzü çalmasına sessiz kalıyor.</p>



<p><strong>YUNANİSTAN’A, KUZEY EGE ADALARININ KULLANMA HAKKI VERİLDİ. ADALARIN MÜLKİYETİ, DENİZ YETKİ ALANLARI VE HAVA SAHASI TÜRKİYE’NİN EGEMENLİĞİNDE KALDI !&#8230;</strong></p>



<p>     İkinci Balkan Savaşı’ndan sonra Londra’da düzenlenen Süfera Konferansı’nda Altı Büyük Devlet <strong>(Almanya, Avusturya-Macaristan, İngiltere, Fransa, İtalya, Rusya)</strong>, Ege adaları konusundaki ortak kararlarını, <strong>13 Şubat 1914</strong>’te Yunanistan’a ve <strong>14 Şubat 1914</strong>’te de Türkiye’ye birer nota ile bildirdiler. Karara göre, Gökçeada, Bozcaada ve Meis Adası Türkiye’ye iade edildi. Yunan işgalindeki diğer Ege adaları ise silahlandırmamak ve askeri amaçlarla kullanmamak şartıyla Yunanistan’a verildi. <strong><u>Yunanistan’a, adaların egemenliği değil, sadece kullanma hakkı yani zilyetlik (possession) hakkı verildi.</u></strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" src="https://www.azimvekarar.net/wp-content/uploads/2020/08/KARADENIZDE-MUJDE-VERILIRKEN-EGEDEKI-PETROLUMUZ-CALINIYOR_Sayfa_02-3-1024x768.jpg" alt="" class="wp-image-1154"/></figure>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 1923 Lozan Antlaşması’nın 12.Maddesi ile <strong>13 Şubat 1914</strong> tarihli Altı Büyük Devlet Kararı bir kez daha teyit edildi. Yunanistan’a, Kuzey Ege Adalarının egemenliği değil, sadece <strong><u>kullanma hakkı yani zilyetlik (possession) hakkı</u></strong> verildi. <strong><u>Kuzey Ege’de bulunan Taşoz, Semadirek, Limni, Midilli, Sakız, Sisam, Ahikerya, İpsara ve Bozbaba adalarının egemenliği ve mülkiyeti ile birlikte deniz yetki alanları ve hava sahası Türkiye’de kaldı</u></strong><strong>. </strong>Antlaşmanın 13.Maddesi ile <strong><u>Yunanistan’ın adaları askeri maksatlarla kullanmayacağı kararlaştırıldı.</u></strong><strong><u></u></strong></p>



<p>     <strong>Ali Kurumahmut</strong>’un 1998 basımlı, <strong>Ege’de Temel Sorun</strong>, <strong>Prof.Dr. Hüseyin Pazarcı</strong>’nın 1986 basımlı, <strong>Doğu Ege Adaları’nın Askerden Arındırılmış Statüsü, Prof.Dr. Sevin Toluner</strong>’in 2004 basımlı, <strong>Türkiye’nin Bazı Dış Politika Sorunları</strong> ve <strong>Deniz Bölükbaşı</strong>’nın 2004 basımlı, <strong>Turkey and Greece</strong> adlı kitaplarında, <strong><u>Yunanistan’a, Kuzey Ege adalarının egemenliği değil, sadece kullanma hakkının yani zilyetlik (possession) hakkının verildiği açıkça yazılmıştır.</u></strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" src="https://www.azimvekarar.net/wp-content/uploads/2020/08/KARADENIZDE-MUJDE-VERILIRKEN-EGEDEKI-PETROLUMUZ-CALINIYOR_Sayfa_03-3-1024x768.jpg" alt="" class="wp-image-1155"/></figure>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" src="https://www.azimvekarar.net/wp-content/uploads/2020/08/KARADENIZDE-MUJDE-VERILIRKEN-EGEDEKI-PETROLUMUZ-CALINIYOR_Sayfa_04-3-1024x768.jpg" alt="" class="wp-image-1156"/></figure>



<p>     Kuzey Ege Adalarının egemenliği ve deniz yetki alanları Türkiye’ye ait olduğu için Türk Deniz Kuvvetleri’nin Gemisi ve TÜBİTAK MARMARA Gemisi, Taşoz, Semadirek, Limni, Midilli ve Ahikerya adalarının Kıta Sahanlığında araştırma yapıyor.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" src="https://www.azimvekarar.net/wp-content/uploads/2020/08/KARADENIZDE-MUJDE-VERILIRKEN-EGEDEKI-PETROLUMUZ-CALINIYOR_Sayfa_05-3-1024x768.jpg" alt="" class="wp-image-1157"/></figure>



<p><strong>ÖZAL, YUNANİSTAN’I DURDURDU; ERDOĞAN SEYİRCİ KALDI !&#8230;</strong></p>



<p>     Türkiye ve Yunanistan <strong>11 Kasım 1976</strong>’da <strong>Bern Mutabakatı</strong>’nı imzaladı. <strong>Bern Mutabakatı</strong>’na göre Yunanistan, kendi karasularının ötesinde petrol ve doğalgaz arayamaz ve çıkaramaz. Yunanistan, <strong>1987</strong> yılında, <strong>Bern Mutabakat</strong>ı’nı ihlal ederek kendi karasularının ötesinde Taşoz Adası etrafında petrol arama ve sondaj çalışmaları başlattı. <strong><u>Özal, Türk Deniz Kuvvetleri’ne ait savaş gemilerini Taşoz Adası’na göndererek Yunanistan’ın petrol arama ve sondaj çalışmalarını durdurdu. Yunanistan, Bern Mutabakatı’na uymak zorunda kaldı.</u></strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" src="https://www.azimvekarar.net/wp-content/uploads/2020/08/1-3.jpg" alt="" class="wp-image-1159"/></figure>



<p>     Erdoğan ve AKP Hükümetleri döneminde ise Yunan Enerji Şirketi <strong>ENERGEAN</strong>, <strong>2009</strong> yılında, hiçbir engelle karşılaşmadan, Taşoz Adası etrafında, petrol arama ve sondaj çalışmalarına başladı. Özal’ın durdurduğu Yunanistan, Erdoğan döneminde Bern Mutabakatını ihlal ederek <strong>Taşoz Adası Türk Karasuları</strong>’nda petrol aramaya başladı.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" src="https://www.azimvekarar.net/wp-content/uploads/2020/08/2-3.jpg" alt="" class="wp-image-1160"/></figure>



<p>     Yunan <strong>ENERGEAN</strong> Şirketi, <strong>2015</strong>’te, <strong>Prinos</strong> adlı bölgede, 31 metre derinlikte 7 petrol kuyusu açarak petrol çıkarmaya başladı. Yunan <strong>ENERGEAN Petrol Şirketi</strong>’nin ortakları arasında İsrail de var. <strong>KEROGEN Capital</strong> adlı İsrail Şirketi, Yunan şirketi ile birlikte <strong>Taşoz Adası Türk Karasuları</strong>’nda petrol çıkartıyor.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" src="https://www.azimvekarar.net/wp-content/uploads/2020/08/KARADENIZDE-MUJDE-VERILIRKEN-EGEDEKI-PETROLUMUZ-CALINIYOR_Sayfa_06-3-1024x768.jpg" alt="" class="wp-image-1161"/></figure>



<p>     Şirketin açtığı petrol kuyularının Taşoz Adası’na olan uzaklığı 8 km (4,3 mil), Yunanistan’ın kuzey kıyılarına olan uzaklığı ise 18 km.dir. Taşoz Adası’nın 6 millik Türk Karasuları içinde olan petrol kuyuları Yunan karasularının tamamen dışında bulunuyor. Şirket petrol kuyularının sayısını artırdı. <strong>2020</strong> İtibarı ile Türk karasularında bulunan 11 petrol kuyusundan günde <strong>4.000 varil ham petrol</strong> çıkartılıyor. Ham petrol, deniz tabanına döşenen petrol boru hattı ile <strong>Kavala</strong>’daki Rafineriye gönderiliyor.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" src="https://www.azimvekarar.net/wp-content/uploads/2020/08/KARADENIZDE-MUJDE-VERILIRKEN-EGEDEKI-PETROLUMUZ-CALINIYOR_Sayfa_07-1-3-1024x768.jpg" alt="" class="wp-image-1162"/></figure>



<p>     Bölgede yapılan sismik araştırmalara göre <strong>Taşoz Adası Türk Karasuları</strong>’nda <strong>111 Milyon varil petrol rezervi</strong> var. Bu petrol rezervi Türkiye Cumhuriyeti’nin ulusal petrolü ve Yunanistan ve İsrail tarafından gözümüzün içine baka baka çalınıyor.  </p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" src="https://www.azimvekarar.net/wp-content/uploads/2020/08/KARADENIZDE-MUJDE-VERILIRKEN-EGEDEKI-PETROLUMUZ-CALINIYOR_Sayfa_09-3-1024x768.jpg" alt="" class="wp-image-1163"/></figure>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" src="https://www.azimvekarar.net/wp-content/uploads/2020/08/KARADENIZDE-MUJDE-VERILIRKEN-EGEDEKI-PETROLUMUZ-CALINIYOR_Sayfa_10-3-1024x768.jpg" alt="" class="wp-image-1164"/></figure>



<p> <strong>TÜRKİYE NE YAPMALI ?&#8230;</strong></p>



<p>*Türkiye, 1976 Bern Mutabakatı kapsamında Yunanistan’a nota vererek Yunan ve İsrail şirketlerinin Taşoz Adası Türk Kıta Sahanlığı’ndaki petrol çıkartma faaliyetlerini durdurmalı,</p>



<p>*Petrol kuyularından bugüne kadar elde edilen gelirleri Yunanistan ve İsrail’den tahsil etmeli,</p>



<p>*TPAO’nun açık deniz petrol platformunu bölgeye göndererek ulusal petrolümüzü çıkartmalıdır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.azimvekarar.net/karadenizde-mujde-verilirken-egedeki-petrolumuz-caliniyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/30-agustos-zafer-bayramimiz-kutlu-olsun/</link>
					<comments>https://www.azimvekarar.net/30-agustos-zafer-bayramimiz-kutlu-olsun/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 29 Aug 2020 18:41:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cihan DURA]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://azimvekarar.net/?p=1151</guid>

					<description><![CDATA[Cihan DURA Atatürk diyor ki (1): Afyonkarahisar-Dumlupınar Meydan Muharebesi ve onun son safhası olan 30 Ağustos Muharebesi… Bu büyük zaferin çeşitli etkenlerinden en önemlisi ve en yükseği, Türk milletinin kayıtsız koşulsuz egemenliğini eline almış olmasıdır. Bu olayın tarihimizde ve bütün dünyada ne büyük ve ne verimli bir devrim olduğunu izaha gerek görmem.Milletimizin uzun yüzyıllardan beri [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Cihan DURA</p>



<p>Atatürk diyor ki (1): Afyonkarahisar-Dumlupınar Meydan Muharebesi ve onun son safhası olan 30 Ağustos Muharebesi… Bu büyük zaferin çeşitli etkenlerinden en önemlisi ve en yükseği, Türk milletinin kayıtsız koşulsuz egemenliğini eline almış olmasıdır. Bu olayın tarihimizde ve bütün dünyada ne büyük ve ne verimli bir devrim olduğunu izaha gerek görmem.<br>Milletimizin uzun yüzyıllardan beri hanlar, hakanlar, sultanlar, halifeler elinde, onların tahakküm ve despotluğu altında ne kadar ezildiğini, onların hırslarını karşılama yolunda ne kadar büyük felâketlere ve zararlara uğradığını düşünürsek, milletimizin, egemenliğini eline almış olması olayının bütün büyüklük ve önemi gözleriniz önünde canlanır. Gerçi bu büyük zaferin ertesine kadar İstanbul’da halife ve sultan adı altında bir kişi ve onun işgal ettiği hilafet ve saltanat unvanıyla bir makam vardı. Fakat zaferden sonra millet o makamları ve o makam sahiplerini layık olduğu akıbete uğrattı.<br>Afyonkarahisar-Dumlupınar Meydan Muharebesi ve onun son safhası olan 30 Ağustos Muharebesi, Türk tarihinin en önemli bir dönüm noktasını oluşturur. Millî tarihimiz çok büyük ve çok parlak zaferlerle doludur. Fakat Türk milletinin burada kazandığı zafer kadar kesin sonuçlu ve bütün tarihe, yalnız bizim tarihimize değil, dünya tarihine yeni bir yön vermekte kesin etkili bir meydan muharebesi hatırlamıyorum.<br>Hiç şüphe etmemelidir ki, yeni Türk devletinin, genç Türk Cumhuriyeti’nin temeli 30 Ağustos Muharebesi ile sağlamlaştırıldı. Sonsuz hayatı orada taçlandırıldı. O sahada akan Türk kanları, o semada uçan şehit ruhları devlet ve cumhuriyetimizin ebedi muhafızları oldu. Orada diktiğimiz “Şehit Asker” anıtı, işte o ruhları, o ruhlarla beraber gazi arkadaşlarını, fedakâr ve kahraman Türk milletini temsil eder. O anıt Türk vatanına göz dikeceklere, Türk’ün 30 Ağustos günündeki ateşini, süngüsünü, hücumunu, kudret ve iradesindeki şiddeti hatırlatacaktır.<br>30 Ağustos’ta sevk ve idare ettiğim muharebe, Türk milletinin yanımda bulunduğu halde idare ettiğim, hayatımda ilk ve son muharebedir. Bir insan kendini milletiyle beraber hissettiği zaman ne kadar kuvvetli bulur, bilir misiniz? Bunu tanımlamak zordur. Eğer ben izahta aciz gösteriyorsam, beni mazur görünüz.<br>Afyonkarahisar son büyük zaferin kilidi oldu, esası oldu. Afyonkarahisar millî tarihimizde, mücadele tarihimizde unutulmaz parlak bir sayfaya sahiptir. Bu büyük muharebede hayatlarını feda eden Türk evlatlarının adlarını bir levhada göstermek ne yazık ki mümkün olmadı. Biz harbi sevk ve idare ettik; fakat ölümle pençeleşen onlardı. Bununla beraber onların adlarını ayrı ayrı yazmaya zaten lüzum yoktur. Çünkü onlar bir ad altında toplanmışlardır ki, Türk’türler.</p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<p>Atatürk’ün yaptığı bu açıklamalarda bazı önemli noktalar dikkatimi çekti. Başlıcaları hakkındaki yorumlarımı aşağıda sunuyorum.<br>1) Atatürk diyor ki, 30 Ağustos zaferinin çeşitli etkenleri vardır. Bunlardan en önemlisi Türk milletinin, egemenliğini kayıtsız koşulsuz eline almış olmasıdır. Bu ifadeyi şöyle yorumlayabilirim: Eğer sözü edilen sahiplenme olmasaydı, kesinlikle başarı sağlanamazdı. Çünkü egemenlik İstanbul Hükümeti’nin elinde kalacaktı ki, onlar düşmana çoktan teslim olmuşlardı. Kendilerini öylesine âciz hissediyorlardı ki karşı çıkmak, mücadele etmek akıllarının ucundan bile geçmiyordu. Anadolu’yu çoktan gözden çıkarmışlardı. 30 Ağustos zaferiyle ne büyük bir felaketin önüne geçilmiş olduğu açıkça görülüyor.<br>2) “Afyonkarahisar-Dumlupınar Meydan Muharebesi ve onun son safhası olan 30 Ağustos Muharebesi, Türk tarihinin en önemli bir dönüm noktasını oluşturur. Onun kadar kesin sonuçlu yalnız bizim tarihimize değil, dünya tarihine yeni bir yön veren bir meydan muharebesi hatırlamıyorum.” Evet, bizim tarihimize yön verildiği gayet açık, Cumhuriyet rejiminin ve devrimlerin önü açılmış oldu. Peki, dünya tarihine nasıl yön verilmiştir? Yanıt şudur: Zamanın süper gücü olan İngiltere’nin yenilmezliği efsanesi yerle bir edilmiştir. Dünyanın tüm mazlum ülkeleri özgüven kazanmış, “biz de başarabiliriz” bilincine kavuşmuşlardır. Nitekim Hindistan’ın bağımsızlık lideri Gandhi ne diyordu: “Mustafa Kemal, İngilizleri yenene kadar Tanrı’yı da İngiliz sanıyordum.” Şunu hemen hatırlayalım ki, savaş aslında Türkiye ile İngiltere arasındaydı. Yunanlar sadece bir maşadan ibaretti.<br>3) “Genç Cumhuriyetimizin temeli sağlamlaştırılmıştır, sonsuz hayatı taçlandırılmıştır.” Atatürk’ün sıkça vurguladığı gibi Batı hep güçten anlamıştır. Büyük Zafer’e kadar bizimle, Sevr zihniyeti dışında bir anlaşma yapmaya yanaşmadı. Dolayısıyla Emperyalizme kuvvet göstermek gerekiyordu ve gösterildi. 30 Ağustos zaferi kazanılmadıkça bizi Lozan’a çağırmayacak, eşit koşullarda bir antlaşma yapmayacaklardı. Ancak, 30 Ağustos’la kuvvetimizi gördüler ve boyun eğdiler.<br>4) “Şehit kanları ve şehit ruhları Cumhuriyetimizin muhafızlarıdır.” Çünkü tarih zaferimizi yazacaktır. Şanlı tarihimizi okuyan kuşaklar gurur duyacaklar, o özverileri, kahraman atalarını örnek alacaklardır. O ruhla Cumhuriyetimizin koruyucusu olacak, ödevlerini unutmayacaklardır. Ne diyordu Atatürk: Türk çocukları atalarını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendilerinde kuvvet bulacaktır. Türk yetenek ve kudretinin tarihteki başarıları meydana çıktıkça, her Türk çocuğu kendisi için gereken atılım kaynağını o tarihte bulacaktır. Türk çocuğu o tarihten bağımsızlık fikrini kazanacaktır. O büyük başarıları düşünecek, harikalar yaratan atalarını öğrenecek, kendisinin de aynı kandan olduğunu görecek ve bu yetenekle kimseye boyun eğmeyecektir.<br>Şehit Asker Anıtı ise düşmana -Atatürk’ün vurguladığı gibi- Türk’ün 26 Ağustos-17 Eylül 1922’de ortaya koyduğu dayanılmaz güç ve şiddeti hatırlatacaktır. Yurdumuza saldırmaya asla cesaret edemeyeceklerdir; yeter ki, aynı kuvvete her bakımdan misliyle sahip olalım.<br>5) “Bir insan kendini milletiyle beraber hissettiği zaman ne kadar kuvvetli bulur, bilir misiniz?” Atatürk ‘muazzam bir kuvvet’ olarak hissettiği bu duyguyu, daha sonra 9/10 Ağustos 1928’de İstanbul Sarayburnu’nda da hissetmiş ve şöyle dile getirmiştir: Her zaman, her yerde olduğu gibi, bu gece burada da halk ile karşı karşıya geldiğim anda, büyük, azametli bir kuvvetin etkisi altında kaldığımı hissettim. Bu kuvvet nedir? Türk halkını, Türk toplumunu oluşturan yüksek insanların, kalp pınarlarından yükselen duyguların, arzuların, heyecanların, niyetlerin, bir noktada, bir hedefte, bir gayede birleşmesidir.</p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<p>Bir hedefte birleşmek… milletçe bir olmak!<br>30 Ağustos Zaferi her şeyden önce o görkemli birliğin eseridir.<br>Çünkü Millî Birlik bir milletin en büyük gücü, en etkili silahıdır.<br>Çünkü Millî Birlik ölümden başka her şeyi yener.<br>Millî Birliğimizin zaferi… 30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun!</p>



<p><strong><em><strong><em>_________________</em></strong></em></strong>.<br>(1) ATANAME /Egemenliğin Etkileri: 9; Savaş:10.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.azimvekarar.net/30-agustos-zafer-bayramimiz-kutlu-olsun/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KAĞNI</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/kagni/</link>
					<comments>https://www.azimvekarar.net/kagni/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Aug 2020 21:10:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ceyhun BALCI]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://azimvekarar.net/?p=1146</guid>

					<description><![CDATA[Ceyhun BALCI Bir kağnının ağır ama kararlı ilerleyişine gözlerimle, uzaklardan bile işitilebilen özgün gıcırtısına kulaklarıma tanık olduğum için kendimi şanslı sayarım. Kağnı topraklarımızın Hititlerden kalıt anıtsal varlıklarından birisidir! Bir İstiklâl savaşı madalyasına yakından baktığınızda bir yüzünde fonda doğan güneş, onun önünde Büyük Millet Meclisi ve en önde de bir kağnı olduğunu görürsünüz! Kurtuluş Savaşı’nın yapılmasında [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Ceyhun BALCI</p>



<p>Bir kağnının ağır ama kararlı ilerleyişine gözlerimle, uzaklardan bile işitilebilen özgün gıcırtısına kulaklarıma tanık olduğum için kendimi şanslı sayarım.</p>



<p>Kağnı topraklarımızın Hititlerden kalıt anıtsal varlıklarından birisidir!</p>



<p>Bir İstiklâl savaşı madalyasına yakından baktığınızda bir yüzünde fonda doğan güneş, onun önünde Büyük Millet Meclisi ve en önde de bir kağnı olduğunu görürsünüz!</p>



<p>Kurtuluş Savaşı’nın yapılmasında ve utkuya erişmesinde bunca canlı ve cansız varlık varken boyunduruk, kağnı evi ve bir çift ahşap tekerlekten oluşan kağnının istiklâl madalyasını onurlandırmasının anlamı büyüktür!</p>



<p>İnebolu’ya Karadeniz donanmasıyla getirilen cephane Anadolu içerine kağnılarla taşınmıştır. Yine Anadolu’nun çeşitli yerlerinden Kurtuluş Savaşı cephelerine silah başta olmak üzere her türden araç gereç alçakgönüllü ama bir o kadar tarihsel taşıt aracı kağnıyla ulaştırılmıştır.</p>



<p>Savaşın ve Cumhuriyet’in değerbilir kadroları çoğunlukla bir çift öküzün ama yerine göre atların, eşeklerin çektiği kadim taşıt aracı kağnıyı unutmamış!</p>



<p>Bir cansız varlık da olsa hakkını göz ardı etmemiş!</p>



<p>Cumhuriyet’i kuranlar küllerinden doğan ülkenin temeline kanlarıyla, canlarıyla harç koyanları madalyayla onurlandırmış!</p>



<p>Madalyanın üzerindeki görseller de ince ve soylu bir düşüncenin ürünü olarak çıkmış karşımıza!</p>



<p>30 Ağustos’u göz ardı edip, başka tarihsel başarıları onun önüne geçirme cinliğinin hemen her geçen gün yükseldiğini izliyoruz.</p>



<p>Kurtuluş Savaşı utkusu kağnının kamyonu yenmesiyle özdeşleştirilir.</p>



<p>Kağnının kamyonu yendiği gibi Cumhuriyetçiler ve Atatürkçüler de yobazlığı ve Cumhuriyet düşmanlığını yenme göreviyle karşı karşıyadır.</p>



<p>Aklı, vicdanı ve namusu olan herkesin bu göreve dört elle sarılması gerekir!</p>



<p>İstiklâl madalyasına görsel olan kağnı hemen her gün gözümün önündedir!</p>



<p>Savaşmış gazilere verilmiş olan İstiklâl madalyası dedemden babama, ondan da bana kaldı.</p>



<p>Canlı varlıklarımdan sonraki en önde gelen değerimdir!</p>



<p>Evimin sürekli yaşanan odasında en seçkin yerde asılıdır.</p>



<p>Her gün gördüğüm dede yadigârı İstiklâl madalyası inanç, direnç ve dayanç kaynağımdır!</p>



<p>Tıpkı kağnı gibi…</p>



<p>30 Ağustos, onu yok sayanlara inat kutlu olsun…</p>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.azimvekarar.net/kagni/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TÜRK TELEKOM’UN SUÇU NEYDİ?</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/turk-telekomun-sucu-neydi/</link>
					<comments>https://www.azimvekarar.net/turk-telekomun-sucu-neydi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Aug 2020 17:07:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ceyhun BALCI]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://azimvekarar.net/?p=1144</guid>

					<description><![CDATA[Ceyhun BalcıKüresel salgının alıştığımız yaşam biçimini değiştirmemiz gerektiği uyarısına kulak tıkayanların sayısı hâlâ oldukça fazla.Öngörüsüzlük, ileri görüş eksikliği ve umarsızlık bu uyarının göz ardı edilmesinde önde gelen etkenler.Bundan çok değil 9 y önce “hadi canım sen de” denilip geçilecek “uzaktan eğitim” öğrenim kaçınılmaz öğesine dönüştü. Hem milli eğitim bakanlığı hem de YÖK bu kaçınılmazlığa teslim [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Ceyhun Balcı<br>Küresel salgının alıştığımız yaşam biçimini değiştirmemiz gerektiği uyarısına kulak tıkayanların sayısı hâlâ oldukça fazla.<br>Öngörüsüzlük, ileri görüş eksikliği ve umarsızlık bu uyarının göz ardı edilmesinde önde gelen etkenler.<br>Bundan çok değil 9 y önce “hadi canım sen de” denilip geçilecek “uzaktan eğitim” öğrenim kaçınılmaz öğesine dönüştü. Hem milli eğitim bakanlığı hem de YÖK bu kaçınılmazlığa teslim olmuş durumda.<br>Uzaktan eğitim iletişim altyapısının ve internete erişiminin sorgulanmasını da zorunlu kıldı. Türkiye’nin her yerinde ve herkeste sağlıklı ve yeterli internet erişimi var mı? Varsa bile herkesin bu erişime ayıracak bütçesi var mı? Uzaktan eğitim eylemli olarak başladığında bu sorun çok daha fazla öne çıkacak.<br>Milli Eğitim Bakanı bu konuyla ilgili olarak GSM operatörleriyle görüşmelere başlandığının müjdesini verdi geçenlerde.<br>Bu haberi işitir işitmez acı acı gülümsemekten alamadım kendimi!<br>İlk aklıma gelen, birkaç yıllık cirosu karşılığında elden çıkartılan ve altın tepside yeni sahibine sunulan Türk Telekom oldu.<br>En çok gerekli olduğu sırada kamunun elinde bir iletişim altyapısı ve bu altyapıyı yöneten bir şirket olmadığı acı gerçeğiyle yüzleştirdi bizleri küresel salgın. Milli Eğitim Bakanlığı ülkenin gerçek sahipleri internete erişim sağlasın diye GSM şirketinin kapısında el avuç açacaklar belli ki!<br>Aman herkes internete erişsin!<br>Aman herkese ucuza verilsin türünden yalvarmalar kulağımda yankılanmaya başladı bile.<br>Küresel salgın saçtığı korku ve dehşetin yanı sıra son derece iyi bir öğretmen olarak da görevini yerine getiriyor.<br>Kamucu, devletçi ve toplumcu anlayış konulduğu mezardan ivedilikle çıkartılmalıdır.<br>Salgın sonrası dönem ancak bu şekilde iyi ve olabilen az zararla atlatılabilecektir.<br>Şimdi bir an için Türk Telekom’un bir kamu şirketi olarak kaldığını varsayalım!<br>Devlet kendi buyruğu altındaki bu şirkete her türlü kamucu ve toplumcu uygulamayı yaptırabilirdi.<br>İletişim altyapısının kamuya ait olmaktan çıktığı günümüzde devletin başındakilerin yapabileceği tek şey özel şirketlere yalvarmak ve onlardan sadaka dilenmektir.<br>Kamu varlıklarını haraç mezat elden çıkartıp milletin var ettiği şirketleri soyup soğana çevirenler yaptıklarından ötürü suçluluk duyuyorlar mıdır?<br>Biraz olsun utanıyorlar mıdır?<br>Ne gezer!<br>Türkiye, hemen her kesimden insanın utanmazlığı olağan saydığı bir karanlık dönem yaşamaktadır.<br>Güncel değişikliklerle boyut değiştiren eğitim-öğretim önceden olduğu gibi paran kadar olmanın yanı sıra internetin kadar olacaktır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.azimvekarar.net/turk-telekomun-sucu-neydi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>26 AĞUSTOS</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/26-agustos/</link>
					<comments>https://www.azimvekarar.net/26-agustos/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[mustafa kemal tutgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Aug 2020 20:34:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Suay KARAMAN]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://azimvekarar.net/?p=1139</guid>

					<description><![CDATA[SUAY KARAMAN Bugün 26 Ağustos: Büyük Taarruzun başladığı, cumhuriyetimizin temellerinin atıldığı gün. 26 Ağustos 1922 sabahı gürleyen top sesleri, özgürlüğü ve bağımsızlığı yok edilmek istenen bir ulusun kurtuluşunu müjdeliyordu. Kocatepe’den Dumlupınar’a, Çiğiltepe’den Sincanlı Ovası’na akan taarruz kolları, bağımsızlık uğruna binlerce genç insanın yaralanmasına ve şehit düşmesine yol açarken, aynı zamanda özgürlüğe giden yolu da açıyordu. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" src="https://www.azimvekarar.net/wp-content/uploads/2020/08/suayhoca26-1-3-768x1024.jpg" alt="" class="wp-image-1141"/></figure>



<p>SUAY KARAMAN</p>



<p>Bugün 26 Ağustos: Büyük Taarruzun başladığı, cumhuriyetimizin temellerinin atıldığı gün. 26 Ağustos 1922 sabahı gürleyen top sesleri, özgürlüğü ve bağımsızlığı yok edilmek istenen bir ulusun kurtuluşunu müjdeliyordu. Kocatepe’den Dumlupınar’a, Çiğiltepe’den Sincanlı Ovası’na akan taarruz kolları, bağımsızlık uğruna binlerce genç insanın yaralanmasına ve şehit düşmesine yol açarken, aynı zamanda özgürlüğe giden yolu da açıyordu. Yetenekli ve kararlı bir komuta kademesi elinde kazanılan 30 Ağustos Başkomutanlık Meydan Savaşı sonucunda, 9 Eylül tarihinde İzmir’de, emperyalist güçler yurdumuzu terk etmek zorunda kalmıştı.</p>



<p>98 yıl önce bugünlerde 26 Ağustos, özgürlüğü ve bağımsızlığı yok edilmek istenen bir ulusun kurtuluşunu müjdeliyordu. Vatanın kurtulması için güç birliği yapan Anadolu insanının bağımsızlığını müjdeliyordu. 98 yıl sonra Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı ve 26 Ağustos’u, bugünkü siyasal ortamla birlikte düşünelim. Ulusal Kurtuluş Savaşımızın kahramanlarına karşı yapılan hainlikleri düşünelim. Emperyalizmin görünen ve bilinen oyunlarıyla parçalanmak istenen ülkemizi, bir araya gelemeyen aynı görüşü savunan insanlarla birlikte düşünelim. Ancak ne olursa olsun umudumuzu yitirmeyelim. Mücadele edeceğiz ve sonunda kazanacağız. 26 Ağustos cumhuriyetimizin temellerinin atıldığı gün kutlu olsun&#8230;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.azimvekarar.net/26-agustos/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
