<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Köşe Yazıları &#8211; Azim ve Karar</title>
	<atom:link href="https://www.azimvekarar.net/category/kose-yazilari/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.azimvekarar.net</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 05 Jul 2023 09:33:48 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>YÜZ YIL ARAYLA HAREMLİK SELÂMLIK</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/yuz-yil-arayla-haremlik-selamlik/</link>
					<comments>https://www.azimvekarar.net/yuz-yil-arayla-haremlik-selamlik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ceyhun Balcı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Jul 2023 09:33:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ceyhun BALCI]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://azimvekarar.net/?p=5327</guid>

					<description><![CDATA[Cumhuriyetin 100. Yılında konuya ilişkin yayınlar da ardışık olarak okurla buluşuyor. Yüzüncü yılda Cumhuriyetin geldiği noktaya hemen her gün değiniliyor. Henüz okurla buluşan bir kitap 100. Yılda Cumhuriyetin ilk yılını zamandizinsel olarak anlatmış. Bugün yaşadıklarımızla karşılaştırdığımızda canımızı sıksa da kitap pek çok yararlı bilgi içeriyor. Geçtiğimiz günlerde Bursa’da bir mahalle muhtarı düğünlerde haremlik-selâmlık uygulamasına övgüler [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p></p>



<p>Cumhuriyetin 100. Yılında konuya ilişkin yayınlar da ardışık olarak okurla buluşuyor. Yüzüncü yılda Cumhuriyetin geldiği noktaya hemen her gün değiniliyor.</p>



<p>Henüz okurla buluşan bir kitap 100. Yılda Cumhuriyetin ilk yılını zamandizinsel olarak anlatmış. Bugün yaşadıklarımızla karşılaştırdığımızda canımızı sıksa da kitap pek çok yararlı bilgi içeriyor.</p>



<p>Geçtiğimiz günlerde Bursa’da bir mahalle muhtarı düğünlerde haremlik-selâmlık uygulamasına övgüler dizdi diye okuduk basında. Yetkisiyle de göreviyle de bağdaşmayan bir durumdu. Türkiye’nin yüzüncü yılda içine düştüğü gericilik sarmalıyla pek uyumlu olduğu da kuşkusuzdu. Birilerine selâm çakma ya da yaranma amaçlı olduğu da…</p>



<p>Yüzyıl önceye gidelim.</p>



<p>Aralık, 1923!</p>



<p>İstanbul emniyet müdürlüğü bir genelgeyle tramvaylardaki haremlik-selâmlık uygulamasını kaldırır. Devrimlerin d’sinin, laikliğin l’sinin akla bile getirilemediği zamanda İstanbul emniyeti bu kararıyla büyük dönüşümün, devrimin işaret fişeğini ateşlemiş demek abartı olmaz.</p>



<p>Bu uygulamanın kaldırılması için kadınla erkeği ayıran perdenin varlığına son vermek yetmiştir. Tramvaylardaki kaçgöçe eşdeğer bu uygulama kadının özgüvenini yerle bir ederken erkeğe de ırz düşmanı yaftası yapıştırmış olmaktadır.</p>



<p>Ayrıca, bu perdeler barındırdıkları kir ve mikrop nedeniyle bir toplum sağlığı sorunu oluşturmaktadır. Hava akımıyla uçuştuklarında iki bölümü biribirinden ayırma işlevini de yitirmektedir.</p>



<p>Cumhuriyetin ilânından yalnızca 2 ay sonra yaşama geçirilen bu devrimsel uygulamayla Türkiye Cumhuriyeti’nin izleyeceği yolla ilgili olarak da önemli bir ipucu verilmiş oluyordu.</p>



<p>Anayasa yerli yerinde dururken ama buna karşılık anayasa hemen her gün pek çok kez çiğnenirken Bursa’dan yükselen çağdışı sese şaşırmak gereksizleşiyor.</p>



<p>Bursa muhtarından yükselen sesin uygulamaya geçip geçmemesi çok da önemli sayılmaz.</p>



<p><strong>“Söylentisi gerçekleşmesinden kötü”</strong> olan gelişmelerden birisi olarak okunmalıdır muhtarın sözleri. Böylesi bir ayrımcılığın dile getirilmiş olması bile başlı başına ürperticidir, ürkütücüdür.</p>



<p>Ülkeyi kurtarıp Cumhuriyeti kuranlar, devrimleri yaşama geçirdikten sonra sonsuzluğa göçmüş olanlar bugün ayağa kalkıp olanı biteni görseler en hafif deyişle kahrolurlardı. Neyse ki böyle bir durumun yaşanması olasılığı yok diyerek kendimizi rahatlatalım.</p>



<p>Geçtiğimiz günlerde andığımız Madımak kalkışmasının öncülü 1930’da Menemen’de yaşanmıştı. Bu olayı öğrendiğinde, Atatürk’ün <strong>“Menemen’i haritadan silin!”</strong> diye tepki verdiği söylenir. “Ville maudite” (istenmeyen şehir) olarak da tanımlanan bu durum yaşanmamış olsa da kurtarıcı, kurucu ve devrimcinin duyarlılığını yansıtması bakımından hiç akıldan çıkartılmaması gereken bir tepki olduğu da kuşkusuzdur.</p>



<p>En büyük eseri Cumhuriyet’i gözbebeği gibi koruyanlara inat gerici Yeni Türkiye’nin düzeysiz, niteliksiz ve densiz ucuz kahramanları köşeli çıkışlarıyla sahneden inmeye niyetleri olmadığını her fırsatta haykırır gibiler.</p>



<p>Dinci gericilik surda bir kez delik açtığında başa çıkılması zor.</p>



<p>Yaşadıklarımıza hemen her gün eklenen yeni halkalar bu zorluğu gözümüzün içine sokan cinsten.</p>



<p><strong>Kaynakça</strong></p>



<p>Cumhuriyet’in İlk Yılı, 29 Ekim 1923 – 29 Ekim 1924, Yapı Kredi Yayınları, 2023, İstanbul.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.azimvekarar.net/yuz-yil-arayla-haremlik-selamlik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YİRMİ BİRİNCİ YÜZYILDA ENDÜLJANS</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/yirmi-birinci-yuzyilda-enduljans/</link>
					<comments>https://www.azimvekarar.net/yirmi-birinci-yuzyilda-enduljans/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ceyhun Balcı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Nov 2022 11:39:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ceyhun BALCI]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazarları]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://azimvekarar.net/?p=4529</guid>

					<description><![CDATA[Erişkedeki haber yazının başlığına esin kaynağı oldu. https://www.veryansintv.com/cennet-mujdeleyen-muftu-simdi-de-cumhuriyeti-hedef-aldi/ Endüljans, işlenen günahların kabulü koşuluyla bir miktar para karşılığında tanrı katında affa uğrama ya da suçun hafifletilmesi olarak tanımlanmış. Hıristiyanlık ortamında kendisini gösteren bu uygulamanın zamanla cennetten yer ayarlanmasına evrildiği de söylenir. Bir yerde kutsal kılıflı para alışverişi varsa ayrıcalıklı birilerinin bu paradan pay alması da son [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-image size-full"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="960" height="720" src="https://www.azimvekarar.net/wp-content/uploads/2022/10/C.-Balci.jpg" alt="" class="wp-image-4515" srcset="https://www.azimvekarar.net/wp-content/uploads/2022/10/C.-Balci.jpg 960w, https://www.azimvekarar.net/wp-content/uploads/2022/10/C.-Balci-300x225.jpg 300w, https://www.azimvekarar.net/wp-content/uploads/2022/10/C.-Balci-768x576.jpg 768w" sizes="(max-width: 960px) 100vw, 960px" /></figure>



<p>Erişkedeki haber yazının başlığına esin kaynağı oldu.</p>



<p><a href="https://www.veryansintv.com/cennet-mujdeleyen-muftu-simdi-de-cumhuriyeti-hedef-aldi/">https://www.veryansintv.com/cennet-mujdeleyen-muftu-simdi-de-cumhuriyeti-hedef-aldi/</a></p>



<p>Endüljans, işlenen günahların kabulü koşuluyla bir miktar para karşılığında tanrı katında affa uğrama ya da suçun hafifletilmesi olarak tanımlanmış. Hıristiyanlık ortamında kendisini gösteren bu uygulamanın zamanla cennetten yer ayarlanmasına evrildiği de söylenir.</p>



<p>Bir yerde kutsal kılıflı para alışverişi varsa ayrıcalıklı birilerinin bu paradan pay alması da son derece olağan karşılanmalı. Bir tür komisyon diyelim.</p>



<p>Günümüzden beş yüz yıl kadar önce din devriminin filizlenmesine de katkıda bulunan endüljans özellikle Batı toplumlarının gündemindeki yerini ancak bir tarihsel olgu olarak koruyor.</p>



<p>Dinselliğin gündelik yaşamdan çıkartılması Türkiye’de Cumhuriyet ve devrimleri sayesinde gerçekleşebildi. Coğrafyamızda dinselleşmenin her türüne rastlansa da endüljansa rastlandığı söylenemezdi. Bugün yeniden doğdu diyebiliriz. İçimiz kan ağlayarak!</p>



<p>Din adamlarının el üstünde tutulduğu, her ortamda öne çıkartılarak baskın kimlik kazandırıldığı günümüz Türkiyesi endüljansın var olması için elverişli koşullarla donatıldı.</p>



<p>Tarikatler, cemaatler ve benzeri oluşumlar <strong>“sivil toplum kuruluşları”</strong> ve <strong>“kanaat önderliği”</strong> olarak kutsandı. Geçtiğimiz 20 yıl boyunca hızlanan bu sürecin öncesinin olduğu unutulmamalı.</p>



<p>Emperyal destekli cemaat yapılanması FETÖ, işi iktidara doğrudan gelmeye götürünce dur demek akıl edilebildi. Şimdilerde her geçen gün yoğunlaşan tarikat ve cemaat etkinlikleri de devlet yönetimine istekli olmadıkça alabildiğine hoşgörüyle karşılanıyor. İktidarı ele geçirme noktasına ilerlerlerse hak ettikleri yanıtı alacaklardır.</p>



<p>Günümüz Türkiyesi’nde cennet pazarlamacılığı yapan din adamı görünümlü varlık diğer yandan Atatürk’e ve en büyük eserine yönelttiği tepkisiyle kendisi gibilerin varlığına son veren gücü hedeflemiş oluyor.</p>



<p>Kendi açısından hedef seçimi son derece yerindedir.</p>



<p>Bir yandan etnik ayrılıkçılar diğer yandan dinci gericiler iş başındadır.</p>



<p>Biribirlerine karşıt gibi görünseler de hedef birliği bakımından en küçük ayrılıkları yoktur.</p>



<p>Din, bir inanç alanı olmaktan çıkartılarak gündelik siyasetin kaldıracına dönüştürülürse bugün Türkiye’de yaşananlar ortaya çıkar.</p>



<p>Takvimler ilerlerken, toplumsal düzen gerilemiş, çağdaş değerler aşınmış olur.</p>



<p>Bu olumsuzluk da <strong>“ne yapalım ki halk böyle istedi”</strong> nitelemesiyle tarihe geçer.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.azimvekarar.net/yirmi-birinci-yuzyilda-enduljans/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>VATANDAŞ NEDEN KURBANLIK DERDİNDE ya da GERÇEK KURBAN KİM?</title>
		<link>https://www.azimvekarar.net/vatandas-neden-kurbanlik-derdinde-ya-da-gercek-kurban-kim/</link>
					<comments>https://www.azimvekarar.net/vatandas-neden-kurbanlik-derdinde-ya-da-gercek-kurban-kim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Kaymakçı]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 Jul 2022 11:17:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa KAYMAKÇI]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://azimvekarar.net/?p=4013</guid>

					<description><![CDATA[Mustafa Kaymakçı Kırmızı et fiyatlarında olağan üstü artışlar yaşanıyor ve bir de Kurban Bayramı gelince yurttaşlarımız kurbanlık hayvana erişemiyor. Türkiye,1980 yıllardan itibaren kırmızı et açığını gidermek için sürekli olarak AB ülkeleri dahil birçok ülkeden damızlık hayvan ve karkas et ithal ediyor. Dışalım ile karkas et fiyatlarında artışı önlemek olası oldu mu? Ortaya çıkan sorunun temeli [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Mustafa Kaymakçı</strong></p>



<p>Kırmızı et fiyatlarında olağan üstü artışlar yaşanıyor ve bir de Kurban Bayramı gelince yurttaşlarımız kurbanlık hayvana erişemiyor.</p>



<p>Türkiye,1980 yıllardan itibaren kırmızı et açığını gidermek için sürekli olarak AB ülkeleri dahil birçok ülkeden damızlık hayvan ve karkas et ithal ediyor. Dışalım ile karkas et fiyatlarında artışı önlemek olası oldu mu?</p>



<p>Ortaya çıkan sorunun temeli neo-liberal politikalardan kaynaklanıyor.</p>



<p><strong>Neo-liberal politikalar hayvancılığa nasıl yansıtıldı?</strong></p>



<p>Kırmızı et ve süt üretiminin artışı için özellikle 1980’li yıllardan sonra kurulan denklem: “Türkiye Hayvancılığı =Sığırcılık&nbsp; +Tavukçuluk” şeklinde oldu.</p>



<p>Denklem böyle kurulunca, sığır ve tavuk türü öne çıkarıldı. Şirketleşmeler önerildi. Bunun nedeni şuydu; Dünya’da çok güçlü sığırcılık ve tavukçuluk lobileri, daha doğrusu küresel tekelci şirketler vardı ve bunlar damızlık dahil her türlü girdileri, Dünya Bankası’nın sağladığı desteklerle Türkiye’yi bir pazar durumuna getirmek istiyorlardı. Tekelci şirketlerin amaçları, içerideki işbirlikçileri de devreye sokularak gerçekleştirildi ve koyun ve keçi yetiştiriciliği unutuldu.</p>



<p>Bu doğrultuda, merkez ülkelerin denetimindeki Dünya Bankası gibi örgütler aracılığıyla “<em>Sizin süte&nbsp; ve kırmızı ete ihtiyacınız var</em> “diye uzun süre ödemeli ve düşük faizlerle kaynaklar aktarıldı. Kaynak verildi, ancak&nbsp; “<em>Sığırlarımızı alın”</em> dediler.&nbsp; Türkiye’de başlatılan sığır ithali, günümüzde de devam ediyor. Bununla birlikte sığır yetiştiriciliğine ağırlık verilen bir hayvancılık politikası istenilen sonucu vermedi.</p>



<p><em>“Sığır ve tavuk yetiştiriciliğinin geliştirilmesi için olağanüstü destekler sağlandı</em>” dedim. Burada yanlış anlamalara meydan vermemek için şunu söylemek gerekiyor. Elbette sığır ve tavuk yetiştiriciliğine desteklemeler gerekiyordu, ancak onlar desteklenirken koyunun ve keçinin hiç dikkate alınmaması, en azından aymazlık oldu.</p>



<p>Diğer yandan bu türler için önerilen üretim sistemleri ve işletme büyüklükleri de Türkiye için uygun modeller olmadı.</p>



<p>İleri sürülen üretim modeli ise 2000–3000 başlık dev işletmelerin kurulmasını şeklinde ortaya çıktı..</p>



<p>Türkiye’deki sığırcılık işletmelerinin neredeyse yüzde 90’ında sığır sayısı 20 başın altında. İşletmelerde ortalama sığır sayısı ise en fazla 9 baş. Buradan şu ortaya çıkıyor; Birincisi, et ve süt üretimi, büyük ölçüde küçük ve orta ölçekli işletmelerden sağlanıyor. İkincisi, bu işletmeler tarımdaki işgücünün neredeyse tümünü barındırıyor.</p>



<p>Oysa bırakınız Türkiye gerçeğini Avrupa’da bile Dev sığırcılık işletmeleri egemen değildi. AB’de, sığırcılık işletmelerinin yüzde 25’inde sığır sayısı 30–40 baş ve yüzde 30’unda da 50–99 baş arasında değişiyor</p>



<p>Kısaca Türkiye tarım işletmelerinin büyük bir çoğunluğu, küçük ve orta ölçekli işletmelerdi. Ancak bunların nerdeyse hiç desteklenmemeleri nedeniyle nüfus başına hayvan sayısı; sığır sayısının yanında özelde koyun ve keçide fazlasıyla azaldı.</p>



<p>Bunlara ek olarak, Güneydoğu ve Doğu Anadolu Bölgelerinde terör eylemleri ve kaçak hayvan girişleri özellikle koyunculuğu olumsuz olarak etkiledi.</p>



<p>Bunların dışında kentlerdeki tüketicilerin kimileri koyun ve keçi etinden, olumsuz ancak kasıtlı söylentiler nedeniyle kaçar oldu. Sonuçta koyun sayısı önce hızla azaldı, sonra biraz artış gösterdi. Ancak nüfus başına düşen koyun sayısı açısından rakamlar karşılaştırıldığında 40 yıl önce nüfus başına 1 koyun düşerken günümüzde bu sayı nerdeyse 3 kişiye 1 koyun durumuna düştü. Keçi sayısında azalma daha vahim.</p>



<p>Ancak bu durum, Türkiye kırmızı et tüketiminde alarm zillerinin çalmasını neden oldu. Dışarıdan sürekli sığır, koyun, karkas ve de süt tozu geldiği halde fiyatlar aşırı yükseldi. Türk halkı sağlıklı beslenmeden uzak duruma geldi.</p>



<p>Tüketici bu durumda iken hayvan yetiştiricisi de yukarıda değinildiği üzere para kazanamadığı için &nbsp;kırsal kesime göç etti.</p>



<p><strong>Tarımda da ortaya çıkan bu durum, neo-liberal politikaların sonucu değil mi?</strong></p>



<p>Sözgelişi, özelleştirmeler ile, &nbsp;devletin piyasa malları üretimi, piyasayı düzenlemede kural koyucu işlevi ve sosyal devletle ilgili kamu hizmetleri gibi başlıca üç müdahale alanından çekilmesi gerçekleştirilmedi mi?</p>



<p>Böylelikle, tekelci sermayeye yeni kar alanları açılmadı mı? Devlet, sosyal niteliğinden uzaklaştırılarak, devlet-yurttaş ilişkisi yerine tüketici ilişkisi oluşturularak yurttaşın devletle bağı, en alt düzeye indirilmedi mi?</p>



<p>Emperyal sisteme dokunmayınca iç ve dış sömürüye karşı çıkmak olası mı?</p>



<p>Yazımı bitirirken sağlık alanında herkesin duyduğu büyük bir üzüntüyü de paylaşmak istiyorum.6 Temmuz 2022 günü Türkiye, Konya Şehir Hastanesi’nde yaşanan cinayetle sarsıldı. Annesini kaybeden katil, hastanede kardiyoloji uzmanı Doktor Ekrem Karakaya’yı silahıyla öldürdü. Şiddetle kınıyorum. Sağlıkçılara baş sağlığı diliyorum.</p>



<p>Ancak “<em>ortaya çıkan bu sorunun da kök nedeni olan neo-liberalizmin sağlıkta yansımasını tartışmanın gereği de çoktan gelmiş bulunuyor</em>” diye düşünüyorum. Çünkü bir kamu hizmeti olan sağlık,1980’li yıllardan sonra aşama aşama paralı duruma dönüştürüldü. Son 20 yıl içinde kamu hastanesi sayısı yüzde 16,özel hastane sayısının yüzde 110 arttığı bildiriliyor. Buna karşılık milletin yüzde 95’inden fazlası kamu hastanelerine gidince, günah keçisi arayan kimi ruhen sakatlanmış kişiler, sağlıkta derinleşen sorunların faturasını, doktora, hemşireye ve diğer sağlık çalışanlarına kesmeye &nbsp;&nbsp;&nbsp;yöneldiler . Şimdi sorulması gereken soru şu: Sağlık sorunlarının çözümü için neo-liberal politikalar &nbsp;sürdürülecek mi? Sağlıkta da adalet sağlanacak mı? İktidar ya da iktidara aday olanlar buna yanıt vermek zorunda.</p>



<p>Kurban Bayramınızı kutluyorum.</p>



<p><strong>Azim ve Karar, 8 Temmuz 2022</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.azimvekarar.net/vatandas-neden-kurbanlik-derdinde-ya-da-gercek-kurban-kim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
